Sudan’daki Müslüman Kardeşler bir yol ayrımında

Güç dengesinin yeniden şekillenmesi, onları Beşir’in düşüşünden bu yana en zorlu sınavla karşı karşıya bırakıyor

Sudan İslami Hareketi Genel Sekreteri Ali Ahmed Karti (Facebook)
Sudan İslami Hareketi Genel Sekreteri Ali Ahmed Karti (Facebook)
TT

Sudan’daki Müslüman Kardeşler bir yol ayrımında

Sudan İslami Hareketi Genel Sekreteri Ali Ahmed Karti (Facebook)
Sudan İslami Hareketi Genel Sekreteri Ali Ahmed Karti (Facebook)

Sudan, savaşın dördüncü yılına girmesi ve askeri-siyasi ittifakların hızla değişmesiyle birlikte son derece karmaşık bir süreçten geçiyor. Sudan ordusunun safına katılan ve daha önce Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) bünyesinden ayrılan grupların yanı sıra, silahlı hareketlerin ortak güçleri, Sudan Kalkanı Kuvvetleri ve İslamcı akıma yakın oluşumların da aynı cephede yer almasıyla, HDK karşıtı kampta yeni bir güç dengesi haritası giderek belirginleşiyor. Bu tablo, kökenleri, hedefleri ve Sudan devletinin geleceğine ilişkin vizyonları farklı olan çok sayıda aktör arasında çıkarların geçici olarak kesiştiğine işaret ediyor.

Her ne kadar bugün söz konusu güçleri bir arada tutan en önemli unsur HDK’ye karşı mücadele olsa da, taraflar arasındaki siyasi ve askerî görüş ayrılıkları bu ittifakın geleceğine ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Sudan’ın geçmiş tecrübeleri, savaş dönemlerinde kurulan ittifakların barış sürecinde mutlaka kalıcı ortaklıklara dönüşmediğini gösteriyor. Aksine, bu tür ittifaklar savaş sonrası dönemde nüfuz, iktidar paylaşımı ve yeni düzenlemeler konusunda ortaya çıkabilecek yeni çekişmelerin zemini haline gelebiliyor. Bu nedenle ortaya çıkan yeni güç dengelerinin dikkatle incelenmesi, aynı cephede yer alan unsurlar arasındaki ilişkilerin niteliğinin değerlendirilmesi ve önümüzdeki dönemde uzlaşı ya da çatışma ihtimallerinin analiz edilmesi büyük önem taşıyor.

GTHTY
14 Ağustos 2025 tarihinde ülkenin doğusundaki el-Gadarif şehrinin sokaklarında Sudan ordusu askerleri (AFP)

Son dönemde Sudan ordusu, farklı geçmişlere ve hedeflere sahip çeşitli güçlerin altında hareket ettiği temel askerî çatı haline geldi. Darfur kökenli silahlı hareketlere bağlı ortak güçler, sahadaki ağırlıkları ve savaş tecrübeleriyle dikkat çekerken, Sudan Kalkanı Kuvvetleri yükselen bir askerî ve kabilesel güç olarak öne çıkıyor. Buna karşılık, HDK saflarından ayrılan bazı isimler ve gruplar da yeni güç denkleminde kendilerine yer edinmeye ve etkilerini göstermeye çalışıyor.

Zorunluluk ittifakı

Bu bileşim, ‘zorunluluk ittifakı’ olarak nitelendirilebilecek bir yapı ortaya çıkardı. Bu çerçevede söz konusu güçleri bir araya getiren temel unsur HDK’ye karşı ortak mücadele olurken, bu durum taraflar arasında ortak bir siyasi projenin bulunduğu anlamına gelmiyor. Her aktörün, iktidarın geleceği ve nüfuz paylaşımına ilişkin kendine özgü hesapları bulunuyor.

Bu bağlamda, savaş sonrası dönemde İslamcı hareketin konumu da önemli bir tartışma başlığı olarak öne çıkıyor. Uzun yıllar boyunca Sudan devletinde siyasi, örgütsel ve güvenlik alanlarında önemli bir nüfuz odağı olan İslamcılar, artık geçmişte olduğu gibi tek başına belirleyici bir etki alanına sahip değil. Savaş süreci içinde yükselen yeni aktörler, zorunlu olarak İslamcı bir çizgiye mensup değil. Ayrıca bu aktörlerin bir kısmı, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir döneminden bu yana İslamcı yapılarla süregelen siyasi rekabet ve çatışma geçmişine de sahip.

Bu tablo, dikkat çekici bir paradoksu ortaya koyuyor: Orduya desteğin genişlemesi ve aktör çeşitliliğinin artmasıyla birlikte, İslamcı hareketin bu ittifak içindeki göreli ağırlığı azalıyor. İslamcılar artık ne tek başına siyasi bir şemsiye sağlayan ne de tek başına askerî ya da toplumsal mobilizasyonu yönlendiren ana güç konumunda. Bunun yerine, her biri kendi çıkarları ve hesapları olan çok sayıda aktörün yer aldığı daha parçalı bir güç yapısının bileşenlerinden biri haline gelmiş durumdalar.

İslamcılar baskı altında

İslamcı hareket üzerindeki siyasi baskıların, hem iç hem de dış düzeyde giderek arttığına dair işaretler çoğalıyor. İslamcı çizgiye yakınlığıyla bilinen strateji uzmanı Abdulhadi Abdulbasit, mevcut dönemde İslamcı hareketin benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Abdulbasit’e göre, savaş sonrası düzenlemelerde İslamcıların dışlanmasına yönelik çağrılar artarken, aynı zamanda geçmiş iktidar dönemlerindeki rolleri ve bu dönemle bağlantılı iddialar nedeniyle hesap vermeleri yönündeki talepler de güçleniyor. Son aylarda, İslamcı hareketin önde gelen bazı isimlerine yönelik hukuki işlemler uygulanmış, bu isimler bir süre sonra serbest bırakılmıştı. Ancak eski iktidar partisi Ulusal Kongre Partisi yöneticilerinden en-Numan Abdulhalim halen gözaltında tutuluyor.

DFBGHJUK
İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Yaser el-Ata’nın, orduyla birlikte savaşan İslamcı el-Bera bin Malik Tugayı’nın komutanıyla birlikte olduğu görülüyor.

Dış baskılar sonucu alındığı düşünülen bu önlemler, Sudan İslami Hareketi, Ulusal Kongre Partisi ve el-Bera bin Malik Tugayı’nın ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırılmasıyla aynı zamana denk geldi.

Ayrıca, bölgesel ve uluslararası düzeyde İslamcıların gelecekteki herhangi bir siyasi süreçten dışlanmasını savunan görüşler de giderek görünürlük kazanıyor. Bu yaklaşım, başta ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’dan oluşan Dörtlü Mekanizma ile Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Afrika Birliği (AfB), Arap Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gibi çok taraflı platformların açıklama ve istişarelerine de yansıyor.

Öte yandan, sivil siyasi güçler İslamcıların gerilemesini savaşın doğrudan sonucu olmaktan ziyade, demokratik geçiş sürecinin bir gerekliliği olarak değerlendiriyor. Sivil Demokratik Güçler İttifakı (Sumud) Sözcüsü Dr. Bekri el-Cak, Sudan Ordusu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın İslamcılardan uzaklaşma kapasitesine sahip olabileceğini, ancak asıl sorunun İslamcıların devletin çeşitli kurumlarındaki köklü etkisi olduğunu ifade etti. El-Cak’a göre, bu aktörlerin tamamen dışlanması, ancak geniş tabanlı bir siyasi ittifak ve kapsayıcı bir proje ile mümkün olabilir; bu da ülkenin bir sonraki aşamasını yönetebilecek ortak bir siyasi çerçeve gerektiriyor.

DFGTHYU
Sudan’ın eski Başbakanı ve Sumud İttifakı lideri Abdullah Hamduk, Nairobi’de daha önceki toplantılarda Sudan siyasi güçlerinin liderleriyle bir araya geldi. (Sumud İttifakı)

Sudan Ulusal Kongre Partisi yöneticilerinden Şerif Muhammed Osman, İslamcı hareketin, Aralık 2018’de gerçekleşen halk devrimiyle birlikte Sudan halkının iradesiyle çöktüğünü ifade etti. Ayrıca uluslararası baskılar ve yaptırımların, ABD’nin İslamcı hareketi ‘terör bağlantılı listelere’ dahil etmesi gibi adımların, söz konusu yapının siyasi izolasyonunu daha da artıracağı görüşünü dile getirdi.

Osman, sivil güçlerin İslamcıları siyaseten dışlama yönünde ilerlediğini, bunun temel gerekçesinin ise Sudan’da istikrarın ve devletin yeniden inşasının ancak sivil ve barışçıl bir geçiş süreciyle mümkün olabileceği inancı olduğunu belirtti. Ona göre İslamcı hareketin ve ona bağlı siyasi yapıların etkisi giderek gerileme eğiliminde.

Bu çerçevede, orduya yakınlığıyla bilinen Demokratik Blok lideri Mubarak Ardol, Addis Ababa’da düzenlenen bir toplantı sırasında sivil Sudan güçleriyle, eski iktidar partisi Ulusal Kongre Partisi ile Sudan Kurucu İttifakı’nın gelecekteki herhangi bir siyasi düzenlemeden dışlanması konusunda sözlü bir mutabakata varıldığını ve bunun kendi sosyal medya hesabında da doğrulandığını açıkladı.

Bununla birlikte, İslamcı nüfuzun tamamen sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğu değerlendiriliyor. Zira İslamcı hareket, hâlâ örgütsel ağlara, birikmiş siyasi deneyime ve devletin bazı kurumları ile toplumun belirli kesimleri içinde varlığa sahip. Ancak mevcut göstergeler, hareketin uzun yıllar boyunca sahip olduğu baskın konuma yeniden ulaşmasının önceki dönemlere kıyasla çok daha zor olduğunu ortaya koyuyor.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.