ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, her iki kurumun subaylarına olan ‘güvenlerini’ yineledi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Hazine Bakanlığı’nın Hizbullah ile bağlantılı Lübnanlı ve İranlı isimlere yönelik son yaptırımları, önceki benzer kararlar gibi yalnızca siyasi bir adım olarak değerlendirilmedi. Söz konusu yaptırımların, 29 Mayıs’ta Washington’da yapılması planlanan ve Güney Lübnan’daki güvenlik durumunun geleceği ile Lübnan devletinin yasa dışı silahların kontrolündeki rolünün ele alınmasının beklendiği güvenlik toplantısı öncesinde, Lübnan devleti ile askeri kurumlarına doğrudan mesaj niteliği taşıdığı yorumları yapıldı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırımlar, ilk kez resmi güvenlik kurumlarında görev yapan subayların hedef alınmasıyla dikkat çekti. Bu gelişme, Washington yönetiminin Hizbullah ve siyasi müttefiklerine yönelik baskı aşamasından çıkarak doğrudan resmî kurumlara uyarı verme ve hükümet ile güvenlik kararlarının uygulanmasında herhangi bir ihmal ya da engellemeye karşı mesaj gönderme aşamasına geçtiği şeklinde değerlendirildi.

Lübnan tarafından resmi bir açıklama yapılmazken, bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, yaptırımların zamanlamasının ‘soru işaretleri doğurduğunu’ belirtti. Kaynaklar, “Böyle bir adıma işaret eden herhangi bir atmosfer yoktu, ancak ABD Hazine Bakanlığı’nın kendi değerlendirmeleri var” ifadesini kullanırken, söz konusu yaptırımların müzakere sürecine olumsuz yansıyabileceğini kaydetti.

ABD’nin mesajı: Siyasi karar yeterli değil... Önemli olan uygulama

Yaptırımların, Lübnan ile ABD arasında Washington’da yapılacak güvenlik toplantısından yalnızca birkaç gün önce açıklanması dikkat çekti. Bu süreçte uluslararası toplumun, silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki taahhütlerini yerine getirmesi için Lübnan üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Washington yönetimi, ordu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nde görev yapan subayları hedef alarak, sorunun artık yalnızca Lübnan hükümeti içinde siyasi bir kararın varlığıyla sınırlı olmadığını, asıl meselenin yürütme ve güvenlik kurumlarının bu kararları sahada ne ölçüde uygulayabildiği olduğunu ortaya koymak istedi. Meşrık Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Sami Nadir, yaptırımların Lübnan kurumları içindeki ‘derin devleti’ hedef aldığını söyledi. Nadir, Washington açısından sorunun artık sadece siyasi karar eksikliği değil, bu kararların güvenlik ve askeri kurumlar içinde fiilen uygulanmaması olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Nadir, ABD’nin yaptırımlar yoluyla Lübnan hükümetinin belirli dönemlerde güvenlik yükümlülükleri ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla ilgili kararlar aldığını, Lübnan ordusunun da uygulama planları hazırladığını kabul ettiğini belirtti. Ancak Nadir’e göre, Amerikan değerlendirmesi bu kararların devlet içindeki bazı unsurlar tarafından yavaşlatıldığı veya engellendiği, bunun da Hizbullah’ın resmî kurumlar içindeki nüfuzunun sürmesine imkân tanıdığı yönünde.

İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)

Nadir, yaptırımların öneminin yalnızca Hizbullah’ın siyasi çevresini hedef almakla sınırlı kalmamasından kaynaklandığını belirterek, bunun aynı zamanda güvenlik ve askeri karar alma mekanizmaları içinde nüfuz bulunduğuna yönelik doğrudan bir suçlama anlamı taşıdığını söyledi. Nadir’e göre Washington, sorunun artık Bakanlar Kurulu’nda karar alınması değil, kararların yayımlanmasının ardından bunların uygulanmasından sorumlu güvenlik ve yürütme kurumlarında yaşanan süreç olduğunu vurguluyor.

Nadir, “İlk kez resmi görevdeki subayların hedef alınması büyük siyasi ve güvenlik anlamı taşıyor. Çünkü bu durum, bazı kurumlar içinde güvenlik durumunun kontrol altına alınması veya hükümet kararlarının uygulanmasına ilişkin görevlerin yerine getirilmesini engelleyen unsurlar bulunduğuna dair Amerikan kanaatini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede yaptırımların, Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan yönetimine yönelik baskıyı artırmayı amaçlayan kademeli Amerikan stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Nadir, bunun ‘uygulama mekanizmasını serbest bırakma’ amacı taşıdığını ve Lübnan devletini kararların uygulanması ile ‘Hizbullah’ın silahları dosyası’ konusunda daha net taahhütler vermeye zorlamayı hedeflediğini söyledi.

