ABD’nin Karadeniz’deki ateşi söndürmeye yönelik hamlesi

Washington, Kiev’den Rusya’nın Novorossiysk Limanı’nı hedef almayı durdurmasını istedi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
TT

ABD’nin Karadeniz’deki ateşi söndürmeye yönelik hamlesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Rusya ile Ukrayna arasında Karadeniz’de karşılıklı devam eden bombardımanı durdurmaya çalışıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in temmuz ayı sonlarında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ilettiği talep üzerine Kiev, Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nı kullanan tankerlere yönelik saldırılarını geçici olarak durdurdu.

Financial Times gazetesinin Ukraynalı yetkililere dayandırdığı habere göre Kiev, Ukrayna’nın yaptırımlarına tabi olmaması veya Rus petrolü ve malları taşımaması şartıyla Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) tesislerini ve Rusya bandralı olmayan tankerleri hedef almamayı kabul etti. ABD yönetimi ise varılan mutabakatın detaylarını henüz resmi olarak doğrulamadı.

Söz konusu tesisin sahip olduğu kritik önem, Kazakistan petrolünü Rusya toprakları üzerinden ihraç etmesinden ve ABD merkezli Chevron ile ExxonMobil şirketlerinin bu hattı besleyen projelerde büyük hisselerinin bulunmasından kaynaklanıyor. Temmuz ayındaki saldırılar yükleme operasyonlarının beşten birine varan oranını akamete uğratmış ve Kazakistan’ın petrol üretiminde bir ayda yüzde 14’lük bir düşüşe yol açmıştı. Bu durum, fiyatlarda dalgalanma yaşanması ve her iki şirketin zarar görmesi yönündeki endişeleri tetiklemişti.



Pakistan’ın mutabakat zaptını yeniden hayata geçirme çabası

Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
TT

Pakistan’ın mutabakat zaptını yeniden hayata geçirme çabası

Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)

İran ile ABD arasında savaşın sona erdirilmesinin koşulları ve Hürmüz Boğazı'nın geleceği konusundaki görüş ayrılığı sürüyor. Öte yandan Pakistan, iki taraf arasındaki mutabakat zaptını yeniden hayata geçirmeye çalışırken karşılıklı tırmanma müzakerelere dönüşü güçleştirmeye devam ediyor.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, 14 maddelik mutabakat zaptının geri dönülebilecek bir ‘barış modeli’ olduğunu belirtti. Ancak İranlı üst düzey bir yetkili Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran'ın ateşkesi uzatmaya yönelik görüşmeler yürütmediğini, zira bu görüşmelerin başladığını kabul etmediğini söyledi. Andrabi, geçici anlaşmaya dönmek ve taahhütlerin yerine getirilmesi için bir takvim belirlemek amacıyla yürütülen çabaların ‘hiçbir ilerleme’ sağlamadığını da sözlerine ekledi.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, İran yönetimine bir mesaj iletti ve ziyaretinin ikinci gününde Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ile görüştü. Rızai, İran ile Pakistan'ın birbirinin "stratejik derinliğini" oluşturduğunu belirterek İslamabad'ın büyüyen bölgesel rolünü takdirle karşıladığını ifade etti.

Bu arada her iki taraf da gerilimi tırmandıran söylemini sürdürüyor. İran Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Ali Rıza Şeyh, İran güçlerinin ‘uzun soluklu bir savaşa’ hazırlandığını ve askeri doktrinin caydırıcılık ile ‘etkin eylem’ yönünde geliştiğini açıkladı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde ‘tam’ kontrol sahibi olduğunu açıkladı. Trump, İran’a yönelik deniz ablukasını ‘çelik bir duvara’ benzeterek İran'ın bunu değiştirmeye gücü olmadığını söyledi.


Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde
TT

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Hürmüz Boğazı üzerinde «tamamen» kontrol sağladığını açıkladı. Trump, İran'ın karşı koyamayacağını söylediği ve «çelik duvar» olarak nitelendirdiği deniz ablukasını sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.

Buna karşılık Tahran, Devrim Muhafızları Komutanı'nın bir danışmanı aracılığıyla çatışmaların Trump görevden ayrılana kadar uzatılabileceği mesajını verdi ve ateşkesin uzatıldığı yönündeki haberleri reddetti.

Önde gelen bir İranlı kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada, haziran ayında varılan geçici anlaşmanın uzatılmasına ilişkin herhangi bir görüşme yapılmadığını söyledi. Kaynak, Washington'ın 48 saat sonra anlaşmadan çekilmesi nedeniyle ateşkesin zaten fiilen başlamadığını belirtti.

Bu arada Pakistan, barış için hazırlanan mutabakat zaptına bağlılığını yineledi. Pakistan İçişleri Bakanı, Tahran'ı yeniden müzakere masasına döndürmek amacıyla İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ile görüşmeler gerçekleştirdi.


Netanyahu'nun bakanlarından biri, 7 Ekim başarısızlıklarının ardından onu yönelik darbe planı hazırladı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, 19 Mart 2026 (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, 19 Mart 2026 (AFP)
TT

Netanyahu'nun bakanlarından biri, 7 Ekim başarısızlıklarının ardından onu yönelik darbe planı hazırladı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, 19 Mart 2026 (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, 19 Mart 2026 (AFP)

İsrail’de önümüzdeki ekim ayında yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken, kampanya süreçlerine küçümsenemeyecek düzeyde dezenformasyon içeren propaganda yöntemleri damgasını vuruyor. Öyle ki Likud Partisi'nin üst düzey isimlerinden biri, mevcut durumu açıklamak için “Hayatımda siyasi yaşamda bugünkünden daha alt bir seviyeye şahit olmadım” ifadelerini kullandı.

Söz konusu tepkiyi gösteren ve kısa bir süre öncesine kadar hükümette Medya ve Propaganda Dairesi Başkanı olarak görev yapan Dr. Ran Baratz, “Başbakan Binyamin Netanyahu ile onun bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratlardan oluşan yakın çevresinin ön seçimlerde, seçim listesinin oluşturulmasında ve genel olarak diğer konularda yaptıkları utanç verici”değerlendirmesinde bulundu.

Seçim yarışında patlak veren en son skandallardan biri ise Netanyahu’nun çarşamba sabahı yaptığı bir paylaşım oldu. Netanyahu, Kudüs’teki dev Malha alışveriş merkezine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında çekilen ve etrafındaki çok sayıda kişinin kendisine yönelik tezahüratta bulunarak güçlü desteklerini ilan ettiği bir video görüntüsünü yayımladı.

Netanyahu videoda, kendinden emin gözlerle kameraya bakarak şu ifadeleri kullanıyordu:

“Muhteşem bir halkımız var, onlarla karşılaşmak ne kadar güzel. Çocuklarıyla anneleri, Yahudileri ve Arapları, askerleri ve engellileri, benimle fotoğraf çektirmek isteyen o harika çocuğu gördüm.”

Ancak gazeteciler bu videoyu dikkatle inceleyip görüntüleri analiz ettiklerinde, Netanyahu ile birlikte görünen herkesin bileğinde, tıpkı otellerin konuklarını konaklama süreleri boyunca ayırt etmek için taktığı siyah bilekliklerden olduğunu tespit ettiler. Bu durum, Netanyahu'ya yaklaşmasına izin verilen herkesin önceden özenle seçildiği anlamına geliyor. Basında, bu kişilerin Likud Partisi üyeleri ya da Netanyahu'yu alkışlamak üzere tutulmuş kişiler olduğuna dair değerlendirmeler yer aldı.

Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen sağcı gazeteci Amit Segal ise imzasını taşıyan bir haberde, Başbakan Netanyahu’nun 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından birkaç ay sonra Likud Partisi içinden bir darbe girişimine maruz kaldığını ortaya koydu.

Segal'a göre işin garip yanı, bu darbe girişimine liderlik eden kişinin bizzat Netanyahu hükümetinin üyelerinden biri olan Ekonomi Bakanı Nir Barkat olmasıydı.

Dev bir servete sahip büyük bir iş insanı olan Barkat, 10 yıl boyunca Kudüs Belediye Başkanlığı yapmış, geniş ilişki ağlarına sahip ve parti üyelerine sunduğu görkemli ziyafet masalarıyla tanınan bir isim.

Segal'ın aktardığına göre Barkat, bakanlar ve milletvekilleriyle birçok kez iletişim kurarak genel bütçe kanununu hükümsüz hale getirmek suretiyle Netanyahu'yu devirmek gerektiğine onları ikna etmeye çalıştı. Zira kanun, bütçeyi meclisten geçirememesi durumunda hükümetin düşeceğini öngörüyordu.

Barkat, bu girişiminde koalisyon dışındaki milletvekilleriyle de koordinasyon kurmaya çalıştı ve kendisinin Netanyahu'nun yerine başbakan ile Likud Partisi lideri seçilmesini öngören planı hayata geçirmek için yüksek ücretlerle çalışan bir danışman ekibi kurdu.

Ancak Netanyahu'ya sadık bakanlardan Haim Katz, vakit kaybetmeksizin Netanyahu'ya giderek planı haber verdi. İkili, bu girişimi akamete uğratmak için sessizce çalışmaya başladı ve nitekim bunda başarılı oldu.

Gazeteci Segal, masum olduğunu düşünüyorsa kendisini hakaret ve iftira suçlamasıyla mahkemeye vermesi konusunda Barkat'a meydan okusa da bazı siyasi çevreler bu komplonun ifşası için iki yıl beklenmiş olmasını şüpheyle karşıladı. Söz konusu açıklamanın, Netanyahu'nun kendisine karşı komplo kurulan mağdur rolünü oynama ve iç seçimlerde Barkat'ın konumunu zayıflatma çabalarının bir parçası olma ihtimalini güçlü gördüler.

Segal, Netanyahu'nun Barkat'ı neden cezalandırmadığı ve bakanlık görevinde tutmaya devam ettiği yönündeki bir soruya “Belki de o dönemde konuyu büyütmek istemedi ve Barkat'ın Knesset'teki koltuğunu kaybetmeyi göze alamadı. Belki de Barkat o sıralarda Likud üyelerini desteklemek için mali bir fon oluşturduğu içindi” yanıtını verdi.

Yorumcular, Likud Partisi'nin önümüzdeki pazartesi günü gerçekleştirilecek ön seçimler öncesinde şiddetli bir iç gerilimle karşı karşıya olduğunu belirtti.