Barrack, Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığında uzlaşma sürecini hızlandırıyor

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
TT

Barrack, Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığında uzlaşma sürecini hızlandırıyor

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)
Irak Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026’da Erbil’de ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la görüştü (Kürdistan Bölgesi Hükümeti Medyası)

Kürt siyasetçiler, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geçen hafta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’e yaptığı ziyarette Bağdat ile Erbil arasındaki petrol anlaşmazlığının çözüm imkânlarını ele aldığını belirtti. Ancak aynı kaynaklar, ülkenin içinde bulunduğu ağır mali krizin doğal kaynakların yönetimini kalıcı biçimde düzenleyecek federal bir yasanın çıkarılmasını sağlayacağı konusunda iyimser değil.

Federal hükümetin dönemin Başbakanı Nuri al-Maliki liderliğinde ilk petrol ve doğal gaz yasa taslağını sunduğu Mart 2007’den bu yana, Irak Parlamentosu’nun farklı dönemleri boyunca doğal kaynakların üretimi ve gelir dağılımını düzenlemesi beklenen yasa bir türlü kabul edilemedi. Bunun yerine siyasi aktörler, kırılgan siyasi uzlaşmalarla süreci yönetmeyi tercih etti.

Petrol ve doğal gaz yasası yeniden gündeme, Barrack’ın 16 Haziran 2026’da Erbil’e yaptığı ziyaretin ardından geldi. ABD’li temsilci burada bölgesel hükümet yetkilileri ve iki büyük Kürt partisiyle görüşmeler gerçekleştirdi. Yerel kaynaklar, Barrack’ın Başbakan Ali ez-Zeydi’nin Bağdat ile Erbil arasındaki geleneksel anlaşmazlıkları çözebileceği konusunda iyimser olduğunu aktardı.

Eski Irak Kürt milletvekili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Barrack’ın Erbil temaslarında ABD-Irak enerji iş birliğinin güçlendirilmesini görüştüğünü söyledi. Görüşmelerde hem Bağdat hem de Erbil ile enerji alanındaki ortaklıkların yanı sıra, Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz’e taşınmasını sağlayan Kerkük-Baniyas boru hattının modernizasyonu da ele alındı.

Eski milletvekili Miyade en-Neccar ise Bağdat-Erbil petrol anlaşmazlığının “durgunluk aşamasından ciddi müzakere aşamasına geçtiğini” ifade etti.

Neccar, son haftalarda iki taraf arasındaki temasların belirgin biçimde hız kazandığını, üst düzey ziyaretler ve görüşmelerin yeniden petrol ihracatının başlatılması, mali dosyaların çözümü ve petrol-doğal gaz yasasının çıkarılması için uygun zeminin hazırlanmasına odaklandığını belirtti.

Anlaşmazlığın kökeni

Gözlemcilere göre petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılamamasının temel nedeni siyasi anlaşmazlıklar oldu. Bunun yanında, Irak Anayasası’nın özellikle IKBY’nin yetkileriyle ilgili maddelerinin farklı yorumlanması da bugüne kadar çözülemeyen sorunlar arasında yer alıyor.

Taraflar arasında hâlen şu temel konularda görüş ayrılığı bulunuyor:

  • IKBY’nin yabancı şirketlerle doğrudan sözleşme yapma hakkına sahip olup olmadığı,
  • Bölgesel yönetimin bağımsız petrol projeleri yürütüp yürütemeyeceği,
  • Federal hükümetin anayasa ve yasalar gereği tek yetkili makam olup olmadığı,
  • Keşfedilen sahaların statüsü,
  • Hizmet sözleşmeleri ile üretim paylaşımı anlaşmaları arasındaki hukuki farklılıklar.

IKBY, Ağustos 2007’de kendi petrol ve doğal gaz yasasını çıkararak hukuki boşluğu doldurmaya çalıştı. Ancak Bağdat’taki Federal Yüksek Mahkeme, Şubat 2022’de aldığı kararla bu yasanın meşruiyetini reddetti ve uygulanmasını geçersiz kıldı.

Milletvekili  Macid Şengali, yakın gelecekte petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılması konusunda umutlu olmadığını belirterek, bunun nedenini Bağdat’ın bölgedeki petrol kaynakları üzerinde tam ve merkezi kontrol kurma eğilimine bağladı.

Kürdistan Demokrat Partisi üyesi olan Şengali, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin parlamentodaki siyasi bloklar arasında uzlaşma sağlanmadan yasayı geçirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Mevcut parlamentonun, Erbil, Bağdat ve petrol üreten vilayetler arasında kabul görecek ortak bir formül geliştiremediğini belirten Şankali, 20 yılı aşkın süredir devam eden anlaşmazlıkların sona erdirilemediğini vurguladı.

sfrgthy
Mesud Barzani ve yanında Mazlum Abdi, Erbil'de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Arşiv fotoğrafı – Kürdistan Demokrat Partisi)

Şengali’ye göre siyasi güçler, geçmişte olduğu gibi krizi geçici anlaşmalarla yönetmeye devam edecek. Bu çerçevede, Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti döneminde kabul edilen üç yıllık bütçe yasasına temel oluşturan son anlaşmanın uygulanması sürecek.

Haziran 2023’te Bağdat’taki siyasi güçler, özellikle Koordinasyon Çerçevesi ile Kürdistan Demokrat Partisi arasında yapılan uzlaşı kapsamında, IKBY’nin yerel tüketim payı düşüldükten sonra günlük 250 bin varil petrolü federal hükümete teslim etmesi kararlaştırılmıştı. Buna karşılık Kerkük petrolünün bölgesel boru hattı üzerinden Türkiye’deki Ceyhan Limanı’na taşınmasına izin verilmiş, federal hükümet de bölgenin bütçe payını ödeme taahhüdünde bulunmuştu.

Şengali, mevcut mali kriz nedeniyle tüm tarafların yeni bir uzlaşma arayışında olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu anlaşmanın daha da geliştirilebileceğini söyledi.

Olumlu işaretler

Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Subhi el-Mendelavi, Ali ez-Zeydi’nin göreve başlamasından bu yana olumlu gelişmeler gözlemlediklerini belirtti.

Mendelavi’ye göre yeni Irak hükümeti, görevinin ilk dönemlerinden itibaren iç siyasi çevrelerle ve Erbil ile ilişkiler gibi ihtilaflı dosyalarla yapıcı bir şekilde ilgilenmeye başladı. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani yönetimi de bu gelişmeleri olumlu değerlendiriyor.

Bununla birlikte Mendelavi, Bağdat ile Erbil arasındaki sorunların çözüm sürecinin özellikle ABD başta olmak üzere uluslararası toplumun baskıları sayesinde hız kazanacağını düşünüyor.

Kürdistan Demokrat Partisi’nin tüm yeni hükümetlerle petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılması konusunda iş birliği yaptığını belirten Mendelavi, mevcut yasama döneminde de yasanın kabul edilmesini umduğunu söyledi. Ancak geçmişte yasaya karşı çıkan siyasi güçlerin bugün de süreci engellemek için çalışacağını ifade etti.

Eski milletvekili Miyade en-Neccar da güvenlik ve ekonomi alanlarında artan koordinasyonun anlaşmazlıkların sona erdirilmesi için umut verici işaretler sunduğunu söyledi.

Haziran 2026’nın ortalarında, Irak Genelkurmay Başkanı Abdülemir Reşid Yarallah başkanlığındaki askeri heyet Erbil’de çeşitli temaslarda bulundu ve bazı petrol sahalarını ziyaret etti. Heyet, güvenlik durumunu değerlendirdi ve tesisler ile çalışanların korunmasına yönelik önlemleri görüştü.

Siyasi temasların hız kazanmasıyla birlikte Neccar, petrol anlaşmazlığında gerçek ve kesin bir ilerlemenin ancak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile Başbakan Ali ez-Zeydi arasında petrol ve doğal gaz krizini tamamen çözecek kapsamlı bir anlaşmanın resmen ilan edilmesiyle mümkün olacağını belirtti.



İran'dan IKBY Başbakanı Barzani'nin ofisine İHA saldırısı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani
TT

İran'dan IKBY Başbakanı Barzani'nin ofisine İHA saldırısı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani'nin ofisi ile bölgedeki yerel istihbarat teşkilatının merkezine bugün, pazartesi günü, bomba yüklü iki insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenlendi.

Barzani, şahsi ofisinin hedef alındığı saldırıyı “bölgenin güvenliği ve istikrarına yönelik ciddi bir tırmanış ve doğrudan tehdit” olarak nitelendirdi.

Barzani yaptığı açıklamada, “Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Müdürlüğü tarafından yürütülen bilgi toplama ve soruşturmalar sonucunda, bugün şahsi ofisimin ve (Parastin) Ajansı Başkanı'nın ikametgâhının İran'a ait İHA'larla saldırıya uğradığı tespit edilmiştir” dedi.

Saldırıları “en sert ifadelerle” kınadığını belirten Barzani, “Bu pervasız ve kabul edilemez saldırıların ciddi bir tırmanış ve bölgenin güvenliği ile istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurguluyorum. Bu tür saldırılar görevlerimizi yerine getirmeye ve vatandaşlarımızı korumaya devam etmemizi engelleyemeyecek” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Teşkilatı da yaptığı açıklamada, 17 Ağustos 2026 Pazartesi günü saat 00.28'de (Greenwich saatiyle 16 Ağustos Pazar günü 21.28), “İran sınırı yönünden iki adet bomba yüklü ‘Hedid-110’ tipi İHA'nın”, Erbil vilayetindeki Pirmam ilçesinde bulunan Kürdistan Bölgesi Başbakanı'nın özel ofisi ile koruma teşkilatı başkanının ikametgâhının bulunduğu bölgeye yönlendirildiğini bildirdi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtildi.

Terörle Mücadele Teşkilatı, saldırıyı “en sert ifadelerle” kınarken, bu tür saldırı ve eylemlerin “hiçbir şekilde kabul edilemez” olduğunu vurguladı. Teşkilat ayrıca saldırıyı gerçekleştirenlerin, ortaya çıkabilecek sonuçların “tam sorumluluğunu” taşıdığını belirtti.


Mısır: “Rabia baskını” olaylarını yeniden anlamlandırma mücadelesi

2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
TT

Mısır: “Rabia baskını” olaylarını yeniden anlamlandırma mücadelesi

2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)
2013 yazında Kahire'deki Müslüman Kardeşler genel merkezi yandı (Getty)

“Rabia baskını”, yaklaşık 13 yıl önce Kahire’de yaşanan olayların nasıl anlatılacağı konusunda her yıl yeniden alevlenen bir tartışmaya dönüşüyor. Olaylar, birbirinden oldukça farklı bakış açıları ve siyasi yaklaşımlarla aktarılıyor.

Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nda, hayatını kaybeden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yanlılarının düzenlediği oturma eyleminin dağıtılmasının yıl dönümünde, Mısır’ın “terör örgütü” olarak nitelendirdiği Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na mensup veya yakın isimlerle devlet yanlıları arasında son günlerde sosyal medya platformlarında ve çeşitli medya kuruluşlarında karşılıklı tartışmalar yaşandı. Her iki taraf da kendi anlatısını kabul ettirmeye çalıştı.

Oturma eylemi, yetkililerin katılımcılara defalarca eylemi sona erdirme çağrısı yapmasının ardından 14 Ağustos 2013’te dağıtıldı. Yetkililer, eylemcilerin silahlı olduğunu savunmuştu.

“Mağduriyet” anlatısı

Eylemin dağıtılmasını savunanlar, operasyonu devletin istikrarı ve toplumsal barışı koruma yetkisini güçlendiren bir adım olarak değerlendirirken, muhalifler ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na yakın çevreler oturma eyleminin “barışçıl” olduğunu öne sürdü ve hayatını kaybeden eylemciler olduğunu savundukları kişilerin fotoğraflarını yayımladı.

İslamcı siyasi hareketler konusunda uzman bir isim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Rabia baskını” tartışmasının her yıl, yıl dönümünde yeniden alevlenen bir anlatı mücadelesine dönüştüğünü söyledi. Uzman, tartışmanın Mısırlıların kolektif hafızası üzerinden yürütüldüğünü ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın sempati kazanabilmek amacıyla “mağduriyet” söylemini öne çıkarmakta ısrar ettiğini kaydetti.

Uzman ayrıca, devletin örgütün varlığını sürdürmek için kullandığı bu anlatıyı çürütmeye odaklanmasının önemini vurguladı.

Anlatı mücadelesi

Silahlı bir oturma eyleminin dağıtıldığı yönündeki devlet anlatısını destekleyen onlarca paylaşım arasında, operasyon hakkında bir belgesel hazırlayan yazar ve araştırmacı Mahir Fergali de X platformunda değerlendirmelerde bulundu.

Fergali, operasyonun karşıtlarının “örgütün mümkün olduğunca uzun süre varlığını sürdürmesine ve devletle çatışma alanlarının yeniden açılmasına katkı sağlayacak tarihsel bir mağduriyet anlatısı oluşturmayı iyi planladıklarını” savundu.

Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nın genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin doğusundaki Rabia Meydanı’nın genel görünümü (Reuters)

Mısırlı televizyoncu Ahmed Musa ise “Onların suçlarını, ihanetlerini ve vefasızlıklarını unutmayacağız. Biz hepimiz suçlarına ve ihanetlerine tanık olmuşken tarihin çarpıtılmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Musa, Müslüman Kardeşler’in devleti hedef aldığını ve Mısır’ı bölmek istediğini savunarak, Rabia’daki oturma eyleminin “silahlı bir operasyon merkezine dönüştürülmesinde ısrar edildiğini, buraya silah sevkiyatları yapıldığını ve örgüt mensuplarının el yapımı patlayıcılar kullandığını” öne sürdü.

Buna karşılık, Rabia’daki oturma eyleminin destekçileri, eylemin “barışçıl” olduğunu savunarak, hayatlarını kaybedenlere ait olduğunu söyledikleri fotoğrafları yayımladı ve yaşananların “hukuka aykırı” olduğunu ileri sürdü.

Halkın reddi

Silahlı gruplar ve İslamcı siyasi hareketler konusunda uzman Ahmed Ban ise Rabia’daki oturma eyleminin temel amacının, özünde “örgütü Mısırlıların kolektif bilincinde yeniden meşrulaştırmak” olduğunu savundu.

Ban, örgütün bu amaç doğrultusunda Mısır halkının duygusal hassasiyetlerine güvendiğini ve insanların, hareketin hem iktidarda bulunduğu dönemde hem de daha önce işlediği öne sürülen suçları unutmasını sağlamaya çalıştığını söyledi.

Ban’a göre örgüt, tarihsel ve siyasi hesap verme fikrinden kaçmak amacıyla arkasına saklanabileceği duvar oluşturmak için bilinçli bir çaba yürüttü.

Ban, Rabia olayları sırasında gündeme gelen temel sorunun “Neredeydik ve nasıl bu hale geldik?” olduğunu belirterek, Müslüman Kardeşler’in bir dönem Arap dünyasının en büyük ülkesinin iktidarında olduğunu, daha sonra ise geniş çaplı halk hareket ve güçlü bir toplumsal reddiyeyle karşılaştığını söyledi.

Ban, devlet kurumları ile Mısır halkının sokağındaki açık iş birliğinin, sonunda örgütün ve projesinin reddedilmesine yol açtığını savundu.

Ban ayrıca Mısır devletinin, Rabia’da devlet içinde alternatif bir yapı oluşturma girişimi olarak nitelendirdiği sürecin bütün ayrıntılarını belgelemesine “acilen ihtiyaç duyduğunu” vurguladı. Şimdiye kadar ortaya konan ve yayımlanan bilgilerin, bu girişimin gerçek niteliği konusunda Mısır kamuoyunun bilmesi gerekenlerin gerisinde kaldığını ifade etti.


Gazzeliler, “barış planı”ndaki tıkanıklığa rağmen Gazze’ye dönmeye devam ediyor

Gazze Şeridi'ne giren yardımlar şu anda sadece Kerem Ebu Salim üzerinden geçiyor. (Mısır Kızılayı)
Gazze Şeridi'ne giren yardımlar şu anda sadece Kerem Ebu Salim üzerinden geçiyor. (Mısır Kızılayı)
TT

Gazzeliler, “barış planı”ndaki tıkanıklığa rağmen Gazze’ye dönmeye devam ediyor

Gazze Şeridi'ne giren yardımlar şu anda sadece Kerem Ebu Salim üzerinden geçiyor. (Mısır Kızılayı)
Gazze Şeridi'ne giren yardımlar şu anda sadece Kerem Ebu Salim üzerinden geçiyor. (Mısır Kızılayı)

Siyasi durumun gergin, Gazze’deki “barış planı”nın akıbetine ilişkin belirsizliğin sürdüğü bir dönemde, birkaç hafta önce Filistinli Fadi Ebu Kutta, savaşta yaralanmasının sonrasında tedavi için yaklaşık bir buçuk yıl kaldığı Mısır’dan Gazze Şeridi’ne döndü.

Kızımla karşılaştığımda kucaklayabilmeyi çok isterdim

Ebu Kutta, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ailesine kavuşmaktan ve her ne kadar yıkılmış halde olsa da topraklarına dönmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi. Daha fazla uzak kalamadığını belirten Ebu Kutta, iki kesilmiş elinin yerine protez takılması için gerekli masrafları karşılayacak bir bağışçı bulamadan dönmek zorunda kaldığını belirtti. Ebu Kutta, “Kızımla karşılaştığımda onu kucaklayabilmeyi çok isterdim” ifadelerini kullandı.

Otuzlu yaşlarındaki Ebu Kutta gibi Mısır’da bulunan binlerce Filistinli de dönüş için isimlerini kaydettirdikten sonra aylarca seyahat sıralarının gelmesini bekliyor. Bekleyiş, İsrail’in gerek sınır kapısındaki uygulamaları gerekse çıkmaza giren barış planının hayata geçirilmesi konusundaki tutumuyla daha da zorlaşıyor.

75’inci kafile

Gazze Şeridi’ne dönen Filistinlilerden oluşan 75’inci kafile, dün sabah Refah Sınır Kapısı’na ulaştı. Mısır tarafında sürece vakıf bir kaynak, işlemlerin tamamlanmasının “saatler” sürdüğünü belirterek, dönüş yapanların sabahın erken saatlerinde Kahire’deki Filistin Büyükelçiliği’nden bir temsilci eşliğinde sınır kapısına geldiklerini ve Mısır ile İsrail makamları arasındaki koordinasyonun tamamlanmasını saatlerce beklediklerini kaydetti.

Adının açıklanmasını istemeyen kaynak, bazı kişilerin ilk denemede geçiş yapamadığını ve İsrailliler tarafından bir sonraki kafileye kadar geri çevrildiğini belirtti. Bir sonraki kafilenin geçişi ise birkaç gün sürebiliyor. Bu nedenle bazı Mısırlı ailelerin, söz konusu kişileri Sina’da misafir ederek Kahire’ye dönmek ve aynı yolu yeniden katetmek zorunda kalmalarını önlediğini ifade etti.

Kaynak ayrıca, “İsrail tarafı hem yardımların hem de Filistinlilerin geçişinde hâlâ zorluk çıkarıyor. Bu durum ister Mısır’dan Gazze’ye dönenler ister tedavi için Gazze’den Mısır’a gidenler için geçerli” dedi.

Mısır’ın Şuruk gazetesinin internet sitesine göre, son kafileyle Gazze’ye dönenlerin sayısı 90 kişiye ulaştı. Buna karşılık 38 hasta ile onlara eşlik eden 36 refakatçi Mısır’a kabul edildi.

Mısır Kızılayı tarafından Gazze’ye geçiş öncesinde hazırlanan yardım kamyonlarından biri.
Mısır Kızılayı tarafından Gazze’ye geçiş öncesinde hazırlanan yardım kamyonlarından biri.

Ebu Kutta, geçen temmuz ayında Kahire’den Kuzey Sina’ya uzanan uzun yolculuğunun ayrıntılarını hâlâ hatırlıyor. Sınır kapısının önünde uzun süre beklediğini ve geçişine izin verilmeyeceği endişesiyle saatler boyunca kaygı içinde kaldığını anlatıyor.

Geri dönme konusundaki kararlılık

Filistinli İsrail meseleleri uzmanı ve eski Filistinli tutuklu Usame el-Eşkar, İsrail’in engellemelerine ve Gazze’deki ağır koşullara rağmen Mısır’dan Gazze’ye dönüşlerin sürmesinin, Filistinlilerin topraklarına bağlılığının ve koşulların tehlikesine ya da Netanyahu hükümetinin yaşadığı siyasi kriz nedeniyle İsrail operasyonlarının ve ihlallerinin genişleme ihtimaline rağmen geri dönme konusundaki kararlılıklarının en büyük göstergesi olduğunu belirtiyor.

İsrail, ekim ayında “barış planı” olarak bilinen ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana Gazze Şeridi’nde günlük ihlallerini sürdürüyor. 15 maddeden oluşan anlaşmanın uygulanmaya başlamasından bu yana bin 200’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü, yüzlerce kişinin de yaralandığı bildiriliyor.

25 binden fazla Filistinli dönüş için kayıt yaptırdı

Eşkar, büyükelçilik kaynaklarına göre dönüş için bilgilerini kaydettiren Filistinlilerin sayısının 25 binden fazla olduğunu belirtiyor.

Filistin kaynaklarının tahminlerine göre savaş sırasında yaralılar ve onlara eşlik eden kişiler dahil olmak üzere 100 binden fazla Filistinli Gazze Şeridi’nden Mısır’a geçti.

Eşkar, İsrail’in ateşkes anlaşmasının maddelerini uygulama konusundaki mevcut tutumunun, İsrail’deki iç siyasi dengelerle bağlantılı olduğunu savunarak, “İç kamuoyu yoklamalarının çoğunun ortaya koyduğu üzere Netanyahu ve hükümetinin desteğinin gerilemesi”nin bu tutumda etkili olduğunu belirtti.

Anlaşmanın ikinci aşaması, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesini, Hamas’ın silahlarını bırakmasını ve Barış Konseyi tarafından Gazze’nin yönetilmesini öngörüyor.

Mısır Kızılayı, tedavi amacıyla Mısır’a getirilen yeni Filistinli kafilesini karşılıyor.
Mısır Kızılayı, tedavi amacıyla Mısır’a getirilen yeni Filistinli kafilesini karşılıyor.

Filistinli uzman Eşkar, Mısır, Katar ve ABD’deki arabulucuların Netanyahu’yu dizginlemek ve durumun kontrolden çıkarak yeniden çatışmaya dönüşmesini önlemek için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Gazze Anlaşması, geçen temmuz ayı sonunda, arabulucular ile «Hamas» hareketi ve Filistinli gruplar arasında, «İran Savaşı»nın patlak vermesiyle uygulaması aksayan anlaşmanın ikinci aşamasının yürütülmesine ilişkin düzenlemeler konusunda mutabakat sağlanmasının ardından yeni bir aşamaya girdi.

Trump ise geçen ay, İsrail ve Hamas’ın geçen yıl kabul ettiği Gazze savaşını sona erdirme planında ilerleme sağlandığını açıkladı. Plan, İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze’nin güvenliğini sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasını öngörüyor.