Suriye doğumlu bir iş insanı, Trinidad'daki yetkililere suikast düzenlemeyi planlamakla suçlandıktan sonra temyiz başvurusunda bulundu

Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad Besisar (Reuters)
Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad Besisar (Reuters)
TT

Suriye doğumlu bir iş insanı, Trinidad'daki yetkililere suikast düzenlemeyi planlamakla suçlandıktan sonra temyiz başvurusunda bulundu

Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad Besisar (Reuters)
Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad Besisar (Reuters)

Suriye kökenli iş insanı Dominick Haddad ve eşi Genevieve, Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad-Bissessar’ın da aralarında bulunduğu üst düzey hükümet yetkililerine yönelik suikast planı yapmakla suçlanarak gözaltına alınmalarına karşı dün temyiz başvurusunda bulundu.

Haddad, başbakanın yanı sıra başsavcı ve diğer hükümet üyelerine yönelik suikast planına dahil olmakla suçlanıyor. Trinidad ve Tobago merkezli Haddad, şişelenmiş su tedariki ve filtreleme sistemleri alanında faaliyet gösteren Blue Waters şirketinin sahibi.

Haddad ve eşi suçlamaları reddederek, gözaltına alınmalarının muhalefeti desteklediği düşünülen bir etnik azınlığa mensup kişilere yönelik siyasi misilleme olduğunu savundu.

Temyiz başvurusunda, “Savcıların herhangi bir kişiyi öldürmeye yönelik komploya dair kanıtı yoktur ve olamaz; çünkü böyle bir komplo hiçbir zaman var olmamıştır” ifadeleri kullanıldı. Çift ayrıca daha önce herhangi bir suçtan yargılanmadıklarını veya hüküm giymediklerini belirtti.

Suriye kökenli olan Haddad, Karayip ülkesindeki Suriye-Lübnan topluluğunun bir üyesi. Avukatları temyiz dosyasında, bazı hükümet yetkililerinin bu topluluğun üyelerini küçümseyici biçimde “yüzde bir” olarak nitelendirdiğini ve onları ekonomik suç faaliyetlerine karışmakla ima yoluyla ilişkilendirdiğini öne sürdü.

Haddad ve eşi, olağanüstü yetkiler kapsamında haziran ayının sonunda evlerinde gözaltına alındı. İkili, duruşmanın yapılacağı 27 Temmuz tarihine kadar Port of Spain gözaltı merkezine ve yüksek güvenlikli kadın cezaevine sevk edildi.



Meloni ve Trump… Aşktan intikama

(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
TT

Meloni ve Trump… Aşktan intikama

(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye yakın kaynaklar, Meloni’nin Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi’ne katılmak üzere Ankara’ya gidip gitmeme kararını geçtiğimiz pazartesi gecesi geç saatlere kadar değerlendirdiğini açıkladı. Kaynaklara göre bu tereddüdün nedeni, ABD Başkanı Donald Trump’ın son paylaşımı oldu. İtalya’da alaycı olarak değerlendirilen paylaşım, siyasi yelpazenin tamamında yeni bir tepki ve öfke dalgasına yol açtı.

sdvf
 İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (Reuters)

Trump, sosyal medya platformunda Fransa’da düzenlenen son G7 Zirvesi’nden bir fotoğraf paylaşarak, Meloni’nin kendisine yakınlaşmaya çalıştığı izlenimini veren bir görsel kullandı. Paylaşımına, aile içi şiddet uygulayan eşler hakkında verilen uzaklaştırma kararlarına gönderme yaparak Meloni hakkında da ‘uzaklaştırma kararı’ çıkarılması çağrısında bulunan bir metin ekledi. Trump’ın paylaşımının ardından İtalya’da çok sayıda siyasetçi ve medya kuruluşu, Meloni’ye NATO Zirvesi’ni boykot etmesi çağrısında bulundu.

Aynı kaynaklara göre Meloni’nin tepkisini artıran bir diğer unsur ise İtalyan hükümetinin son gerilimin ardından tansiyonu düşürmek ve krizi diplomatik yollarla kontrol altına almak için yoğun çaba göstermesine rağmen Trump’ın bu paylaşımı yapması oldu. Bu kapsamda Meloni’nin talimatıyla hükümetten sekiz bakan geçen hafta sonu düzenlenen ABD Bağımsızlık Günü kutlamalarına katıldı. Meloni ayrıca Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’yi, Washington ile Roma arasında hızla kötüleşen ilişkileri onarmak amacıyla ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile temas kurmakla görevlendirdi.

sdevrevgfe
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 25 Haziran 2026’da Fransa’nın güneyindeki Antibes’te düzenlenen Fransa-İtalya zirvesinde bir anlaşmanın imza töreninde (EPA)

Meloni’ye yakın bazı çevreler, Başbakan’a Trump’a karşı uzlaşmacı bir tutum sergilememesi tavsiyesinde bulunuyor. Bu çevrelere göre, “Yumuşak tavır Trump’ı Meloni’ye karşı daha fazla zorbalık yapmaya teşvik ediyor.” Ayrıca son kamuoyu yoklamalarının, Meloni’nin Trump’a sert yanıt verdiği açıklamaların halk desteğini artırdığını gösterdiği belirtiliyor.

78o89
ABD Başkanı Donald Trump, 17 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile bir araya geldi. (Reuters)

Trump’ın Meloni’ye yönelik son çıkışı, iki lider arasındaki ilişkilerde aylardır süren kademeli uzaklaşmanın son halkası olarak değerlendiriliyor. Sürecin, Trump’ın geçtiğimiz nisan ayında Papa XIV. Leo’yu hedef alan açıklamalarının ardından Meloni’nin Papa’ya destek vermesi üzerine İtalya Başbakanı’nı ilk kez sert şekilde eleştirmesiyle başladığı ifade ediliyor. Ancak daha sonra Trump’ın asıl rahatsızlığının, Roma yönetiminin İran’a yönelik savaş sırasında ABD savaş uçaklarının İtalya’daki askeri üsleri kullanmasına izin vermemesi olduğu ortaya çıktı.

xcdf
ABD Başkanı Donald Trump ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 17 Nisan 2025’te Beyaz Saray’da bir araya geldi. (AFP)

ABD yönetimi, söz konusu kararda Meloni’nin belirleyici rol oynadığı görüşünü savunuyor. Washington’a göre Meloni, Trump ile sürdürdüğü ‘özel ilişkiyi’ sonlandırma kararı aldı. Meloni’nin, bu ilişkinin kamuoyu desteğinin gerilemesinde ve anayasanın bazı maddelerinde değişiklik öngören referandumda aldığı ağır yenilgide önemli payı bulunduğuna inandığı belirtiliyor.

Meloni hükümeti ayrıca, özellikle ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın tetiklediği enerji krizinin ortasında kamuoyunda giderek daha fazla tepki çeken askeri harcamaları azaltma yönünde adım attı. Trump’ın Meloni’ye yönelik ikinci sert çıkışı ise iki hafta önce Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin ardından geldi. ABD Başkanı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Meloni’nin kendisiyle fotoğraf çektirebilmek için adeta yalvardığını ve bu isteği ‘ona acıdığı için’ kabul ettiğini öne sürdü. Meloni ise Trump’ın iddialarını hızla yalanlayarak, söz konusu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirtti ve hiçbir zaman kimseden talepte bulunmadığını vurguladı.

sc sdscd
Viktor Orban, Giorgia Meloni ve arkalarında Antonio Guterres (Reuters)

Ancak son gerilimin ardından Meloni, diplomatik kanalları devreye sokarak tansiyonu düşürme ve krizi kontrol altına alma yolunu tercih etti. Buna karşın İtalya Başbakanı, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi arifesinde Donald Trump’ın yeni açıklamalarıyla bir kez daha şaşkınlık yaşadı. Siyasi gözlemciler, Meloni’nin bundan sonraki süreçte siyasi kariyerinin başından bu yana benimsediği açık sözlü ve sert üsluba yeniden dönebileceğini değerlendiriyor. Roma’nın işçi sınıfının yoğun yaşadığı mahallelerinden birinde yetişen Meloni’nin, bu geçmişinin siyasi rakipleri karşısında mücadeleci kişiliğinin şekillenmesinde etkili olduğu belirtiliyor.

cfvgtyj
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran’da Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi sırasında (Reuters)

Öte yandan gözler Meloni ile Trump arasında yapılması beklenen görüşmeye çevrilirken, İtalyan basını üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisine dayandırdığı haberinde Washington’ın Meloni ile ilişkileri yeniden düzeltme konusunda kararlı olduğunu aktardı. Haberde, NATO Zirvesi’nin bunun için uygun bir fırsat olarak görüldüğü ifade edildi. Söz konusu yetkiliye göre Trump yönetiminin değerlendirdiği seçenekler arasında, Libya dosyasının yönetiminin İtalya ile Türkiye’ye birlikte verilmesi de bulunuyor. Washington’ın, İtalya’yı vazgeçilemeyecek derecede önemli bir müttefik olarak gördüğü kaydedildi. Buna karşılık, Trump’ın çevresindeki etkili isimlerin farklı düşündüğü belirtiliyor. ABD Başkanı’nın eski danışmanı Steve Bannon gibi isimlerin, Meloni’nin artık kendi seçim dengelerinin esiri haline geldiğini ve Trump ile arasındaki ‘özel ilişkinin’ sona erdiğini değerlendirdiği ifade edildi.


Berlin: Lübnan, Hizbullah’a karşı durmalı ve İsrail’in güvenliğini sağlamalı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile İsrailli mevkidaşı Gideon Saar’ın düzenlediği ortak basın toplantısından (AP)
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile İsrailli mevkidaşı Gideon Saar’ın düzenlediği ortak basın toplantısından (AP)
TT

Berlin: Lübnan, Hizbullah’a karşı durmalı ve İsrail’in güvenliğini sağlamalı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile İsrailli mevkidaşı Gideon Saar’ın düzenlediği ortak basın toplantısından (AP)
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile İsrailli mevkidaşı Gideon Saar’ın düzenlediği ortak basın toplantısından (AP)

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Lübnan makamlarına ülkenin güneyinde devlet otoritesini yeniden tesis etme ve İsrail güçleriyle çatışmalarını sürdüren Hizbullah’a karşı harekete geçme çağrısında bulundu.

Kudüs’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında konuşan Wadephul, daha önce İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik kara harekâtını desteklediğini açıklamıştı. Wadephul, ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında varılan çerçeve anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, söz konusu adımı ‘tarihi’ bir girişim olarak nitelendirdi ve Almanya’nın desteğini yineledi.

İsrailli mevkidaşı Gideon Saar ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Wadephul, “Lübnan, otoritesini tesis etme ve Güney Lübnan’da Hizbullah’ın herhangi bir kontrolüne izin vermeme konusunda kararlılık göstermelidir” ifadesini kullandı.

Wadephul, Lübnan’ın özellikle İsrail’in Lübnan topraklarından kaynaklanabilecek herhangi bir tehditle karşı karşıya kalmamasını güvence altına alması gerektiğini söyledi.

Lübnan, Hizbullah’ın 2 Mart’ta İsrail’e roket saldırısı düzenlemesinin ardından savaşa dahil oldu. Hizbullah, saldırının 28 Şubat’ta İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme niteliği taşıdığını açıklamıştı.

Bunun üzerine İsrail, üç aydan uzun süren çatışmalar boyunca geniş çaplı hava saldırıları düzenledi, kara harekâtı başlattı ve defalarca tahliye uyarısı yayımladı. Lübnan makamlarına göre çatışmalarda yaklaşık 4 bin 300 kişi hayatını kaybetti, çoğu Güney Lübnan ve Beyrut’un güney banliyölerinden olmak üzere 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

İsrail tarafında ise 38 asker ile bir sivil sözleşmeli personelin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Karşılama ve taahhüt

Wadephul, ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında yürütülen ve gelecek hafta Roma’da yeniden başlaması planlanan görüşmeleri memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Avrupa ve Almanya’nın bu diyaloğa destek vermeye hazır olduğunu söyledi.

Wadephul, “İsrail ile Lübnan arasında varılan anlaşma, Hizbullah’ın teröründen etkilenen sınırın her iki tarafındaki halk için umut ışığı niteliği taşıyor” dedi.

Lübnan ile İsrail arasında devam eden müzakerelerin ‘önemi yeterince takdir edilmeyen tarihi bir adım’ olduğunu ifade eden Wadephul, “Avrupalılar bu süreci destekleyebilirse, İsrail ve Lübnan Almanya’nın desteğine her zaman güvenebilir” diye konuştu.

Wadephul, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki duruma da değinerek, Filistinlilerin siyasi ve ekonomik geleceklerine ilişkin bir perspektife ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Wadephul, İsrail’e, Filistin Yönetimi’nin mali çöküşünü önlemek amacıyla Ramallah yönetimine aktarmadığı vergi ve gümrük gelirlerini serbest bırakması çağrısında bulundu.

Filistin Yönetimi’nin reform ihtiyacı bulunduğunu belirten Wadephul, “Filistin Yönetimi kusursuz değil ve acil reformlara ihtiyaç duyuyor. Ancak Filistin Yönetimi’ni zayıflatmak İsrail’in güvenliğine hizmet etmez; aksine daha radikal unsurların doldurabileceği bir boşluk oluşturabilir” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini sürdürmesinin barış umutlarını zedelediğini vurgulayan Wadephul, “Yerleşim inşasının devam etmesini büyük endişeyle izliyoruz” dedi.

Wadephul, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinin fiilen ilhak edilmesinin uluslararası toplum tarafından kabul edilemeyeceğini belirterek, Almanya’nın böyle bir adımın hukuki dayanağı bulunduğuna inanmadığını söyledi.


Beyaz Saray, Lübnan Cumhurbaşkanı'nı 21 Temmuz'da Amerika Birleşik Devletleri'ne davet etti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçen ocak ayında bir basın toplantısında konuşuyor (Arşiv- DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçen ocak ayında bir basın toplantısında konuşuyor (Arşiv- DPA)
TT

Beyaz Saray, Lübnan Cumhurbaşkanı'nı 21 Temmuz'da Amerika Birleşik Devletleri'ne davet etti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçen ocak ayında bir basın toplantısında konuşuyor (Arşiv- DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçen ocak ayında bir basın toplantısında konuşuyor (Arşiv- DPA)

Beyaz Saray’dan bir yetkili, ABD’nin Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı 21 Temmuz’da ülkeye davet ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre davet, İsrail ile Lübnan’ın geçen ay Washington’da bir çerçeve anlaşması imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma, İran destekli Hizbullah mensupları ile İsrail arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan ve ABD arabuluculuğunda yürütülen birkaç günlük görüşmelerin ardından imzalanmıştı.