Yaptırımların ayrıntıları: Subaylar, milletvekilleri ve İran Büyükelçisi

Yaptırımlar kapsamında Beyrut’taki İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani de yer aldı. Ayrıca Hizbullah milletvekilleri Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan ile eski bakan Muhammed Finiş yaptırım listesine dahil edildi.

Liste, Emel Hareketi’nden iki üst düzey ismi de kapsadı: Ahmed Baalbeki ve Ali es-Safavi. Bunun yanı sıra, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasıruddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade de yaptırımlara hedef oldu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)

ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesinde yer alan kişilerin ‘Lübnan’daki parlamento, ordu ve güvenlik kurumlarının içine sızmış durumda’ olduklarını belirterek, bu isimlerin Hizbullah’ın devlet kurumları içindeki nüfuzunu korumaya çalışmak ve barış sürecini engellemekle suçlandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Hizbullah’ın ‘terör örgütü’ olduğunu ve tamamen silahsızlandırılması gerektiğini vurguladı. Bessent, Washington’un, örgütün şiddet faaliyetlerini sürdürmesine ve kalıcı barışın önlenmesine imkân tanıyan yetkilileri hedef almaya devam edeceğini ifade etti.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın finansal ağlarını bozacak bilgilere ulaşılması karşılığında 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu. Bu adımın, Washington’un önümüzdeki dönemde siyasi, mali ve güvenlik alanlarındaki baskıyı daha da artırma niyetinin bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor.

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün yanıtı: Devlete bağlılığın teyidi

ABD’nin suçlamalarına karşılık olarak Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, yayımladıkları açıklamalarla hızlı bir şekilde yanıt verdi. Açıklamalarda ‘sadakatin kuruma ve vatana olduğu’ vurgulandı.

Lübnan Ordu Komutanlığı, tüm subay ve askerlerin ‘ulusal görevlerini tam bir profesyonellik ve sorumlulukla yerine getirdiğini’ belirtti. Ordunun açıklamasında, personelin sadakatinin yalnızca ‘askeri kuruma ve vatana’ olduğu ifade edilerek, görevlerin herhangi bir baskı ya da dış etki olmaksızın yerine getirildiği kaydedildi.

Genel Güvenlik Müdürlüğü de yaptığı açıklamada, subay ve personeline tam güven duyduğunu belirtti. Kurum, çalışanların yasa ve yönetmeliklere bağlılıkla görev yaptığını ve ‘herhangi bir dış dayatma ya da baskıdan uzak’ şekilde hareket ettiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, tespit edilecek herhangi bir ihlalin yasal ve adli soruşturmaya tabi tutulacağı ifade edildi.

Hizbullah ve Emel: Yaptırımlar devlete yönelik sindirme ve baskı

Hizbullah, ABD’nin uyguladığı yaptırımları ‘Lübnan halkını korkutmaya yönelik bir Amerikan girişimi ve devletin egemenliği ile güvenlik kurumlarına yönelik bir saldırı’ olarak değerlendirdi.

Hizbullah, yaptırımların kendi tercihlerini etkilemeyeceğini vurgulayarak, resmi görevdeki subayların hedef alınmasını ‘güvenlik kurumlarını Amerikan vesayetinin koşullarına boyun eğdirmeye yönelik açık bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Emel Hareketi ise kendisine yakın isimleri kapsayan yaptırımların ‘kabul edilemez’ olduğunu belirterek, bunun hareketin siyasi rolünü ve devlet içindeki konumunu hedef aldığını ifade etti.

Hizbullah Meclis Grubu da milletvekilleri ve subaylara yönelik yaptırımları kınayarak, bunların Lübnan içişlerine doğrudan müdahale niteliği taşıdığını ve devlet kurumlarına baskı kurarak Amerikan taleplerine uyum sağlamaya zorlamayı amaçladığını savundu.



İsrail, Gazze’deki aktivistlere ya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte öldürülmek arasında bir seçim mi sunuyor?

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
TT

İsrail, Gazze’deki aktivistlere ya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte öldürülmek arasında bir seçim mi sunuyor?

