Şam, Irak ve Lübnan'daki İran milislerine ‘kararlı mesajlarla’ karşı duruyor

Körfez ve Arap tutumu Şam'ın konumunu güçlendiriyor

El-Kaim'de Irak-Suriye sınırını gözetleyen Haşdi Şabi üyesi, 23 Ocak 2026 (AFP)
El-Kaim'de Irak-Suriye sınırını gözetleyen Haşdi Şabi üyesi, 23 Ocak 2026 (AFP)
TT

Şam, Irak ve Lübnan'daki İran milislerine ‘kararlı mesajlarla’ karşı duruyor

El-Kaim'de Irak-Suriye sınırını gözetleyen Haşdi Şabi üyesi, 23 Ocak 2026 (AFP)
El-Kaim'de Irak-Suriye sınırını gözetleyen Haşdi Şabi üyesi, 23 Ocak 2026 (AFP)

Subhi Franciye

Suriye hükümeti, son günlerde Irak ve Lübnan sınırlarının her iki tarafında İran'a bağlı milislerle mücadele yöntemini değiştirmeye başladı. Sahada, sınır bölgelerindeki ordu ve güvenlik güçlerinin saflarının yeniden düzenlenmesi düzeyinde bir değişiklik yaşandı. Bu değişim, Deyrizor, Şam kırsalı ve Suriye kıyısında sınır güvenliğinden sorumlu Suriye askeri ve güvenlik güçlerinin yeniden yapılandırılmasını kapsadı. Siyasi düzeyde ise Suriye'nin, Irak sınırından topraklarına yönelik herhangi sınır ötesi saldırı karşısında kollarını kavuşturup beklemeyeceğine dair verilen net mesajlar aracılığıyla bir değişim yaşandı. Suriye'deki bu dönüşüm, birkaç faktörün sonucu oldu. Siyasi faktörler arasında en belirgini, Suudi Arabistan'ın Irak milislerinin Suudi Arabistan’a ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına karşı benimsediği yeni tutum ile Körfez'in genel tutumuydu. İç faktörler arasında ise İran hücrelerinin Suriye toprakları ve sınırları içinde oluşturduğu tehdit düzeyinin artması ve İran'ın, Iraklı yetkililer aracılığıyla Suriye hükümetine ulaşan mesajında bu tehdide doğrudan işaret etmesi yer aldı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, 30 Temmuz Perşembe günü Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirerek, iki Arap liderle bölgesel gelişmeleri ele aldı. Bu görüşmeler, Suudi Arabistan'ın, Irak milislerinin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef almasının ardından bu milislere bağlı hedeflere yönelik nitelikli saldırılar gerçekleştirmesinin üzerinden sadece bir gün sonra gerçekleşti. Görüşmeler ayrıca, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Irak sınırındaki Tenef bölgesine saldırılar düzenlediğini açıklamasının üzerinden birkaç gün sonra ve Suriye'nin Lübnan'a yönelik herhangi bir müdahalesine İran'ın karşılıksız kalmayacağına dair Şam'a bir Iraklı taraf aracılığıyla ulaşan İran tehdidinin ardından gerçekleşti.

İstihbarat bilgileri, İran'ın Suriye'deki hücrelerinin artık birden fazla eksende hareket ettiğine işaret ediyor. Bu eksenlerden biri de Suriye toprakları içinde hükümet ve sivil noktalara yönelik saldırılar düzenlemeye hazırlanmak.

Bir Suriyeli kaynak Şam'ın Irak tarafına, Suriye'nin, İran ve milislerini Suriye istikrarına yönelik bir tehdit olarak gördüğünü bildirdiğini öğrendi. Bu durum, Beşşar Esed rejiminin çöküşünden sonra bu tarafların Suriye'ye yönelik yıkıcı politikasında açıkça görülüyor. Bunun yanı sıra Suriye üzerinden Lübnan veya Ürdün'e uyuşturucu ve silah kaçakçılığı girişimlerindeki sürekli faaliyetlerinde de bu durum net görülüyor.

Yeni ve aşikâr bir dönüşümde Şam, Irak hükümetine, Irak milisleri tarafından Suriye'yi hedef alan herhangi bir saldırıya karşılık vereceğine dair mesaj gönderdi. Bu mesaj, Ürdün tarafından Bağdat'a iletilen benzer bir mesajla eş zamanlı gerçekleşti. Edindiğimiz bilgilere göre Suriye hükümeti, Lübnan tarafına da Şam'ın artık Lübnan Hizbullah'ından gelecek herhangi bir doğrudan tehdit karşısında kollarını kavuşturup beklemeyeceğini teyit eden benzer bir mesaj iletti. Suudi Arabistan'ın Irak milislerinin tehditlerine yönelik fiili hareketliliğinin ardından gelen Suriye ve Ürdün tutumu, Tahran'ın sesine kulak veren milislerle mücadele metodolojisinde temel bir Arap dönüşümünü yansıtıyor. Bu da Irak hükümetini temel bir siyasi-güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor. Bağdat'a iletilen mesaj açık: Bağdat'ın İran'a bağlı milislerin saldırılarını kontrol altına alamaması, bu milislerin Körfez-Suriye-Ürdün karşılığıyla yüzleşmesi anlamına geliyor. Bölgesel güvenlik ittifakının ilk belirtilerine benzeyen bu karşılık, Irak'ı ve hükümetini baltalamak değil, İran'ın Arap ülkelerine Iraklı vekilleri aracılığıyla yönelttiği saldırıları durdurmayı amaçlıyor.

Suriye içinde ve sınırlarında yüksek tehdit

İstihbarat bilgileri, İran'ın Suriye'deki hücrelerinin artık birden fazla eksende hareket ettiğine işaret ediyor. Bunlardan biri de Şam'ın Lübnan'a müdahale etmeye karar vermesi durumunda Suriye güvenlik gerçekliğini zayıflatmayı planlayan, Suriye toprakları içinde hükümet ve sivil noktalara yönelik saldırılar düzenlemeye hazırlanmak. Suriye hükümeti, geçtiğimiz birkaç hafta içinde, bazı hücrelerin kapasitesini güçlendirmek amacıyla Suriye toprakları içinde silah nakletme girişimlerinin yanı sıra, Lübnan sınırı üzerinden savaşçı kaçırma girişimlerini de kapsayan birçok hareketliliği boşa çıkardı.

dfgrthy
Kusayr kırsalında, Suriye-Lübnan sınırı boyunca devriye gezen Suriye askerleri, 1 Nisan 2026 (AFP)

Öte yandan kaynaklar, İran milis hücrelerinin Suriye toprakları içinde saldırılar düzenleme hazırlığında olduğunu teyit etti. Suriye hükümeti, İran milislerine mensup olduğundan şüphelenilen yüzlerce unsuru takip ediyor, hareketlerini izliyor, ayrıca bazı hücrelerine sızıyor. Bu durum, geçtiğimiz aylar boyunca Şam, Deyrizor, Humus, güney bölgesi ve hatta bu yılın başlarında Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşmanın uygulanması çabalarıyla eş zamanlı olarak eyaletteki gerginliklerden yararlanılan Haseke eyaletinde Suriye'de gerçekleştirilecek birçok yıkıcı planın boşa çıkarılmasına yardımcı oldu.

Irak'taki İran'a bağlı milislerin hareketliliği, Şam'a ulaşan, Suriye'nin Lübnan'daki herhangi bir hareketinin İran'ın vekilleri aracılığıyla Suriye'ye bir savaş ilanı niteliği taşıyacağına dair İran tehditleriyle eş zamanlı gerçekleşti.

Suriye hükümetinin operasyonları, İran'ın Suriye'deki hücrelerinin güvenlik planlarını boşa çıkarmakla sınırlı kalmadı. Bu milislerin Suriye'de yürüttüğü para transferi işlemlerini ve askere alma girişimlerini de hedef aldı. Şam, para transferini silah nakli kadar tehlikeli görüyor. Zira bu paralar ya Suriye'de silah satın alma veya unsurların maaşlarını ödeme işlemlerinde kullanılacak ya da Suriye toprakları üzerinden, mali ikmal damarını ve uyuşturucu kaçakçılığı hatlarını Suriye toprakları üzerinden etkin tutmak amacıyla, Suriye güvenliğini ve istikrar çabalarını baltalamak için çalışan Lübnan Hizbullah'ına geçecek. Kaynaklar, Irak milisleri ve Lübnan Hizbullah'ı ile iş birliği yapanların, aylardır Esed'in düşüşünden önce saflarında görev yapan eski unsurlarla yeniden temas kurmaya çalıştığını, amaçlarının bunları yeniden saflarına katmak veya Lübnan Hizbullah'ının saflarını desteklemek üzere Lübnan'a nakletmek olduğunu belirtti.

Ayrıca Şam, Irak tarafına, İran'a bağlı milislerin Suriye-Irak sınırında faaliyetlerinin arttığını, Lübnan'a ise Lübnan Hizbullah'ının Suriye-Lübnan sınırındaki güçlerine takviyede bulunduğunu bildirdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Irak milisleri hareketliliklerini Kaim, Ukaşat, Rutba, Akkaz sahası, sanayi bölgesi ve Kaim geçidinden Tenef noktasına kadar Suriye sınır hattı boyunca olan bölgelerde yoğunlaştırdı. Irak milislerinin hareketliliklerinin yoğunlaştığı bölgeler, Suriye çölüne bakan ve Esed döneminde silah ile savaşçı kaçakçılığı operasyonlarının etkin olduğu sınır hattına yakın konumda bulunuyor. Bu sınır hattı, daha önce DEAŞ'ın, ardından Esed'in düşüşüne kadar İran milislerinin kullandığı gayri resmi geçitler ve tünellerle dolu.

Suriye hükümetinin Esed'in düşüşünden beri yürüttüğü çabalar, kaçakçılık operasyonlarını önlemek amacıyla sınır bölgesindeki güvenliği güçlendirmek yönündeydi. Ancak coğrafyanın zorluğu ve sınırın çöle açılması, Suriye hükümetinin sınırı tek başına korumasını zorlaştırıyor. Bu ise Suriye’nin çabasına karşılık gelecek bir Irak çabasını gerektiriyor. Bu da İran'a bağlı Irak milislerinin, Kaim geçidinden Tenef Sınır Kapısı’na kadar Suriye ile sınırın karşı tarafında serbestçe hareket etme konusundaki tekelleri sürdüğü sürece hâlâ zor görünüyor. Iraklı bir kaynağa göre o sınır bölgesinde faaliyet gösteren en önemli Iraklı milis gruplar arasında Nucaba Hareketi, Ketaib Hizbullah, Livai't-Tufuf, Seraya el-Horasani ve Haşdi Şabi'ye bağlı diğer tugaylar yer alıyor. Kaynak, geçtiğimiz birkaç hafta içinde el-Kaim bölgesinde bu milislerin liderleri arasında birçok toplantı gerçekleştiğini, bunun yanı sıra sınır hattı boyunca uzanan bölgelerdeki birçok sakinin dikkatini çeken askeri toplanmaların olduğunu belirtti.

Irak'taki İran'a bağlı milislerin hareketliliği, Şam'a ulaşan, Suriye'nin Lübnan'daki herhangi bir hareketinin İran'ın vekilleri aracılığıyla Suriye'ye bir savaş ilanı niteliği taşıyacağına dair İran tehditleriyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu savaş, sınır bölgelerinden Irak milisleri ve Lübnan Hizbullah'ının eş zamanlı saldırılarının yanı sıra bu milislere bağlı hücreler aracılığıyla sınır içinde gerçekleştirilecek saldırılar şeklinde tezahür edecek. Şam'ın Irak'a ilettiği, Irak milislerinin herhangi bir saldırısı karşısında sessiz kalmayacağı mesajı, İran’ın tehditlerine bir Suriye karşılığı olarak değerlendirilebilir. Ancak Suriye'nin karşılığı, Ürdün'ün tutumu ve Suudi Arabistan'ın İran milislerinin ihlalleri ile Suudi Arabistan ve Körfez topraklarına yönelik saldırılarına karşı stratejik değişimiyle uyumlu olarak geldi. Arap ülkelerinin ortak tutumu, İran'ın artık Suriye'de bir müttefiki bulunmadığını, Irak ve Lübnan'daki vekillerinin ise artık Arap ateşinin hedefinde olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Sınır dışından herhangi bir güvenlik tehdidi karşısında Suriye'nin benimsediği yeni tutum, bir yandan Suriye'nin güvenlik ve askerî açıdan hazır olduğunu, öte yandan Şam'ın, tehdit işaretlerinin artık kontrol altına alma metodolojisiyle ele alınabilecek sınırların dışına çıktığının bilincinde olduğunu yansıtan bir dönüşüm.

Lübnan Hizbullah'ı da sınırın diğer tarafında güçlerini topluyor. Son haftalarda Debbabiye, Kefer Tun, Kusayr, Hermel, Ancer, Yanta, Britel, Nebi Şit ve Suriye-Lübnan sınır hattındaki diğer bölgelerde Lübnan Hizbullah'ı unsurlarına takviyeler gönderildi. Gözlemciler, bu eş zamanlı hareketliliği, Lübnan Hizbullah'ı ile Irak'taki İran'a bağlı milisler arasında bir koordinasyon göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu, Suriye'ye yönelik saldırılar düzenlemeye bir hazırlık olarak da görülebilir. Şam'a İran'ın kendisine yönelik tehditlerinin Suriye ile sınır bölgelerinde etkisini gösterdiğine dair bir mesaj niteliği de taşıyabilir.

sadfr
Irak-Suriye sınırında Haşdi Şabi ve Irak ordusundan oluşan ortak güce mensup unsurlar, 5 Aralık 2024 (AFP)

Suriye'nin bu yeni tutumuna katkıda bulunan bir başka faktör de güvenlik boyutunun ötesine geçen, Suriye içindeki uyuşturucu ve silah kaçakçılığ ticaretiyle mücadeleyi hedefleyen geniş çaplı hükümet yönelimi. Bu yönelim, birçok bakanlık, eğitim, vakıflar ve toplumsal işler düzeyinde bu davranışları hedefleyen programlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu yönelimler, Suriye'nin kaçakçılık operasyonlarıyla mücadele güvenlik çabalarını tamamlayıcı nitelikte. Kurumsal açıdan bütünleşik bu Suriye yönelimi, ulusal güvenliğini, Suriye'de istikrarın tesis edilmesi çabalarını, ekonomik yatırımın teşvik edilmesini doğrudan etkileyen bu dosyaların kapatılmasına ve Uluslararası Koalisyon'la iş birliği içinde DEAŞ hücreleriyle mücadele etme, Suriye güvenlik ve askeri kurumlarının dışındaki Suriyelilerin elindeki başıboş silahları toplama gibi diğer güvenlik tehditleriyle mücadeleye odaklanma yönündeki Suriye isteğinin boyutunu yansıtıyor. Şam, bu kurumsal yönelimin başarıya ulaşması için Irak ve Suriye sınırından gelen tehdidin engellenmesinin gerekli olduğunu, hasar kontrol politikasının artık etkili olmadığını biliyor. Özellikle İran'ın, Irak milisleri ve Lübnan Hizbullah'ı aracılığıyla sınırı Suriye güvenliğine saldırmak için kullanmaya doğrudan işaret etmesinin ardından bu durum daha da belirginleşiyor.

Kuşkusuz Suriye'nin sınır dışından gelen herhangi bir güvenlik tehdidi karşısında benimsediği bu yeni tutum, bir yandan Suriye'nin güvenlik ve askerî açıdan hazır olduğunu, öte yandan Şam'ın, tehdit işaretlerinin artık kontrol altına alma metodolojisiyle ele alınabilecek sınırların dışına çıktığının bilincinde olduğunu yansıtan bir dönüşüm niteliği taşıyor. Suriye'nin tutumunu güçlendiren bir başka etken ise Körfez ve Arap dünyasının, İran'ın vekillerine karşı yeni bir politika benimseme yönelimi. Buna, Washington'ın yalnızca İran'ı değil, bölgedeki İran vekillerini de kapsayacak şekilde saldırıları genişletmeyi değerlendirdiğine dair ABD’den gelen sinyaller de ekleniyor. Birçoğu, bu dönüşümleri, İran'ın Arap ülkelerine yönelik tehditler dizisinin son sezonunun başlangıcı ve Lübnan ile Irak'taki İran vekillerinin boynuna geçirilen yeni bir demir halka olarak görüyor. Bu durum onları, silahlarını kendi hükümetlerine teslim etmek veya İran'a hizmet etmeye devam edip artık her yandan kendilerini kuşatan ateş çemberiyle yüzleşmek olmak üzere iki seçenekle karşı karşıya bırakıyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir