İran güvenlik güçleri, Hamaney'in cenaze töreninin söylemini kontrol altına almak üzere talimat yayımladı

Belgede medya kuruluşlarından "liderliğin devamlılığı" ve "direnişin sürekliliği" vurgularının ön plana çıkarılması istenirken, resmi anlatıyla örtüşmeyen haber ve yorumların ayıklanması talimatı verildi

Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
TT

İran güvenlik güçleri, Hamaney'in cenaze töreninin söylemini kontrol altına almak üzere talimat yayımladı

Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)

İran güvenlik kurumlarının, medya kuruluşları ve kurumların halkla ilişkiler birimlerine yönelik olarak, İran eski lideri Ali Hamaney’in cenaze törenine ilişkin haber ve analizlerin tek bir çerçevede ele alınmasını zorunlu kılan talimatlar verdiği bildirildi. Amaç, İran’da liderliğin devri sonrası en hassas siyasi dönemlerden birinde kamu anlatısını kontrol altında tutmak olarak ifade ediliyor.

“Şarku’l Avsat”ın elde ettiği talimatlara göre, haberlerde belirli mesajların güçlendirilmesi, resmi çizgiyle uyumlu olmayan anlatıların elemine edilmesi ve cenaze töreninin “liderlik merkezinin devamı ve rejimin bütünlüğünün kanıtı” olarak sunulması isteniyor. Belgede, bunun “düşmanın bilişsel savaşı”na karşı bir adım olduğu ifade edilliyor.

Söz konusu talimatlar, cenaze törenini aynı zamanda siyasi, güvenlik ve medya olayı olarak ele alıyor. Medyadan, geniş halk katılımının “benzersiz bir insan kalkanı” ve Hamaney çizgisine “stratejik bağlılık ilanı” olarak sunulması isteniyor ve katılımın aynı zamanda devrimin “stratejik derinliğinin” göstergesi olarak aktarılması talep ediliyor.

Tahran’daki medya gözlemcilerine göre bu yönlendirmeler, kamuoyu algısının kontrol edilmesi ve geçiş döneminde medya çoğulculuğunun sınırlandırılması çabasını yansıtıyor.

 İran Devrim Muhafızları komutanlarından Ahmed Vahidi de Tahran’daki cenaze namazına saf tutarken görüntülendi, (ISNA- AP)İran Devrim Muhafızları komutanlarından Ahmed Vahidi de Tahran’daki cenaze namazına saf tutarken görüntülendi, (ISNA- AP)

Talimatlarda haberlerin üç ana eksende yürütülmesi isteniyor: “liderliğin sürekliliği, direnişin devamı ve parlak gelecek”. Farklı anlatıların “karşı söylemlere alan açacağı” uyarısında bulunularak, medyanın “Devrim Cephesi” adı verilen ortak anlatıyı benimsemesi gerektiği ifade ediliyor.

Belgede, yabancı delegasyonların törene katılımının öne çıkarılması ve Batı medyasında yer alan olumlu analizlerin yerel medyada yayımlanarak duyurulması isteniyor. Bunun, yaptırımlar ve dış baskılar altında “İran’ı izole etme projesinin başarısızlığı” olarak sunulması gerektiği ifade ediliyor.

Talimatlar ayrıca eski Şah yanlılarıyla ilgili tartışmalara da değiniyor ve "gerçekliğin tersine mühendisliği" yöntemiyle bu söylemlere karşı çıkılması isteniyor. Medya kuruluşlarından savunmacı bir dil yerine nükleer, füze ve bölgesel alandaki “benzersiz başarıların” öne çıkarılması isteniyor. Böylece karşılaştırma yapılmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

Belge, “halefiyet boşluğu” ve “belirsiz gelecek” söylemlerinin özellikle hedef alınmasını istiyor. İran’daki yasal halefiyet mekanizmasının anayasal çerçevede sakin ve belgeli bir dille anlatılması gerektiği vurgulanıyor.

Ayrıca mezhepsel ve siyasi ayrışmaların gündeme getirilmemesi, yerine “ulusal birlik” ve “toplumsal dayanışma” mesajlarının öne çıkarılması talep ediliyor.

Tahran'da düzenlenen eski Dini Lider Ali Hamaney'in veda töreni sırasında Tahran Büyük Musalla'sının uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026, (Planet Labs - Reuters)Tahran'da düzenlenen eski Dini Lider Ali Hamaney'in veda töreni sırasında Tahran Büyük Musalla'sının uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026, (Planet Labs - Reuters)

Hamaney’in mirasının özellikle “direniş, anti-emperyalizm ve bilimsel ilerleme” başlıkları altında yeniden anlatılması istenirken, onun İran’ı “bölgesel bir güce dönüştüren lider” olarak sunulması gerektiği ifade ediliyor.

Kalabalıkların ise “İran Devrimi ölçeğinde tarihi bir destan” ve “çöküş iddialarına yanıt” olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Belge, cenaze töreni haberlerine “savunma hazırlığı” ve “direnişin sürdürülmesi” mesajlarının eklenmesini de öngörüyor. Böylece törenin zayıflık değil, “süregelen güç” görüntüsü vermesi amaçlanıyor.

Son olarak medya analizlerinde “karamsar yorumlardan” kaçınılması, bunun yerine “umut mühendisliği” ve “aydınlık gelecek” anlatısının tercih edilmesi isteniyor.



Trump'tan FIFA Başkanı’na Folarin Balogun’un gördüğü kırmızı kartın iptali için telefon

ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
TT

Trump'tan FIFA Başkanı’na Folarin Balogun’un gördüğü kırmızı kartın iptali için telefon

ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)
ABD Başkanı Trump, FIFA Başkanı Infantino’nun yanında şaka yollu olarak fotoğrafçıların objektifleri karşısında kırmızı kart gösterirken (Reuters)

FIFA dün ABD Milli Takımı'nın forveti Folarin Balogun'a verilen kırmızı kart cezasını kaldırdı. Balogun, Bosna Hersek'e karşı oynadığı önceki maçta doğrudan kırmızı kart görmüştü. ABD Milli Takımın golcüsü Balogun, alınan bu karar sayesinde Belçika'ya karşı oynanan Dünya Kupası son 16 turunda sahaya çıkabildi.

ABD Haber Ajansı’nın haberine göre Beyaz Saray, cezanın yeniden değerlendirilmesi talebiyle doğrudan FIFA ile temasa geçti. New York Times (NYT) gazetesi ise Donald Trump'ın bizzat FIFA başkanıyla telefon görüşmesi yaptığını ve bu gelişmenin konunun Disiplin Komitesi önüne taşınmasına yol açtığını aktardı.

FIFA, kararını Disiplin Tüzüğü'nün 27. maddesine dayandırdı. Bu madde, Disiplin Komitesi'ne bazı kararları resen inceleme yetkisi tanırken kulüp ve milli takımların kırmızı kart kararlarına doğrudan itiraz hakkı ise bulunmuyor.

Karar geniş yankı uyandırdı. Trump, FIFA'ya ‘büyük bir haksızlığın düzeltilmesi’ olarak nitelendirdiği bu adım için teşekkür ederken Belçika Futbol Federasyonu karardan duydukları şaşkınlığı dile getirerek bu gelişmeye yanıt vermek için mevcut tüm seçenekleri değerlendirdiklerini açıkladı.

FIFA'nın kararı Beyaz Saray'dan Avrupa futbol çevrelerine uzanan geniş bir kesimde tepki dalgası yarattı.

Balogun'un Bosna Hersek maçında aldığı doğrudan kırmızı kart nedeniyle bir sonraki maçta sahada olmayacağı herkesçe bekleniyordu. Fakat FIFA'nın cezanın uygulanmasını bir yıllığına askıya alması, ABD’li forvete Belçika karşısındaki kritik maçta oynama imkânı tanıdı.

Takım kaptanı Christian Pulisic, kararın takıma büyük bir moral verdiğini belirterek kırmızı karta yol açan müdahalenin kasıtsız olduğunu vurguladı. Pulisic, "Onsuz oynamaya hazırdık, ama dönmesine sevindik. Bu maçta sahada olmayı hak ediyor" şeklinde konuştu.

Savunma oyuncusu Chris Richards ise oyuncuların başlangıçta haberin yapay zeka (AI) ile üretildiğini sandığını belirterek "Sosyal medyada gördük; gerçek olduğuna antrenman tesisine geldiğimizde inandık" dedi.

Bir diğer savunma oyuncusu Alex Freeman de Balogun'un dönüşünün takıma ek güven verdiğini söyleyerek oyuncuların karardan şaşkınlık duyduğunu belirtti.

Öte yandan Belçika Futbol Federasyonu şaşkınlığını dile getirerek kararın turnuva kurallarıyla çeliştiğini ve tüm hukuki seçenekleri değerlendirdiklerini açıkladı.

Belçika Milli Takımı teknik direktörü Rudy Garcia ise alaycı bir üslupla "Dünya Kupası'nda 5 Temmuz'un 1 Nisan olduğunu bilmiyordum" diyerek Belçika Futbol Federasyonu’nun yalnızca kendi takımını değil futbolun bütünlüğünü ve etiğini savunduğunu vurguladı.

Eski İngiliz hakem Graham Scott ise kararın FIFA'nın disiplin ilkeleriyle çeliştiğini belirterek turnuvanın önceki bölümlerinde benzer bir müdahale nedeniyle Katarlı oyuncu Assim Madibo'nun cezasının ağırlaştırıldığını hatırlattı.

Eski Fransız yıldız Thierry Henry de asıl kırmızı kartın haksız olduğu görüşünde olmakla birlikte FIFA'nın kararı neden bu kadar geciktirdiğini sorgulayarak "Karar doğruysa neden baştan alınmadı?" diye sordu.

Eski İngiliz savunma oyuncusu Rio Ferdinand, bu karara destek verirken yalnızca alkış emojileri paylaştı. ABD'li Kongre üyesi Darin LaHood da adımı ‘doğru karar’ olarak nitelendirdi.


Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin oturum aralarında Şara ve Zelenskiy ile görüşecek

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
TT

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin oturum aralarında Şara ve Zelenskiy ile görüşecek

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi 28 Aralık 2025'te Florida'da karşılarken (AFP)

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın gelecek hafta Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile görüşeceğini duyurdu.

Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, gazetecilerle telekonferans yöntemiyle düzenlediği basın toplantısında "Başkan Trump çarşamba öğleden sonra, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek" dedi.

ABD’li üst düzey bir yetkili de Zelenskiy ile yapılacak görüşmelere ilişkin “Başkan’ın savaşın nasıl sona erdirileceğini görüşmek üzere Zelenskiy ile bir araya geleceği açık. Bu, onun için uzun süredir öncelikli bir konu olmaya devam ediyor" dedi.

Kimliğinin açıklanmamasını isteyen aynı yetkili, Trump'ın Zelenskiy’nin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşeceğini ekledi.

Putin ve Zelenskiy cumartesi günü Trump'ı ABD'nin 250. bağımsızlık yıl dönümü vesilesiyle tebrik etmek için ayrı ayrı telefon görüşmesi gerçekleştirdiler.

sdvdefvf
ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı Beyaz Saray'da kabul ederken (arşiv - Reuters)

Trump tarafından geçtiğimiz kasım ayında Beyaz Saray'da kabul edilen Suriye Cumhurbaşkanı Şara ise haziran ayında ABD Başkanı’nın açıklamalarının aksine İran yanlısı Hizbullah'a karşı Lübnan'a askeri müdahalede bulunma niyetinde olmadığını açıklamıştı.

Şara, Lübnan ile Suriye arasında şu an askeri değil, ekonomik kanallar açma arayışında olunduğunu belirtti.

ABD ile İran arasında 17 Haziran'da imzalanan mutabakat muhtırası, Lübnan'daki kırılgan ateşkesin 21 Haziran'da yürürlüğe girmesine zemin hazırladı ve ardından 26 Haziran'da Lübnan ile İsrail arasında ‘kalıcı barış’ tesis etmeyi amaçlayan bir anlaşmaya hazırlık niteliğinde çerçeve anlaşma imzalandı.


Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya, Kızıldeniz'e çıkış hakkı konusundaki ısrarcı tutumunu sürdürürken ordu da ‘bu hakkın güvence altına alınması için yüksek hazırlık düzeyinin korunmasının önemini’ vurgulayarak bu sürece dahil oldu. Mısır ve Eritre ise söz konusu yaklaşımı sert biçimde reddediyor.

Öte yandan bir Etiyopyalı parlamenter bu söylemin ‘karşı çıkanlarla çatışma anlamı taşımadığını, aksine kalkınma ve refahın korunmasını teyit etmeye yönelik iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olduğunu’ düşünüyor. Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise bu yaklaşımı reddederek Etiyopya'nın, bu söylemin Etiyopya iç kamuoyuna yönelik olsun ya da bir gerilimi ifade etsin, tehlikesinin farkında olması gerektiğinin altını çizdi.

Etiyopya, Eritre'nin otuz yıllık bir savaşın ardından 1993'te bağımsızlığını kazanmasıyla denize çıkışı olmayan bir devlet hâline geldi ve başta Cibuti Limanı olmak üzere komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kaldı.

Mısır ve Eritre kıyısı olmayan bir devlet olarak Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki herhangi bir varlığını reddederken Başbakan Abiy Ahmed bu meseleyi halkının vazgeçilmez bir hakkı olarak görüp ısrarcı tutumunu sürdürüyor.

Etiyopya Haber Ajansı'nın pazartesi günü aktardığına göre Etiyopya Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula, Ulusal Savunma Akademisi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada ordunun ‘sürdürülen reformlar kapsamında örgütsel yapısını genişlettiğini, yüksek bir hazırlık düzeyini koruduğunu ve kendisini en güncel askeri teçhizat ve teknoloji ile donattığını’ söyledi.

Etiyopya'nın denize erişim arayışının yüksek bir hazırlık düzeyinin korunmasını gerektirdiğini ve özellikle Kızıldeniz ve Boynuz Afrika'daki güvenlik durumunun kötüleştiğini’ vurgulayan Halime, ‘dış güçlerin ve yerel silahlı grupların Etiyopya'nın güvenliğini zayıflatmak ve bölgede istikrarı sağlama rolünü engellemek amacıyla tam bir koordinasyon içinde hareket ettiği’ uyarısında bulundu.

Etiyopyalı parlamenter Muhammed Nur Ahmed ise Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Jula’nın sözlerinin ‘kimseyle çatışmak istediği anlamına gelmediğini, aksine ülkenin kapasitesini ve çıkarlarını koruma iradesini yansıttığını’ belirtti. Ülkesinin ‘kalkınma ve refaha odaklandığını ve başka engellerle ilgilenmediğini’ vurgulayan parlamenter, “Özellikle büyük nüfusumuz göz önüne alındığında Kızıldeniz'e erişim dahil meşru hedeflerimizi ve haklarımızı gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” şeklinde konuştu.

Muhammed Nur Ahmed, Addis Ababa'nın denize erişim talebinin uluslararası hukukla örtüştüğünü ve ‘bu hakkın reddedilmesinin uluslararası hukukla çeliştiğini’ vurguladı.

Halime ise Etiyopya'nın ‘Kızıldeniz'e erişim iddialarına dayanak oluşturacak hiçbir hukuki gerekçeye sahip olmadığını’ belirtirken ‘bu hakkın yalnızca egemen bir devletin Etiyopya'nın orada yer edinmesine mutabakat ve iş birliği çerçevesinde onay vermesi halinde söz konusu olabileceğini’ ifade etti. Halime, “Gerçek şu ki güvenliğinden hukuken sorumlu Kızıldeniz kıyısındaki devletlerden Etiyopya'nın talebine kolektif bir ret geldi; bu da uluslararası hukukun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

Abiy Ahmed, Nisan 2018'de göreve gelmesinden bu yana ‘liman diplomasisi’ aracılığıyla Kızıldeniz'e erişim sağlamaya çalışıyor. Etiyopya 2024 yılı başlarında ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki Berbera Limanı üzerinden denize erişim hakkı elde etmek için bir girişimde bulundu, ancak bu girişim Mogadişu, Kahire ve Arap Birliği'nin (AL) reddine takıldı.

sfdevbfrb
Etiyopya Ordusu Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula (Etiyopya Haber Ajansı)

Mısır'ın 2025 yılı sonlarında su payı üzerinde tehdit olarak değerlendirdiği ‘Büyük Etiyopya Rönesans (Hedasi) Barajı’nın işletmeye açılmasıyla birlikte Etiyopya'nın denize çıkış hakkına ilişkin açıklamaları da kesintisiz sürdü. Abiy Ahmed, ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdiği, 1993 yılında Eritre'nin bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkesinin denize erişimini yitirmesini düzeltme kararlılığını yineleyerek ülkenin artan ekonomik ve demografik ihtiyaçlarına dikkati çekti.

Eritre bu açıklamaları o dönemde sert biçimde reddederek bunu ‘bölgesel istikrara yönelik bir tehdit ve uluslararası hukukun açık ihlali’ olarak değerlendirdi ve ‘Assab Limanı'nın bağımsızlığından bu yana tartışmasız egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu’ vurguladı.

Geçtiğimiz mayıs ayında ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Eritre ziyaretinin ve kıyısı olmayan devletlerin Kızıldeniz'de var olmasını reddeden resmi teyidin ardından Etiyopya, Mısır'ı ‘denize erişimini engellemeye çalışmakla’ suçladı.

Abdulati, geçtiğimiz yılın ekim ayında yaptığı açıklamalarda ‘Mısır'ın Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarının yönetimine katılmasını reddettiğini’ de açıkça ortaya koymuştu.

 ‘Etiyopya'nın tek taraflı görüşünü ne bu bölgedeki herkese ne de uluslararası topluma dayatamayacağını’ vurgulayan Halime ise ‘hukuka uymak ve devletlerin egemenliğine saygı göstermekten başka yolu olmadığını’ da sözlerine ekledi.