Gazze Şeridi'nde "26 Haziran Devrimi" veya "Hareketi" olarak adlandırılan eylemin organizatörleri, Hamas yönetimine karşı gösteri ve toplanma alanı olarak bölge genelinde birçok ana meydan ve kavşağı belirlemesine rağmen, halkı sokağa dökme konusunda başarısız oldu.
Çoğunluğu savaş sırasında veya öncesinde Gazze Şeridi'nden ayrılan kişilerden oluşan hareketin organizatörleri; insanca bir yaşam talebi, Gazze'nin yönetiminin bölge halkını kurtarabilecek ve savaşın tamamen durmasını sağlayacak bir merciye devredilmesi gibi talepleri içeren sloganlar yükseltti. Ancak Gazze Şeridi'ndeki topyekûn İsrail savaşının durmasından bu yana türünün ilk örneği olan bu hareketin başarısız olmasının arkasında birçok temel neden yatıyor.
Hamas'ın tepkisi ve güvenlik endişeleri
Hamas yönetimi ve örgüte yakın medya organları, hareketin başarısızlığını "büyük bir zaferin sevinci" olarak nitelendirdi. Hareket, geçtiğimiz günlerde yoğun bir medya propagandası yürütmüş ve halkı bu eyleme katılmamaları yönünde uyararak, hareketin Gazze'de kaos yaratmak amacıyla İsrail ve diğer dış mihraklar tarafından desteklendiğini iddia etmişti. Hamas kanadı, eyleme katılımın olmamasını Gazzelilerin kendilerini hedef alan tehlikeli projelere karşı sahip olduğu bilincin kanıtı olarak nitelendirdi.

Filistinliler, Maghazi mülteci kampına düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybedenler için cenaze namazı kıldı (AP)
Hamas'ın bu harekete yönelik endişelerine ilişkin Şarku’l Awsat’a konuşan üst düzey bir hareket yetkilisi, örgütün bu eyleme her türlü yolla karşı koymaya çalışmasının arkasında birçok neden olduğunu belirtti. Yetkili, İsrail'in bu durumu fırsat bilerek sahaya konuşlanacak güvenlik güçlerine yönelik suikast ve saldırılar düzenleyebileceğini, ayrıca silahlı çete üyelerinin halkın arasına sızarak büyük bir kaos yaratmasından endişe ettiklerini dile getirdi. Yetkili ayrıca, mevcut durumdan Hamas'ın sorumlu tutulması için makul bir neden olmadığını, hareketin üzerine düşen her şeyi yaptığını ve halkın acılarını dindirmek için müzakerelerde sunulan her teklife olumlu yaklaştığını, buna karşın İsrail'in süreci reddederek operasyonlarına kasten devam ettiğini savundu.
Gazze şehrinde bir sokakta Hamas polisi (Arşiv- Reuters)
Nitekim olası bir kaosu önlemek amacıyla polis güçlerinin Gazze'nin çeşitli bölgelerine konuşlandığı sırada, İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Megazi mülteci kampında bir araçta bulunan 3 emniyet görevlisini düzenlediği saldırıyla öldürdü.
Hamas yetkilisi, İsrail'in polis ve güvenlik güçlerini hedef alması nedeniyle yaşanan güvenlik zafiyetinin ve silahlı çetelerin daha önce giriştiği eylemlerin, hareketin başarılı olabileceği yönünde örgüt içinde bir endişe yarattığını kabul etti. Bu durumun hareketi ve iç güvenlik realitesini olumsuz etkileyerek katlanılamaz yeni bir durum dayatmasından korkulduğunu belirten kaynak, kaos yaratma girişimlerine karşı sahada "uygun şekilde" müdahale edilmesi yönünde iç talimatlar verildiğini gizlemedi. Ayrıca aşiretler ve kanaat önderleriyle koordineli şekilde, taşıdığı büyük riskler nedeniyle bu hareketi boşa çıkarmak için organize bir medya kampanyası yürütüldüğünü de ifade etti.
Hamas'ın son dönemde, insani krizin asıl sorumlusunun yardımların girişini engelleyen ve zaman zaman miktarını azaltan İsrail olduğunu vurgulayan medya kampanyalarına hız verdiği gözlemlendi. Hareket ayrıca, Gazze İdari Komitesi'nin sorumlulukları üstlenmek üzere bölgeye girişini defalarca talep ettiğini, ancak bunun halen engellendiğini belirtti.
Siyasi analizler ve sahadaki gerçeklik
Hamas çizgisine yakınlığıyla bilinen siyasi analist İbrahim el-Medhun, hareketin başarısız olmasının siyasi bir mesaj taşıdığını belirterek, Gazze Şeridi'ndeki halk tabanının savaş boyunca maruz kaldığı bütün yıkıma rağmen ulusal ilkelerine bağlı kaldığını ve "şüpheli projelere" alet olmadığını savunu.
Filistinliler, 22 Haziran 2026'da Gazze Şeridi'ndeki Rimal mahallesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir aracın yanında (DPA)
Şarku’l Avsat'a konuşan el-Medhun, halkın güvenlik güçlerinden korktuğu için değil, "ulusal utanç çemberine" düşme ve İsrail'e hizmet eden bir projenin parçası olarak görülme korkusuyla sokağa çıkmadığını iddia etti. Yaşadıkları acıların istismar edilmesini reddeden bölge halkı arasında bir bilinç oluştuğunu söyleyen el-Medhun; olası bir kaosa sürüklenmenin yalnızca bütün ölüm, yıkım ve kuşatmadan sorumlu olan İsrail'in işine yarayacağını, aşiretlerin, aydınların ve diğer Filistinli grupların takındığı ortak tavrın da hareketin başarısızlığında büyük rol oynadığını belirtti. El-Medhun, Filistin davasının tarihinin en tehlikeli aşamasından geçtiği bu dönemde birlik olmanın ve sorumluluk almanın şart olduğunu vurguladı.
Buna karşılık, yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim ise Hamas'ın bu başarısızlık karşısında "sevincini" abartmaması gerektiği uyarısında bulundu. Hamas'ın, İsrail savaşının bir şekilde devam ettiği ve siyasi bir ufkun görünmediği Gazze Şeridi'ndeki mevcut sorunun parçası olduğunu belirten İbrahim, hareketi iç meselelerdeki birçok konuyu yeniden gözden geçirmeye, halkla ve sahadaki gerçeklerle daha sağlıklı bağlar kurmaya çağırdı. İbrahim; Hamas'ın bahaneleri ortadan kaldırarak ve müzakerelerde esneklik göstererek halkın öfkesini dindirmesi gerektiğini, böylece Gazzelilerin topraklarında kalmasının sağlanabileceğini ve İsrail'in Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini kontrolü altına alarak yaratmaya çalıştığı meydan okumalara karşı durulabileceğini, zira halkın daha fazla dayanacak gücünün kalmadığını ifade etti.
Şarku’l Avsat'a konuşan Mustafa İbrahim, hareketin başarısızlık nedenlerinden birinin, organizatörlerin Gazze Şeridi dışındaki kişilerden oluşması ve halka liderlik edecek gerçek bir figürün bulunmaması olduğunu belirtti. Eylemi organize edenlerin çoğunun tartışmalı isimler olduğunu, savaş öncesindeki benzer hareketlerin ise bölge içinden, aidiyeti ve eğilimleri bilinen kişilerce yürütüldüğünü hatırlattı. İbrahim, halkın kafasında oluşan "Gazze'yi yönetecek alternatif kim?" ve "Bu hareketin sonuçları ne olacak?" gibi pek çok sorunun da katılımı engellediğini belirtti.
Analist ayrıca, halkın tamamen insani durumlarını düzeltme arayışına odaklanması, su ve aşevi kuyruklarında beklemesi, yaşanan feci insani şartlar ve geçmişteki acı deneyimlerin yarattığı korku gibi nedenlerle bu harekete mesafeli yaklaştıklarını ifade etti. İsrail'in bu durumu kendi lehine kullanacağı endişesinin yanı sıra Hamas'ın aşiretleri, cami hatiplerini ve sosyal medya aktivistlerini seferber ederek yürüttüğü karşı propagandanın da eylemin engellenmesinde büyük başarı sağladığını kaydetti.
Organizatörlerin perspektifi: Fiziki başarısızlık, sembolik başarı
Hareketin organizatörlerinden biri olan ve savaş sırasında kaldığı evin bombalanması sonucu ailesinden pek çok kişiyi kaybedip Gazze Şeridi'nden ayrılmak zorunda kalan gazeteci Abdülhamid Abdülati ise hareketin; ezici insani gerçeklik, sert güvenlik baskısı ve savaş koşullarının siyasi olarak manipüle edilmesi şeklindeki üç boyutlu bir denklem nedeniyle başarısız olduğunu savundu.
Gazze Şeridi'ndeki Megazi mülteci kampında İsrail hava saldırısında hasar gören bir araçta çıkan yangını söndürmeye çalışan sivil savunma ekipleri (AP)
Abdülati, hareketin kendisini koruyacak geniş bir siyasi veya toplumsal şemsiyeden yoksun olduğunu, eyleme çağıranların ve katılanların sistemli bir şekilde "hain ilan edilme" ve karalama kampanyalarına maruz kaldığını belirtti. Hamas'ın, unsurlarını sokağa dökerek güç gösterisi yapma, ölüm tehditleri savurma ve sığınmacıları kamplardan çıkarma gibi sahada uyguladığı caydırıcı güvenlik önlemleri ile toplumsal karşı propagandayı birleştirerek sokağı nötralize etmeyi başardığını ifade etti. Abdülati, Gazze vatandaşının gözaltına alınmanın da ötesinde çadır ve yardım gibi en temel hayatta kalma unsurlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığı varoluşsal bir pazarlık yaşadığını, bu çetin savaş ortamında içe kapanmanın bir bilinçsizlik değil, bir hayatta kalma güdüsü olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat'a konuşan Abdülati, son olarak şu değerlendirmede bulundu: "Hareket, değişim yaratma konusundaki doğrudan hedeflerine ulaşamadı belki ama sembolik bir başarı elde etti. İçeride biriken öfkeyi ve sessiz çatlağın boyutunu gözler önüne serdi. Hamas'ın sokağı kontrol etmedeki başarısının geçici ve taktiksel bir güvenlik başarısı olduğunu, buna karşılık halk tabanında stratejik bir erime yaşadığını kanıtladı. Bu da demek oluyor ki mağduriyetler ve talepler bitmedi, sadece küllerin altında daha da yoğunlaştı."
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) partisi başkanı Bafel Talabani (AFP)
Yeni Nesil Parti lideri
Kürdistan Bölgesi Başbakanı, Dubai'deki Dünya Hükümet Zirvesi'nde konuşuyor ya (Arşiv-Reuters)