İran ile ABD arasında varıldığı duyurulan mutabakatın ardından, Cumhuriyetçi ve Demokrat Kongre üyeleri, olası bir nükleer anlaşmanın Kongre denetiminden geçmesi gerektiğini yeniden vurguladı. Bu isimlerin başında, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham geliyor.
Mutabakatın açıklanmasının hemen ardından sosyal medya platformu X üzerinden paylaşım yapan Graham, Kongre’nin rolüne dikkat çekerek, “ABD yasalarına göre İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşma, incelenmek ve oylanmak üzere Kongre’ye sunulacaktır” ifadelerini kullandı.
Graham ayrıca, “Anlaşmanın nihai metnini incelemeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Bu anlaşmanın mimarı olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın ve müzakere ekibinin, nihai anlaşmayı Kongre’ye bizzat sunmasının gerekli olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullanadı.
INARA Yasası nedir?
Graham’ın işaret ettiği düzenleme, kısa adıyla “INARA” olarak bilinen İran Nükleer Anlaşmasını Gözden Geçirme Yasası’dır (Iran Nuclear Agreement Review Act). Kongre tarafından 14 Mayıs 2015’te kabul edilen yasa, dönemin Başkanı Barack Obama yönetiminin Tahran ile vardığı nükleer anlaşma sonrasında, Beyaz Saray’ın Kongre’yi devre dışı bırakmasını engellemek amacıyla çıkarıldı.
Yasa, Kongre’nin her iki kanadında da ezici çoğunlukla kabul edildi. Senato’da 100 üyeden 98’inin, Temsilciler Meclisi’nde ise 435 üyeden 400’ünün desteğini aldı.
INARA, ABD yönetimini İran ile yapılacak her yeni nükleer anlaşmayı Kongre’ye sunmakla yükümlü kılıyor. Yasaya göre Başkan, varılan herhangi bir anlaşmayı beş gün içinde Kongre’ye iletmek zorunda. Ayrıca Kongre’nin inceleme süresi boyunca, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması veya hafifletilmesi yasaklanıyor.
Bu inceleme süresi 60 güne kadar uzayabiliyor. Bu süre içinde Kongre, “ortak ret kararı” çıkararak anlaşmanın uygulanmasını engelleyebiliyor.
2015 yılında Kongre, ABD yönetiminin herhangi bir nükleer anlaşmayı inceleme için kendisine sunmasını zorunlu kılan Inara Yasası'nı kabul etti.
Başka bir ifadeyle, Kongre anlaşmayı onaylamak yerine, onu engelleme yetkisine sahip bulunuyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin eski üst düzey danışmanlarından Jason Steinbaum da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “INARA’nın en önemli yönü, Kongre herhangi bir adım atmadığı takdirde anlaşmanın yürürlüğe girmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Kongre üyelerinin açıklamaları, olası bir anlaşmanın tartışılması ve oylanması için girişimde bulunacaklarını gösteriyor. Steinbaum, yasanın, ortak ret kararının yalnızca Temsilciler Meclisi veya Senato’daki çoğunluk ya da azınlık liderleri tarafından gündeme getirilebileceğini öngördüğünü belirtti.
Yasa ayrıca, söz konusu kararın Kongre’nin her iki kanadında hızlandırılmış prosedürlerle ele alınmasını mümkün kılıyor. Ortak kararlar fiilen yasa niteliği taşıdığından, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından aynı metinle kabul edilmeleri ve ardından Başkan tarafından imzalanmaları gerekiyor.
Bu noktada Trump’ın rolü kritik önem taşıyor. Başkan, kararı imzalayabileceği gibi veto etme yetkisini de kullanabiliyor. Başkanlık vetosunun aşılabilmesi için ise Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekiyor.
Yaptırımlar konusunda Kongre’nin yetkisi
Yasanın en önemli yönlerinden biri yalnızca anlaşmayı engelleme imkânı sunması değil, aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımlar üzerinde Kongre’ye önemli bir kontrol mekanizması vermesi.
Steinbaum bu konuda, “Yasa, Kongre’nin inceleme süreci boyunca yaptırımların kaldırılması veya askıya alınmasını en az 30 gün geciktiriyor. Kısacası, Kongre’ye İran’a uygulanan yaptırım rejimini sürdürme, değiştirme veya sona erdirme konusunda yetki tanıyor” dedi.
Bu çerçevede en önemli soru ise Trump yönetiminin yasaya tam olarak uyup uymayacağı ya da İran’ın nükleer programını kapsayan bir anlaşmaya varılması halinde farklı yollar arayıp aramayacağı olarak öne çıkıyor.
Rubio: Yönetim INARA’ya uyacak
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Beyaz Saray’ın INARA hükümlerine bağlı kalacağını Kongre üyelerine açık şekilde ifade etti.
Rubio, 2 Haziran 2026'da bir kongre oturumunda (AFP)
Rubio, 3 Haziran’da Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyelerine yaptığı açıklamada, “Bir anlaşmaya varıldığı anda yönetim, İran Nükleer Anlaşmasını Gözden Geçirme Yasası’nın (INARA) tüm hükümlerine uyacaktır” dedi.
Bu açıklama bazı çevrelerde şaşkınlık yaratmış olsa da Rubio’nun geçmişi göz önüne alındığında sürpriz olarak değerlendirilmiyor. Zira Rubio, Senato üyeliği döneminde INARA Yasası’nın hazırlanmasında öncü rol oynayan isimlerden biri olmuş ve yasanın en güçlü destekçileri arasında yer almıştı.