Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

ABD, “Dahiye’ye karşılık Kuzey İsrail” denklemine destek veriyor; Tahran yeni saldırılarla gözdağı verirken, İslamabad itidal çağrısında bulunuyor

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
TT

Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile İsrail arasında yeniden yükselen gerilimin kontrolden çıkmasını engellemeyi başardı. Taraflar, nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana yaşanan ilk doğrudan karşılıklı saldırıların ardından, birkaç saat içinde askeri operasyonları durdurduklarını açıkladı.

İran üç dalga halinde füze saldırısı düzenlerken, İsrail bu füzelerin tamamının engellendiğini duyurdu. Buna karşılık İsrail ordusu, İran'ın güneybatısındaki askeri hedefleri, hava savunma tesislerini ve bir petrokimya kompleksini vurdu.

Trump, İran'ın gerçekleştirdiği saldırının müzakerelere yardımcı olmadığını belirtmekle birlikte, Tahran ile bir anlaşmaya varılabileceği yönünde iyimser mesajlar verdi. Trump ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Washington ile Tahran arasında sağlanacak herhangi bir uzlaşıyı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakırr Kalibaf ise ülkesinin sahada ateşkes denklemine müdahale ederek dengeleri değiştirdiğini savundu. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir de yeni saldırılar düzenlenebileceği uyarısında bulunarak, ABD-İsrail ittifakının yapacağı herhangi bir “yeni hatanın” bölgeyi “cehenneme çevireceğini” söyledi.

Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu bünyesindeki Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, “direniş” olarak tanımladığı güçler için yeni bir güvenlik kuşağı oluşturulacağını açıkladı. Buna göre kuşağın, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendeb Boğazı'na, ayrıca Körfez'den Kızıldeniz'e kadar uzanacağı belirtildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise taraflara itidal çağrısı yaparak, Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerde nihai hedefe ulaşılmasının yakın olduğunu ifade etti.

Bu arada ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Mişel Issa'nın açıklamaları, “Beyrut'un güney banliyöleri karşılığında Kuzey İsrail” şeklinde özetlenen yeni bir denge anlayışının Washington tarafından benimsendiği şeklinde yorumlandı. Issa, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırının siyasi mesaj niteliği taşıdığını belirterek, ABD'nin çatışmaların daha fazla genişlemesini istemediğini söyledi.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmesinin ardından konuşan Issa, “Eğer Hizbullah İsrail'e yönelik saldırılarını durdurursa, İsrail de Dahiye'yi hedef almayacaktır” ifadelerini kullandı.



Çin Güney Sudan'da: Müdahalesizlikten stratejik düzene

Güney Sudan'da 2013 yılından bu yana devam eden kriz, Çin'i son derece karmaşık bir denklemle karşı karşıya bıraktı (Independent Arabia)
Güney Sudan'da 2013 yılından bu yana devam eden kriz, Çin'i son derece karmaşık bir denklemle karşı karşıya bıraktı (Independent Arabia)
TT

Çin Güney Sudan'da: Müdahalesizlikten stratejik düzene

Güney Sudan'da 2013 yılından bu yana devam eden kriz, Çin'i son derece karmaşık bir denklemle karşı karşıya bıraktı (Independent Arabia)
Güney Sudan'da 2013 yılından bu yana devam eden kriz, Çin'i son derece karmaşık bir denklemle karşı karşıya bıraktı (Independent Arabia)

Emani et-Tavil

Çin'in Güney Sudan'da görev yapan Birleşmiş Milletler (BM) barış gücündeki varlığı, Çin dış politikasında niteliksel bir dönüm noktasını simgeliyor. Pekin, Afrika meselelerinde değişmez bir ilke olarak sıklıkla öne sürdüğü müdahalesizlik prensibini aşarak kıtanın en karmaşık çatışmalarından birinin yönetimine doğrudan dahil oldu.

Bu dönüşümü inceleyen biri, bunun bir boşluktan doğmadığını anlıyor. Bu daha çok yoğun ekonomik varlık, çıkarları koruma ve sorumlu uluslararası güç imajı inşa etme çabalarını harmanlayan dikkatli bir stratejik birikimin ürünü. Çin’in küresel ölçekteki rolünün niteliğinde yaşanan köklü dönüşümü gözler önüne seren bir tablo.

Müdahalesizlik ilkesinden etkin katılıma tarihi dönüşüm

Çin, on yıllarca diplomatik sisteminin temel direği olarak gördüğü iç işlere müdahalesizlik ilkesine sıkı sıkıya bağlı kaldı. Bu ilke, Batılı güçlerin alışkanlıkla dayattığı siyasi koşullardan bağımsız biçimde Afrika'da geniş bir ekonomik manevra alanı sağladı.

Ancak 2013'ten bu yana Güney Sudan'da patlak veren kriz, Pekin'i son derece karmaşık bir denklemle yüzleştirdi. Ülkeyi Güney Sudan enerji sektörünün en büyük yabancı yatırımcısı konumuna taşıyan muazzam petrol çıkarları, süregelen silahlı çalkantı ortamında tehdit altına girdi.

Bu bağlamda Pekin tutumunu çarpıcı biçimde değiştirdi. 2011 yılında BM Güney Sudan Misyonu’nun (UNMISS) kurulmasını öngören 1996 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını destekledi, ardından 2015'te UNMISS’e ilk piyade birliklerini göndererek daha da ileri gitti. Bu, Çin kuvvetlerinin barış gücü amacıyla sınır dışında fiilen muharebe konuşlanması açısından tarihi bir ilk niteliği taşıyordu. Çin Savunma Bakanlığı verilerine göre UNMISS bünyesinde konuşlanan Çinli asker sayısı zirve dönemlerinde yaklaşık bine ulaştı. Bu rakam Çin'in meseleye verdiği önemi açıkça yansıtıyor.

Saha rolü: Mühendislik, tıp ve piyade

Çin'in UNMISS'e katkısı her biri Çin stratejisinin farklı bir boyutunu gözler önüne seren üç ana eksende şekilleniyor.

Askeri mühendislik alanında Çinli birlikler, yollar, köprüler ve kamplar gibi barış gücü operasyonları için zorunlu altyapının inşasına somut bir saha katkısı sundu. Bu çalışmalar, Afrika kıtasında adeta tescilli marka haline gelen Çin mühendislik yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu.

Saha tıbbı alanında Çinli tıbbi birlikler, kuvvetlerin konuşlandığı bölgelerdeki yerel topluluklara sağlık hizmeti sundu; bu durum Çin'in varlığına insani bir boyut katarak yerel halkın kabulünü güçlendirdi.

Bu tablonun en dikkat çekici unsuru ise Çinli piyade birliklerinin konuşlanmasıdır. Bu adım, Çin'in BM barış gücü operasyonlarına katılım tarihinde keskin bir kırılma noktası oluşturdu. Söz konusu birlikler sivil koruma görevlerinde etkinliklerini kanıtladı. Bu başarı UNMISS’in kendi raporlarında da takdirle karşılandı. Cuba'daki yetkililer, Çin'in varlığının en şiddetli çatışma dönemlerinde bile pek çok bölgede güvenliğin sağlanmasına katkı sağladığını teyit etti. Çinli askerlerin hiçbir belgelenmiş ihlal vakasına karışmamış olmaları, Çin’in askeri varlığını daha da öne çıkaran nokta oldu. Bu durum Güney Sudanlı çeşitli taraflar nezdinde güvenilirlik sermayesi oluşturuyor.

Stratejik motivasyonlar: Petrol, imaj ve deneyim üçgeni

Çin'in UNMISS'e katılmaya doğru yaptığı dönüşümün ardında, birbirinden bağımsız değerlendirilemeyecek üç iç içe geçmiş motivasyon yatıyor.

