Ukrayna'nın AB üyelik görüşmelerinin ilk aşaması başladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5284666-ukraynan%C4%B1n-ab-%C3%BCyelik-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinin-ilk-a%C5%9Famas%C4%B1-ba%C5%9Flad%C4%B1
Ukrayna'nın AB üyelik görüşmelerinin ilk aşaması başladı
28 Şubat 2022'de Belçika'nın Brüksel kentindeki Avrupa Parlamentosu binasının önünde Avrupa Birliği ve Ukrayna bayrakları dalgalanıyor (Reuters)
Avrupa Birliği, dün Ukrayna’nın Birliğe üyelik sürecine ilişkin müzakerelerin ilk aşamasını resmen başlattı ve böylece Macaristan’ın itirazları nedeniyle iki yıldır süren gecikme sona ermiş oldu.
Avrupa Birliği Konseyi sözcüsünün doğruladığı ve Lüksemburg’da gerçekleştirilen görüşmeler, savaşla yıkıma uğrayan Ukrayna’nın AB üyeliği yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Müzakerelerin ilk aşamasında, “birinci küme” olarak adlandırılan bölümde, ülkelerin yargı sistemi ve kamu yönetimi dahil olmak üzere çeşitli alanlarda Avrupa Birliği standartlarını karşıladığını göstermesi gerekiyor.
AB üyelik müzakereleri, 33 fasıldan oluşan 6 tematik kümeye ayrılıyor. Ayrıca bu kümelerin dışında iki ek fasıl daha bulunuyor.
G7 Zirvesi… Trump ile uzlaşmaya yönelik yeni bir girişimhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5284707-g7-zirvesi%E2%80%A6-trump-ile-uzla%C5%9Fmaya-y%C3%B6nelik-yeni-bir-giri%C5%9Fim
G7 Zirvesi… Trump ile uzlaşmaya yönelik yeni bir girişim
Dünyanın yedi büyük ekonomisinin temsilcileri dün Fransa’nın Evian kasabasında bir araya geldi. (DPA)
Dünyanın yedi büyük ekonomisinin temsilcileri dün Fransa’da başlayan ve çarşamba gününe kadar sürecek zirvede bir araya geldi. Zirve, ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük tarifeleri uygulama tehditleri ve Washington’ın küresel düzene bağlılığına ilişkin soru işaretleri nedeniyle müttefikler arasında artan endişelerin gölgesinde gerçekleştiriliyor.
ABD ile İran’ın aralarındaki savaşı sona erdirmeye yönelik ön anlaşmaya vardıklarını açıklamalarının ardından, İran konusunda atılacak sonraki adımlar da Evian’da düzenlenen zirvede dünya liderlerinin ele alacağı başlıca gündem maddeleri arasında yer alacak.
Liderlerin ayrıca Ukrayna’daki savaş konusunda ortak bir zemin bulmaya, küresel ekonomik dengesizlikleri gidermeye ve kritik minerallerin başlıca tedarikçisi olan Çin’e alternatif kaynaklar oluşturulmasına yönelik konuları da görüşmesi bekleniyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin yapıldığı otele gelirken (AP)
Trump, geçtiğimiz yıl Kanada’da düzenlenen G7 Zirvesi’nden erken ayrılmasının ardından bu yılki toplantılara katılma taahhüdünde bulunmuş olsa da, dünya liderlerinin ABD’ye yönelik temkinli yaklaşımı giderek artıyor. Fransız yetkililer ise Trump’ın katılım sözü vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Trump, zirveye hareket etmeden önce New York Post gazetesine verdiği röportajda, Paris yönetiminin ABD’li teknoloji devlerine uyguladığı dijital hizmet vergilerini kaldırmaması halinde Washington’ın Fransız şaraplarına yüzde 100 gümrük vergisi uygulamaktan başka seçeneği kalmayacağı uyarısında bulundu.
G7 liderlerinin birçoğu, Trump’ın küresel arenadaki dalgalı politikalarının doğrudan etkilerini hissediyor. Söz konusu politikalar Ortadoğu’da, uluslararası ticarette ve diplomatik ilişkilerde sarsıntılara yol açarken, ABD’nin kurulmasına katkı sağladığı uluslararası düzene bağlılığı konusunda da soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Trump’ın zirve kapsamında Ortadoğulu liderlerle görüşmesi ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile düzenlenecek çalışma oturumuna katılması planlanıyor.
