İran’ın Dini Lideri Mücteba Hamaney'in kamuoyu önünden uzak kalması, ülkeyi fiilen kimin yönettiğine ilişkin İranlı siyasi çevrelerde giderek artan soru işaretlerine yol açarken kriz, iktidar kanatları arasında emsalsiz ayrışmaları da gün yüzüne çıkardı.
Cenaze töreninden önceki gün ve haftalarda açık bir siyasi çatışma yaşandı. Üst düzey İranlı yetkililer ve önde gelen siyasi isimler, ABD ile yürütülen müzakereler gerekçesiyle birbirlerini ‘hayal görmek, ihanet etmek ve darbe planlamakla, hatta yeni Dini Lider (Rehber) Mücteba Hamaney'in direktiflerine uymamak ve kararlarını manipüle etmekle’ suçladı.
Mücteba Hamaney bu görüş ayrılıklarını kontrol altına almak amacıyla özenle kaleme alınmış yazılı bir bildirge yayımladı. Ancak New York Times'ın (NYT) haberine göre bu adım tartışmaları yatıştırmak yerine daha da alevlendirdi. Sertlik yanlısı kesimin destekçileri ise gece toplantılarında sloganlar atmayı sürdürerek Rehber bizzat ortaya çıkmadığı ya da sesli bir kayıt yayımlamadığı sürece geri adım atmayacaklarını ilan etti.
Gıyabında verilen hüküm
Dört üst düzey İranlı yetkilinin aktardığına göre Hamaney'in yokluğunun sürmesi ve iç çatışmayı kontrol altına almaktaki yetersizliği, İranlı siyasi çevrelerde Rehber'in doğrudan sahne almaksızın yönetim sisteminin işleyişini sürdürüp sürdüremeyeceğine ilişkin soru işaretleri doğurdu. ABD ile yürütülen müzakereler dosyası ise Hamaney’in şimdiye kadar karşılaştığı en belirleyici sınav olarak öne çıkıyor.
Toplantının ayrıntılarını bilen dört yetkili, Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan'ın müzakerelerin son aşamalarında Dini Lider Ali Hamaney'i ziyaret ettiğini, bu dönemde Hamaney geçici ateşkes anlaşmasını onaylamak konusunda hâlâ kararsız bir tutum sergiliyordu. Pezişkiyan, ekonomik durumun kritik bir eşiğe ulaştığını ve ABD'nin deniz ablukasının İran ekonomisini felç ettiğini Dini Lidere iletti. Anlaşma reddedilirse görevinden istifa edeceğini de açıkça bildirdi.
Yetkililer ayrıca İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti'nin de Hamaney'e bir mektup gönderdiğini belirtti. Himmeti bu mektupta ülkenin ağır bir bütçe kriziyle karşı karşıya olduğunu, deniz ablukasının sürmesi halinde gıda stokları ile temel tıbbi malzemelerin ağustos sonuna kadar tükeneceğini uyarısında bulundu. Himmeti mektubunda İran'ın petrolünü satamaz ve ihtiyaç duyduğu ölçekte alternatif ticaret yolları bulamaz hale geldiğini de ortaya koydu.
Dört yetkili de bu mesaj ve iletişimlerin Hamaney'i sonunda anlaşmayı onaylamaya ikna etmede belirleyici bir rol oynadığını teyit etti.
Dini Lider Mucteba Hamaney kısa bir açıklamayla anlaşmaya ‘ilke olarak’ karşı olduğunu açıkladı, ancak Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin desteğini alması halinde Cumhurbaşkanı Pezişkiyan’a süreci ilerletmesi yönünde talimat verdi. Cumhurbaşkanı Pezişkiyan ise Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin 12'ye karşı 1 oyla anlaşma lehinde oy kullandığını açıkladı.
Güç dengesini belirleyebilecek kararlar
Cenaze töreninin sona ermesinin ardından Hamaney'in Yargı Erki Başkanlığı, Resmi Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanlığı, Besic teşkilatı komutanlığı ve kendi ofisinin başkanlığı dahil bir dizi kritik makama atama kararları alması gerekecek.
İranlı yetkililer bu atamaların Rehber'in sistem içinde hangi kanadı desteklemeyi tercih ettiğinin açık bir göstergesi olacağını düşünüyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, onun en yakın müttefikleri arasında sayılmakta olup liderlik konumuna yükselmesinin en önde gelen destekçileri arasında yer alırken sertlik yanlısı kesim farklı bir adayı desteklemişti.

Yıllar önce İran her zaman bazıları kamuya açık biçimde alevlenen sert siyasi rekabetlere sahne olurdu. Ancak bu ayrışmalar genellikle muhafazakâr ve reformcu iki akım arasında yaşanırdı. Muhafazakârlar ‘İslam Devrimi’nin temelini oluşturan Batı karşıtı ideolojiyi korumaya çalışırken reformcular değişim peşinde koşuyor, ancak çoğunlukla bunu başaramıyordu.
Muhafazakar akımın bölünmesi
Tüm kritik kararlarda mutlak otorite kullanan eski Dini Lider Ali Hamaney'in ölümünün yarattığı boşlukta İran'ın muhafazakâr cephesi ikiye bölündü.
Kanatlardan biri kendini ‘pragmatist’ olarak tanımlıyor. Sistemin bekası için ABD ile düşmanlığa son verilmesi ve ekonomik açılım gerektiği görüşünü savunuyor. Diğer kanat ise azınlıkta kalan katı muhafazakarlık yanlılarından oluşuyor. Nükleer programla ilgili meseleler dahil Washington'a herhangi bir taviz verilmesini reddetmekte ve İran'ın savaşı uzatarak zafere ulaşabileceğine inanıyor.
İranlı dört üst düzey yetkili ve iki kaynağın aktardığına göre kamuoyuna yansıyan fikir ayrılıkları, perde arkasında dönen çok daha derin görüş ayrılıklarının yalnızca küçük bir yansıması. Bu kişiler her iki tarafın da yeni Rehber'in desteğini kazanmak ve böylece üstünlük sağlayarak İran siyasi sahnesinin geleceğini şekillendirmek amacıyla kıyasıya bir mücadele verdiğini belirtiyor.

Söz konusu yetkililer şimdiye kadar üst düzey komutanlar, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakır Zulkadr'ı bünyesinde barındıran pragmatist kanadın üstünlüğü ele geçirdiğini teyit ediyor.
Aynı kaynaklara göre bu kanat muhalefet gürültüsüne kulak vermeyerek ateşkesi kabul etmek, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile doğrudan müzakereler yürütmek ve Başkan Donald Trump ile anlaşma imzalamak dahil birkaç kritik kararı hayata geçirdi.