Üç Pakistanlı kaynak, Çin’in başlattığı diplomatik girişim kapsamında İslamabad’ın, ABD ile İran arasında yaklaşık beş aydır süren savaşı sona erdirmeye yönelik tıkanan görüşmeleri yeniden başlatmak için bir yol aradığını bildirdi. Aynı süreçte Umman da seyrüsefer güvenliği ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin düzenlenmesi konularında Tahran ile temaslarını yoğunlaştırdı.
Söz konusu diplomatik hamleler, Wall Street Journal’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın uzamasından giderek daha fazla sabırsızlandığına ve ABD içindeki askeri kayıplar ile ekonomik ve siyasi baskıların arttığı bir ortamda kalıcı bir diplomatik çözüme ulaşılması ihtimaline yönelik şüphelerinin büyüdüğüne dikkat çektiği bir döneme denk geliyor.
Çin’in Pakistan üzerinden yaptığı hamle
Reuters’ın Pakistanlı kaynaklara dayandırdığı habere göre, İran İçişleri Bakanı İskender Mümini’nin bu hafta İslamabad’a gerçekleştirdiği ve son on gün içindeki ikinci ziyaret olan temasları sırasında ön görüşmeler yapıldı.
Pakistan hükümeti tarafından yayımlanan veriler, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) eski komutanlarından olan Mümini’nin bu hafta Pakistanlı hükümet yetkilileri ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile bir araya geldiğini ortaya koydu.
Her üç kaynak da ABD ile her türlü görüşmenin yeniden başlatılmasının önündeki engellerin önemini koruduğunu vurguladı.
İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğini aksatan aksaklıkların sürmesi sebebiyle Pakistan, önümüzdeki dönemde potansiyel bir arabulucu olarak giderek daha karmaşık bir konumda kalıyor.

İslamabad, finansal açıdan ana destekçisi olan ve Ortadoğu’daki temel ticaret yollarının yeniden açılmasını sağlayacak diplomatik bir çözüme doğrudan ekonomik çıkar besleyen Pekin’e büyük ölçüde bağımlı durumda.
Üç Pakistanlı kaynak, Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın geçen hafta Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Çinli yetkililerle Ortadoğu’ya ilişkin bu yeni adımı da ele aldığını belirtti. Kaynaklar, konuyla ilgili kamuoyuna açıklama yapma yetkileri bulunmadığı gerekçesiyle isimlerinin gizli tutulmasını talep etti.
Pakistan hükümetinden bir yetkili, “Çinliler, İran’ın diğer Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının kendi çıkarlarına zarar vermesinden rahatsız” ifadesini kullandı. Yetkili ayrıca Kızıldeniz’deki aksamaların, Pekin’in bağımlı olduğu bir diğer temel ticaret yolunu da olumsuz etkileyeceğini bildirdi.
İshak Dar ve Pakistan Ordusu Basın Halkla İlişkiler Birimi yorum taleplerine yanıt vermedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, “Çin, Pakistan ve diğer tarafların yürüttüğü arabuluculuk çabalarını desteklemektedir” ifadesine yer verdi.
Açıklamada ayrıca Pekin’in, Körfez bölgesi ve Ortadoğu’da barış ve istikrarın en kısa sürede yeniden tesisi için ‘etkin bir rol oynamayı sürdüreceği’ kaydedildi.
Hürmüz çabaların merkezinde
Çin, Tahran’a yönelik uluslararası yaptırımlara rağmen İran petrolüne uygulanan yüksek indirimlerden yararlanarak ülkenin en büyük ticari ortağı ve ham petrol ihracatının ana alıcısı konumunu sürdürüyor.
Pekin, savaşın patlak vermesinden bu yana Tahran’a açık bir askeri yardım sağlamamış olsa da son yıllarda çift kullanımlı bileşenler, mikroçip üretimi için ekipman ve uydu seyrüsefer sistemleri tedarik ederek İran’ın güvenlik kapasitesine verdiği desteği güçlendirdi.
Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını öteden beri destekleyen Çin, mart ayında da Ortadoğu’da bir mekik diplomasisi yürütmesi için özel temsilcisini bölgeye göndermişti.
ABD ve İran, Pakistan ile Katar’ın arabuluculuğunun ardından haziran ayında savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Söz konusu mutabakat, kalıcı bir anlaşma için yürütülecek müzakerelere 60 günlük bir süre tanınmasını hedefliyordu.
Ancak dolaylı görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydedilemedi ve taraflar, çatışmalar yeniden başlamadan önce birbirlerini ihlallerde bulunmakla suçladı.
İran’ın Körfez ülkelerine yönelik tırmandırdığı gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer kısıtlamalarının sürmesi, Pakistan’ın son diplomatik girişimlerinin önündeki riskleri ve engelleri artırdı.
Pakistanlı bir yetkili, Körfez ülkelerine yönelik saldırıların durdurulmasının artık ‘görüşmelerin yeniden başlaması için bir ön koşul’ haline geldiğini belirtti. Yetkili, Pakistan’ın bu mesajı İran tarafına ilettiğini aktardı.
Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını yeniden başlatma arayışları sürerken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın oturum aralarında Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile bir araya geldi. Görüşmenin içeriğine ilişkin detay paylaşılmadı.
Umman’dan deniz trafiğini düzenlemeye yönelik adım
Buna paralel olarak Umman da Hürmüz Boğazı’na ilişkin Tahran ile temaslarını yoğunlaştırdı. İran resmi haber ajansı IRNA, iki ülke arasındaki sürdürülebilir istişareler kapsamında Ummanlı bir diplomatik heyetin, ‘Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini düzenlemeye yönelik uygun mekanizmalar oluşturmak’ amacıyla yürütülen görüşmeler için Tahran’a ulaştığını bildirdi.
Dün ilerleyen saatlerde Arakçi, Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre görüşmede, son bölgesel gelişmeler, seyrüsefer güvenliği ile Hürmüz Boğazı ve Arap Körfezi’ndeki ticari gemi trafiği ele alındı.
Görüşmeler ayrıca, ABD ve İran güçleri arasındaki karşılıklı saldırıların ardından gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemek, seyrüsefer güvenliğini korumak ve bölgede barış ile istikrarı tesis etmek amacıyla bölgesel iş birliği yollarını da kapsadı.

Arakçi, Tahran ile Washington arasındaki sorunun ‘bir arabulucu eksikliğinden değil, ABD’nin yaklaşımından’ kaynaklandığını belirterek, İran’ın ‘güç, baskı ve tehdit diline’ boyun eğmeyeceğini vurguladı.
Ülkesinin ‘tehditlerden korkmadığını ve baskılara teslim olmayacağını’ kaydeden Arakçi, İran halkının ve İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki çıkarlarının korunmasının politikalarının ‘temel ilkelerinden biri’ olduğunu ifade etti.
Arakçi, Tahran’ın, ‘İran halkının meşru talepleri’ olarak nitelendirdiği hedeflere ulaşılana kadar adımlarını sürdüreceğini dile getirdi. İran devlet televizyonu, Arakçi’nin Hürmüz Boğazı ile ilgili talepleri karşılanmadan İran’ın bir ateşkesi kabul etmeyeceğini söylediğini aktardı.
Trump’ın sabrı tükeniyor
Diğer yandan Wall Street Journal, ABD içinde artan askeri kayıplar ile ekonomik ve siyasi baskıların ortasında, belirgin bir sonu görünmeksizin beşinci ayına giren İran savaşı karşısında Trump’ın sabrının tükendiğini bildirdi.
Gazete, yönetimden üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump’ın diplomatik yolun yararına ilişkin şüphelerinin arttığını ve Tahran’ın ‘yalnızca askeri güçten anladığı’ görüşünde olduğunu belirtti. Yetkili, Başkan’ın İran’a karşı ‘intikam moduna’ girdiğini ve saldırıları sürdürmekten başka iyi bir seçenek görmediğini ekledi.
Oval Ofis’teki son toplantılardan birinde Trump’ı dinleyen bir kişi, Başkan’ın İranlı liderlere sert ifadelerle yüklendiğini ve kendileri hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu aktardı.
Yetkililere ve Başkan’a yakın kişilere göre Trump, nisan ayındaki ateşkes ilanına ve haziran ayında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Tahran ile imzalanan mutabakat zaptına rağmen, haftalar içinde biteceğini düşündüğü bir savaşın aylarca sürmesinden dolayı hüsran duyuyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD’nin İran ile bir mutabakat zaptı imzaladığını ancak Tahran’ın bunu ihlal ederek ticari gemilere saldırdığını ve Amerikan askerlerini öldürdüğünü belirtti. Leavitt, İran’ın Trump’ın ciddi bulacağı şartlar dahilinde müzakerelere geri dönene kadar ‘bedel ödemeye devam edeceğini’ bildirdi.
Wall Street Journal, yönetimin uzun sürecek bir harekatın mühimmat stoklarını ve kamuoyu desteğini tükenme noktasına getirebileceği yönündeki iç uyarılarına rağmen Washington’ın, Trump’a daha geniş seçenekler sunmak amacıyla Ortadoğu’daki birliklerini, sağlık personellerini ve askeri stoklarını takviye ettiğine dikkat çekti.
Yükselen fiyatlar, düşen kamuoyu desteği ve 12’den fazla Amerikan askerinin ölmesi sebebiyle Trump’ın bazı danışmanları, savaşın artık başkanlık dönemini gölgelediğini ve bu durumun Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verdiğini düşünüyor.
Wall Street Journal’ın üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı habere göre Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan da rahatsızlık duyduğunu ifade etti. Önümüzdeki hafta kendisiyle Washington’da görüşmeyi kabul etmesine rağmen Trump, yardımcılarına zaman zaman Netanyahu ile konuşmak istemediğini iletti.
Öte yandan, Trump’ın damadı ve ana müzakerecilerinden biri olan Jared Kushner ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff İran ile bir anlaşmaya varılabileceği inancını korurken, diğer danışmanlar ise uzlaşı ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli üyesi Cumhuriyetçi Michael McCaul, Trump’ın ‘barışa bir şans verdiğine’ inandığını ve muhtemelen A planına, yani askerî harekâtı sürdürme seçeneğine geri döneceğini belirtti.