Japonya'da bir ilk: Belediye başkanı annelik izni kullanıyor

Bu göreve gelen en genç kadın ülkede tartışma yarattı

Üç yıl önce düzenlenen seçimlerde bağımsız aday olan Shoko Kawata zafer kazanmayı başarmıştı (Facebook/Shoko Kawata)
Üç yıl önce düzenlenen seçimlerde bağımsız aday olan Shoko Kawata zafer kazanmayı başarmıştı (Facebook/Shoko Kawata)
TT

Japonya'da bir ilk: Belediye başkanı annelik izni kullanıyor

Üç yıl önce düzenlenen seçimlerde bağımsız aday olan Shoko Kawata zafer kazanmayı başarmıştı (Facebook/Shoko Kawata)
Üç yıl önce düzenlenen seçimlerde bağımsız aday olan Shoko Kawata zafer kazanmayı başarmıştı (Facebook/Shoko Kawata)

Yawata Belediye Başkanı Shoko Kawata bir ilki daha gerçekleştiriyor. 

Japonya'da belediye başkanlığına seçilen en genç kadın unvanını taşıyan siyasetçi, şimdi de ilk annelik izni kullanan belediye başkanı olacak. 

2023'ten beri görevini sürdüren Kawata'nın eylül ortasında çocuğunu doğurması bekleniyor.

35 yaşındaki politikacı, 16 haftalık izninin yarısını doğumdan önce, yarısınıysa doğumdan sonra kullanmayı planlıyor. 

Kanunlarda kamu çalışanlarına annelik izni bulunsa da seçilmiş yetkililer için net bir hüküm yok. 

Annelik izni kullanacağını açıklayarak ülkedeki siyaset ve istihdam alanlarında süregelen ataerkil düzenin sorgulanmasını sağlayan Kawata, "sistemin değişmesi için bir katalizör" olmayı umuyor.

CNN'e konuşan siyasetçi, şu ifadeleri kullandı:

Bu sayede yalnızca çalışanların değil, işletme sahipleri ve yöneticiler gibi farklı kesimlerin de doğum ve çocuk yetiştirme gibi olayları işle makul bir denge kurarak benimsemelerini teşvik etmeyi umuyorum. Kadınlara çocuk ya da kariyer ikilemi dayatılıyor. Biz şimdi yavaş yavaş bu durumu düzeltmeye çalışıyoruz.

Kawata yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığı kentteki görevlerini bir yardımcısına emanet edeceğini ve bebeğiyle ilgilenirken e-postalarına düzenli bakmayı planladığını belirtti. 

Sosyal medyada vergilerin boşa gittiğini söyleyenler bulunsa da yüz yüze konuştuğu kişilerin "inanılmaz anlayışlı" olduğunu vurguladı. 

Tokyo Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri veren Sawako Shirahase, Japonya'da kamu yönetimine yönelik yaklaşımların genelde çalışan kadınlarının ihtiyaçlarına ayak uyduramayan "oldukça demode varsayımlara" dayandığını vurguladı. 

İlk kadın başbakanını geçen yıl seçen Japonya'nın Temsilciler Meclisi'nin yüzde 85'inden fazlasını erkekler oluşturuyor. 

Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi Japonya Merkezi'nden Stefanie Schwarte ise kadın belediye başkanı sayısının son 5 yılda yüzde 50'den fazla arttığını söyledi. 1700'ü aşkın belediyenin bulunduğu ülkede kadın belediye başkanı sayısı 50'lerden 80'lere geldi. 

Diğer yandan 29 Mayıs'ta nüfus sayımı verilerine göre Japonya'nın nüfusu 5 yıllık süre zarfında rekor bir düşüşle yüzde 2,5 azaldı.

Japonya'nın 5 yılda bir yayımlanan nüfus sayımı verileri, ülkenin nüfusunun 2025'te 123 milyona düştüğünü ortaya koydu. Bu rakam, 2020'de yayımlanan önceki verilere kıyasla 3 milyondan fazla azalma anlamına geliyor.

Üst üste üç ankettir ülkenin toplam nüfusunun azaldığı görülüyor. Yeni veriler, sayımın başladığı 1920'den bu yana en büyük nüfus düşüşünü gösterdi. 

Hükümet bu düşüşü ülkenin yaşlanan demografisine ve ölüm sayısının doğumları aşmasına bağlıyor.

Dünyanın en düşük doğum oranlarından birine sahip olan Japonya, bu tür kayıtların tutmaya başlandığı 1950'lerden beri en düşük çocuk nüfusunu 2025'te kaydetti. 

Mayısın önceki haftalarında açıklanan verilere göre, çocukların toplam nüfus içindeki oranı yüzde 10,8'le kayıtlardaki en düşük seviyeye geriledi.

Krizi çözmek için hükümet çocuk yetiştiren hanelere mali desteğin artırılması gibi bir dizi önlem alsa da bunlar beklenen sonuçları henüz sağlamadı.

Daha önce Dünya Bankası, Japonya'yı Monako'dan sonra dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip ikinci ülkesi olarak tanımlamıştı.

Independent Türkçe, CNN, ABC



Dünya Kupası düdüğü Trump üzerindeki iç ve dış baskıyı artırıyor  

ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington, DC.'de FIFA Barış Ödülü'nün yanında dururken çekilmiş fotoğraf, (Arşiv- AP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington, DC.'de FIFA Barış Ödülü'nün yanında dururken çekilmiş fotoğraf, (Arşiv- AP)
TT

Dünya Kupası düdüğü Trump üzerindeki iç ve dış baskıyı artırıyor  

ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington, DC.'de FIFA Barış Ödülü'nün yanında dururken çekilmiş fotoğraf, (Arşiv- AP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington, DC.'de FIFA Barış Ödülü'nün yanında dururken çekilmiş fotoğraf, (Arşiv- AP)

Perşembe günü başlayacak FIFA Dünya Kupası karşılaşmalarına geri sayım sürerken, uluslararası siyasetin “en dikkat çeken oyuncularından biri” olarak görüle ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskılar da artıyor.

ABD’nin Kanada ve Meksika ile birlikte ev sahipliği yaptığı turnuva öncesinde Trump, hem iç hem de dış politikada yoğun tartışmalarla karşı karşıya bulunuyor. Özellikle göç politikaları, seyahat yasakları ve Ebola salgınına ilişkin endişeler nedeniyle eleştirilerin hedefinde olan Trump yönetimi, aynı zamanda turnuvaya katılan 48 takımın ve milyonlarca taraftarın güvenliğini sağlama sorumluluğuyla da karşı karşıya.

Trump yönetimi, dünyanın en fazla ilgi gören spor organizasyonlarından biri olan Dünya Kupası’nın sorunsuz şekilde gerçekleşmesi için hazırlıklarını yoğunlaştırdı. ABD’li yetkililer, turnuva süresince milyonlarca futbolseverin ülkeye gelerek stadyumları, restoranları ve eğlence mekânlarını doldurmasını bekliyor.

Öte yandan, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) stadyumların içinde veya çevresinde gözaltı operasyonları düzenleyebileceğine yönelik kaygılar da gündemde yer alıyor. Amerikan makamları ise bu endişeleri gidermeye çalışıyor.

Kaygıları azaltmaya yönelik bir adım olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Senegal, Fildişi Sahili, Haiti ve İran’dan gelecek taraftarlar için vize ücretlerinin geçici olarak askıya alınacağını açıkladı.

Dünya Kupası’nın başlamasına günler kala, Trump yönetimi hem organizasyonun güvenliğini sağlama hem de tartışmalı politikaların gölgesinde uluslararası kamuoyunun endişelerini giderme sınavıyla karşı karşıya bulunuyor.


Zelenskiy Witkov ve Kushner ile "oldukça olumlu" görüşmeler yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
TT

Zelenskiy Witkov ve Kushner ile "oldukça olumlu" görüşmeler yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner ile “olumlu” bir görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, iki ismin önümüzdeki haftalarda Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalara katkı sağlamaya hazır olmasını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Zelenskiy, Moldova’nın başkenti Kişinev’de bulunduğu sırada Telegram hesabından yaptığı açıklamada, görüşmeyi “son derece olumlu” olarak nitelendirdi. Ukrayna lideri, “Önümüzdeki haftalarda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalara ivme kazandırmak için mümkün olan en aktif şekilde çalışmaya hazır olmalarından dolayı kendilerine minnettarım” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, dört yılı aşkın süredir devam eden savaşın çözümüne yönelik atılabilecek adımları görüşmek üzere İngiltere, Fransa ve Almanya liderleriyle Londra’da yaptığı temasların ardından Kiev’e dönüyordu.

İngiltere, Fransa ve Almanya liderleri, ateşkes sağlanması amacıyla Zelenskiy ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında bir görüşme yapılması önerisini desteklediklerini açıklarken, Avrupa’nın bu süreçte rol üstlenmeye hazır olduğunu da ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen ve Steve Witkoff ile ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in gözetimindeki Ukrayna görüşmeleri ise Washington yönetiminin dikkatini giderek daha fazla İran’daki gelişmelere yöneltmesi nedeniyle duraksama sürecine girmişti.

Zelenskiy, açıklamasında küresel ilginin önemli ölçüde İran üzerinde yoğunlaştığının farkında olduğunu belirterek, “Ancak Avrupa’da barışa ulaşılması yönündeki ortak hedefimiz gündemde olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna lideri ayrıca, ABD’li temsilcilerle Fransa’nın Évian kentinde düzenlenecek olan yaklaşan G7 Zirvesi’nde yapılabilecek görüşmeleri ele aldıklarını ve ABD’ye ayrıca Washington’un Ukrayna’nın tutumuna yönelik “olumlu değerlendirmesine” teşekkür ettiğini kaydetti.


Almanya ve Fransa, yeni nesil savaş uçağı ortak projesini iptal etti

Macron ve Mertz, 17 Nisan'da Paris'te düzenlenen Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin zirvenin oturum aralarında (AFP)
Macron ve Mertz, 17 Nisan'da Paris'te düzenlenen Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin zirvenin oturum aralarında (AFP)
TT

Almanya ve Fransa, yeni nesil savaş uçağı ortak projesini iptal etti

Macron ve Mertz, 17 Nisan'da Paris'te düzenlenen Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin zirvenin oturum aralarında (AFP)
Macron ve Mertz, 17 Nisan'da Paris'te düzenlenen Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin zirvenin oturum aralarında (AFP)

Alman yetkililer, Fransa ve Almanya liderlerinin yeni nesil savaş uçağı geliştirme ve üretme amacıyla başlatılan tarihi projeyi iptal etme konusunda mutabakata vardığını açıkladı. Böylece Avrupa’nın en iddialı savunma programlarından biri sona ermiş oldu.

İki Alman yetkiliye göre Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen hafta Karadağ’da düzenlenen Avrupa Birliği-Batı Balkanlar Zirvesi kapsamında bir araya gelerek uzun süredir tıkanan projeyi değerlendirdi. Görüşmeler sonucunda, aylardır devam eden çıkmazın aşılmasına yönelik herhangi bir umut kalmadığı sonucuna varıldı.

Yaklaşık 100 milyar avro (116 milyar dolar) maliyetindeki projeye ilişkin anlaşma sağlanamaması, Avrupa’nın uzun yıllar süren yetersiz savunma yatırımlarının ardından askerî kapasitesini yeniden inşa etme sürecinde karşılaştığı zorlukları da gözler önüne serdi.

Aylar boyunca belirsizliklerin gölgesinde kalan proje, merkezinde yeni nesil bir savaş uçağının yer aldığı; insansız hava araçlarıyla (İHA) desteklenen ve gizli “muharebe bulutu” (combat cloud) ağına entegre edilen kapsamlı bir sistem olarak tasarlanmıştı. Ancak taraflar, teknik özellikler ve proje üzerindeki kontrol konusunda anlaşmazlığa düştü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cumhurbaşkanı Macron, projeyi 2017 yılında dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte başlatmıştı. Macron’un ofisi, konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Macron ve Merz, son aylarda projeyi kurtarmak ve ana sanayi ortakları arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek için yoğun çaba sarf etti. Projede Almanya ve İspanya’yı temsil eden Airbus Grubu ile Fransız Dassault Aviation şirketi başlıca ortaklar arasında yer alıyordu.

Kontrol ve teknolojik özelliklere ilişkin anlaşmazlıkların yanı sıra, iki tarafın savaş uçağından beklentilerinde de önemli ölçüde farklılık vardı.

Başbakan Merz, Almanya Hava Kuvvetleri için altıncı nesil insanlı bir savaş uçağı geliştirmenin hâlâ ne kadar gerekli olduğunu kamuoyu önünde sorgularken, Almanya’nın nükleer silah taşıyabilen ve uçak gemilerine iniş yapabilen bir savaş uçağına ihtiyaç duymadığını ifade etmişti.