Birinci motivasyon salt ekonomik nitelik taşıyor. Çin, Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) aracılığıyla Güney Sudan petrol sektöründe büyük pay sahibi. Bu sektördeki Çin yatırımlarının 20 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Pekin, Güney Sudan'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 85'ini ithal ediyor. Bu durum ülkenin istikrarını doğrudan ve üzerinde kumar oynanmaya tahammülü olmayan bir Çin çıkarı haline getiriyor.

İkinci motivasyon uluslararası imajla ilgili. Pekin, uluslararası güvenliğin korunmasındaki yükümlülüklerini üstlenen sorumlu bir küresel güç olarak konumunu pekiştirmeye çalışıyor. Bu yönelim, uluslararası platformlarda tanıtımını yaptığı ‘ortak kader topluluğu’ söylemiyle de örtüşüyor. Bu bağlamda Çin'in BMGK daimî üyeleri arasında barış gücü bütçesine en fazla katkıda bulunan ülke konumuna gelmiş olması dikkati çekiyor. Pekin bu istatistiği, BM sistemi içindeki nüfuzunu güçlendirmek için siyasi bir araç olarak kullanıyor.

Üçüncü motivasyon, askeri eğitim niteliği taşıyor. Güney Sudan'daki barış gücü ortamı, Çinli kuvvetler için hiçbir iç eğitimin ne denli gelişmiş olursa olsun sağlayamayacağı gerçek saha koşullarında sınır ötesi operasyonel deneyim kazanmanın nadir fırsatını sunuyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre başta Güney Afrika'daki Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü olmak üzere Afrikalı stratejik analistler, bu operasyonel deneyimin Çin askeri kurumu için uzun vadeli stratejik bir birikim oluşturduğunu vurguluyor.

Çin’in yaklaşımının karşılaştırmalı sınavı: Vesayet yerine ortaklık

Çin'in Güney Sudan'daki yaklaşımı, Batılı güçlerin yaklaşımından iki temel boyutuyla köklü biçimde ayrışıyor.

Bunlardan birincisi, siyasi şartların olmamasıyla ilgili. Pekin, güvenlik alanındaki katılımını ya da ekonomik yatırımlarını ne yönetim gereklilikleri ne demokratik reform ne de insan hakları sicilleriyle ilişkilendiriyor. Bu durum, Batı yaklaşımını iç işlerine müdahale olarak değerlendiren Cuba hükümetinin Çin ile iş birliğine daha sıcak bakmasını sağlıyor. İkinci boyut ise sunduğu tekliflerinin bütünleşik paket niteliğiyle ilgili. Çin, petrol yatırımı, altyapı inşası ve güvenlik desteğini bir arada sunan tutarlı bir paket oluşturuyor. Bu durumsa varlığını çok boyutlu ve ikame edilmesi güç kılıyor.

Ne var ki, Afrikalı araştırmacıların nesnel biçimde kaydettiği üzere bu yaklaşım sorunsuz değil. Çin'in ekonomik çıkarları korumaya odaklanması zaman zaman barış gücü olarak tarafsızlığını zedeleyebiliyor. Siyasi şartların olmaması ise reform için baskı yapmak yerine farklı yönetim biçimlerinin ömrünü uzatmaya katkıda bulunabiliyor. Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nün 2024 tarihli raporu, BM rolü ile ekonomik çıkarlar arasındaki dengenin Afrika'da Çin modelinin önündeki en belirgin sınavlardan biri olmayı sürdürdüğüne işaret ediyor.

Afrika değerlendirmesi: Batı tartışmalarında eksik kalan ses

Çin'in Afrika'daki rolüne ilişkin tartışmalara çoğunlukla Afrikalı seslerin yer almadığı Batılı bakış açıları egemen oluyor; bu yokluğun etkileri bazı Batılı düşünce kuruluşlarının vardığı sonuçlarda belirgin biçimde hissediliyor. Öte yandan Afrika kıtasında demokrasi, yönetişim, ekonomi ve yaşam kalitesi üzerine halkın tutumlarını ölçen bağımsız ve tarafsız bir kamuoyu araştırma ağı Afrobarometer tarafından yapılan anketler de dahil olmak üzere Afrika’da yapılan çeşitli kamuoyu araştırmaları, Çin'in yerel şirketlerle yaşanan deneyimlere göre farklılık gösterse de pek çok ülkede Çin'in rolüne yüksek düzeyde takdir beslendiğini ortaya koyuyor.

Güney Sudan özelinde ise hükümet yetkilileri ve sivil liderler, BM misyonundaki Çin varlığına duydukları takdiri dile getiriyor. Siyasi dayatmalar olmaksızın etkilenen topluluklara sunulan somut hizmetleri gerekçe olarak gösteriyorlar. Afrika Yedek Kuvveti'nin yapısını geliştirme sürecinde Afrika Birliği (AfB) de Çin'in barış gücü içindeki deneyimini Afrika’nın kolektif güvenlik sistemine entegre edilmeye değer bir birikim olarak ele alıyor. Güney Sudan'daki gelişmelerden en doğrudan etkilenen komşu ülkeler ise Kenya, Uganda ve çevresindekiler oluyor. Bu ülkeler Pekin'le ideolojik rekabet çerçevelerinden uzak, yüksek seviyede pragmatizm içinde ilişkilerini sürdürüyor.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.


Trump, "yakında bir anlaşma" yapılacağını duyurdu ve Apache helikopter mürettebatının yaralandığı iddialarını yalanladı

Trump, "yakında bir anlaşma" yapılacağını duyurdu ve Apache helikopter mürettebatının yaralandığı iddialarını yalanladı
TT

Trump, "yakında bir anlaşma" yapılacağını duyurdu ve Apache helikopter mürettebatının yaralandığı iddialarını yalanladı

Trump, "yakında bir anlaşma" yapılacağını duyurdu ve Apache helikopter mürettebatının yaralandığı iddialarını yalanladı

Ortadoğu’da kapsamlı bir uzlaşıya varılabileceğine dair işaretlerin güçlenmesiyle diplomatik temaslar hız kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump bugün yaptığı açıklamada, anlaşmanın “son aşamalarına” gelindiğini belirterek, Tahran ile yürütülen görüşmelere ilişkin birkaç gün içinde “daha net bir tablonun” ortaya çıkacağını söyledi.

Bu diplomatik hareketlilik, Washington’un girişimleri sonucu İran ve İsrail’in Trump’ın karşılıklı saldırıların durdurulması yönündeki çağrısına uyarak geçici bir sükûnet sağlamasının ardından yaşanıyor. Ancak Tahran’ın, ateşkes benzeri ortamın devamını İsrail’in Hizbullah’a yönelik saldırılarını durdurması şartına bağlaması nedeniyle endişeler sürüyor.

Diplomatik çabalara paralel olarak Lübnan’daki askerî operasyonlar da şiddetlendi. İsrail’in ülkenin güneyindeki yerleşim bölgelerine düzenlediği yoğun hava saldırılarında 12 kişi hayatını kaybederken, 29 kişi yaralandı. Tarihi Sur (Tire) kenti de zorunlu tahliye emirleri ve art arda yapılan uyarıların ardından yoğun bombardımana maruz kaldı.

Sahadaki gerilim deniz ulaşım hatlarına da yansıdı. ABD’ye ait bir AH-64 Apache saldırı helikopterinin Hürmüz Boğazı yakınlarında düşmesi bölgede tansiyonu yükseltti. Trump, helikopterde bulunan iki pilotun sağ kurtulduğunu açıklarken, olayın nedeni konusunda belirsizlik devam ediyor. Kazanın İran kaynaklı ateş sonucu mu yoksa teknik bir arıza nedeniyle mi meydana geldiği henüz netlik kazanmadı.

Bölgedeki gelişmeler enerji piyasalarını da etkiledi. Karşılıklı askerî operasyonların askıya alındığının açıklanmasının ardından petrol fiyatları gerileyerek, bir önceki işlem gününde kaydedilen kazanımların büyük bölümünü sildi.


Ukrayna’nın drone saldırıları: “Kırım’da benzin karneye bağlandı”

Ukrayna'nın petrol rafinerilerine saldırıları lojistik kriz yarattı (Reuters)
Ukrayna'nın petrol rafinerilerine saldırıları lojistik kriz yarattı (Reuters)
TT

Ukrayna’nın drone saldırıları: “Kırım’da benzin karneye bağlandı”

Ukrayna'nın petrol rafinerilerine saldırıları lojistik kriz yarattı (Reuters)
Ukrayna'nın petrol rafinerilerine saldırıları lojistik kriz yarattı (Reuters)

Ukrayna'nın Kremlin yönetiminin işgali altındaki bölgelere saldırıları artırması, Rusya'daki bazı bölgelerde akaryakıt krizini derinleştiriyor.

Ukrayna Ordusu Özel Harekat Kuvvetleri'nden 7 Haziran'da yapılan açıklamada, Kırım'daki Semikolodezyanska petrol deposuyla Feodosiya şehrindeki deniz petrol terminaline drone saldırısı düzenlendiği duyurulmuştu.

Semikolodezyanska'da 700 ila 3 bin metreküp kapasiteye sahip 9 yakıt tankı, Feodosiya'daki terminalde de 10 bin ve 20 bin metreküp kapasiteli 7 yakıt tankı olduğu belirtilmişti. Rus ordusunun buralardan cepheye yakıt taşıdığı savunulmuştu.

Kiev güçlerinin, Rusya'nın Rostov kentini ve Rus işgali altındaki Mariupol'u Kırım'a bağlayan stratejik Çongar Köprüsü ve R-280 otobanına düzenlediği drone saldırıları da Kremlin'in lojistik faaliyetlerini sekteye uğrattı.

Fransa merkezli düşünce kuruluşu Atum Mundi'den Clement Molin, BBC'ye bu yolun "Rusya'nın güneydeki işgalinin omurgasını oluşturduğunu" söylüyor.

Analist, Ukrayna'nın mayısın başından bu yana yakıt taşıyan 30 tanker ve 150'den fazla kamyona drone saldırısı düzenlediğine dikkat çekiyor.

Analizde, saldırıların Rusya'nın 2014'te ilhak ettiği Kırım'da ciddi lojistik zorluklara ve akaryakıt krizine yol açtığı belirtiliyor.

Ilıman iklimi ve kumsallarıyla yaz aylarında Ruslar için de popüler bir tatil merkezi olan Kırım'daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştuğu aktarılıyor.

Şehirde akaryakıt satın alımları karneye bağlandı. Halk ön ödemeli kuponlarla kişi başına en fazla 20 litre yakıt satın alabiliyor ancak bu kuponlar da sınırlı sayıda.

Moskova'nın Kırım'a lider olarak atadığı Sergey Aksyonov, 5 Haziran'daki açıklamasında, "Maalesef yakıt talebini tam olarak karşılayabilmek mümkün değil" demişti.

Otobüs seferlerinin iptali ve özel araçlara benzin alınamaması nedeniyle birçok turist de şehirde mahsur kaldı.

Rusya Enerji Bakanlığı'ndan 8 Haziran'da yapılan açıklamada, bölgede yakıt tedarikinde aksama olduğu bildirildi. Bakanlık bünyesinde halkın irtibata geçebilmesi için bir acil durum hattı da açıldı.

Kiev güçleri, son dönemde Rusya'nın petrol altyapısına yönelik saldırılarını artırdı. Bloomberg'ün 1 Haziran'daki haberinde, Ukrayna'nın bu yıl ocak ayından mayısa kadar Rus petrol rafinerilerine 38 kez saldırı düzenlediği bildirilmişti. Bunların en az 16'sı mayısta gerçekleştirilmişti.

Independent Türkçe, BBC, Bloomberg