Aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Yahudi takvimine göre "Tapınağın Yıkılış Günü" (Tişa Be-Av) orucunu kutlamak üzere yüzlerce Yahudi ile birlikte bugün işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi. Bu durum, on yıllardır süregelen statükonun ihlali olarak değerlendirildi.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre muhabirlerin çektiği görüntülerde, Ben-Gvir'in, sabahın erken saatlerinden itibaren Mescid-i Aksa avlusuna girmek için sıraya girmiş aralarında yerleşimcilerin de bulunduğu yüzlerce Yahudi ibadet edenle birlikte hareket ettiği görülüyordu.
Ziyaret, Birinci ve İkinci Tapınakların yıkılışını simgeleyen "Tişa Be-Av" oruç günü vesilesiyle gerçekleştirildi. Çok sayıda Yahudi'nin Harem-i Şerif'in avlularında dini ritüeller gerçekleştirdiği belirtildi.
Harem-i Şerif içinde çekilen ve Telegram kanalında yayınlanan bir videoda Ben-Gvir, şu ifadeleri kullandı: "Burada yaşananlara bakın. Yahudiler dua ediyor ve buranın hak sahibi olduklarını hissediyorlar."
Ben-Gvir, sözlerini şöyle sürdürdü: "Her yerde insanlar İsrail devletinin egemen sahibi olduğunu idrak ediyor. Daha yapılacak çok şey var ve Allah'ın izniyle ilerlemeye devam edeceğiz."
Ürdün'den sert tepki
Ürdün, Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği "baskını", ibadetçilere yönelik "saldırıları", "provokatif eylemleri", İsrail bayraklarının açılmasını ve aşırı sağcı grupların kışkırtıcı sloganlarını kınadı.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan resmî açıklamada, bu eylemlerin Kudüs'teki Harem-i Şerif'in tarihi ve yasal statüsünün "açık bir ihlali", kutsal mekânın "saygısızlığa uğratılması", "kınanası bir gerilim", "barbarca bir hareket" ve "kabul edilemez bir provokasyon" teşkil ettiği vurgulandı.
İsrail, 1994 yılında imzaladığı barış anlaşması gereği, Filistin-İsrail çatışmasının merkezinde yer alan Kudüs'teki İslam makamları üzerindeki Ürdün vesayetini tanımaktadır.
Statüko ve tartışmalı ziyaretler
İsrail, Doğu Kudüs'ü 1967 yılında işgal edip ilhak etmiş, 1980'de ise bütün Kudüs'ü "ebedi başkenti" ilan etmişti; ancak bu karar uluslararası toplum tarafından tanınmamaktadır.
Mescid-i Aksa’ya girişler, on yıllardır İsrail ile Ürdün arasında yürürlükte olan ve yönetimi Ürdün Vakıflar Bakanlığı'na bağlı olan "Statüko" düzenlemelerine göre yapılıyor:
*Yahudilerin komleksi ziyaret etmesine izin veriliyor, ancak dua etmelerine izin verilmiyor.
*Müslümanların ibadetlerinin kesintisiz devam etmesi gerekiyor.
Ancak son yıllarda Ben-Gvir ve diğer Yahudi ziyaretçiler, Harem-i Şerif içinde alenen dua etmek de dahil olmak üzere bu kısıtlamaları defalarca ihlal etti. Bu durum, Ürdün, Filistin Yönetimi ve İslami dini kurumlar tarafından sürekli olarak kınanıyor.

Göreve gelmesinden bu yana Mescid-i Aksa külliyesine on defadan fazla baskın düzenleyen Ben-Gvir, Tişa Be-Av toplantılarını geçmişte Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Filistinlilere karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulunmak için kullanmıştı.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Fuad el-Mecali, İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik baskınların ve ihlallerin devam etmesinin doğuracağı sonuçlar konusunda uyarılarda bulunarak, "Kudüs şehri ve onun İslami ve Hristiyan kutsal mekanları üzerinde İsrail'in hiçbir egemenliği yoktur" ifadelerini kullandı.
İsrail devleti resmi olarak statükoya ilişkin politikasında bir değişiklik olmadığını savunsa da bu tür olaylar İsrail-Filistin çatışmasını körüklemeye devam ediyor.