Bugün yapılacak Trump-Zelenskiy görüşmesi, Rusya’nın Ukrayna’daki ilerleyişinin yavaşladığı, Kiev yönetiminin müttefiklerinden daha fazla askerî destek ve finansman talep ettiği ve Ukrayna başkentine yönelik bir dizi saldırının ardından gerçekleşecek. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron X platformundaki paylaşımında, “Bu saldırı, Rusya’nın ısrarla reddettiği ateşkesi sağlamak ve ardından barışı tesis etmek amacıyla müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte elimizden gelen her şeyi yapma kararlılığımızı daha da güçlendiriyor. Bu konu üzerinde G7 Zirvesi’nde çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Evian Gölü’ne bakan ve G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Royal Evian Otel (EPA)
Avrupalı liderler ve Kanada, komşu ülkeye yönelik işgalin başlamasından dört yılı aşkın süre sonra, Trump’a Rusya üzerinde baskıyı sürdürmenin ve Moskova’yı Ukrayna’nın şartları doğrultusunda barışı kabul etmeye teşvik etmenin önemini hatırlatmayı hedefliyor.
Zelenskiy ise pazar günü yaptığı açıklamada, Trump ile ‘barışın sağlanmasına ve hayatların korunmasına yardımcı olabilecek iyi fikirleri’ görüşmek üzere bir araya geleceğini söyledi.
Zirve, Macron açısından gelecek yıl sona erecek olan ikinci ve son cumhurbaşkanlığı döneminin önemli diplomatik kilometre taşlarından biri olarak görülüyor. Macron, Fransa’nın G7 Dönem Başkanlığı’nı, küresel makroekonomik dengesizliklerle mücadele konusunda adımlar atılması yönünde baskı oluşturmak için değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu konu, ABD’nin uzun süredir gündeminde yer alırken, Washington’ın bu yıl G20’nin, gelecek yıl ise G7’nin dönem başkanlığını üstlenecek olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
Macron’un zirvede, küresel ekonomik dalgalanmaların sınırlandırılmasından dijital alandaki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesine kadar uzanan geniş kapsamlı ve hassas başlıklardan oluşan bir gündem sunması bekleniyor. Bu çerçevede özellikle yapay zekâ alanındaki düzenleme ve denetim konularının ön plana çıkacağı belirtiliyor.
Katılımcıların kapsamını genişletmek
Fransa, G7’nin mevcut üyeleri olan Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık ve ABD’nin ötesine geçerek grubun etki alanını daha geniş bir ülke yelpazesini kapsayacak şekilde genişletmeye çalışıyor.
Zirveye, İran dosyasını ele almak üzere Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın da aralarında bulunduğu Arap liderler katılacak. Ayrıca Brezilya, Hindistan, Kenya ve Güney Kore liderlerinin de zirvede yer alması ve küresel gündemdeki çeşitli siyasi ve ekonomik meselelerin görüşülmesine katkı sunması bekleniyor.
Fransa’nın Evian kasabasında düzenlenen G7 Zirvesi çerçevesinde alınan güvenlik önlemleri kapsamında bir Fransız helikopteri ve Cenevre polisine ait bir zırhlı araç (AFP)
Siyasi gündemin yanı sıra, yarın düzenlenecek ve dijital alanda çocukların korunması konusuna ayrılan çalışma yemeğine, yapay zekâ sektörünün önde gelen isimleri de katılacak. Programda, OpenAI CEO’su Sam Altman, Anthropic CEO’su Dario Amodei ve Avrupa merkezli rakip şirket Mistral AI’nin kurucularından Arthur Mensch yer alacak.
Zirve kapsamında, binlerce polis ve askerî personelin görevlendirildiği geniş çaplı güvenlik önlemleri devreye sokuldu. Güvenlik operasyonunun, gölün karşı kıyısındaki komşu ülke İsviçre’yi de kapsayacak şekilde yürütüldüğü belirtildi.
