Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
TT

Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)

Küresel enerji tedarik yollarını tehdit eden jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan, stratejik altyapısı ve etkin diplomasisini bir araya getirerek petrol piyasalarının istikrarının korunmasında kilit bir aktör olarak öne çıktı.

Krallık, hassas deniz güzergâhlarını devre dışı bırakan ve günlük yaklaşık 7 milyon varil petrolü Kızıldeniz'e taşıyan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden ihracatını kesintisiz sürdürmesinin yanı sıra, OPEC ve OPEC+ içindeki belirleyici rolü ile gerilimi düşürmeye yönelik siyasi girişimleri sayesinde, en güvenilir enerji tedarikçilerinden biri konumunu güçlendirdi. Böylece piyasalardaki dalgalanmaların sınırlandırılmasına ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasına katkı sağladı.

Suudi Arabistan, OPEC+ ittifakı içinde piyasa dengesinin korunmasında da önemli rol üstlendi. Üretim seviyelerinin koordinasyonuna öncülük eden Riyad, fiyatlardaki sert dalgalanmaların önüne geçilmesi ve arzda büyük açık ya da fazlalık oluşmasının engellenmesi için çaba gösterdi. Bu yaklaşım, ittifakın krizleri yönetme kapasitesine yönelik üretici ve tüketici güvenini artırdı.

Doğu-Batı boru hattı

Suudi Arabistan Petrol Bakanı'nın eski başdanışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve ortaklarının 1980'li yılların ortasında inşa edilen Doğu-Batı Boru Hattı sayesinde petrol ihracatının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Es-Sabban, söz konusu hattın bulunmaması halinde mevcut dönemde petrol piyasalarının ciddi sıkıntılar yaşayacağını vurgulayarak, hattan günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol taşındığını ve bunun piyasalarda istikrarın korunmasına büyük katkı sağladığını söyledi.

Suudi Arabistan'ın OPEC ve OPEC+ bünyesindeki çalışmalarıyla petrol piyasalarının istikrarına katkıda bulunduğunu ifade eden Es-Sabban, Riyad'ın küresel piyasalara güven veren ve enerji arzını istikrarlı şekilde sağlayan temel aktörlerden biri olduğunu dile getirdi.

Es-Sabban ayrıca Suudi Arabistan'ın İran ile ABD arasında hem doğrudan hem de dolaylı temaslar yürüttüğünü, tarafları memnun edecek çözümler için çaba gösterdiğini belirterek, bu diplomatik girişimlerin hem gerilimin azaltılmasına hem de enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu kaydetti.

Stratejik altyapı

Enerji sektörü uzmanı Nayif ed-Dendeni ise Şarku’l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın 2026 yılında Hürmüz Boğazı krizine rağmen petrol ihracatını sürdürdüğünü ve deniz taşımacılığındaki büyük aksaklıklara rağmen piyasalara petrol sağlamayı başardığını söyledi.

Dendeni, bu başarının küresel arz şoklarının etkisini azaltan ve piyasaların istikrarını destekleyen temel unsurlardan biri olduğunu, bunun da önceden yapılan hazırlıklar, alternatif altyapı yatırımları ve bölgesel koordinasyon sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Doğu-Batı Boru Hattı'nın (Petroline), Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturarak kritik rol oynadığını belirten Dendeni, hattın Suudi Arabistan'ın doğu bölgesinden Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'na uzandığını ve günlük 7 milyon varile kadar taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

Krizin yaşandığı dönemde Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının büyük bölümünü bu hat üzerinden gerçekleştirdiğini belirten Dendeni, böylece günlük 4 ila 5 milyon varil petrolün Hürmüz Boğazı kullanılmadan ihraç edildiğini ifade etti.

Dendeni, geçici hasarın ardından hattın tam kapasiteyle yeniden devreye alındığını, Kızıldeniz limanlarının da başlıca ihracat merkezlerine dönüştüğünü söyledi. Bazı aylarda Suudi Arabistan'ın batısındaki Yenbu Limanı üzerinden gerçekleştirilen ihracatın önceki dönemlere kıyasla yüzde 300'ün üzerinde arttığını kaydetti.

Alternatif güzergâhlar

Suudi Arabistan'ın bölgesel ortaklarıyla iş birliği yaptığını belirten Dendeni, Riyad'ın Kuveyt, Bahreyn ve diğer bazı ülkelerle boru hattı sistemlerinin genişletilmesi ve bu ülkelerin petrolünün de taşınabilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Dendeni, ayrıca Saudi Aramco'nun yurt dışındaki depolama tesisleri ile Mısır'daki SUMED Boru Hattı'nın Avrupa ve Asya'ya yönelik petrol akışının sürdürülmesine destek verdiğini söyledi.

Riyad'ın küresel bir enerji tedarikçisi olarak güvenilirliğini koruduğunu vurgulayan Dendeni, Körfez bölgesinden yapılan toplam ihracatta düşüş yaşanmasına rağmen Suudi Arabistan'ın taahhütlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Takip verilerinin Suudi ham petrolünün alternatif ya da kısmi güzergâhlar üzerinden sevkiyatının devam ettiğini gösterdiğini belirten Dendeni, bunun Suudi Arabistan'ın lojistik açıdan yüksek esneklik sergilediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Dendeni, "Bu başarı ihracat hacminde geçici bir düşüşü engelleyemedi ancak küresel enerji arzının tamamen çökmesini önledi ve petrol fiyatlarında felaket senaryolarının yaşanmasının önüne geçti" dedi.

Aramco ve OPEC+ vurgusu

Tüm bu gelişmeler, analistlerin Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasalarındaki istikrar sağlayıcı rolüne ilişkin değerlendirmelerini güçlendirdi.

Saudi Aramco da bugün yaptığı açıklamada, jeopolitik gerilimlere rağmen enerji arzındaki güvenilirliğini korumayı sürdürdüğünü, bunu ise başta Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz'deki ihracat tesisleri olmak üzere çeşitlendirilmiş altyapısı sayesinde başardığını duyurdu.

Bu açıklama, OPEC+ ittifakının eylül ayından itibaren üretim artışını kademeli olarak sürdürme kararının ardından geldi. Söz konusu adım, Suudi Arabistan öncülüğündeki büyük üreticilerin piyasa dengesini korumaya yönelik koordinasyonunun devam ettiğini ortaya koyarken, Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar da Krallığın güçlü altyapısı, OPEC+ içindeki lider konumu ve gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabalarının, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların sınırlandırılması ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı.



Altın, enflasyon ve faiz politikasının seyrine ilişkin beklentilerle 4 bin 380 dolar civarında yatay seyrediyor

Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen, her biri 1.000 gram ağırlığındaki altın külçeleri. (AFP)
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen, her biri 1.000 gram ağırlığındaki altın külçeleri. (AFP)
TT

Altın, enflasyon ve faiz politikasının seyrine ilişkin beklentilerle 4 bin 380 dolar civarında yatay seyrediyor

Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen, her biri 1.000 gram ağırlığındaki altın külçeleri. (AFP)
Viyana’daki bir altın ve gümüş rafinerisinde sergilenen, her biri 1.000 gram ağırlığındaki altın külçeleri. (AFP)

Altın fiyatları haftanın ilk işlem gününde ons başına 4 bin 380 dolar civarında yatay seyrederken, piyasalar Ortadoğu’daki savaşın seyrini ve bunun petrol fiyatları, enflasyon ve küresel faiz politikaları üzerindeki etkilerini izliyor.

Spot altın, cuma günü bir haftanın en yüksek seviyesini görmesinin ardından, saat 00.27 itibarıyla ons başına yaklaşık 4 bin 379,74 dolarda yatay kaldı. ABD’nin aralık vadeli altın kontratları ise yüzde 0,1 gerileyerek 4 bin 419,40 dolara indi.

İran ile ABD arasında yeni tehditler karşılıklı olarak dile getirilirken, ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bir anlaşmaya varmaması halinde ekonomik sonuçlarla yüzleşeceği veya yönetiminin hedef alınacağı uyarısında bulundu. İran ordusu ise yeni bir saldırıya sert karşılık verme tehdidinde bulundu.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, yatırımcıların odağında jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatları ve tahvil getirilerindeki hareketlerin bulunduğunu söyledi. Waterer, altının daha güçlü bir yükseliş ivmesi kazanması için petrol fiyatlarında veya tahvil getirilerinde belirgin bir düşüş yaşanmasının muhtemel olduğunu belirtti.

Waterer, altının kısa vadede 4 bin 200 ila 4 bin 580 dolar aralığında hareket edebileceğini ifade etti.

Petrol ve faiz

Petrol fiyatları, yatırımcıların bölgede gerilimi artıran Husilerin saldırıları devam ederken Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında toparlanma sinyallerini değerlendirmesiyle bugün erken işlemlerde geriledi.

Öte yandan İran savaşıyla daha da artan enflasyonist baskılarla mücadele etmek amacıyla bazı büyük merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırması, küresel faiz artırım döngüsünün yeniden başlayabileceğine ilişkin işaretleri güçlendiriyor.

Japonya Merkez Bankası, cuma günü para politikasını sıkılaştıran son büyük merkez bankası oldu. ABD Merkez Bankası (FED) aynı haftanın başında, Avrupa Merkez Bankası ise bir önceki hafta faiz oranlarını artırmıştı.

Minneapolis FED Başkanı Neel Kashkari, ABD ekonomisinin çeşitli sektörlerinde enflasyonun hâlâ yüksek seviyelerde seyrettiğini söyledi.

Altın geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak görülse de yüksek faiz oranları, getiri sağlamayan varlıkları elde tutmanın alternatif maliyetini artırdığı için altının cazibesini azaltabiliyor.

Spot gümüş yüzde 0,8 artışla ons başına 66,76 dolara, platin yüzde 0,2 yükselişle bin 804,33 dolara, paladyum ise yüzde 0,7 artışla bin 311,65 dolara çıktı.


Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), Çin öncülüğünde geliştirilen ve uluslararası ödemelerde dolara alternatif ödeme sistemi oluşturulmasını hedefleyen dijital platformdan çekildiğini bildirdi.

SAMA'dan, İngiliz Financial Times gazetesine konuyla ilgili açıklama yapıldı.

Suudi Arabistan'ın, Çin öncülüğünde geliştirilen ve merkez bankalarının dijital para birimleriyle doğrudan sınır ötesi işlem yapmasına imkan tanıyan mBridge platformuna katılımını sonlandırdığı belirtilen açıklamada, "Planlandığı üzere SAMA, mBridge (kavram kanıtlama) çalışmasını 13 Mayıs 2025'te başarıyla tamamladı. Çalışmanın tamamlanmasının ardından SAMA artık mBridge'in katılımcı üyesi değildir." ifadeleri kullanıldı.

Konuya yakın bir kaynak ise SAMA'nın ABD'nin baskısıyla platformdan çekilip çekilmediği konusunda, Suudi Arabistan'ın projedeki rolünün başından itibaren sınırlı olduğunu kaydederek, söz konusu karardan "daha geniş bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını" belirtti.

Blokzincir teknolojisini kullanan platform, merkez bankalarının kendi dijital para birimleri üzerinden doğrudan işlem yapabilmesini sağlayarak döviz işlemlerinin süresini ve maliyetini azaltmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan Merkez Bankası, 2023'te Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) çatısı altında mBridge'e "gözlemci üye" olarak katılmış, 2024’te ise Çin, Hong Kong, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu aktif katılımcılar arasına girmişti.

Ticari kullanıma açılması planlanan platformun uluslararası para transferi sağlayan SWIFT gibi ödeme sistemlerine bağımlılığı ve doların işlemlerde aracı para birimi olarak rolünü azaltma potansiyeli taşıması, ABD'de tartışmalara yol açmıştı.

Independent Türkçe, Financial Times


Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
TT

Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)

Amerikan petrol devi ExxonMobil, yaklaşık 19 yıl önce çekildiği Venezuela'ya yeniden dönmesini sağlayacak anlaşmayı tamamlamaya yakın.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre ExxonMobil, ülkedeki bazı petrol sahalarına yatırım yapmak için Venezuela devletine ait Petróleos de Venezuela firmasıyla ön anlaşma imzalamaya hazırlanıyor.

Habere göre muhtemel anlaşma, yeraltında toplam 50 milyar varilden fazla petrol barındıran sahaları kapsayabilir.

Diğer yandan görüşmelerin eylül sonrasına sarkabileceği veya tamamen sonuçsuz kalabileceği de ifade ediliyor.

Venezuela'nın resmi rakamlarına göre ülkenin elinde yaklaşık 300 milyar varillik petrol rezervi var. Bu rakam, Venezuela'yı dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi konumuna getiriyor.

ExxonMobil, ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırıma teşvik etmesinin ardından görüşmeler yapmak üzere ekiplerini Karakas'a göndermişti.  

Firmanın rakibi Chevron da bu ayın başında Venezuela'daki ortak girişimleri üzerinden 5 yılda 7 milyar dolarlık yatırım yapmak için anlaşma imzalamış, üretimini günlük 600 bin varile çıkarmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Bununla birlikte bazı büyük petrol ve doğalgaz şirketleri Venezuela'ya uzun vadeli yatırım hakkında temkinli davranıyor.

Eski Venezuela lideri Hugo Chávez'in 2007'deki kararıyla ExxonMobil ve ABD'nin üçüncü büyük petrol şirketi ConocoPhillips'in varlıklarına el konmuştu. Firmalar uğradıkları milyarlarca dolarlık kaybın tazmin edilmesine yönelik taleplerini sürdürüyor.

Amerikan petrol ve doğalgaz firmalarının Venezuela'da yatırımı yeniden değerlendirmesi, Washington'ın ocak ayında ülkeye düzenlediği askeri baskının ardından geldi. ABD ordusu, 3 Ocak'taki baskında Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmıştı.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Maduro sonrasında ülkenin başına geçen Delcy Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters