15 Mayıs 2026'da Moskova'nın merkezindeki Kremlin yakınlarında, makineli tüfekle donatılmış bir kamyonetin yanındaki Rus güvenlik görevlisi, (Reuters)
Moskova Belediye Başkanı, bugün erken saatlerde başkent Moskova'ya doğru fırlatılan 46 insansız hava aracının (İHA) engellendiğini duyurdu. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi.
Telegram üzerinden peş peşe mesajlar paylaşan Sergey Sobyanin, hava savunma sistemlerinin şehre yönelen dokuz ayrı İHA dalgasını etkisiz hale getirdiğini belirtti. Sobyanin, İHA enkazlarının düştüğü bölgelere kurtarma ekiplerinin sevk edildiğini ifade etti, ancak detaylı bilgi vermedi.
Ukrayna, son aylarda Rusya topraklarına, zaman zaman sınırdan oldukça uzak bölgelere düzenlediği saldırıları yoğunlaştırdı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre özellikle enerji kaynaklarını ve ulaşım altyapısını hedef alan bu saldırılar, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı saldırılarını finanse etme kapasitesini zayıflatmayı amaçlıyor. Rusya ise Ukrayna'ya yönelik bombardımanlarını neredeyse günlük olarak sürdürüyor.
CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'tahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290295-centcom-komutan%C4%B1-i%CC%87srail-ile-%C3%A7er%C3%A7eve-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n-g%C3%BCvenlik-ekinin-uygulanmas%C4%B1n%C4%B1
CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, geçen cuma günü Lübnan ile İsrail arasında varılan çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmayı hayata geçirmek amacıyla Lübnan'da somut bir adım attı. Bu kapsamda söz konusu mekanizma Lübnan ordusuyla ele alındı. Görüşmeler, ülkede anlaşmaya ilişkin siyasi görüş ayrılıklarının sürdüğü, güvenlik ekinin içeriğine dair belirsizliklerin devam ettiği ve güneyde ateşkes ihlallerinin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirildi.
İsrail ile Lübnan, ABD arabuluculuğunda, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına kadar İsrail askerlerinin işgal altındaki Güney Lübnan'da kalmasını ve bölgenin kontrolünün aşamalı olarak Lübnan ordusuna devredilmesini öngören bir barış çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardı.
استقبل رئيس الجمهورية العماد جوزاف عون بعد ظهر اليوم في قصر بعبدا، قائد المنطقة الوسطى في الجيش الاميركي الادميرال براد كوبر في حضور القائم بأعمال السفارة الاميركية في بيروت السيد كيث هانيغان ورئيس فريق الميكانيزم الجنرال جوزف كليرفيلد.
Çerçeve anlaşmasına göre Lübnan ordusu, ülke topraklarının tamamında kademeli olarak kontrolü yeniden sağlayacak ve Hizbullah ile diğer tüm silahlı grupları silahsızlandıracak. İlk aşamanın iki pilot bölgede uygulanması öngörülürken, halen hazırlık aşamasında olan güvenlik eki, güvenlik düzenlemeleri ve denetim mekanizmaları dahil olmak üzere tüm ayrıntıları belirleyecek. Anlaşmanın uygulanmasını ise ABD'nin de yer alacağı bir koordinasyon grubu denetleyecek.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, pazartesi günü Baabda Sarayı'nda CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. Görüşmede, Washington'da Lübnan, ABD ve İsrail arasında yürütülen müzakereler sonucunda kabul edilen çerçeve anlaşmasının uygulanmasına yönelik hazırlıklar ele alındı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Avn, ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına gösterdiği ilgiden dolayı Cooper'a teşekkür ederek, "Lübnan devletinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla uluslararası güney sınırına kadar ülke genelinde egemenliğini tesis etme konusundaki kararlılığını" vurguladı.
Cooper ile ordu komutanı heykel görüştü
Cooper, Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel ile de Genelkurmay Karargâhı'nda bir araya geldi. Lübnan ordusunun açıklamasına göre görüşmede Lübnan ve bölgedeki son gelişmeler, çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmanın başarıya ulaştırılması ve iki ülke orduları arasındaki iş birliğinin gelecekte daha da güçlendirilmesi ele alındı.
استقبل قائد الجيش العماد رودولف هيكل في مكتبه - اليرزة قائد القيادة المركزية في الجيش الأميركي Admiral Brad Cooper مع وفد مرافق، وتناول البحث آخر التطورات في لبنان والمنطقة، وأهمية إنجاح آلية تنفيذ الملحق الأمني باتفاق الإطار، إضافة إلى سبل تعزيز التعاون في المستقبل.
وقد أعرب… pic.twitter.com/rdZjmuz1N4
Heykel, ABD'nin Lübnan ordusuna verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının korunması için iki ordu arasındaki iş birliğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Güvenlik ekine ilişkin belirsizlik sürüyor
Çerçeve anlaşmasının güvenlik eki henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre ekte, İsrail ordusunun güvenlik bölgesinde tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı tam hareket serbestisini koruyacağı ve İsrail birliklerinin otomatik olarak geri çekilmeyeceği belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre askeri kaynaklar, anlaşmaya eklenen askeri belgenin "oldukça genel" ifadeler içerdiğini, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ya da İsrail birliklerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmediğini, ayrıca ilk uygulama bölgelerinin de ayrıntılı şekilde tanımlanmadığını belirtti.
Kaynak, "Şu ana kadar ordu hiçbir bölgeden çekilmedi. Mutabakata rağmen çekilmenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği hâlâ net değil. Bu süreç, siyasi makamdan alacağımız güvencelere bağlı" ifadelerini kullandı.
Güney Lübnan sınırı yakınındaki Yukarı Celile bölgesinde bir kamyon üzerinde taşınan İsrail tankı. (EPA)
İsrail'in Kanal 12 televizyonu ise İsrail birliklerinin geri çekilmesinin belirli bir takvime değil, sahadaki güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacağını aktardı. Haberde ayrıca, Lübnan ordusunun pilot bölgelerin dışındaki alanlara konuşlandırılmasının Tel Aviv'in onayına bağlı olacağı belirtildi.
Sahada kontrol ve ateşkes ihlalleri
İsrail, pilot uygulama kapsamına alınan bazı bölgelerde fiilen tam kontrol sağlayabilmiş değil. Bunların başında Litani Nehri'nin güneyindeki Frun beldesi geliyor. İsrail ordusu burada zaman zaman operasyonlar düzenlemeyi sürdürüyor.
Pilot bölgelerin çevresinde de çatışmalar yaşandı. Pazar günü Hizbullah mensubu olduğu belirtilen bir kişi, sınır hattındaki Deyr Seryan beldesinde İsrail askerlerine ateş açtı. Olayda bir İsrail subayı hayatını kaybederken bir asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi ise İsrail tankının açtığı ateş sonucu öldürüldü. İsrail ordusu olaya ilişkin görüntüleri yayımladı.
İsrail basını pazartesi günü ayrıca Hizbullah'ın Güney Lübnan'da üst düzey İsrail subaylarının bulunduğu bir karargâhı hedef aldığını öne sürdü. Haberlere göre, Komando Tugayı Komutan Yardımcısı'nın sahra karargâhına yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu biri ağır, diğeri orta yaralı iki yedek asker helikopterle tahliye edildi.
Lübnan medyası ise patlamanın sınır hattındaki Ayta eş-Şaab bölgesinde meydana geldiğini bildirdi.
Bu gelişmelerin ardından İsrail topçusu Deyr Seryan ve Yahmur eş-Şakif beldelerinin çevresini bombaladı. Ayrıca İbl es-Saki beldesindeki bir eve ses bombası atıldı. İsrail'e ait bir insansız hava aracı da Zahrani ve çevre köylerin hava sahasını ihlal etti.
Güney Lübnan'da Hizbullah'ın açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden İsrailli subayın cenazesini taşıyan yas tutanlar. (Reuters)
İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada ise, "güvenlik bölgesindeki birliklere yönelik saldırılar ve ateşkes anlaşmasının ihlaline karşılık" Güney Lübnan'daki Nebatiye ve Meyfdun'da Hizbullah'a ait üç karargâhı vurduğunu duyurdu.
İsrail güçleri gece saatlerinde Taybe ve Hadatha beldelerinde çok sayıda konutu havaya uçururken, Burc Kalaviye ve Braşit çevresinde sivillerin yakınına ses bombaları attı. Ayrıca Mecdal Zun beldesinde Hizbullah'a ait olduğu belirtilen büyük bir tünelin imha edildiğini açıkladı. İsrail ordusuna göre 26 metre derinlikte ve 200 metre uzunluğundaki tünelde insansız hava araçları, topçu mühimmatı, çeşitli silahlar ve militanlara ait yaşam alanları bulunuyordu.
Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail'in hava saldırıları, patlamalar ve sivil bölgeleri hedef alan operasyonlarla Güney Lübnan'daki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Örgüt, bu ihlalleri takip ettiğini ve Lübnan ile halkını savunma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabalarıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290260-somali-cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-%C5%9Feyh-mahmud-etiyopya-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-abiy-ahmed-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesi-i%CC%87%C3%A7-ve
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabaları
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, yeni görüşmeler kapsamında Addis Ababa'da bir araya gelerek ekonomik bağların güçlendirilmesi, barış ve güvenlik ile bölgesel istikrar konularını ele aldı.
Somali Haber Ajansı SONNA’nın aktardığına göre Somali Cumhurbaşkanı, pazar günü bir çalışma ziyareti kapsamında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gitti. Burada çeşitli Etiyopyalı yetkililer tarafından karşılandı. SONNA, Hasan Şeyh Mahmud’u önceki ziyaretlerde karşılayan Abiy Ahmed'in adını bu kez anmadı.
SONNA, ziyaretin Somali ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkileri ve stratejik iş birliğini güvenlik, bölgesel istikrar ve iki ülke arasındaki ortak çıkarların güçlendirilmesi başlıkları odağında pekiştirmeyi hedeflediğini belirtti.
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed arasındaki görüşmelerden bir kare (SONNA)
Ziyaret, Somali'nin iç krizleri arasında gerçekleşiyor. Muhalif kanattaki Kurtuluş Konseyi, geçtiğimiz mayıs ayında anayasal görev süresinin dolmasının ardından Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek doğrudan oylama yoluyla onlarca yılın ardından ilk kez yapılacak seçimlere ilişkin siyasi bir uzlaşıya varılana kadar 4 Haziran'dan itibaren her Perşembe Mogadişu'da haftalık protesto gösterisi düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu. Muhalefet, Abiy Ahmed'le ilişkileri olan Gobaland ve Puntland eyaletlerinin desteğiyle bu seçim sürecine dair çekincelerini ortaya koydu.
Reuters'ın aktardığına göre Mogadişu bu ay siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kuvvetleri ile muhalefete bağlı silahlı gruplar arasında ateş alışverişine de sahne oldu.
Afrika ve Somali konularında uzman siyasi analist Ali Mahmud Kelni, Somali Cumhurbaşkanı'nın Etiyopya ziyaretinin ‘iç siyasi zorlukların bölgesel ilişkileri yeniden düzenleme ihtiyacıyla kesiştiği son derece hassas bir döneme denk geldiğini’ değerlendirdi. Bu durumun özellikle federal hükümet ile muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimler arasındaki anlaşmazlıkların tırmanmasıyla daha da belirginleştiğini vurguluyor.
Güvenlik tehditlerinin sürmesi ve ayrılıkçı Somaliland bölgesi dosyasıyla bağlantılı gerginliğin artmasının yanı sıra Mogadişu, Addis Ababa ile dış cepheyi sakinleştirmeye özen gösteriyor görünüyor; özellikle Addis Ababa'nın 2024 yılı başında bu bölgeyle imzaladığı mutabakat muhtırasının ardından yaşanan gerginlik sonrasında bu tutum daha da öne çıkıyor. Bu sayede Mogadişu, siyasi anlaşmazlıklar, seçimler ve federal sistemin geleceği başta olmak üzere çok daha karmaşık iç krizlerinin yönetimine dikkatini daha fazla verebilecek.
Buna karşın Addis Ababa ile yakınlaşmanın başarısının iç açılım anlamına gelmediğini vurgulayan Kelni, Somali'deki siyasi krizin köklerinin güç paylaşımı, anayasal değişiklikler ve seçim mekanizmalarına ilişkin derin görüş ayrılıklarıyla bağlantılı olduğunu, bu meselelerin herhangi bir dış mutabakatla çözülemeyeceğini belirtti.
Ziyaretin iç siyasi tabloda doğrudan bir dönüşüm yaratma ihtimalini düşük bulan Kelni, ancak bunun Somali hükümetine muhalefet ve bölgesel yönetimlerle kapsamlı bir ulusal diyalog başlatmak için daha geniş bir manevra alanı sağlayabileceğini, böylece siyasi istikrarı pekiştirip kutuplaşmayı sınırlandırabileceğini söyledi.
Abiy Ahmed ile Hasan Şeyh Mahmud, Etiyopya'ya bir yıl süren gerginlik ve kopukluğun ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında Addis Ababa'da bir araya gelmişti. Gerginlik, Etiyopya'ya Aden Körfezi'nde Berbera Limanı'nı kullanma imkânı ve bir deniz çıkışı tanıyan, karşılığında bölgenin bağımsız bir devlet olarak tanınmasını öngören Somaliland muhtırasından kaynaklanmıştı.
Bunu karşılıklı ziyaretler izledi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed geçtiğimiz yılın şubat ayında Mogadişu'yu ziyaret etti, ardından Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, ekim ve aralık aylarında, sonra da bu yılın ocak ayında Etiyopya'yı ziyaret etti.
Kelni’ye göre iki ülkenin liderleri arasındaki karşılıklı görüşmeler, gerginliğin azaltılmasına ve siyasi iletişim kanallarının yeniden açılmasına katkı sağlasa da anlaşmazlığın nedenlerini tam olarak ortadan kaldırmıyor.
Bununla birlikte bu kazanımların, başta Etiyopya'nın denize çıkış hedefleri ve Somaliland ile imzalanan mutabakat muhtırasının geleceği olmak üzere temel meseleler askıda kaldığı sürece sınırlı kalacağı görüşünde; özellikle bu muhtıranın fiilen dondurulmuş görünmesine karşın resmi olarak iptal edilmemiş olması bu sınırlılığı pekiştiriyor.
Azınlıklar, BM’de “kültürel silinmeyi” amaçlayan yeni bir Çin yasası konusunda uyardıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5290241-az%C4%B1nl%C4%B1klar-bm%E2%80%99de-%E2%80%9Ck%C3%BClt%C3%BCrel-silinmeyi%E2%80%9D-ama%C3%A7layan-yeni-bir-%C3%A7in-yasas%C4%B1-konusunda-uyard%C4%B1
Azınlıklar, BM’de “kültürel silinmeyi” amaçlayan yeni bir Çin yasası konusunda uyardı
Tibet'in manevi lideri Dalai Lama (Reuters)
Tibet halkını ve Uygur azınlığını temsil edenler, Birleşmiş Milletler’in (BM) geçtiğimiz hafta düzenlediği bir toplantıda, azınlıkları yok etmeyi amaçladığını söyledikleri yeni bir yasanın iptal edilmesi için Çin'e uluslararası baskı uygulanması çağrısında bulundu.
Yarın yürürlüğe girmesi beklenen ‘Etnik Birlik ve İlerlemenin Pekiştirilmesi Yasası’, etnik gruplar arasında ‘ortak’ bir ulusal kimlik oluşturmayı ve Çin toplumunda ‘uyumun pekiştirilmesini’ amaçlıyor.
İnsan hakları savunucuları ise yetkilileri, yasayı ‘ülke nüfusunu çoğunluğunu oluşturan Hanlar ile zorla bütünleşmeyi hedefleyen uzun süredir uygulanan politikaların sürdürülmesi için Pekin'e hukuki kılıf sağlamak amacıyla çıkarmakla’ suçluyor.
Yasa, ‘şiddet içeren terör faaliyetleri, etnik ayrılıkçı faaliyetler veya dini aşırılık faaliyetlerine’ katılımı suç sayıyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, bu ayın başlarında Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi'nde yaptığı konuşmada yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunarak yasanın ‘dil, eğitim, dini ve kültürel uygulama, ifade ve toplanma özgürlüklerine yönelik kısıtlamaları derinleştirme’ riski taşıdığı uyarısında bulunmuştu.
Konseyin cuma günü düzenlediği yan etkinlikte Tibet halkını ve Uygur azınlığını temsil edenler, kültürel, dini ve dilsel kimliklerinin nasıl suç sayıldığına dair açıklamalarda bulundu.
Dalai Lama'nın ve Orta ile Doğu Avrupa'daki Tibet Merkezi İdaresi'nin temsilcisi Thinlay Chukki, etkinlikte yaptığı konuşmada bu yasa uyarınca Tibetlilerin ‘artık yasal olarak var olmalarına izin verilmediğini’ söyleyerek bunun bir halkın maruz kaldığı ‘kültürel soykırım’ olduğu uyarısında bulundu.
Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Chukki, yasanın ‘Tibetlileri kimlik, kültür ve dil olarak silmeye yönelik bir mevzuat’ niteliği taşıdığını belirtti.
Kimlik, kültür ve dil
Çin, sınırları içinde yüzlerce dil ve lehçe konuşan 55 etnik azınlığı resmi olarak tanıyor. Bununla birlikte hükümet politikaları, Tibet dahil azınlık nüfusunun yoğun olduğu bazı bölgelerde Mandarin Çincesinin eğitim dili olarak benimsenmesi konusunda girişimlerde bulundu.
Chukki, yasanın aslen Tibetli çocukların yatılı okullara zorla gönderilmesini öngören mevcut sistemi yasal bir kılıfa kavuşturduğuna işaret ederek bu çocukların ‘Mandarin dilini ve Han Çin kültürünü öğrenmeye zorlandığını’ belirtti.
Aktivistler, benzer bir yatılı okul sisteminin Müslüman çoğunluklu Uygur azınlığını hedef aldığı ve BM'nin insanlığa karşı suçlar işlenmiş olabileceği uyarısında bulunduğu Şincan bölgesinde de mevcut olduğunu söylüyorlar. Ancak Çin, bu iddiaları kesin biçimde reddediyor.
Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, Pekin'in ‘kimliklerini zayıflatmaya ve nesiller arası bağları koparmaya’ çalıştığını söyledi. Arkin, yeni yasanın ‘Uygurların kimliğini, mirasını ve dinini tamamen ortadan kaldıracağı ve halkı Çin (Han) kimliğini benimsemeye zorlayacağı’ uyarısında bulundu.
Cuma günkü oturumda katılımcılar arasında bulunan Çinli bir temsilci yasayı savunarak ‘insan haklarını Çin'in itibarını sürekli zedelemek için siyasi bir araç olarak kullanan ülke ve kuruluşlara’ yüklendi.
Tibet ve Uygur temsilciler, diğer diplomatları ve BM'yi yasanın iptal edilmesi için Çin'e baskı uygulamaya çağırarak özellikle yurt dışındaki kişi ve kuruluşları yeni yasanın ihlalinden hukuki sorumlu tutabilecek bir maddeye dikkati çektiler.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة