Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)
TT

Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)

İçişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde düzenlenen operasyonlarda terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı oldukları şüphesiyle 119 kişi gözaltına alındı.

Bakanlık açıklamasında, operasyonların İstanbul, Ankara ve Adana dahil olmak üzere 30 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, örgütle bağlantılı oldukları, sosyal medya üzerinden örgüt propagandası yaptıkları ve "terör örgütüyle ilişkili yapılar ile yardım kuruluşu adı altındaki dernekler" aracılığıyla finansman sağladıkları belirtildi.

Ankara'daki operasyonların ardından süreç hızlandı

Haziran ayı sonunda, Ankara’nın güneyinde polis ile girdiği çatışma sonucu DEAŞ şüphelisi bir kişi etkisiz hale getirilmişti. Söz konusu olay, başkentte düzenlenecek NATO zirvesinden iki hafta önce gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile DEAŞ ve aşırı sol gruplarla bağlantılı oldukları şüphesiyle 209 kişi gözaltına alındı.



Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)

Avrupa Birliği’nin (AB) yayımladığı Ortak Anlayış belgesi, Türkiye’nin AB üyeliğine aday ülke statüsünü görmezden gelmesi nedeniyle Ankara ile Brüksel arasında yeni bir gerilim başlattı.

Türkiye, çarşamba günü yayımlanan belgeyi ‘objektiflik ve adaletten uzak’ olarak nitelendirirken, belgenin AB’nin ortak geleceğe ilişkin stratejik vizyondan yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, belgede Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerin ‘hakkaniyetli bir yaklaşımdan uzak’ olduğunu söyledi. Keçeli, belgenin Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü de göz ardı ettiğini ifade etti.

Önyargılı bir anlayış

Keçeli dün X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Bahse konu belgenin, Avrupalı Müttefiklerin NATO bünyesinde kayda değer ilave sorumluluklar üstlendikleri yeni dönemin temellerinin atıldığı ve Türkiye’nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiği tarihi NATO Ankara Zirvesi akabinde, bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığı görülmektedir” ifadesini kullandı.

Belgenin Doğu Akdeniz konusunda gerçeğe dayanmayan iddialara yer verdiğini belirten Keçeli, bunun AB’nin olaylara yönelik önyargılı ve çarpık anlayıştan hâlâ kurtulamadığını gösterdiğini kaydetti.

Kıbrıs meselesine de değinen Keçeli paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Kıbrıs meselesi açısından ise çözümün, 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddeden ve 2017 yılındaki Kıbrıs Konferansı’nda uzlaşmaz bir tutum benimseyerek sürecin sonuçsuz kalmasına sebebiyet veren Kıbrıs Rum tarafınca engellendiğini bir kez daha hatırlatırız.”

Keçeli, AB’ye tüm tarafların çıkarlarına hizmet edecek daha gerçekçi ve dengeli bir vizyon ile söylem benimsemesi çağrısında bulundu.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü göz ardı eden yaklaşımın, AB’nin ortak geleceğe ilişkin vizyon eksikliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Duran, X hesabından yaptığı açıklamada, belgede yer alan değerlendirmelerin objektiflikten ve stratejik bakış açısından yoksun olduğunu belirtti.

Ankara’daki NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğindeki vazgeçilmez rolünü açıkça ortaya koyduğu bir dönemde bu gerçeğin görmezden gelinmesinin yapıcı diyaloğun güçlenmesine katkı sağlamayacağını ifade eden Duran, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında tekrarlanan tek taraflı söylemlerin uluslararası hukuku ve tarihi gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. Duran, AB’nin önyargılardan uzak, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayanan daha sorumlu bir söylem benimsemesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yakınlaşma girişimleri

Türkiye, son iki yıldır AB ile katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması amacıyla üst düzey temaslar yoluyla diplomatik çabalarını sürdürüyor. Bu temasların son haftalarda yoğunlaştığı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile bir araya gelerek Türkiye-AB ilişkilerini ele aldı.

Türkiye, haziran ayının sonunda da AB’den üst düzey bir heyeti ağırladı. Heyette AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos ve İçişlerinden Sorumlu Komiser Magnus Brunner yer aldı. Ziyaret, nadir gerçekleşen üst düzey temaslardan biri olarak değerlendirildi.

Ziyaret, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan raporu onaylamasının ardından gerçekleşti. Ankara’nın sert tepkisine yol açan raporda, “hukukun üstünlüğünün ciddi ve sürekli şekilde aşındığı, muhalefet üzerindeki baskıların arttığı mevcut koşullarda AB ile müzakerelerin yeniden başlatılamayacağı” ifade edildi. Raporda ayrıca Türkiye’nin, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) gibi AB üyesi ülkelerle yaşadığı krizlere de dikkat çekildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Heyet, GKRY’nin AB dönem başkanlığının son gününe denk gelen ziyarette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve bakanlık yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Heyet ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Taraflar, yayımladıkları ortak açıklamada, bölgesel ve ekonomik istikrarın sağlanması açısından Türkiye-Avrupa ilişkilerinin stratejik önemine vurgu yaptı. Jeopolitik zorluklarla mücadelede ortak hareket edilmesi gerektiğini belirten taraflar, bölgesel bağlantı gündemi kapsamında ticaret, enerji, ulaştırma ve dijitalleşme alanlarında iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Avrupa’nın görmezden gelmesi

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, AB üyeliğinin Türkiye için hâlâ ‘stratejik bir hedef’ olduğu belirtilerek, Ankara’nın bu temel üzerinde AB ile ilişkileri geliştirmeye hazır olduğu ifade edildi. Açıklamada, “AB’nin Türkiye ile ilişkilerini ayrımcılık yapmadan, objektif kriterler ve liyakat temelinde güçlendirmesini bekliyoruz” denildi.

Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)

Görüşmelerde, 2018’den bu yana askıya alınan Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması konusunun ağırlıklı olarak ele alınmadığı görüldü. Avrupa Komisyonu’nun kısa süre önce Brüksel’deki merkezinde düzenlenen Genel Kurul toplantısında da AB, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokrasi konularına vurgu yaptı.

Avrupa heyetinin ziyaretinin ardından yayımlanan ortak açıklamada genişleme konusuna da değinilerek, müzakerelerin yeniden başlatılması için Türkiye’de “hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile yüksek demokratik standartların güvence altına alınması gerektiği” ifade edildi.


Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
TT

Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)

Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bugün sabah saatlerinde merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremde herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.

AFAD tarafından yapılan açıklamada, saat 06.20'de merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5 büyüklüğündeki depremin; Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde de hissedildiği belirtildi. Açıklamada, "Deprem sonrası herhangi bir olumsuz durum bildirilmemiştir. Ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürmektedir" ifadelerine yer verildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık, ancak bütün ihbarları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.

2023 yılında Güneydoğu Türkiye'yi vuran yıkıcı depremlerde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bölgedeki birçok şehirde büyük hasar oluşmuştu.


Türk-İsrail rekabeti ve yeni Ortadoğu'nun oluşumu

Pete Reynolds
Pete Reynolds
TT

Türk-İsrail rekabeti ve yeni Ortadoğu'nun oluşumu

Pete Reynolds
Pete Reynolds

Türkiye İsrail'i ilk kez 1949'da tanıdı ve iki ülke arasındaki ilişkiler, içinde bulunduğumuz 2026 yılı başlarında tarihi stratejik ortaklıktan açık ve uzun vadeli bir stratejik rekabete dönüştü. Bu radikal değişim, 7 Ekim 2023 saldırısı ve Gazze Savaşı'ndan sonra, Tel Aviv'in Türkiye'yi özellikle Suriye'de bölgesel nüfuzuna yönelik artan bir tehdit olarak algılamasıyla gerçekleşti.

2025-2026'ya gelindiğinde, diplomatik anlaşmazlık, İsrail'in Türkiye'yi “yeni İran” olarak nitelendiren açıklamalarıyla birlikte Suriye, Doğu Akdeniz ve Washington'un stratejik koridorlarında nüfuz için yapısal bir rekabete dönüştü. Buna rağmen, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki güçlü kişisel ilişki göz önüne alındığında, Amerikan baskısı nedeniyle doğrudan gerilim sınırlı kalmayı sürdürüyor.

1. Bölgesel nüfuzu genişletme

Suriye, en öne çıkan saha

Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin devrilmesi, yoğun bir rekabetin kapısını araladı. Türkiye, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni hükümeti güçlü, birleşik bir merkezi devlet kurma konusunda destekliyor; silah, istihbarat ve teknik yardım sağlıyor. Suriye'de askeri üsler kurmayı da planlamıştı, ancak İsrail saldırılarından sonra bu planları geçici olarak durdurdu. Ayrıca “yeni Suriye” ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzalamayı hedefliyor.

Suudi Arabistan, İsrail ile herhangi bir ilişkiyi reddetmeye ve onu tanımayı Filistin devletinin kuruluşu ile sonuçlanacak barış görüşmelerine bağlamaya devam ediyor. Aynı zamanda Riyad, Ankara'ya her zamankinden daha çok yaklaşıyor

İsrail ise Esed'in devrilmesinden sonraki ilk yedi ayda 988 hava saldırısı ve topçu bombardımanı gerçekleştirdi; bu, önceki yıllarda Esed rejimi döneminde gerçekleştirdiği saldırıların ortalama üç katı. İsrail, Türkiye'nin Suriye’de kurmak üzere olduğu hava üslerini hedef aldı, güney Suriye'deki varlığını genişletti ve özerklik isteyen Dürzi milislerine destek verdi. İsrail, yeni Suriye'yi hareket özgürlüğünü sınırlayacak potansiyel bir tehdit olarak görüyor ve Türkiye veya İran'ın burada herhangi bir şekilde nüfuz sahibi olmasını önlemek için Suriye'yi zayıf ve parçalanmış halde tutmaya çalışıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi sırasında yapılan görüşme, 8 Temmuz 2026 (Reuters)Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi sırasında yapılan görüşme, 8 Temmuz 2026 (Reuters)

Doğu Akdeniz ve Libya

Burada Türkiye, “Mavi Vatan” doktrinini uyguluyor ve 2019'da Libya ile MEB anlaşması imzaladı ve bunu Suriye ile genişletmeyi hedefliyor. İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki artan askeri iş birliği (Aralık 2025'te ortak tatbikatlar) nedeniyle “kuşatılma” korkusu yaşıyor. İsrail, Doğu Akdeniz Gaz Forumu gibi Akdeniz'deki enerji ittifaklarının bir parçası.

Diğer bölgeler

Somali: Türkiye'nin 2017'den beri Somali'de askeri üssü bulunuyor; İsrail ise Somaliland'ı tanıyan ilk ülke oldu ve ABD raporlarına göre şu anda orada bir askeri üs inşa ediyor.

Kızıl Deniz, Yemen ve Sudan: Vekil güçler aracılığıyla aralarında dolaylı bir rekabet bulunuyor.

Bu genişleme, rekabeti durumsal olmaktan ziyade yapısal hale getiriyor.

 2. İttifaklar kurma

İsrail:

Ortak askeri tatbikatlar ve iş birliği yoluyla Yunanistan ve GKRY, ayrıca BAE ve Hindistan ile ittifaklarını güçlendirdi. İran'a kıyasla üstün askeri yetenekleri, ona rekabet avantajı sağladı ve İran ile bir savaş durumunda askeri ürünleri için Körfez pazarları bulması bekleniyor.

Suudi Arabistan, İsrail ile herhangi bir ilişkiyi reddetmeye ve onu tanımayı Filistin devletinin kuruluşu ile sonuçlanacak barış görüşmelerine bağlamaya devam ediyor. Aynı zamanda Riyad, savunma sektörü de dahil olmak üzere Ankara'ya her zamankinden daha çok yaklaşıyor.

Türkiye, düşük maliyet ve kanıtlanmış savaş performansı sayesinde Afrika, Asya ve Ortadoğu'da pazar payını artırırken, İsrail yüksek teknoloji sektörlerindeki hakimiyetini sürdürüyor

Türkiye:

Katar ile ittifakını güçlendirdi, ancak Tahran ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı ve İran tehditlerine karşı müttefiklerini desteklemekten uzak durdu. Ankara, Azerbaycan ile askeri ortaklığını genişletti ve Dağlık Karabağ'da insansız hava araçları (İHA) ile somut başarılar elde etti. Türkiye ayrıca Somali'deki askeri üssü aracılığıyla Güney Kızıldeniz'de varlığını sürdürüyor, ancak Bab’ul Mendeb'deki Yemen Husi krizine müdahale etmedi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Türkiye, yeni Suriye hükümetine verdiği kapsamlı destek ile orada da güçlü bir varlığa sahip. Ankara, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere bazı Arap devletleriyle ilişkilerini geliştirme girişimlerinde başarı elde etti ve dizginsiz İsrail'e karşı istikrarlı bir güç olarak konumlandı.

Hem İsrail hem de Türkiye Washington'da nüfuz kazanmak için yarışıyor, ancak Ankara şu anda Erdoğan'ın Trump ile olan kişisel ilişkisinden faydalanırken, ABD-İsrail ilişkileri Netanyahu ve Trump arasında İran ve Lübnan krizlerinin çözümü konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gergin durumda.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Girit'teki Suda Körfezi Deniz Üssü'ne varıyor, 23 Mart 2026 (AFP)Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Girit'teki Suda Körfezi Deniz Üssü'ne varıyor, 23 Mart 2026 (AFP)

3. Askeri sanayi ve rekabet

Her iki ülke de bu alanda önemli ihracatçı güçler, ancak insansız hava araçları ve insansız sistemler pazarlarında rekabet halindedirler.

Türkiye

Muazzam bir başarı elde etti. Savunma ve havacılık alanında ihracatı 2025 yılında 10 milyar doları aşarak 2021’deki ihracat rakamının neredeyse üç katına ulaştı ve 2026 için de sürekli büyüme öngörülüyor. Baykar önde gelen bir şirket ve TB2 insansız hava aracı 30'dan fazla ülkede konuşlandırılmış olup Ukrayna, Libya, Suriye ve Azerbaycan'da başarıyla kullanıldı.

Bazı tahminlere göre Türkiye, düşük fiyatlar ve esnek ihracat koşullarıyla (ve daha az siyasi koşulla) dünyanın silahlı insansız hava araçlarının yaklaşık yüzde 65'ini tedarik ediyor. Suudi Arabistan, Ankara için askeri üretimde önemli bir ortak haline geldi.

İsrail

Savunma ihracatında rekor seviyeye ulaştı (bazı haberlere göre 2025 yılında yaklaşık 19,2 milyar dolar). Heron gibi insansız hava araçları, Demir Kubbe, füzeler, siber yetenekler ve istihbarat gibi gelişmiş teknolojilerde üstünlüğe sahip. BAE ve Hindistan gibi ülkelerle üretim ortaklıkları bulunuyor.

Rekabet

Türkiye, düşük maliyet ve kanıtlanmış savaş performansı sayesinde Afrika, Asya ve Türkiye'nin NATO ile entegrasyonunu derinleştirmeye çalışmasıyla dolaylı bir silahlanma yarışı yaşanıyor.

Trump, İsrail'in güçlü itirazlarına rağmen, Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma ve yaptırımları kaldırma konusunda büyük bir açılım gösterdi. Netanyahu, anlaşmanın “askeri dengeyi bozacağı” konusunda uyardı

4. Siyasi pozisyonlar ve diplomatik gerilim

Türkiye

Hamas'ı siyasi olarak destekledi ve İsrail'i “terör devleti” ve “soykırımcı” olarak nitelendirdi. Kasım 2024'te tüm diplomatik ilişkilerini kesti. Ağustos 2025'te İsrail uçaklarına hava sahasını kapattı ve ticareti kesti. Kasım 2025'te, Netanyahu ve 36 İsrailli yetkili hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı. Şubat 2026'da ise bir İsrail casus hücresini çökertti.

İsrail

Türkiye'yi “çifte standart” uygulamakla (Kıbrıs'ı işgal etmek ve Suriye'ye müdahale etmek) itham ederken, Netanyahu da Türkiye'yi “Ermeni soykırımı” yapmakla suçladı. Şubat 2026'da Naftali Bennett gibi İsrailli yetkililer, Türkiye'yi İsrail'i kuşatmaya çalışan “yeni İran” olarak tanımladı. İsrail basınında yaklaşan Türk tehdidini ele alan haber ve makaleler arttı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ı Ankara Havalimanı'nda karşılıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ı Ankara Havalimanı'nda karşılıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)

5. Trump'ı memnun etme çabası ve ABD ile ilişkiler

Türkiye, Erdoğan ve Trump arasındaki yakın kişisel ilişkiden (Trump'ın “dostluk” ve “karşılıklı saygı” olarak tanımladığı) faydalandı.

Erdoğan, Trump'ı 2024’deki zaferi için tebrik eden ilk isimlerden biriydi.

Erdoğan, Eylül 2025'te Beyaz Saray'ı ziyaret etti.

Ekim 2025'te Trump, Türkiye'yi Mısır, Katar ve ABD ile birlikte Gazze ateşkesinin dört garantöründen biri ve yeniden inşa ile uluslararası istikrar çabalarında potansiyel bir ortak olarak adlandırdı. Türkiye, Hamas'ı anlaşmayı kabul etmeye ikna etmeye yardımcı oldu.

Türkiye için F-35 krizi

Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO zirvesinden kısa bir süre önce veya zirve sırasında, Trump, İsrail'in güçlü itirazlarına rağmen, Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma ve yaptırımları kaldırma konusunda büyük bir açılım gösterdi. Netanyahu, anlaşmanın “askeri dengeyi bozacağı” konusunda uyardı ve Türkiye'yi “dost olmayan bir müttefik” olarak tanımladı. Erdoğan, ABD'nin vaatlerini yerine getireceği konusunda iyimser olduğunu ifade etti. Trump ayrıca, İran ile gerilimin artması bağlamında, Türkiye'nin İsrail ve ABD'ye karşı bir savaşa katılmasını kendisinin engellediğini iddia etti.

Türkiye şu anda askeri üretim kapasitesinin esnekliğinden ve Trump ile olan ilişkisinden faydalanırken, İsrail teknolojik üstünlüğüne, Batı ve Körfez’deki ittifaklarına güveniyor

Türkiye, İran ile gerilimi artırma konusunda temkinli davrandı ve ABD güçlerinin Türkiye'deki askeri üssünü İran'a doğrudan saldırılar düzenlemek için kullandığı yönündeki haberlere rağmen savaşa girmedi. Türkiye bu haberleri reddetti ve İran da çatışmanın başında Türk topraklarını hedef alsa da daha sonra saldırılarını durdurdu. Ankara, Suriye'de ve F-35 programı konusunda Trump ile iyi ilişkilerinden faydalanarak avantaj elde etmeye çalışıyor.

Gelecek beklentileri

Türk-İsrail rekabeti yapısal ve uzun süreli hale geldi ve Gazze'nin ötesine, Suriye'ye, Doğu Akdeniz'e ve küresel nüfuz alanlarına yayıldı. İsrail baskısının yeni hükümeti zayıflatabileceği ve kaosa veya doğrudan Türk müdahalesine kapı açabileceği Suriye'deki yanlış bir hesap, en büyük riski oluşturuyor.

Porto Riko, Ceiba'daki eski Roosevelt Roads Deniz Üssü'nde ABD Deniz Piyadelerine bağlı iki F-35 uçağı pistte ilerliyor, 29 Ekim 2025 (Reuters)Porto Riko, Ceiba'daki eski Roosevelt Roads Deniz Üssü'nde ABD Deniz Piyadelerine bağlı iki F-35 uçağı pistte ilerliyor, 29 Ekim 2025 (Reuters)

Buna rağmen, ABD'nin rolü sayesinde yakın vadede bir doğrudan gerilim olasılığı düşük olmayı sürdürüyor. Trump, Erdoğan'ın kendisine duyduğu saygı nedeniyle “ben başkan olduğum sürece bu olmayacak” diye ısrar ediyor. Rekabet, Suriye'deki çatışmaları durdurma mekanizması gibi gerilimi azaltma mekanizmalarıyla yönetilebilir, ancak İran zayıflatıldıktan sonra yeni Ortadoğu'yu şekillendirmeye devam edecektir.

Türkiye şu anda askeri üretim kapasitesinin esnekliğinden ve Trump ile olan ilişkisinden faydalanırken, İsrail teknolojik üstünlüğüne, Batı ve Körfez’deki ittifaklarına güveniyor. Ancak gelecek, Gazze ve Suriye'deki gelişmelere ve Washington'un iki müttefiki arasında ne kadar denge kurabileceğine bağlı.

Bu rekabet sadece diplomatik bir anlaşmazlık değil, gelecekteki bölgesel düzenin şekli üzerine bir mücadeledir.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."