Öte yandan, pazar günü İsviçre’nin Cenevre kentinde G7 Zirvesi karşıtı göstericiler ile polis arasında çatışmalar yaşandı. Göstericiler, Birleşmiş Milletler (BM) binası yakınlarında polise doğru şişe, taş, beton parçaları ve havai fişekler atarken, güvenlik güçleri buna göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla karşılık verdi.
Trump’ın İran’la vardığı mutabakat, nükleer mesele ve yaptırımlar konusunda zorlu sorularla karşı karşıyahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5284704-trump%E2%80%99%C4%B1n-i%CC%87ran%E2%80%99la-vard%C4%B1%C4%9F%C4%B1-mutabakat-n%C3%BCkleer-mesele-ve-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar-konusunda-zorlu
ABD Başkanı Donald Trump dün G7 Zirvesi için Fransa’ya gitmek üzere Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nden Air Force One uçağına binerken el sallıyor. (EPA)
Trump’ın İran’la vardığı mutabakat, nükleer mesele ve yaptırımlar konusunda zorlu sorularla karşı karşıya
ABD Başkanı Donald Trump dün G7 Zirvesi için Fransa’ya gitmek üzere Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nden Air Force One uçağına binerken el sallıyor. (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile bir mutabakat zaptına varıldığını açıklamasına yönelik tepkiler, temkinli bir memnuniyetten anlaşmanın ayrıntıları ve uygulanma mekanizmalarına ilişkin kaygılara kadar geniş bir yelpazede şekillendi.
Cenevre’de cuma günü resmen imzalanması öngörülen mutabakat zaptı, çatışmaların durdurulmasını ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılmasını hedefliyor. Anlaşma ayrıca, İran’ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin sonraki müzakereler için zemin hazırlamayı amaçlıyor.
Analistler ve uzmanlar, söz konusu uzlaşının 2015 tarihli nükleer anlaşmaya benzer kapsamlı bir mutabakat değil, geçici bir çerçeve niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. ABD tarafının açıklamalarına göre anlaşma, Hürmüz Boğazı’nın derhal ve herhangi bir ücret uygulanmaksızın açılmasını; buna karşılık Washington’ın deniz ablukasını kaldırmasını ve 30 gün içinde mayın temizleme çalışmalarını tamamlamasını öngörüyor.
Bununla birlikte uzmanlar, tarafların açıklamaları arasında belirgin farklılıklar bulunduğuna dikkat çekti. Tahran yönetimi boğazdaki ‘İran düzenlemeleri’ ve olası tedbirlerden söz ederken, Trump petrolün küresel piyasalara ‘serbest akışının’ sağlanacağını vurguluyor.
Mutabakat zaptı ayrıca, uygulama mekanizmaları, takvimlendirme süreci ve dondurulmuş İran fonlarından 25 milyar doların serbest bırakılmasına ilişkin ayrıntılar konusunda da birçok soruyu yanıtsız bırakıyor.
Övgü ve temkinli karşılama
Trump’ın İran ile savaşı sona erdirmeye yönelik bir anlaşmaya varıldığını açıklaması, destekçileri tarafından kendisi adına stratejik bir zafer olarak sunulurken, yönetimi içinden ve Cumhuriyetçi müttefiklerinden peş peşe övgü mesajları geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlaşma duyurusunu Trump’ın 80’inci doğum günüyle ilişkilendirerek X platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD; olağanüstü cesarete, sıra dışı bir güce, eşsiz bir mizah anlayışına ve benzersiz bir vatan sevgisine sahip bir lidere sahip olduğu için şanslı” ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı savaşın başlamasından dört gün önce, 24 Şubat’ta Kongre’de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında (AFP)
Cumhuriyetçi siyasetçilerden birçoğu da sosyal medya üzerinden Trump’a övgüler yağdırarak onu ‘nihai anlaşma ustası’ olarak nitelendirdi. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Robert Aderholt, İran ile yapılması beklenen anlaşmanın, Tahran’ın nükleer programına 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) daha sıkı kısıtlamalar getireceğini savundu. Aderholt, X platformundaki paylaşımında, “Obama yönetimi döneminde yapılan anlaşmanın aksine, bu anlaşma İran’ın uranyum zenginleştirmeyi sürdürmesine ve nükleer silah üretimi için gerekli bileşenleri stoklamasına izin vermeyecek” ifadesini kullandı.
Trump’ın yakın müttefiklerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da İran ile imzalanması planlanan mutabakat zaptını, özellikle Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasının güvence altına alınması yönüyle memnuniyetle karşıladı. Graham, İran’ın nükleer programına ilişkin sonraki müzakere sürecini yakından takip edeceğini belirtti. Ancak Graham, desteğini dile getirmekle birlikte, X platformunda yaptığı paylaşımda İran’ın anlaşmaya ilişkin yaklaşımının, ABD müzakere heyetinin açıkladığı çerçeveden farklı göründüğünü belirterek endişelerini de dile getirdi.
Graham ayrıca, ABD yasalarına göre İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmanın incelenmesi ve oylanması için Kongre’ye sunulması gerektiğini vurgulayarak, anlaşmanın nihai metnini görmeyi beklediğini ifade etti.
Demokratlardan gelen eleştiriler
Anlaşmaya yönelik Demokratlar cephesinden gelen eleştiriler, resmi duyurudan önce başladı. ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komisyonu Kıdemli Demokrat Üyesi Jack Reed, Fox News’e yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşma kapsamında ABD’nin, 2015 yılında Obama yönetimi tarafından İran’ın nükleer programını yaptırımların hafifletilmesi karşılığında sınırlandıran anlaşmayla elde edilenden daha az kazanım elde edeceğini savundu.
Reed, Trump’ın başlattığı savaşın milyarlarca dolara mal olduğunu, 14 Amerikan askerinin hayatını kaybetmesine ve yüzlercesinin yaralanmasına yol açtığını, ayrıca küresel ekonomide ciddi dalgalanmalara neden olduğunu belirtti. “Fiilen, Trump’ın çekildiği nükleer anlaşmada elde edilmesi mümkün olan kazanımlardan daha azını elde ediyoruz” diyen Reed, ABD Başkanı’nın 80’inci yaş gününe denk gelen bu anlaşmayla kendisine bir ‘doğum günü hediyesi’ vermek istediğini öne sürdü.
Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Üyesi Seth Moulton da anlaşmanın kamuoyuna yansıyan maddelerini sert sözlerle eleştirerek, bunları Trump’ın ‘teslimiyet belgesi’ olarak nitelendirdi.
Moulton gazetecilere yaptığı açıklamada, “Trump yönetimi bu savaş için şimdiden vergi mükelleflerinin 100 milyar dolarını harcadı. 14 Amerikalı hayatını kaybetti. Sonuçta elde ettiğimiz şey ise, savaş başlamadan önce zaten açık olan boğazın yeniden açılmasını öngören bir anlaşma. Bu nasıl bir zafer olarak sunulabilir?” ifadelerini kullandı.
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat azınlığın lideri Hakeem Jeffries, NBC’ye yaptığı açıklamada, anlaşmanın nihai olarak sonuçlanması halinde metnini görmek istediğini belirtti. Ancak Jeffries, savaşın kendisini ‘pervasız’ ve ‘felaket niteliğinde’ olarak nitelendirerek sert eleştiriler yöneltti. Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin Tahran’ı daha güçlü hale getirdiğini savunan Jeffries, buna karşılık Amerikalıların Trump’ın liderliği döneminde ‘daha az güvende’ olduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks ise Trump’ın yürüttüğü ve ‘tercihe dayalı savaş’ olarak tanımladığı çatışmanın ABD’nin çıkarlarına zarar verdiğini ve yanlış bir karar olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Meeks, diplomatik sürece geri dönülmesini memnuniyetle karşıladığını, ancak olası bir anlaşmaya ilişkin daha fazla açıklık ve şeffaflık gerektiğini vurguladı.
Meeks yayımladığı açıklamada, “Amerikan halkı muğlak duyurulardan veya siyasi manevralardan daha fazlasını hak ediyor. Halk; güvenlik, net cevaplar ve bu yönetimin bizi bu maliyetli ve yetkisiz savaşa sürükleyen hataları tekrarlamayacağına dair güvenceyi hak ediyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Biden yönetiminde İran dosyası üzerinde çalışan ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro, Tahran’ın müzakereleri uzatma ve aşamalı tavizler koparma konusunda deneyimli olduğunu söyledi. Shapiro, X platformundaki paylaşımında, nihai bir anlaşmaya ulaşılamama ihtimalinin bulunduğunu belirterek, böyle bir anlaşma sağlansa bile bunun ‘savaş başlamadan önce diplomasi yoluyla elde edilebilecek sonuçlardan daha kötü olacağını’ savundu.
Shapiro ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasının anlaşmanın en önemli çıktılarından biri olduğunu kabul etmekle birlikte, İran’ın boğazı ‘gerçek ve güçlü bir baskı aracına’ dönüştürmeyi başardığını ifade etti.
Hollanda’da Esed yanlısı lidere muhaliflere işkence ve tecavüzden 26 yıl hapishttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5284664-hollanda%E2%80%99da-esed-yanl%C4%B1s%C4%B1-lidere-muhaliflere-i%C5%9Fkence-ve-tecav%C3%BCzden-26-y%C4%B1l-hapis
Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimi döneminde askeri istihbarat tarafından işletilen bir gözaltı tesisinde mahkumların kullandığı battaniyeler... Şam, 17 Aralık 2024 (AP)
Hollanda’da Esed yanlısı lidere muhaliflere işkence ve tecavüzden 26 yıl hapis
Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimi döneminde askeri istihbarat tarafından işletilen bir gözaltı tesisinde mahkumların kullandığı battaniyeler... Şam, 17 Aralık 2024 (AP)
Hollanda’da bir mahkeme, dün Suriye’deki iç savaş sırasında eski Devlet Başkanı Beşşar Esed karşıtlarına işkence ve tecavüz etmekten suçlu bulunan Suriye uyruklu bir kişiyi 26 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre mahkeme kayıtlarında adı "Rafik A." olarak geçen 58 yaşındaki sanığın, 2013-2014 yılları arasında Suriye'nin batısındaki Selimiye kentinde, rejime bağlı "Ulusal Savunma" milis güçlerinin sorgu birimi başkanı olarak görev yaptığı belirtildi. İnsan hakları raporlarına göre söz konusu grup, Beşşar Esed ve yönetimine karşı olan muhalifleri şiddetle bastırmış, aktivistleri gözaltına alarak işkenceye maruz bırakmıştı.
Mahkeme kararında, kurbanların "elleri kelepçeli ve gözleri bağlı şekilde uzun süre çeşitli aletlerle darb edildiği, tekmelendiği, bir araba lastiğinin içine sıkıştırıldığı, ayaklarından asıldığı veya elektrik şokuna maruz bırakıldığı, ayrıca sıklıkla çıplak kalmaya zorlandığı" ifade edildi.
Sanığı cinsel saldırı ve tecavüzden de suçlu bulan Lahey'deki mahkeme, bu kişinin kurbanlarını defalarca "ölümcül bir korku, tehdit, acı, çaresizlik ve acziyet ortamına" maruz bıraktığını vurguladı.
Sekiz kurbana karşı işlenen 19 insanlığa karşı suçtan hüküm giyen sanık hakkındaki kararın gerekçesinde mahkeme, "suçların olağanüstü cinsel boyutu ve ağırlığı ile kurbanların çektiği acıları" göz önünde bulundurduğunu belirtti. Bu dava, Hollanda'da bir kişinin "insanlığa karşı suç" kapsamında cinsel şiddetten yargılandığı ilk dava olma özelliğini taşıyor.
2021 yılında Hollanda’ya gelerek geçici sığınma hakkı alan ve ülkenin orta kesimindeki Druten kasabasında ailesiyle birlikte yaşamaya başlayan sanık, ihbar üzerine kısa süre sonra polis tarafından gözaltına alınmıştı.
Yargılama sürecinde hakkındaki tüm suçlamaları reddeden sanık, davanın kendisine yönelik bir "komplo" olduğunu öne sürdü. Avukatları ise müvekkillerinin daha önce başka gruplar tarafından işkenceye maruz bırakıldığını ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) yaşadığını savundu.
Birçok Avrupa ülkesi, en ağır uluslararası suçların işlendiği yer gözetilmeksizin yargılanmasına olanak tanıyan "evrensel yargı yetkisi" ilkesi kapsamında Suriye'deki iç savaşta işlenen suçların şüphelilerini yargılıyor. Fransa, Almanya, İsveç, Belçika ve Avusturya mahkemelerinde de benzer davalar görülmeye devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة