Tahran, Washington’ı herhangi bir maceraya karşı uyardı

Arakçi, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Türk mevkidaşıyla görüştü

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Burgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Asım Munir’in de hazır bulunduğu bir ortamda Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü. (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Burgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Asım Munir’in de hazır bulunduğu bir ortamda Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü. (Reuters)
TT

Tahran, Washington’ı herhangi bir maceraya karşı uyardı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Burgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Asım Munir’in de hazır bulunduğu bir ortamda Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü. (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Burgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Asım Munir’in de hazır bulunduğu bir ortamda Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü. (Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ordusunun bölgede girişebileceği herhangi bir ‘maceraya’ karşı uyarıda bulunarak, İran’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü veya ulusal güvenliğini hedef alacak her türlü saldırıya ‘kararlı şekilde’ karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi.

Arakçi’nin uyarısı, Pakistan Savunma Kuvvetleri Komutanı Asım Munir ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ayrı ayrı gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde geldi. Görüşmelerde bölgedeki son gelişmeler, Tahran’ın ‘saldırgan ve istikrarsızlaştırıcı adımlar’ olarak nitelendirdiği gelişmelerin yansımaları ve bölgede gerilim ve güvensizliğin daha da tırmanma riski ele alındı.

İran Dışişleri Bakanlığı, Washington’ın 28 Haziran’da varılan savaşı sona erdirme mutabakatını, askeri saldırıları sürdürerek, İran limanları ile ticari deniz trafiğine yönelik deniz ablukasını devam ettirerek ve ekonomik baskıları artırarak ihlal ettiğini öne sürdü. Bakanlık, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma operasyonlarını’ sürdüreceğini bildirdi.

Bakanlık tarafından yayımlanan kapsamlı açıklamada, ABD ve İsrail, İran’a yönelik askeri operasyonlarını sürdürmekle suçlandı. Açıklamada, Washington’ın askerî harekâtını İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme, ‘yaklaşan İran tehdidini’ bertaraf etme ve İsrail’i savunmak amacıyla önleyici operasyonlar yürütme gerekçeleriyle savunduğu ifade edildi.

Açıklamada, ABD ve İsrail’in operasyonlarının asıl amacının ise İran’ın ‘bağımsızlığına ve egemenliğine bağlılığı ile ABD baskılarını reddetmesi’ nedeniyle Tahran üzerinde baskı kurmak olduğu ileri sürüldü.

İran Dışişleri Bakanlığı ayrıca, ABD ordusunu İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürmekle suçlayarak, bunun Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun saldırının tanımına ilişkin 3314 sayılı kararına getirdiği yoruma göre ‘bir saldırı eylemi’ teşkil ettiğini savundu. İran, ülke içinde ve dışında askeri ve sivil hedefler, altyapı tesisleri ile İran vatandaşlarını hedef alan saldırıların da BM Şartı’nın ihlali niteliğinde olduğunu öne sürdü.

Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmesinde ise bakanlık, ABD’nin 8 Temmuz’da üç geminin karıştığı olayı askeri operasyonlarını yeniden başlatmak ve savaşı durdurmaya yönelik mutabakatı sona erdirmek için gerekçe olarak kullandığını iddia etti. Açıklamada, söz konusu gemilerin bağlı bulunduğu ülkelerin boğazdaki deniz trafiğinin yönetimine ilişkin özel düzenlemelerden haberdar olduğu, buna rağmen Tahran’ın anlatımına göre ‘güvensiz ve yasa dışı’ olarak nitelendirilen bir rotayı tercih ettikleri öne sürüldü.

fgthyj
30 Temmuz 2026’da Tahran’daki Azadi Meydanı’nda sergilenen İran yapımı insansız hava aracı (İHA) ve füze sistemi (Reuters)

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile bazı bölgesel ortaklarının Hürmüz Boğazı’na ilişkin düzenlemeleri zayıflatmaya ve varılan mutabakatın uygulanmasını engellemeye çalıştığını öne sürdü. Açıklamada, söz konusu güzergâhın kullanılmasındaki ısrarın askeri hareketlilik ve faaliyetlere de örtü sağlama amacı taşıdığı iddia edildi.

Bakanlık, İran güçlerinin 5-17 Temmuz tarihleri arasında ABD’ye ait savaş gemilerinin petrol ve doğal gaz tankerleriyle birlikte seyir halinde olduğunu tespit ettiğini ileri sürdü. Açıklamada ayrıca ABD ordusu, ticari gemileri askeri personel ve teçhizat taşımakta kullanmakla suçlanırken, bazı gemilerin güney rotasından takip cihazlarını kapatarak geçtiği ve bunun Tahran tarafından tespit edilmekten kaçınma girişimi olarak değerlendirildiği kaydedildi.

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) bağlı bir savaş gemisinin 8 Temmuz’da büyük bir LNG tankerinin koruması altında güney rotasından geçtiğini iddia ederek, bunun ‘ABD’nin savaşı sona erdirme mutabakatını İran’a yönelik askeri operasyonlara hazırlık amacıyla kullanma yönündeki önceden planlanmış niyetini ortaya koyduğunu’ savundu.

Açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın mutabakatın sona erdiği, İran’ın petrol ihracatına tanınan iznin iptal edildiği ve deniz ablukasının yeniden uygulanacağı yönündeki açıklamalarının, ‘askeri operasyonların yeniden başlatılmasının önceden planlandığına işaret ettiği’ öne sürüldü.

Bölge ülkelerine ilişkin değerlendirmesinde ise İran Dışişleri Bakanlığı, Tahran’ın komşularına karşı herhangi bir düşmanlık beslemediğini, karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkelerine dayalı ilişkileri desteklediğini belirtti. Ancak açıklamada, komşu ülkelere yönelik saldırılar savunularak, bu saldırıları gerekçelendirmek amacıyla daha önce dile getirilen iddialar tekrarlandı.

Bakanlık ayrıca, İran’ın ‘ABD saldırılarının kaynaklarını’ hedef alan herhangi bir operasyonunun, bu faaliyetlerin yürütüldüğü ülkelere yönelik saldırı olarak yorumlanmaması gerektiğini savundu.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi ile BM Genel Sekreteri’ne de sert eleştiriler yöneltti. Açıklamada, uluslararası örgütün ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarını durdurmak veya sorumlularını hesap vermeye zorlamak için etkili adımlar atmadığı ileri sürülürken, söz konusu operasyonların ‘saldırı’ ve ‘uluslararası barış ve güvenliğin ihlali’ ölçütlerini karşıladığı iddia edildi.