Avrupa’da Trump alarmı: Savunma mimarisinde alternatif aranıyor

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
TT

Avrupa’da Trump alarmı: Savunma mimarisinde alternatif aranıyor

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)

Avrupa, ABD'nin NATO'dan çekilme tehditlerinin ardından güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmek istiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'daki Amerikan askeri varlığını azaltma kararı, NATO üyelerini alternatifler bulmaya yöneltti.

Ancak Wall Street Journal'ın analizinde, ABD üretimi uzun menzilli stratejik bombardıman uçakları, uçak gemileri, denizaltılar ve havada yakıt ikmal uçakları gibi kritik askeri kapasitelere kısa vadede alternatif bulunmasının zor olduğu savunuluyor.

Uzmanlara göre bu durum, özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları artırdığı bir dönemde Avrupa'nın savunma sistemlerinde ciddi boşluklar yaratabilir.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da devam eden NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırdığını belirtirken, bu sektörde büyük atılımlar üzerinde çalışıldığını ifade etti.

Habere göre NATO içinde değerlendirilen çözümlerden biri, ABD'nin stratejik bombardıman uçaklarının yerine daha fazla kara tabanlı uzun menzilli füze sistemi ve savaş uçağı konuşlandırılması.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin artık yeni avcı jetlerinin tamamını NATO'nun savunmasına tahsis ettiğini belirtiyor.

Ancak yetkililer, havada yakıt ikmali konusunda ABD'nin sahip olduğu kapasiteye alternatif üretmenin kolay olmayacağını, bunun için yeni hava üslerinin kurulması gerektiğini de ekliyor.

Eski NATO Avrupa Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti, ABD'nin askeri sorumluluklarını Avrupa'ya devretmeden önce planlı bir geçiş sürecinin oluşturulması gerektiğini söylüyor. Bunun ani şekilde gerçekleşmesinin bölgede Rusya'ya karşı caydırıcılığı zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.

Avrupa'nın ürettiği alternatiflerin yeterli etkiyi sağlamayacağını savunanlar da var. ABD'li emekli Hava Kuvvetleri Korgenerali David Deptula, kara tabanlı füzelerin stratejik bombardıman uçaklarının yerini dolduramayacağını söylüyor.

Avrupa'nın uzun yıllardır savunma sanayisine yeterince yatırım yapmaması da bu dönüşümü yavaşlatıyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'ndan Alexandra de Hoop Scheffer, asıl sorunun Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatı yeterince hızlı üretememesi olduğunu vurguluyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, AP



Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor

İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor

İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)

Reuters haber ajansı ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu Gazze Barış Konseyi’nden bir yetkilinin, konseyin Trump'ın tıkanan barış planını yeniden canlandırmak amacıyla Hamas ile ikinci aşama anlaşmasına ilerleme sağlanıp sağlanamadığından bağımsız olarak Gazzeliler için pilot bir insani bölge oluşturmayı planladığını açıklamasını aktardı.

Gazze Barış Konseyi içindeki konumunu belirtmeyen yetkili, konseyin Gazzelilerden oraya geçmek isteyenlerin insani ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal ve hizmetlerin genişletilebileceği ve on binlerce kişiyi ağırlayabilecek güvenli bölgeler belirlediğini söyledi.

Gazze, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik saldırılarının ardından patlak veren ve iki yıl süren topyekun bir savaşın yol açtığı yıkımın ortasında kalmaya devam ediyor.

Ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından Trump, insani yardımların artırılmasını, Gazze Şeridi’nin Filistinli teknokratlardan oluşan bir grup tarafından yönetilmesini, Hamas'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun çekilmesini öngören Gazze planını açıkladı. Ancak plan tıkandı ve ‘Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ olarak bilinen teknik uzmanlar heyeti de şeritte henüz faaliyete geçemedi.

İsrail, 2 milyonu aşkın nüfusun açlık, hastalık ve yerinden edilmeyle boğuştuğu şeritte askeri saldırılarını sürdürüyor. İsrail ayrıca Gazze'nin yüzde 70'ini kapsayacak şekilde kontrolünü genişleteceğini ilan etti.

Ateşkesin ardından ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Vakfı tarafından yürütülen yardım programı kapatıldı. Program, dağıtım noktalarına ulaşmaya çalışan Filistinlilerin hayatını kaybetmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer kuruluşlardan yoğun eleştiri almıştı.


Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları 5 kattan fazla arttı

Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları 5 kattan fazla arttı

Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)

İsrailli Bakan İtamar Ben-Gvir önderliğindeki İç Güvenlik Bakanlığı, son aylarda resmi verileri gizlemeye çalıştıysa da dün bu verileri açıklamak zorunda kaldı. Açıklanan veriler, hükümetin Gazze, Lübnan, İran, Suriye ve diğer cephelerde sürdürdüğü savaşlar döneminde yerleşimci saldırılarının beş kattan fazla arttığını ortaya koydu.

Polis verilerine göre 2019 yılında ‘Filistinlilere yönelik milliyetçi suçlar’ olarak sınıflandırılan bu tür saldırılar için 139 dosya açılmıştı. Bu sayı 2025'te 779'a fırlayarak yüzde 560'lık bir artış kaydetti.

2026 yılında saldırıların hızı daha da artarken tablonun daha vahim bir boyutu olarak açılan soruşturma dosyalarının yalnızca yüzde 6'sını oluşturan 52 iddianame düzenlenebildi.

cdfvgb
Yerleşimciler ve İsrail askerleri Batı Şeria'nın el-Halil şehri yakınlarındaki Sair köyünde bir tarlada beklerken Filistinli çiftçiler zeytin hasadından alıkonuluyor (Arşiv - AFP)

İsrail gazetesi Haaretz’e konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisi şiddet olaylarındaki artışın yasadışı çiftliklerin ve yerleşim noktalarının çoğalmasından kaynaklandığını söyledi. Üst düzey güvenlik yetkilileri aynı gazetede ‘hükümetin ve ordunun bu saldırılarda masum olmadığını’ belirterek ‘bazı yasadışı çiftliklerin ve yerleşim noktalarının hükümetin desteği ve İsrail ordusunun teşvik ve korumasıyla kurulduğunu’ teyit etti.

İlhak sürecinin hızlandırılması

Bu yayınla eş zamanlı olarak İsrailli sivil toplum kuruluşları Barış Şimdi (Peace Now) Hareketi ve Kerem Navot Derneği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin Batı Şeria'daki arazilerin İsrail'e ilhakını hükümet sistemi yapısını değiştirerek, yerleşimleri genişleterek, nüfusu göç ettirerek ve A ile B Bölgeleri üzerindeki İsrail denetimini derinleştirerek hızlandırdığına işaret eden bir bildiri yayımladı.

Rapor, hükümetin yerleşim noktalarını cömertçe finanse ettiğini, donatıp donattığını ve arazilere el koyduğunu ortaya koyuyor.

Raporun hazırlayıcıları Hagit Ofran, Yonatan Mizrahi ve Dror Etkes'e göre bu hükümetin görev süresi boyunca Batı Şeria'da yaşanan değişiklikler emsalsiz bir nitelik taşıyor.

sdfrgt
Aralarında arazi sahiplerinin de bulunduğu Filistinliler, geçtiğimiz cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Dura beldesi yakınlarında bir yerleşimde mülklerinin el konulmasını protesto ederken İsrail ordusunun attığı biber gazından kaçmaya çalışıyor (AFP)

2023-2025 yılları arasında Batı Şeria'da büyük bölümü çiftlik ve dağ yerleşim noktalarından oluşan 185 yeni yerleşim noktası kuruldu. Bu çiftlikler, Batı Şeria'nın toplam yüzölçümünün yüzde 18'ine karşılık gelen bir milyondan fazla dönümü kontrol altında tutuyor. El konulan arazilerin yalnızca yüzde 40'ı resmi olarak ‘devlet arazisi’ olarak sınıflandırılıyor. Bakan Orit Struk liderliğindeki Yerleşim ve Ulusal Görevler Bakanlığı bu yerleşim noktalarına her yıl on milyonlarca şekel tahsis etti.

Rapora göre üç yıl içinde 118 köy ve ‘çoban topluluğu’ ile bunlara bağlı bazı yerleşim yerleri sistematik biçimde boşaltıldı. Sakinler, yerleşimci şiddeti, suya erişimlerinin engellenmesi ve yetkililer tarafından korunmamaları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Filistinlilerin geri dönüşünü engellemek amacıyla yerleşimciler yollar boyunca en az 51 kilometre uzunluğunda çit kurdu. Bu çitler ağırlıklı olarak Ürdün Vadisi'nde ve yerel toplulukların kullandığı alanlarda inşa edildi. Bu durum yüz binlerce dönüm arazinin fiilen kapatılmasına yol açtı.

Rapor ayrıca yerleşimcilerin tarla, bahçe ve bağlardan oluşan en az 11 bin 520 dönüm tarım arazisine el koyduğuna dikkati çekti. Bu arazilerin büyük bölümü yakın zamana kadar bölgeden sürülen ya da erişimi engellenen Filistinliler tarafından işleniyordu.

cdvfbtr
Salı günü Batı Şeria'da Halil yakınlarındaki bir yerleşime yönelik Filistin protestosu sırasında İsrail askerleri nöbet tutarken İsrailli bir yerleşimci telefonu ile fotoğraf çekiyor (Reuters)

Rapor, resmi izin alınmadan 223 kilometre arazi yolu açıldığını ve bunların yaklaşık yarısının Filistinlilere ait özel araziler, ‘devlet arazisi’ olmayan alanlar ya da zaman zaman B Bölgesi toprakları üzerinde yer aldığını da ortaya koydu. Rapora göre bu yolların açılması devlet bütçesinden on milyonlarca şekele mal olacak. Filistinlilerin kendi topraklarına erişimini kısıtlayan diğer yöntemler arasında ordu ve yerleşimcilerin rastgele kurduğu yüzlerce kontrol noktası ve barikat da yer alıyor.

Rapor ayrıca son üç yılda C Bölgesi'nde izinsiz inşa edilen Filistin yapılarının yıkımında yüzde 80 artış yaşandığını kaydetti.

Yerleşimlerde 40 bin 64 konut birimi inşaatı için planlar sunuldu. Filistin'in gelişimini engellemek amacıyla alınan bakanlar kurulu kararları 100'den fazla yeni yerleşim kurulmasına onay verdi. Bunlar arasında meşrulaştırılan 50 yerleşim noktası, geliştirilen 15 mahalle ve tamamen yeni 37 yerleşim yer alıyor. Bu yerleşimlerin büyük çoğunluğu, bugüne kadar hiçbir İsrail varlığının bulunmadığı Batı Şeria'nın iç bölgelerinde konumlanıyor.

scdfvgth
İşgal altındaki Batı Şeria'da Sebastiye’deki arkeolojik alanı ziyaret eden İsrailli yerleşimciler ve İsrail ordusu kuvvetleri bulunurken bir Filistinli adam İsrail askeri aracının yanında zafer işareti yapıyor. (Reuters)

Rapora göre Oslo Anlaşması'nı geçersiz kılmak amacıyla el koyma operasyonları C Bölgesi'nden anlaşma kapsamında Filistin Otoritesi'nin sivil kontrolündeki A ve B Bölgelerine doğru yöneldi.

Bu bağlamda 2025 yılı sonuna kadar Otorite'nin kontrolündeki bölgelerde yaklaşık 20 yerleşim noktası kuruldu. Aynı zamanda C Bölgesi'ne yakın yerleşim noktalarının sakinleri, sistematik şiddet yoluyla Filistinlilerin A ve B Bölgelerindeki arazilere erişimini engelliyor. Raporu hazırlayanlara göre yerleşimciler Filistin Otoritesi bölgelerindeki yaklaşık 100 bin dönüme Filistinlilerin erişimini engelliyor.


İtalya plajlarında piknik tartışması

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

İtalya plajlarında piknik tartışması

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Pulya'daki özel plajlarda turistlerin piknik yapmasına izin verilmesi yönündeki öneriler, plaj kulübü işletmecilerine göre bölgenin "mükemmellik imajını" tehdit ediyor.

İtalya'nın güneyindeki Pulya bölgesinin valisi Antonio Decaro, 4 Temmuz'da Facebook'ta yayımladığı videoda, ziyaretçilerin evden yiyecek ve içecek getirmesine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Decaro şunları söyledi:

Denizi, hem Pulyalılar hem de bu bölgeyi keşfetmek için dışarıdan gelenler için giderek daha fazla özgürlük deneyimi haline getirmek için çalışıyoruz. Deniz ortak bir kaynaktır, lüks olamaz. Kimse sizi evden getirdiğiniz yiyecekleri plajda yemekten alıkoyamaz.

İşletmeciler birliği Assoturismo, plajda piknik yapmanın çevre kirliliğine ve düşük kalite standartlarına yol açtığını savunuyor.

Vieste'deki Assoturismo şubesinin başkanı Nicola Ragno, The Times'a şunları söyledi:

Bu sadece bir sandviç meselesi değil. Bazıları yanlarında her türlü yiyeceği, başlangıçtan ana yemek ve meyveye kadar tam öğünleri getirebileceğini düşünüyor. Bu durumlar hoş görülemez çünkü bunu takdir etmeyen birçok başka müşteri var.

İtalya kıyı şeridinin yaklaşık yüzde 33'ü halihazırda bar ve restoran hizmetleri sunan özel plaj kulüplerine kiralanmış durumda.

İtalyan yasaları pikniklere izin verse de plaj kulüpleri genellikle turistlerin "dışarıdan" yiyecek ve içecek getirmesine izin vermiyor.

Decaro, "Özel bir plajda evden getirdiği sandviç veya focaccia'yı yemeye cesaret eden biri için 'imaj zedelenmesi'nden bahsediyorlar" dedi.

Ulusal Tüketiciler Birliği'nden Massimiliano Dona, The Times'a şunları söyledi:

Plajlar özel işletmeciler tarafından yönetilen kamu alanlarıdır; özel mülk değiller.

Dona, ziyaretçilerin kendi yiyecek ve içeceklerini getirme ve piknik çantalarını teslim etmeyi reddetme hakkına sahip olduklarını da sözlerine ekledi.

Piknikler, İtalyan plajlarının karşılaştığı tek sorun değil; şezlong fiyatları da hızla yükseliyor.

Tüketici grubu Altroconsumo'nun yaptığı araştırmaya göre, 222 plaj tesisinde şezlong ve şemsiye fiyatları 2025'ten bu yana ortalama yüzde 6, 5 yıl öncesine göre ise yüzde 24 arttı.

Independent Türkçe