İran, ABD ile anlaşmanın imzalandığını resmen açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285519-i%CC%87ran-abd-ile-anla%C5%9Fman%C4%B1n-imzaland%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-resmen-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
İran, ABD ile anlaşmanın imzalandığını resmen açıkladı
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi (Arşiv- IRNA)
İran, ABD ile Ortadoğu’daki savaşı sona erdirmeye yönelik anlaşmayı imzaladığını doğruladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce yaptığı duyurunun ardından geldi.
İran resmi haber ajansı IRNA, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin “İslamabad mutabakat metninin iki ülke başkanlarının imzasıyla tamamlandığı ve artık bu anlaşmanın uygulanmasının test edilme zamanı geldi” sözlerini aktardı.
Bekayi, imzaların elektronik ortamda atıldığını ve resmi bir tören düzenlenmesinin İran’ın planları arasında hiç yer almadığını belirtti.
İsviçre hükümeti ise daha önce imza töreninin yarın, Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı’ndaki lüks bir otelde yapılacağını açıklamıştı.
İran daha önce belgeyi Baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in imzalayacağını bildirmişti.
Bekayi, “İki ülkenin en üst düzey yetkilileri metni imzaladığında, yükümlülüklere uymamanın sonuçları daha ağır olur. Geçmiş deneyimlerimizi dikkate alarak bu yöntemi tercih ettik” dedi.
Dün iki tarafça açıklanan mutabakat zaptına göre ABD, imzadan hemen sonra İran petrol satışına yönelik yaptırımları askıya alacak ve 60 günlük müzakere sürecinin sonunda nihai anlaşmaya varılması halinde bütün yaptırımları kaldıracak.
Buna karşılık İran’ın, stratejik Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin 30 gün içinde tamamen yeniden başlamasına izin vermesi gerekiyor. Boğazın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler yarattığı belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma ayrıca İran nükleer programına ilişkin müzakerelerin yürütülmesini ve İran’ın ekonomik yeniden yapılanması için bir fon oluşturulmasını da içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinin kapanışında, ekonomi ve diplomasi ekibiyle birlikte bir basın toplantısında, (AFP)
Trump İran'a: Anlaşmaya uyun, yoksa bombalamaya devam edeceğiz
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinin kapanışında, ekonomi ve diplomasi ekibiyle birlikte bir basın toplantısında, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün, imzalanması beklenen mutabakat zaptına İran'ın uymaması halinde ülkesine yönelik bombardımanın yeniden başlatılabileceği uyarısında bulunarak, anlaşmanın “nihai olmadığını” söyledi.
Trump, ülkesinin İran'ın balistik füze programını ve Tahran'ın müttefik gruplara verdiği desteği, İran ile yürütülen anlaşma sürecine paralel bir hat üzerinden inceleyeceğini belirtti.
Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında konuşan Trump, mutabakatın “bugün ya da yarın” imzalanabileceğini ifade ederek, Tahran'ın anlaşmayı yapmak istediğini söyledi. Trump ayrıca, imza törenine bizzat katılma ihtimalini de dışlamadı.
Tahran yönetimi ise mutabakatın ABD Başkanı ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanması fikrinin hâlen değerlendirme aşamasında olduğunu açıkladı.
ABD'li yetkililer, 14 maddeden oluşan mutabakat taslağının ayrıntılarını ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Taslakta, Lübnan dâhil olmak üzere askerî operasyonların durdurulması, 60 günlük nihai müzakere sürecinin başlatılması, ABD'nin deniz ablukasının 30 gün içinde kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından petrol satışına başlamasına izin verilmesi öngörülüyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre taslak ayrıca, yeniden imar için en az 300 milyar dolar büyüklüğünde bir fon oluşturulmasını içerirken, buna karşılık İran'ın nükleer silah edinmemeyi taahhüt etmesi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın denetimi altında azaltması şart koşuluyor.
İran Meclis Başkanı ve Baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise “siperin füze rampalarındaki savaşçılardan devralınması” gerektiğini belirterek, savaş sonrası dönemde ekonomik baskıların hafifletilmesine ve ülkenin yeniden inşasına odaklanılması çağrısında bulundu.
Lübnan konusunda da değerlendirmelerde bulunan Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın bir veya iki hafta içinde Washington'u ziyaret edeceğini belirterek, “Lübnan dosyası üzerinde çalışılması gerekeceğini” söyledi.
Öte yandan Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, “Silahlarımızın bırakılmasını öngören hiçbir proje hayata geçirilemeyecek” dedi. Kasım, “Ne deneme bölgeleri ne de İsrail için güvenli bölgeler vardır; aksine İsrail'in çekilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Kasım ayrıca, “Büyük İsrail projesini bozduk” diyerek, İran ile ABD arasında varılan anlaşmanın ardından ortaya çıkan “bu kritik dönüm noktasından” yararlanılması çağrısında bulundu.
Kinşasa, anayasa değişikliklerinin önünü açmaya yönelik adımlar atılmaya devam ederken "siyasi bir çıkmazla" karşı karşıyahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285544-kin%C5%9Fasa-anayasa-de%C4%9Fi%C5%9Fikliklerinin-%C3%B6n%C3%BCn%C3%BC-a%C3%A7maya-y%C3%B6nelik-ad%C4%B1mlar-at%C4%B1lmaya-devam-ederken
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanlığı sayfası X )
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kinşasa, anayasa değişikliklerinin önünü açmaya yönelik adımlar atılmaya devam ederken "siyasi bir çıkmazla" karşı karşıya
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanlığı sayfası X )
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, ülkede anayasa değişikliği sürecinin ilk adımını, siyasi sistemin etkinliğini artırma gerekçesiyle halk oylamalarına izin veren bir yasanın kabul edilmesiyle attı. Ancak muhalefet bu adımı, Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi’nin görev süresini uzatmaya yönelik bir hazırlık olarak değerlendirerek sert şekilde reddetti.
Tshisekedi (62), ilk görev dönemini Ocak 2019–2023 arasında yürütmüş, 2024–2029 dönemi için yeniden seçilmişti. 2006 Anayasası, cumhurbaşkanlığı görevini her biri 5 yıl olmak üzere en fazla iki dönemle sınırlıyor. Bu nedenle, üçüncü kez aday olabilmesi ancak parlamentoda çoğunluk ve ardından halk referandumuyla onaylanacak bir anayasa değişikliğiyle mümkün olabiliyor.
Kongo Senatosu, geçtiğimiz günlerde Ulusal Meclis tarafından da onaylanan ve ülkede referandumların düzenlenmesine yönelik ilk yasal çerçeveyi oluşturan tasarıyı kabul etti. Şarku’l Avsat’ın Fransız Radyosu RFI’den aktardığına göre bu adım, anayasa revizyonu sürecinin ve olası değişikliklerin halk oylamasına sunulmasının önünü açıyor.
Afrika uzmanı Muhammed Turşin’e göre bu düzenleme, siyasi sistemin etkinliğine dair mevcut sorunların çözümü iddiasıyla, Cumhurbaşkanı Tshisekedi’ye yakın elitler tarafından desteklenen girişimin devamı.
Muhalefet ise referandum sürecinin asıl amacının, cumhurbaşkanlığı görev süresi sınırlarını kaldırmak, sınırsız yeniden seçilme imkânı yaratmak ya da görev sürelerini üç dönemle genişletmek olduğunu savunuyor. Bu durumun, Tshisekedi’nin iktidarda kalmasının önünü açacağı ve bunun kesinlikle kabul edilemez olduğu ifade ediliyor.
Hem Senato hem de Ulusal Meclis’te yapılan oylamalar, muhalefet milletvekillerinin haftalar önce protesto amacıyla meclisten çekilmesi nedeniyle muhalefet katılımı olmadan gerçekleşti.
Yasa kabulünden günler önce, başkent Kinşasa’daki parlamento çevresinde düzenlenen protestolarda, muhalefetin önde gelen isimleri anayasa değişikliği girişimini protesto etmiş, güvenlik güçleri göstericileri göz yaşartıcı gazla dağıtmıştı. Gösteriler sırasında muhalefet liderlerinden Martin Fayulu’nun destekçileri tarafından başından yaralı olduğu halde uzaklaştırıldığı bildirildi.
Associated Press’in (AP) haberine göre Kongo Demokratik Cumhuriyeti muhalefeti, mevcut düzenlemenin Cumhurbaşkanı Tshisekedi’ye üçüncü bir dönemin yolunu açabileceği gerekçesiyle yasayı “iktidarın gaspı” olarak nitelendireriyor.
Hükümetin girişimleri, ülkede Ebola salgını ve Ruanda destekli 23 Mart Hareketi isyancılarıyla süregelen çatışmalar gibi ciddi krizlerin yaşandığı bir dönemde meydana geliyor.
Tshisekedi geçtiğimiz ay, ülkede barış sağlanmadan ve çatışma çözülmeden seçimlerin sağlıklı şekilde yapılamayacağını ifade etmişti.
Uzmanlara göre yeni yasa, hükümet ile muhalefet arasında sert siyasi gerilimleri daha da artırabilir. Bu durumun, ülkedeki güvenlik krizleriyle birleşerek siyasi çıkmazı derinleştirmesi ve geniş toplumsal tepkilere yol açması bekleniyor.
Ayrıca, geçmişte Mobutu Sese Seko ve Laurent-Désiré Kabila dönemlerinde yaşanan benzer iktidar krizlerine atıf yapılarak, bu sürecin ülkeyi yeniden uzun süreli siyasi istikrarsızlığa sürükleyebileceği de değerlendiriliyor.
Washington imzalanmadan önce İran’la varılan mutabakat metnini açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285537-washington-imzalanmadan-%C3%B6nce-i%CC%87ran%E2%80%99la-var%C4%B1lan-mutabakat-metnini-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
Washington imzalanmadan önce İran’la varılan mutabakat metnini açıkladı
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği binasının duvarında çizili olan müzakerelerle ilgili bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, İran ile savaşa son verecek bir çerçeve çizen ve İran’ın nükleer programı, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik düzenlemelerine ilişkin 60 günlük bir müzakere sürecini başlatacak olan 14 maddelik belgenin ayrıntılarını ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
Washington'da gazetecilere yapılan brifingde üst düzey bir ABD’li yetkili, mutabakat muhtırasının henüz resmi olarak imzalanmadığını ve nihai bir anlaşmaya ulaşılmadan önce her iki tarafın da geri çekilebileceğini vurguladı. Aynı yetkili İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuyla ilgilenme taahhüdünü ‘büyük bir kazanım’ olarak nitelendirdi.
Yetkili, İsviçre'deki bir sonraki toplantının mutabakat muhtırasının kapsamlı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek anlamda ‘belirleyici’ olacağını söylerken önümüzdeki müzakerelerin ‘kimin ne zaman ne yapacağı’ üzerinde yoğunlaşacağını da ekledi.
Sonraki aşamanın özünü ise nükleer program, ekonomik ve denizcilik adımları dahil olmak üzere çeşitli taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kesin sıralama üzerinde anlaşılmasının ve ardından nihai bağlayıcı anlaşmaya geçilmesinin oluşturacağını belirtti.
ABD’li yetkiliye göre muhtıra ‘Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini’ öngörüyor. Muhtırada Washington ve Tahran iki tarafın mutabakatıyla uzatılabilecek 60 günlük bir süre içinde nihai anlaşmaya varmak amacıyla müzakere masasına oturmayı taahhüt ediyor. Belge ayrıca 30 gün içinde ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasını ve gemi trafiğinin kademeli olarak savaş öncesi düzeylere döndürülmesini de kapsıyor. ABD aynı zamanda nihai anlaşmaya varılmasından itibaren 30 gün içinde kuvvetlerini İran çevresinden çekmeyi de taahhüt ediyor.
Muhtıra Hürmüz Boğazı'na ilişkin olarak deniz geçidinin 60 gün boyunca açık tutulmasını ve herhangi bir ücrete tabi kılınmamasını öngörüyor. ABD’li yetkili, İran'ın ardından Umman Sultanlığı ve Arap Körfez ülkeleriyle Hürmüz Boğazı’nın yönetimine dair daha kapsamlı ve uzun vadeli düzenlemelere varma yolunda çalışacağını belirtti.
Muhtıra uyarınca ön anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından uzatılabilir olan 60 günlük bir müzakere süreci başlayacak. İran, bu süre zarfında Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişe izin verecek. Boğazın yönetimi ise daha sonra bölgesel taraflarla müzakere edilecek.
Ekonomik kazanımlar
Ekonomik boyutuyla muhtıra, ABD'nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden yapılanması ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolar değerinde bir fon oluşturulması amacıyla çalışmaların başlatılmasını taahhüt etmesini öngörüyor. Bu taahhüdün hayata geçirilmesi ise nihai anlaşmanın seyrini takip edecek. ABD’li yetkililer, İran için kurulması öngörülen yeniden yapılanma fonunun nükleer dosyadan sonra muhtıranın en tartışmalı maddelerinden birini oluşturduğunu kabul ediyor. Ekonomik madde, Washington'ın bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden yapılanması ve ekonomik kalkınmasına yönelik mutabık kalınmış nihai bir plan hazırlamasını öngörüyor.
Ancak ABD’li yetkili, bu maddenin ABD'yi İran'a herhangi bir ödeme yapmaya ya da fona katkı sağlamaya zorlamadığını vurgulayarak uygulamaya konulmasının nihai bir anlaşmaya varılmasına ve Tahran'ın taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu açıkladı.
Yetkili, bunun yaptırımların hafifletilmesi durumunda bölgesel ülkelerin İran'daki projelere yatırım yapabilmesine örnek olarak olanak tanıyabileceğini belirtti.
Belge ayrıca ABD'nin mutabakat muhtırasının imzalanmasının hemen ardından İran'ın petrol satmasına izin vereceğini, yaptırımların tam olarak kaldırılmasının ise nihai bir anlaşmaya ulaşılmasına ve İran'ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı olduğunu da öngörüyor.
ABD’li yetkili, Washington'ın İran'ın anlaşma imzalanmadan önce Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engelleme girişimlerinden çekildiğine dair işaretler gözlemlemeye başladığını da vurguladı.
Uranyum zenginleştirme
Yetkili nükleer dosyayla ilgili olarak ise İran'ın nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt ettiğini ve her iki tarafın zenginleştirilmiş uranyum stokunun yönetimi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimi altında ‘yerinde zenginleştirme oranının düşürülmesi’ esasına dayanan bir mekanizma üzerinde mutabık kaldığını açıkladı. Bu mekanizma İran'ın nükleer maddelerini işlemenin birincil yöntemi olarak belirlendi. Zenginleştirme oranını düşürme işlemi, askeri kullanıma elverişli düzeye arıtılabilecek zenginleştirilmiş uranyumun seyreltirilmiş uranyumla karıştırılmasını ve böylece mevcut stokun zenginleştirme oranının azaltılmasını kapsıyor.
ABD’li yetkili, İran'ın uranyum zenginleştirme oranını düşürme taahhüdünün Washington için ‘büyük bir zafer’ niteliği taşıdığı görüşünü paylaşarak belgenin önceki saatlerde Amerikalı ve yabancı medyaya sızdırılan taslaklara kıyasla nükleer dosyada ek maddeler içerdiğini aktardı.
İki ülkenin İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu yönetme mekanizmasını müzakere etmeyi kararlaştırdığını belirten yetkili, bu mekanizmanın ‘asgari eşiğinin’ İran topraklarında UAEA denetimi altında zenginleştirme oranının düşürüldüğü seviye olacağını vurguladı.
ABD’li üst düzey bir başka yetkili ise Tahran'ın mutabakat çerçevesinde ‘zenginleştirilmiş uranyum stokunu imha edeceğini beyan ettiğini’ belirterek yerinde zenginleştirme oranının düşürülmesinin bu süreç için benimseneceği yöntemin ‘asgari eşiğini’ oluşturduğunu söyledi. Yetkili bu nitelendirmenin anlaşmaya ilişkin kişisel yorumunu yansıttığını kaydetti.
Trump, Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin sonunda düzenlenen basın toplantısında konuşurken, yanında Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio bulunuyor (AP)
Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokuyla nasıl başa çıkılacağına dair bir vizyon sunduğunu da belirten yetkili, bu meselenin muhtıranın yürürlüğe girmesinin ardından başlayacak teknik müzakerelerin bir parçasını oluşturacağını vurguladı.
ABD’li iki yetkili, daha önce resmi mutabakat muhtırasından haberdar edilmediğini açıklayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sahip oldukları bilgilere göre belgeden bir nüsha talep etmediğini aktardılar.
Bu ayrıntılar gündeme gelirken İran henüz mutabakat muhtırasının resmi metnini kamuoyuyla paylaşmadı. İran Dışişleri Bakanlığı, belgenin ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanması fikrinin halen değerlendirilme aşamasında olduğunu açıkladı.
Böyle bir imza töreni, 1980 yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliği'ndeki rehine kriziyle birlikte diplomatik ilişkilerini koparan iki ülke için önemli bir adımı temsil ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة