Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Şarku’l Avsat’a konuşan bir parlamenter: Askeri tutum, karşı çıkanlarla çatışma anlamına gelmiyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya ordusunden denize erişim için destek: İç politikaya yönelik söylem mi, yoksa gerginlik mi?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde oyunu kullanırken (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya, Kızıldeniz'e çıkış hakkı konusundaki ısrarcı tutumunu sürdürürken ordu da ‘bu hakkın güvence altına alınması için yüksek hazırlık düzeyinin korunmasının önemini’ vurgulayarak bu sürece dahil oldu. Mısır ve Eritre ise söz konusu yaklaşımı sert biçimde reddediyor.

Öte yandan bir Etiyopyalı parlamenter bu söylemin ‘karşı çıkanlarla çatışma anlamı taşımadığını, aksine kalkınma ve refahın korunmasını teyit etmeye yönelik iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olduğunu’ düşünüyor. Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise bu yaklaşımı reddederek Etiyopya'nın, bu söylemin Etiyopya iç kamuoyuna yönelik olsun ya da bir gerilimi ifade etsin, tehlikesinin farkında olması gerektiğinin altını çizdi.

Etiyopya, Eritre'nin otuz yıllık bir savaşın ardından 1993'te bağımsızlığını kazanmasıyla denize çıkışı olmayan bir devlet hâline geldi ve başta Cibuti Limanı olmak üzere komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kaldı.

Mısır ve Eritre kıyısı olmayan bir devlet olarak Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki herhangi bir varlığını reddederken Başbakan Abiy Ahmed bu meseleyi halkının vazgeçilmez bir hakkı olarak görüp ısrarcı tutumunu sürdürüyor.

Etiyopya Haber Ajansı'nın pazartesi günü aktardığına göre Etiyopya Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula, Ulusal Savunma Akademisi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada ordunun ‘sürdürülen reformlar kapsamında örgütsel yapısını genişlettiğini, yüksek bir hazırlık düzeyini koruduğunu ve kendisini en güncel askeri teçhizat ve teknoloji ile donattığını’ söyledi.

Etiyopya'nın denize erişim arayışının yüksek bir hazırlık düzeyinin korunmasını gerektirdiğini ve özellikle Kızıldeniz ve Boynuz Afrika'daki güvenlik durumunun kötüleştiğini’ vurgulayan Halime, ‘dış güçlerin ve yerel silahlı grupların Etiyopya'nın güvenliğini zayıflatmak ve bölgede istikrarı sağlama rolünü engellemek amacıyla tam bir koordinasyon içinde hareket ettiği’ uyarısında bulundu.

Etiyopyalı parlamenter Muhammed Nur Ahmed ise Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Jula’nın sözlerinin ‘kimseyle çatışmak istediği anlamına gelmediğini, aksine ülkenin kapasitesini ve çıkarlarını koruma iradesini yansıttığını’ belirtti. Ülkesinin ‘kalkınma ve refaha odaklandığını ve başka engellerle ilgilenmediğini’ vurgulayan parlamenter, “Özellikle büyük nüfusumuz göz önüne alındığında Kızıldeniz'e erişim dahil meşru hedeflerimizi ve haklarımızı gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” şeklinde konuştu.

Muhammed Nur Ahmed, Addis Ababa'nın denize erişim talebinin uluslararası hukukla örtüştüğünü ve ‘bu hakkın reddedilmesinin uluslararası hukukla çeliştiğini’ vurguladı.

Halime ise Etiyopya'nın ‘Kızıldeniz'e erişim iddialarına dayanak oluşturacak hiçbir hukuki gerekçeye sahip olmadığını’ belirtirken ‘bu hakkın yalnızca egemen bir devletin Etiyopya'nın orada yer edinmesine mutabakat ve iş birliği çerçevesinde onay vermesi halinde söz konusu olabileceğini’ ifade etti. Halime, “Gerçek şu ki güvenliğinden hukuken sorumlu Kızıldeniz kıyısındaki devletlerden Etiyopya'nın talebine kolektif bir ret geldi; bu da uluslararası hukukun ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

Abiy Ahmed, Nisan 2018'de göreve gelmesinden bu yana ‘liman diplomasisi’ aracılığıyla Kızıldeniz'e erişim sağlamaya çalışıyor. Etiyopya 2024 yılı başlarında ayrılıkçı Somaliland bölgesindeki Berbera Limanı üzerinden denize erişim hakkı elde etmek için bir girişimde bulundu, ancak bu girişim Mogadişu, Kahire ve Arap Birliği'nin (AL) reddine takıldı.

sfdevbfrb
Etiyopya Ordusu Genelkurmay Başkanı Berhanu Jula (Etiyopya Haber Ajansı)

Mısır'ın 2025 yılı sonlarında su payı üzerinde tehdit olarak değerlendirdiği ‘Büyük Etiyopya Rönesans (Hedasi) Barajı’nın işletmeye açılmasıyla birlikte Etiyopya'nın denize çıkış hakkına ilişkin açıklamaları da kesintisiz sürdü. Abiy Ahmed, ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdiği, 1993 yılında Eritre'nin bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkesinin denize erişimini yitirmesini düzeltme kararlılığını yineleyerek ülkenin artan ekonomik ve demografik ihtiyaçlarına dikkati çekti.

Eritre bu açıklamaları o dönemde sert biçimde reddederek bunu ‘bölgesel istikrara yönelik bir tehdit ve uluslararası hukukun açık ihlali’ olarak değerlendirdi ve ‘Assab Limanı'nın bağımsızlığından bu yana tartışmasız egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu’ vurguladı.

Geçtiğimiz mayıs ayında ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Eritre ziyaretinin ve kıyısı olmayan devletlerin Kızıldeniz'de var olmasını reddeden resmi teyidin ardından Etiyopya, Mısır'ı ‘denize erişimini engellemeye çalışmakla’ suçladı.

Abdulati, geçtiğimiz yılın ekim ayında yaptığı açıklamalarda ‘Mısır'ın Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarının yönetimine katılmasını reddettiğini’ de açıkça ortaya koymuştu.

 ‘Etiyopya'nın tek taraflı görüşünü ne bu bölgedeki herkese ne de uluslararası topluma dayatamayacağını’ vurgulayan Halime ise ‘hukuka uymak ve devletlerin egemenliğine saygı göstermekten başka yolu olmadığını’ da sözlerine ekledi.



İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
TT

İran, savaş ve yaptırımların baskısı altında... Tutuklamalar ve riyalin çöküşü

Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)
Tahran’ın bir caddesinde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in resminin bulunduğu bir platformun yanında sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (Reuters)

İran üzerindeki baskılar, savaşın, ABD yaptırımlarının ve ekonomik koşulların kötüleşmesinin devam etmesiyle artarken, yetkililer ABD ve İsrail ile bağlantılı olmakla veya protesto eylemlerine katılmakla suçladıkları kişilere yönelik güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Tahran yönetimi dün Kirman eyaletinde dört şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu açıklamanın yanı sıra yargı makamları, ocak ayındaki protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan bir kişi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Öte yandan İran riyali değer kaybetmeye devam ederek yeni bir rekor seviyeye geriledi. Açık piyasada euronun değeri 3 milyon riyali aşarak yeni bir zirveye ulaştı.

4 şebekenin çökertilmesi ve 31 kişinin gözaltına alınması

İran Güvenlik Bakanlığı, ülkenin güneydoğusundaki Kirman eyaletine bağlı Sircan kentinde dört organize şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, şebeke üyelerini ‘Amerikan-Siyonist’ unsurlarla bağlantılı olmak ve güvenliği, kamu ile özel mülkiyeti hedef alan eylemler planlamakla suçladı.

Bakanlık, operasyonun vatandaşlardan gelen ihbarlar ve istihbarat bilgileri doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti. Bakanlığın açıklamasına göre soruşturmalar, şebekelerin kargaşa çıkarmayı ve kent sokaklarında sabotaj eylemleri gerçekleştirmeyi planladığını ortaya çıkardı. Grupların ayrıca çok sayıda molotofkokteyli ile kentteki güvenlik kameralarını hedef almaya yönelik araçlar hazırladığı belirtildi.

Bakanlık, gözaltına alınanları ocak ayında ülkede yaşanan olaylar sırasında şiddet ve sabotaj eylemlerine katılmakla suçladı. Bu eylemler arasında valilik binasının ateşe verilmesi, bankalar ile devlet kurumlarına ve kamu ve özel mülklere zarar verilmesi ve resmî açıklamaya göre silahlara el koyma girişimiyle bir polis merkezine saldırılması da yer aldı.

İran makamları, gözaltına alınanların kimlikleri veya haklarındaki adli süreçlerle ilgili bağımsız ayrıntı paylaşmadı. Gözaltılar, ekonomik koşullar nedeniyle Aralık 2025’in sonlarında başlayan ve daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişleyen protestoların ardından uygulanan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında gerçekleşti.

Ocak ayındaki protestolara katılan bir kişinin idam edilmesi

Ayrı bir gelişmede, İran yargı makamları, ocak ayındaki protestolar sırasında gözaltına alınan Siyavuş Cemşidi Hayr Abadi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini açıkladı. Cemşidi, polise ateş açmak ve ulusal güvenlikle bağlantılı suçlar işlemekten hüküm giymişti.

Yargı makamları, Cemşidi’nin 8 Ocak’ta polis memurlarına en az üç el ateş ettiğini, iki gün sonra Şehrekürd kentinde üzerinde tabancayla yakalandığını bildirdi. Cemşidi ayrıca, internet üzerinden bazı kişilerle ‘güvenlik karşıtı’ olarak nitelendirilen faaliyetler düzenlemek amacıyla iletişim kurmak ve bir ‘görev’ karşılığında para almaya çalışmakla suçlandı.

vbe
İran’da halk protestolarına katıldıkları gerekçesiyle mahkûm edilen çok sayıda kişi idam edildi. (Arşiv)

İran makamları, ekonomik sıkıntılar nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestoların, dini kurumun yönetimine son verilmesi talebinin dile getirildiği geniş çaplı gösterilere dönüştüğünü belirtiyor. Tahran ayrıca, ABD ve İsrail tarafından desteklenen silahlı gruplar ile unsurların protestolara ve bazı şiddet olaylarına katıldığını öne sürüyor.

İdam kararının infaz edildiğinin duyurulması, protestolarla bağlantılı idam cezalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir döneme denk geldi. Çok sayıda ülkenin bu hafta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde protestocular hakkında verilen idam cezalarının infaz edilmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek bunların durdurulması çağrısında bulunduğu bildirildi.

Riyal, euro karşısında 3 milyon sınırını aştı

Ekonomik cephede ise İran riyalinin açık piyasadaki sert değer kaybı devam ederken, euro karşısında ilk kez 3 milyon riyal seviyesini aştı.

Açık döviz piyasası verilerine göre euro dünkü işlemlerde yaklaşık 3,015 milyon riyal seviyesine yükseldi. Dolar ise 2,7 milyon riyal sınırına yaklaştı. Piyasaya ilişkin yayımlanan verilere göre doların değeri bir haftadan kısa sürede yüzde 8’den fazla arttı.

xcvfb
İran riyali banknotlarını elinde tutan bir dövizci, Tahran, 17 Ağustos 2026 (Reuters)

Riyaldeki bu değer kaybı, yaptırımlar, petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar ve savaşın maliyetleri nedeniyle İran ekonomisi üzerindeki baskıların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Güncel ekonomik verilere göre tüketici fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 89,8 yükselirken, son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 73,6 olarak kaydedildi.

Para birimindeki değer kaybı, ithal mallar, ham maddeler, ilaçlar ve makinelerin maliyetini artırırken, bu durum iç piyasadaki mal fiyatlarına doğrudan yansıyor ve hane halkı ile şirketlerin satın alma gücündeki erimeyi daha da hızlandırıyor.

Savaş, ekonomik baskıları yoğunlaştırdı

Riyalin çöküşünün etkileri, gıda fiyatlarında daha belirgin şekilde görülüyor. Tahran’da yaşayanlar, gıda fiyatlarının son aylarda ciddi oranda arttığını belirtiyor.

Bir somun ekmeğin fiyatı yaklaşık 250 bin riyalden 500 bin riyale yükselirken, pirincin kilogram fiyatı 3,5 milyon riyalden yaklaşık 5,5 milyon riyale çıktı. Et satın almak da giderek daha fazla aile için zorlaştı.

Buna, yaşam maliyetlerinin birçok ailenin ayak uydurabileceğinden daha hızlı artmasıyla reel gelirlerde yaşanan düşüş de ekleniyor. Bu durum, ekonomik krizi ülkedeki toplumsal baskıyı artıran başlıca unsurlardan biri haline getiriyor.

tuö
Tahran’ın kuzeyindeki Tecriş Çarşısı’nda alışveriş yapan İranlılar (EPA)

Para birimindeki kriz, İran üzerindeki dış baskıların devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatmasının ardından ABD, ekonomik baskıyı artırmak amacıyla İran limanlarına abluka uygularken, İran’ın petrol ticareti de sert şekilde geriledi.

Washington ayrıca İran’ı desteklediğini belirttiği kuruluşlara yönelik ek yaptırımlar uyguladı. Bunlar arasında bankalar ve havayolu şirketleri de bulunuyor. Söz konusu politika, Tahran’ın dövize ve gelir kaynaklarına erişim kapasitesini azaltmayı hedefliyor.

Böylece İran aynı anda üç düzeyde baskıyla karşı karşıya bulunuyor: Protestolarla bağlantılı takibatların sürmesi nedeniyle güvenlik ve siyasi alanda, para biriminin değer kaybı ve fiyat artışları nedeniyle ekonomik alanda, savaş, yaptırımlar ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar nedeniyle de dış alanda baskı artıyor. Bu unsurların bir araya gelmesi, krizin ülke içindeki toplumsal etkilerinin kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırıyor.


Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor
TT

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

Washington askeri seçeneklerini şekillendiriyor... Tahran ise ABD’yi zaman kazanmak için oyalamakla suçluyor

ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin arttığı ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların çıkmaza girdiği bir dönemde, Başkan Donald Trump yönetimi önümüzdeki aşamaya ilişkin istişarelerini yoğunlaştırıyor. Bu süreçte askeri seçeneğe başvurulma ihtimalinin arttığına dair işaretler de güçleniyor. Bu atmosferde Başkan Donald Trump, üst düzey yönetim yetkililerinden büyük çaplı operasyonlara yeniden dönülmesi ihtimalini değerlendirmelerini istedi. Trump, Tahran ile Washington arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde çatışmaların sürdürülebileceği mesajını verdi.

Buna karşılık Tahran, ABD’nin saldırıları yeniden başlatması ihtimaline karşı sahadaki planlarını gözden geçirirken, hedef listesini bölgedeki kritik çıkarlara yönelik saldırıları da kapsayacak şekilde genişletme seçeneğini değerlendiriyor. Bu gelişmeler, İran’ın ticari gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenlediğine ilişkin haberlerin gündeme geldiği Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmandığı bir döneme denk geliyor.

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın İran’ın şartları karşılanmadıkça yeniden açılmayacağını söyledi. Kalibaf, ABD’nin artık zaman kazanmak için oyalama imkanının kalmadığını belirtti.


Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
TT

Paris Polisi: Öğrenci protestoları kontrolden çıktı, barışçıl gösteri çağrısı yapıyorum

Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)
Paris’te lise öğrencilerinin düzenlediği protesto sırasında polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmaların ardından bölgede meydana gelen yıkımın izleri önünden geçen bir kişi (EPA)

Paris Emniyet Müdürü dün yaptığı açıklamada, Fransa genelinde yayılan öğrenci protestolarının artık “kontrolden çıktığını” söyledi. Göstericilere barışçıl yöntemlere dönmeleri çağrısında bulunan emniyet müdürü, yetkililerin şiddet ve vandalizm eylemlerine kararlılıkla karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Çevik kuvvet ekipleri, cuma günü Fransa’nın çeşitli kentlerinde lise öğrencileriyle çatışırken, sendikalar da öğretmenleri greve çağırdı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümeti, sınıflardaki koşullar ve eğitim finansmanı nedeniyle giderek şiddetlenen protestoları kontrol altına almaya çalışıyor.

Pazartesi gününden beri ülke genelinde çoğunluğu gençlerden oluşmak üzere, yaklaşık 5 bin kişi gözaltına alındı. Olaylarda onlarca kişi de yaralandı.

Ulusal Polis Sözcüsü Agathe Fouquet dün RTL radyosuna yaptığı açıklamada, 600’den fazla polis memurunun da yaralandığını söyledi.

Öğretmenler ve vatandaşlar saldırılara maruz kalırken, mülke verilen zararın onlarca milyon avroya ulaştığı tahmin ediliyor.

Paris Emniyet Müdürü Patrice Faure, gelecek salı gününden itibaren yeniden düzenlenmesi planlanan protestolar öncesinde X platformunda yayımladığı mesajda, bu hareketi başlatanların artık olayların kontrolünü ellerinde tutamadığını söyledi. Faure, öğrencilere okulları kapatma eylemlerinden vazgeçmeleri, taşkınlıklara son vermeleri ve barışçıl protesto yöntemlerini benimsemeleri çağrısında bulundu.

Faure, “Barışçıl eylem biçimlerine dönmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Ayrıca ebeveynlerin de çocuklarını “profesyonel provokatörler” ve onların destekçilerinin etkisinden uzak tutma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Öğrenci sendikaları, salı günü ülke genelinde protesto günü düzenlenmesi çağrısı yaptı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre güvenlik yetkilileri, özellikle Paris’in merkezinde düzenlenecek organize gösterilerin şiddetin daha da artmasına yol açmasından endişe ediyor. Ayrıca aşırı sol çizgideki anarşist grupların protesto hareketinin kontrolünü ele geçirmesinden korkuluyor.