İsrailli yetkili: Lübnan konusunda Amerika ile "zorlu" görüşmeler yürütüyoruzhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285584-i%CC%87srailli-yetkili-l%C3%BCbnan-konusunda-amerika-ile-zorlu-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmeler-y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BCyoruz
İsrailli yetkili: Lübnan konusunda Amerika ile "zorlu" görüşmeler yürütüyoruz
İsrail'e ait Merkava tankları Lübnan-İsrail sınırına yakın bir yerde ilerliyor (AFP)
Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın üst düzey bir İsrailli yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri varlığının sürdürülmesi konusunda ABD ile “zorlu müzakereler” yürüttüğünü söyledi. Yetkili, İsrail'in bu konudaki tutumundan geri adım atmayı düşünmediğini de vurguladı.
İsrail ordusu bugün daha önce yaptığı açıklamada, Güney Lübnan'da devam eden çatışmalarda bir askerin öldüğünü, 7 askerin ise yaralandığını duyurmuştu.
Ordudan yapılan kısa açıklamada, 29 yaşındaki Kıdemli Çavuş Aleksandr Filin'in dün çatışmalar sırasında hayatını kaybettiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca yedi yedek subay ve askerlerin orta ve hafif derecede yaralandığı ifade edildi.
Askerin ölümüne ilişkin açıklama, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Ortadoğu'daki savaşı Lübnan dâhil bütün cephelerde sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptını imzalamasından saatler önce geldi.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Washington ile Tahran arasında anlaşmaya varıldığının duyurulmasının ardından, Hizbullah ile İsrail arasındaki saldırı ve askeri operasyonların yoğunluğu azalsa da tamamen sona ermedi.
Lübnan makamları daha önce, İsrail'in yoğun hava saldırıları ve kara operasyonları sonucunda şu ana kadar 3 bin 800'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
İsrail tarafında ise 2 Mart'tan bu yana 31 asker ile bir sivil sözleşmeli personelin öldüğü açıklandı.
Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285653-m%C4%B1s%C4%B1r%E2%80%99%C4%B1n-abrams-tanklar%C4%B1n%C4%B1-modernize-etme-projesi-i%CC%87srail%E2%80%99i-endi%C5%9Felendiriyor
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Kahire:Hişam el-Meyani
TT
Kahire:Hişam el-Meyani
TT
Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyor
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
İsrail medyasında, Mısır ordusunun artan askeri kapasitesine ilişkin endişe ve kaygılar gündemdeki yerini korurken, eski askeri yetkililer Mısır’ın şu anda ABD ile koordinasyon içinde zırhlı birliklerinin gücünü artırmak amacıyla çok sayıda M1A1 Abrams tankını modern teknoloji ve güncel muharebe özellikleriyle donatma çalışması yürüttüğünü belirtti.
İbranice yayın yapan Nziv.net platformunun haberine göre, Washington’un kısa süre önce Mısır ordusunun envanterindeki bin 130 Amerikan yapımı Abrams M1A1 tankından 555’inin modernizasyonunu kapsayan büyük çaplı anlaşmayı onaylaması, İsrail’de bölgedeki güç dengelerinin değişebileceğine yönelik ciddi endişelere yol açtı.
Platformun söz konusu anlaşmaya ilişkin yayımladığı rapora göre, modernizasyon projesi Kahire’nin kuzeyindeki Ebu Za‘bel bölgesinde bulunan ve ABD dışında bu modelin parçalarını üretme yetkisine sahip tek tesis olan 200 No’lu Askeri Fabrika tarafından yürütülecek. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 4,69 milyar dolar olduğu belirtildi.
Mısır Askeri Üretim Bakanlığı verilerine göre, Abrams M1A1 tankı Mısır ordusunun ana muharebe tankı olarak görev yapıyor. Tankın ortalama hızı ise saatte 20 mil (yaklaşık 32 km) olarak kaydediliyor.
Tank modernizasyon çalışmaları neleri kapsar?
Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tankların modernizasyonuna yönelik girişimlerin yeni olmadığını belirterek, “Mısır ile ABD, 1980’li yıllarda ortak askerî üretim konusunda anlaşmaya vardı. Bu iş birliğinin ilk somut adımı ise 1992 yılında Abrams M1A1 tanklarının Mısır’da montaj ve üretim sürecinin başlaması oldu” dedi.
Abdulvahid, “Daha sonra Mısır’ın 2024 yılında ABD ile yaptığı anlaşma geldi. Bu anlaşmanın en önemli maddelerinden biri Abrams tanklarının modernizasyonuydu. Yeni bir tank filosu ithal etmek ve yüksek maliyetlere katlanmak yerine Mısır, mevcut tanklarını geliştiriyor ve dünyanın en saygın ana muharebe tanklarından biri olarak kabul edilen Abrams’ın sahip olduğu uluslararası itibardan yararlanıyor. Modernizasyon süreci, tanklara yeni teknolojilerin entegre edilmesiyle kabiliyetlerinin artırılmasını içeriyor” ifadelerini kullandı.
Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı’nın eski yöneticilerinden Tümgeneral Muhammed Reşad da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Abrams M1A1 tanklarının modernizasyonu, bu tankların teslim alınmasından bu yana bir zorunluluktu. Modernizasyon kapsamında daha uzun menzilli ateş gücü sağlamak amacıyla daha yüksek kalibreli, 105 milimetrelik bir topun entegrasyonu, lazer teknolojisine dayalı nişan ve hedefleme sistemlerinin geliştirilmesi, tank gövdesinin çarpışmalı muharebelere ve tanksavar silahlarına karşı daha güçlü zırhla korunması, denge ve atış hassasiyetini artırmak için top sistemine geri tepme önleyici mekanizma eklenmesi ve yüksek performanslı motorlarla hız ile manevra kabiliyetinin artırılması yer alıyor” dedi.
Nziv.net platformunun raporunda ise söz konusu modernizasyonun tankları gelişmiş M1A1 SA konfigürasyonuna yükselteceği belirtildi. Rapora göre bu yapılandırma; durumsal farkındalık sağlayan dijital haritalar, gelişmiş gece görüş ve termal görüntüleme sistemleri, füzelere karşı güçlendirilmiş zırhın yanı sıra yeni motor ve transmisyon sistemlerini içeriyor.
Raporda ayrıca, “Bu kabiliyetler Mısır Zırhlı Kolordusu’nu bölgedeki en gelişmiş ve en etkili askerî güçlerden biri haline getiriyor. Her türlü muharebe koşulunda yüksek savaş kapasitesi sağlayan bu gelişme, Tel Aviv’de doğrudan endişe yaratıyor” değerlendirmesine yer verildi.
Mısır’daki 200 No’lu Askeri Fabrika’nın ABD’li United Defense şirketi ile iş birliği içinde ürettiği M88A2 Hercules kurtarma tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Abdulvahid, “Mısır bu tankın bileşenlerinin yüzde 90’ını üretiyor. Teknolojinin ve savunma sanayisinin yerlileştirilmesi Mısır açısından son derece önemli bir konu ve Mısır yönetimi buna büyük önem veriyor” dedi.
Abdulvahid sözlerini şöyle sürdürdü: “Mısır envanterindeki 555 Abrams tankı modernize edilecek. Bu kapsamda motor, transmisyon sistemi ve özellikle tank komutanı ile nişancıya yönelik görüş sistemlerinde değişiklik yapılacak. Ayrıca tanklara yeni sensör sistemleri entegre edilmeye başlandı. Böylece bu tanklar, yüksek caydırıcılık özelliğini korurken yeni nesil tanklarla aynı seviyeye yaklaşmış olacak. Son derece güçlü zırha sahip olan tanklar, Mısır’ın yaptığı düzenlemeler sayesinde çöl koşullarında da etkin şekilde görev yapabiliyor. Tüm bu çalışmalar Washington ile yapılan anlaşma çerçevesinde yürütülüyor.”
Reşad ise söz konusu modernizasyonun, ‘Mısır zırhlı birliklerinin muharebe kabiliyetini artıracağını’ belirterek, zırhlı kuvvetlerin kara ordusunun vurucu gücünü oluşturduğunu, uzun menzilli yarma harekâtları ile kuşatma ve çevreleme operasyonlarının icrasında kritik rol oynadığını ifade etti.
İsrail’in iddiaları ve Mısır’ın yalanlaması
İsrail medyasında son iki yıldır yayımlanan çok sayıda haberde, İsrail’in (kendi iddialarına göre) “Sina Yarımadası’nda büyük lojistik altyapılar ve yakıt depolama tesisleri inşa edildiğini tespit etmesi” nedeniyle ciddi endişe duyduğu öne sürüldü. Söz konusu haberlerde, bu adımların Mısır güçlerine doğuya doğru hızlı ve geniş çaplı hareket kabiliyeti sağlayabileceği, bu nedenle barış anlaşmasına rağmen İsrail’in Mısır ordusunun konuşlanmasını ve birlik dağılımını sürekli ve yakından izlemek zorunda kaldığı ileri sürüldü.
Mısır ise bu iddiaları defalarca reddederek, Sina’daki faaliyetlerin yalnızca kalkınma amaçlı projelerden ibaret olduğunu, bölgedeki askerî varlığın ise sınırların ve ulusal güvenliğin korunmasına yönelik olduğunu vurguladı.
İki ülke arasında 1979 yılında imzalanan barış anlaşmasının hükümlerine göre Sina Yarımadası, bölgede bulundurulabilecek asker ve silah miktarını belirleyen A, B ve C olmak üzere üç ana bölgeye ayrılıyor. İsrail sınırına bitişik olan C Bölgesi ise sivil polis güçleri dışında tamamen askerden arındırılmış statüde bulunuyor.
Ancak Kuzey Sina’daki terörle mücadele ve kaçakçılığın önlenmesi gibi ortak güvenlik tehditleri nedeniyle Mısır ile İsrail, bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla anlaşmanın ilk hükümlerinde öngörülen sınırların ötesinde ilave güçlerin konuşlandırılması konusunda mutabakata vardı. Bu düzenlemelere uyulup uyulmadığı ise Sina’daki kontrol noktalarında görev yapan Çok Uluslu Güç ve Gözlemciler tarafından denetleniyor.
Reşad’a göre ise İsrail’in gerek Mısır ordusundaki modernizasyon çalışmalarından gerekse Abrams tanklarının geliştirilmesinden duyduğu rahatsızlığın temel nedeni, ‘Mısır zırhlı birliklerinin etkinliğinin artırılmasından duyulan endişe’. Reşad, Tel Aviv’in sürekli silah ve askerî teçhizat modernizasyonu sayesinde sahip olduğu zırhlı kapasiteyle övündüğünü belirterek, Mısır’ın bu alandaki gelişiminin İsrail tarafından yakından takip edildiğini ifade etti.
Trump İran'a: Anlaşmaya uyun, yoksa bombalamaya devam edeceğizhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285553-trump-i%CC%87rana-anla%C5%9Fmaya-uyun-yoksa-bombalamaya-devam-edece%C4%9Fiz
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinin kapanışında, ekonomi ve diplomasi ekibiyle birlikte bir basın toplantısında, (AFP)
Trump İran'a: Anlaşmaya uyun, yoksa bombalamaya devam edeceğiz
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinin kapanışında, ekonomi ve diplomasi ekibiyle birlikte bir basın toplantısında, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün, imzalanması beklenen mutabakat zaptına İran'ın uymaması halinde ülkesine yönelik bombardımanın yeniden başlatılabileceği uyarısında bulunarak, anlaşmanın “nihai olmadığını” söyledi.
Trump, ülkesinin İran'ın balistik füze programını ve Tahran'ın müttefik gruplara verdiği desteği, İran ile yürütülen anlaşma sürecine paralel bir hat üzerinden inceleyeceğini belirtti.
Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında konuşan Trump, mutabakatın “bugün ya da yarın” imzalanabileceğini ifade ederek, Tahran'ın anlaşmayı yapmak istediğini söyledi. Trump ayrıca, imza törenine bizzat katılma ihtimalini de dışlamadı.
Tahran yönetimi ise mutabakatın ABD Başkanı ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanması fikrinin hâlen değerlendirme aşamasında olduğunu açıkladı.
ABD'li yetkililer, 14 maddeden oluşan mutabakat taslağının ayrıntılarını ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Taslakta, Lübnan dâhil olmak üzere askerî operasyonların durdurulması, 60 günlük nihai müzakere sürecinin başlatılması, ABD'nin deniz ablukasının 30 gün içinde kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından petrol satışına başlamasına izin verilmesi öngörülüyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre taslak ayrıca, yeniden imar için en az 300 milyar dolar büyüklüğünde bir fon oluşturulmasını içerirken, buna karşılık İran'ın nükleer silah edinmemeyi taahhüt etmesi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın denetimi altında azaltması şart koşuluyor.
İran Meclis Başkanı ve Baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise “siperin füze rampalarındaki savaşçılardan devralınması” gerektiğini belirterek, savaş sonrası dönemde ekonomik baskıların hafifletilmesine ve ülkenin yeniden inşasına odaklanılması çağrısında bulundu.
Lübnan konusunda da değerlendirmelerde bulunan Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın bir veya iki hafta içinde Washington'u ziyaret edeceğini belirterek, “Lübnan dosyası üzerinde çalışılması gerekeceğini” söyledi.
Öte yandan Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, “Silahlarımızın bırakılmasını öngören hiçbir proje hayata geçirilemeyecek” dedi. Kasım, “Ne deneme bölgeleri ne de İsrail için güvenli bölgeler vardır; aksine İsrail'in çekilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Kasım ayrıca, “Büyük İsrail projesini bozduk” diyerek, İran ile ABD arasında varılan anlaşmanın ardından ortaya çıkan “bu kritik dönüm noktasından” yararlanılması çağrısında bulundu.
Kinşasa, anayasa değişikliklerinin önünü açmaya yönelik adımlar atılmaya devam ederken "siyasi bir çıkmazla" karşı karşıyahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285544-kin%C5%9Fasa-anayasa-de%C4%9Fi%C5%9Fikliklerinin-%C3%B6n%C3%BCn%C3%BC-a%C3%A7maya-y%C3%B6nelik-ad%C4%B1mlar-at%C4%B1lmaya-devam-ederken
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanlığı sayfası X )
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kinşasa, anayasa değişikliklerinin önünü açmaya yönelik adımlar atılmaya devam ederken "siyasi bir çıkmazla" karşı karşıya
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanlığı sayfası X )
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, ülkede anayasa değişikliği sürecinin ilk adımını, siyasi sistemin etkinliğini artırma gerekçesiyle halk oylamalarına izin veren bir yasanın kabul edilmesiyle attı. Ancak muhalefet bu adımı, Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi’nin görev süresini uzatmaya yönelik bir hazırlık olarak değerlendirerek sert şekilde reddetti.
Tshisekedi (62), ilk görev dönemini Ocak 2019–2023 arasında yürütmüş, 2024–2029 dönemi için yeniden seçilmişti. 2006 Anayasası, cumhurbaşkanlığı görevini her biri 5 yıl olmak üzere en fazla iki dönemle sınırlıyor. Bu nedenle, üçüncü kez aday olabilmesi ancak parlamentoda çoğunluk ve ardından halk referandumuyla onaylanacak bir anayasa değişikliğiyle mümkün olabiliyor.
Kongo Senatosu, geçtiğimiz günlerde Ulusal Meclis tarafından da onaylanan ve ülkede referandumların düzenlenmesine yönelik ilk yasal çerçeveyi oluşturan tasarıyı kabul etti. Şarku’l Avsat’ın Fransız Radyosu RFI’den aktardığına göre bu adım, anayasa revizyonu sürecinin ve olası değişikliklerin halk oylamasına sunulmasının önünü açıyor.
Afrika uzmanı Muhammed Turşin’e göre bu düzenleme, siyasi sistemin etkinliğine dair mevcut sorunların çözümü iddiasıyla, Cumhurbaşkanı Tshisekedi’ye yakın elitler tarafından desteklenen girişimin devamı.
Muhalefet ise referandum sürecinin asıl amacının, cumhurbaşkanlığı görev süresi sınırlarını kaldırmak, sınırsız yeniden seçilme imkânı yaratmak ya da görev sürelerini üç dönemle genişletmek olduğunu savunuyor. Bu durumun, Tshisekedi’nin iktidarda kalmasının önünü açacağı ve bunun kesinlikle kabul edilemez olduğu ifade ediliyor.
Hem Senato hem de Ulusal Meclis’te yapılan oylamalar, muhalefet milletvekillerinin haftalar önce protesto amacıyla meclisten çekilmesi nedeniyle muhalefet katılımı olmadan gerçekleşti.
Yasa kabulünden günler önce, başkent Kinşasa’daki parlamento çevresinde düzenlenen protestolarda, muhalefetin önde gelen isimleri anayasa değişikliği girişimini protesto etmiş, güvenlik güçleri göstericileri göz yaşartıcı gazla dağıtmıştı. Gösteriler sırasında muhalefet liderlerinden Martin Fayulu’nun destekçileri tarafından başından yaralı olduğu halde uzaklaştırıldığı bildirildi.
Associated Press’in (AP) haberine göre Kongo Demokratik Cumhuriyeti muhalefeti, mevcut düzenlemenin Cumhurbaşkanı Tshisekedi’ye üçüncü bir dönemin yolunu açabileceği gerekçesiyle yasayı “iktidarın gaspı” olarak nitelendireriyor.
Hükümetin girişimleri, ülkede Ebola salgını ve Ruanda destekli 23 Mart Hareketi isyancılarıyla süregelen çatışmalar gibi ciddi krizlerin yaşandığı bir dönemde meydana geliyor.
Tshisekedi geçtiğimiz ay, ülkede barış sağlanmadan ve çatışma çözülmeden seçimlerin sağlıklı şekilde yapılamayacağını ifade etmişti.
Uzmanlara göre yeni yasa, hükümet ile muhalefet arasında sert siyasi gerilimleri daha da artırabilir. Bu durumun, ülkedeki güvenlik krizleriyle birleşerek siyasi çıkmazı derinleştirmesi ve geniş toplumsal tepkilere yol açması bekleniyor.
Ayrıca, geçmişte Mobutu Sese Seko ve Laurent-Désiré Kabila dönemlerinde yaşanan benzer iktidar krizlerine atıf yapılarak, bu sürecin ülkeyi yeniden uzun süreli siyasi istikrarsızlığa sürükleyebileceği de değerlendiriliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة