ABD Başkanı Donald Trump, Hamas'ın silahsızlandırılmasına yönelik anlaşmanın sürpriz şekilde duyurulmasıyla diplomatik açıdan memnuniyet verici bir başarı elde etti. Ancak İran'la süren savaşta henüz bir çıkış yolu bulabilmiş değil.
İran'la savaşın beşinci ayına girilirken, ABD Başkanı'nın manevra alanının önemli ölçüde daraldığı görülüyor. AFP'nin dün yayımladığı analizde, Trump'ın krizi net bir strateji doğrultusunda yönetmekten ziyade gelişmelere göre hareket ettiği izlenimi verdiği değerlendirildi.
Trump, çarşamba günü, İran'ın Ürdün'deki ABD üslerine düzenlediği saldırılara karşılık aynı gece gerçekleştirilen yeni operasyonlar öncesinde yaptığı açıklamada, "Artık sıra bize geldiği için onları çok sert vuracağız" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, Cumhuriyetçi liderin İran'ı füze saldırılarıyla geri adım atmaya zorlamaya dayanan stratejisinin sınırlarını da ortaya koydu. Söz konusu yaklaşımın şimdiye kadar beklenen sonuçları vermediği belirtiliyor.
Öte yandan Ortadoğu'daki çatışmaların giderek genişlemesi, Trump yönetimini daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bırakıyor.
Trump, dün Camp David Başkanlık Yerleşkesi'nde kabine üyeleriyle bir araya geldi. Ancak toplantının ardından stratejisinde değişikliğe işaret eden herhangi bir mesaj vermedi.
Şarku’l Avsat’ın NBC News'in perşembe günkü haberinden aktardığına göre ismi belirtilmeyen ABD'li yetkililer, Trump’ın, savaşın sona erdirilmesine yönelik seçeneklerin sınırlı olmasından dolayı "derin hayal kırıklığı" yaşadığını ve kısa süre önce Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantıda bu konudaki öfkesini dile getirdiğini belirtti.
Bundan sonraki sürecin ise büyük ölçüde Tahran'ın atacağı adımlara bağlı olduğu değerlendiriliyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı ve ilk gününde aralarında İran lideri Ali Hamaney'in de bulunduğu üst düzey isimlerin öldürüldüğü saldırıların ardından gelişmeler, Trump'ın başlangıçta öngördüğü şekilde ilerlemedi. Trump, ilk aşamada İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için dört ila altı haftalık bir sürenin yeterli olacağını belirtmişti.
ABD'li yetkililer, aylar süren saldırılar sonucunda İran donanmasının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve füze kapasitesinin zayıflatıldığını belirterek askeri hedeflere ulaşıldığını savunuyor. Ancak çatışmanın Hürmüz Boğazı'nın kontrolü meselesine dönüşmesi, küresel ticarette ciddi aksamalara yol açarken Trump yönetimi açısından da beklenmedik bir gelişme oldu.
Öte yandan, 17 Haziran'da ilan edilen ve daha ilk günden İran'ın lehine olduğu gerekçesiyle eleştirilen çerçeve anlaşma da kısa süre içinde çöktü.
Böylece çatışmalar karşılıklı saldırılar biçiminde devam ediyor. ABD güçleri İran'daki askeri hedefleri vururken, İran Devrim Muhafızları da ABD üsleri ile Washington'un Ortadoğu'daki müttefiklerini hedef alıyor. Taraflar arasındaki çatışma giderek "misillemeye misilleme" anlayışına dönüşmüş durumda.
Eski Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haass, dün yayımlanan değerlendirmesinde, "Bu yaklaşımın bugün neden başarılı olacağına inanıldığını anlamak güç. Son beş ayda işe yaramadı" ifadelerini kullandı.
Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü'nden araştırmacı Karen Young ise çatışmanın henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirterek, "Uzun süreli istikrarsızlıklara hazırlıklı olmalıyız" dedi. Young, özellikle petrol arzının sürdürülebilirliğinin önemli bir sınama olacağını vurguladı.
Bu hafta gazetecilerle yaptığı değerlendirmede Young, "Bu çatışmanın hızlı bir çözümü yok. İran'da siyasi bir değişim yaşansa bile bu durum istikrarı artırmak yerine bölgede daha fazla belirsizliğe yol açabilir" ifadelerini kullandı.
ABD kamuoyunda ise savaşa destek sınırlı kalmayı sürdürüyor. Özellikle çatışmaların akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisi kamuoyundaki rahatsızlığı artırıyor.
Siyasi analist Nate Silver'ın perşembe günü güncellenen anket ortalamasına göre Amerikalıların yüzde 58,3'ü savaşa karşı çıkarken, destek verenlerin oranı yüzde 37,4'te kaldı. Mart ayından bu yana savaşa yönelik muhalefetin düzenli olarak arttığı belirtiliyor.
Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerine dört aydan az bir süre kala savaş, Trump açısından giderek daha hassas bir siyasi başlık haline geliyor. Ara seçimlerin geleneksel olarak iktidardaki parti açısından zorlu geçtiği ve Trump'ın Kongre'deki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor.
Ortadoğu Enstitüsü araştırmacısı Alex Vatanka ise mevcut tabloyu "kaybet-kaybet denklemi" olarak nitelendirerek, savaşın sürmesinin ne ABD'ye ne de İran'a herhangi bir kazanç sağladığını ifade etti.