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

“İşgal güçlerinden telefon aldı ve kendisine ailesiyle birlikte bombalanmak ya da tek başına öldürülmek arasında seçim yapması söylendi.” Son dönemde Gazze Şeridi’nde, İsrail’in doğrudan hedef alarak öldürdüğü bazı Filistinli grupların mensuplarının aileleri tarafından dile getirilen benzer anlatımlar sıkça gündeme geliyor. Söz konusu kişiler, küçük sokaklarda veya ana caddelerde yürürken, konutların ve apartmanların çatılarında ya da aileleriyle birlikte yaşadıkları sığınma merkezlerinde İsrail’in doğrudan saldırılarına maruz kaldı.

Bu anlatımların son örneği, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) çarşamba günü öğle saatlerinde, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un merkezinde bulunan yerinden edilmiş kişilere yönelik bir sığınma merkezindeki odanın çatısında bulunan Muhammed el-Beyuk’u hedef almasıyla yaşandı. El-Beyuk’un, Şin-Bet bünyesinde görevli bir subaydan telefon aldığı ve subayın kendisine ailesiyle birlikte bombalanmak ya da tek başına öldürülmek üzere çatıya çıkmak arasında seçim yapmasını söylediği belirtildi. El-Beyuk’un ikinci seçeneği tercih etmesinin ardından küçük bir füzeyle hedef alındığı aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın iletişime geçmeye çalıştığı el-Beyuk ailesinin bazı üyeleri konu hakkında yorum yapmayı reddederken, diğerleri anlatılanların doğru olduğunu teyit etti. Bunlar arasında, olay sırasında bölgede bulunan ve hedef alınan kişinin teyzelerinden birinin oğlu da yer aldı. Söz konusu kişi, el-Beyuk’un telefon görüşmesinin ardından tek başına dışarı çıkmasını engellemek amacıyla peşinden giden diğer teyzesinin ağır yaralandığını doğruladı.

Uymak zorunda kalmak

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklara göre, bu tür olaylar son birkaç ay içinde birçok kez tekrarlandı. Kaynaklar, son dönemde yaklaşık beş kişinin benzer durumlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Deyr el-Balah’taki el-Aksa Hastanesi’nin morgunda, yakınlarının cenazesi başında göz yaşı döken Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Deyr el-Balah’taki el-Aksa Hastanesi’nin morgunda, yakınlarının cenazesi başında göz yaşı döken Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

Kaynaklardan biri, bazı söylentilerde bu tür olayların çok sık yaşandığının öne sürüldüğünü, ancak güvenlik incelemelerinin ardından bu iddiaların doğru olmadığının anlaşıldığını ifade etti. Bununla birlikte, son üç ay içinde bu türden en az beş olayın yaşandığını kaydetti.

Kaynak, İsrail istihbarat subaylarından bu tür telefonlar alan kişilerin, aile üyelerini ölümden korumak amacıyla ailelerinden uzaklaşmak ve söyleneni yerine getirmek zorunda kaldıklarını belirtti. Bunun İsrail’in doğrudan infaz uyguladığının ve aktivistleri ailelerinin başına gelebileceklerle korkutmaya çalıştığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Kaynak, İsrail’in sorgulamalar sırasında güvenlik bilgisi vermeyi reddetmeleri halinde yakınlarını öldürmekle tehdit ettiği çok sayıda tutukluya da benzer yöntemler uyguladığını, bazı tutuklulara ise psikolojik baskı kurmak amacıyla öldürülen çocuklarının ve yakınlarının fotoğraflarını gösterdiğini hatırlattı.

Kaynak, tespit edilen tüm vakalardaki kişilerin askeri faaliyetlerle bağlantılı aktivistler olduğunu belirtti. Üst düzey yöneticiler ve sahada öne çıkan komutanların ise çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi pahasına dahi olsa ağır saldırılar, füzeler ve çok sayıda kamikaze İHA kullanılarak düzenlenen operasyonlarla suikasta uğradığını ifade etti.

İmajını aklama

Kaynaklar, bu yöntemin “işgal güçlerinin Filistinlilere karşı merhametli olduğu ya da dünya kamuoyu nezdinde imajını aklamaya çalıştığı anlamına gelmediği” konusunda görüş birliğine vardı. Kaynaklar, çok sayıda hava saldırısının kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ölümüne yol açmaya devam ettiğini vurguladı.

 Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 28 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 28 Ekim 2026 (Reuters)

Bununla birlikte İsrail’in, kendisine yönelik uluslararası eleştirilerin devam etmesi ve bu konuda ABD ile varılan mutabakat çerçevesinde, kendi ifadesiyle ‘ikincil kayıpları’ azaltmaya çalıştığı görülüyor. İbranice yayımlanan Haaretz gazetesi, geçen eylül ayının başında bu yönde bir haber yayımlamıştı.

Gazeteye göre ABD ve İsrail, Gazze Şeridi’nde güç kullanımı konusunda bir mutabakata vardı. Haberde, ABD yönetiminin istisnai durumlar dışında İsrail’in operasyonlarına müdahale etmediği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan Gazze’deki güçlerini dizginlemesini istemediği belirtildi.

Haaretz, ABD’nin özellikle sivil kayıpların yaşandığı olaylara odaklandığını, Hamas mensubu aktivistleri küçük bomba ve füzelerle hedef alan İHA’ların kullanılması sonucunda sivil kayıpların nispeten azaldığını kaydetti.

Sahadaki kaynaklardan biri ise söz konusu haberleri değerlendirerek bunların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kaynak, son dönemde bir aktiviste yönelik suikast girişimi sırasında veya gelişigüzel bombardımanın devam etmesi nedeniyle düzenlenen hava saldırılarında sivillerin hayatını kaybettiğini belirtti. Bu çerçevede çarşamba günü, Han Yunus’un güneyindeki el-Mevasi bölgesinde, Gazze Şeridi’ne giren malların hareketliliğini takip etmekle görevli hükümet bakanlıklarına bağlı bir noktaya düzenlenen saldırıya dikkat çekti. Söz konusu saldırıda sivillerin yanı sıra çalışanlar ve tüccar temsilcilerinin de hayatını kaybettiğini ifade etti.

Hava saldırıları ve hedef almalar

Sahadaki gerilimin tırmanması kapsamında, İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir aracın içindeki iki Filistinliyi hedef alan hava saldırısında iki kişi hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nın batısında bulunan es-Saftavi bölgesine düzenlenen hava saldırısında ise bir kişi yaralandı.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

Şihab Haber Ajansı, “Saldırıda hayatını kaybeden iki kişinin naaşı ve çok sayıda yaralı Aksa Şehitleri Hastanesi’ne ulaştırıldı. Söz konusu saldırı, Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde ateşkes anlaşmasının sürekli ihlal edildiği bir dizi olayın parçası olarak gerçekleşti” açıklamasında bulundu.

Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine yönelik ateş açılması ve topçu bombardımanı sonucunda da çok sayıda Filistinli yaralandı. Öte yandan bir helikopter, sabaha karşı Gazze kentinin doğusundaki Yafa Caddesi’nde bulunan ve daha önce de bombalanmış olan boş bir daireye füze saldırısı düzenledi. Saldırıda yaralanan olmadı.

Şihab Haber Ajansı, “İsrail güçleri Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde bir dizi saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı çadırlara ateş açılması, topçu bombardımanı, İHA’yla bir konutun hedef alınması, yıkım faaliyetleri ve savaş gemilerinden ateş açılması yer aldı” ifadelerini kullandı.


Suriye: Tartus yakınlarında gümrük muhafaza personeline kurulan pusuda bir görevli hayatını kaybetti

Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
TT

Suriye: Tartus yakınlarında gümrük muhafaza personeline kurulan pusuda bir görevli hayatını kaybetti

Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi, bugün sabaha karşı yaptığı açıklamada, Banyas ile Tartus kentlerini birbirine bağlayan yolda gümrük muhafaza devriyelerinden birinin silahlı saldırıya uğradığını bildirdi.

Açıklamada, saldırının “devrik rejimin kalıntıları tarafından gerçekleştirilen hain bir silahlı pusu” olduğu belirtilirken, olayda bir gümrük muhafaza görevlisinin hayatını kaybettiği, bazı görevlilerin ise yaralandığı ifade edildi.


İsrail’den Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda bölgeye hava saldırısı

Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
TT

İsrail’den Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda bölgeye hava saldırısı

Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)

İsrail topçuları dün akşam Lübnan’ın güneyindeki Zibkin Vadisi’ni bombaladı. İsrail güçleri ayrıca öğleden sonra güneydeki Yahmur eş-Şakif beldesinin ana yolunu ve Meyfedun beldesinin çevresini topçu ateşine tuttu. İsrail askerleri, öğleden sonra sınırdaki Meys el-Cebel beldesinin batı kesimlerinde de patlatma gerçekleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İsrail saldırılarından kalan bir mühimmat Meyfedun beldesinin çevresinde patladı. Olayda yaralanan olmadığı bildirildi.

İsrail topçuları dün sabah da Meyfedun ile Doğu Zutar beldeleri arasındaki bölgeyi hedef almıştı.

Öte yandan İsrail, Hizbullah’ın ülkenin kuzeyine roket atmasının ardından 2 Mart 2026’da Lübnan’a yönelik savaş başlatmış ve ülkenin güneyindeki çok sayıda beldeyi işgal etmişti.