Muhammed Hatemi müzakereleri savundu ve savaşın yeniden başlamasına karşı uyardı

‘İstisnai bir fırsatın’ heba edilmemesi çağrısında bulunan Hatemi, halk ile yönetim arasındaki ‘kanlı hattın’ büyümesine karşı uyardı

İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Tahran'da bir grup gazeteciyle konuştu (Jamaran)
İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Tahran'da bir grup gazeteciyle konuştu (Jamaran)
TT

Muhammed Hatemi müzakereleri savundu ve savaşın yeniden başlamasına karşı uyardı

İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Tahran'da bir grup gazeteciyle konuştu (Jamaran)
İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Tahran'da bir grup gazeteciyle konuştu (Jamaran)

İran’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ABD ile yürütülen müzakereleri savundu ve savaşı durduran mutabakat zaptının öngördüğü 60 günlük ateşkes süresinin dolmasına saatler kala, savaşın durmasıyla yakalanan ‘istisnai bir fırsatın’ heba edilmesine karşı uyarıdı.

Savaşın durmasının ardından 11-12 Nisan tarihlerinde İslamabad'da gerçekleştirilen müzakereler, Tahran ile Washington arasında yeni bir müzakere sürecinin kapısını aralamış ve bu süreç daha sonra Cenevre'ye taşınarak 17 Haziran'da mutabakat zaptının imzalanmasıyla sonuçlanmıştı.

Reformist basında yer alan haberlere göre Hatemi, bir grup gazeteciyle yaptığı görüşmede “Savaştan sonra ülke ve halk için istisnai bir fırsat doğdu” şeklinde konuştu. Hatemi, bu fırsatın en net göstergesinin iki lider tarafından imzalanan mutabakat zaptı olduğunu da sözlerine ekledi.

Daha önce kaçırılan fırsatların tekrarlanmaması gerektiğini vurgulayan Hatemi, “Ne yazık ki daha önce defalarca olduğu gibi, umarım bu kez yakalanan fırsat da heba edilmez. Çünkü bu fırsat kaçırılırsa tehditler daha da şiddetlenecektir” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan'a destek

Hatemi, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi ve askeri yetkililerin uzlaşmaya yönelme kararını takdir ederken, İran Dini Lideri Mücteba Hamaney'in de bu karara onay verdiğine işaret etti. Hatemi, “Milli Güvenlik Yüksek Konseyi'nin, böylesine büyük bir karara imza atan komutanların ve bunu destekleyen liderliğin hakkı teslim edilmeli” dedi.

Hatemi ayrıca, “Mutabakat zaptını imzalayarak İran'a büyük bir onur yaşatan Sayın Cumhurbaşkanı'nın cesareti ve fedakarlığı da takdir edilmeli” ifadelerini kullandı.

Hatemi, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ı destekleyen bu açıklamaları, katı muhafazakar güçlerin, müzakere konusundaki ısrarı nedeniyle Pezeşkiyan hükümetine yönelttiği eleştirilerin ardından yaparken mutabakat süresi dolmadan önce bu seçeneğe verilmiş açık bir destek olarak değerlendiriliyor.

Savaşın ardından oluşan tabloyu, İran'a ‘nispi bir onur (itibar) konumu’ kazandıran bir durum olarak nitelendiren Hatemi, yönetimin ‘kendi bekasını ve varlığını’ düşmanlarına kabul ettirmeyi başardığını ifade etti.

ghyju
İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Tahran'da bir grup gazeteciyle konuştu (Jamaran)

“Bugün bekamızı ve varlığımızı düşmana kabul ettirmiş durumdayız” diyen Hatemi, “Elde edilen bu konumun İran'a gerilimden kaçınma, ülkenin çıkarlarını güvence altına almaya çalışma ve İranlıların durumunu iyileştirme imkanı sunduğu değerlendirmesinde bulundu.

Her iki tarafa da mutabakat zaptına sadık kalma ve yeni bir karşılıklı ihlal döngüsüne sürüklenmeme çağrısı yaptı.

Hatemi, “Taraflardan hiçbiri mutabakat zaptını ihlal etmemelidir. İhlale ihlalle karşılık verilmemeli ve gerilimi artıracak hiçbir eyleme kalkışılmamalıdır” diye konuştu.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmaya sadece tek bir tarafın tüm taleplerini elde etmesi temelinde yaklaşılmasına da karşı çıkarak “Her mutabakatta tavizler verilir ve tavizler alınır” ifadelerini kullandı.

“Savaşla yaşayamayız”

Mutabakat zaptını ‘onurlu bir barış’ olarak nitelendiren eski Cumhurbaşkanı, savaşı sürdürmenin İran toplumunun katlanabileceği bir seçenek olmadığını savundu.

‘Onurlu barış’ ifadesini ‘pratik alanında aklın hükmüne uymak’ şeklinde açıklayan Hatemi, “Savaş büyük bir kötülük, barış ise büyük bir iyiliktir” diye ekledi.

"Düşmanın karşısında savaşla sonuna kadar durulabileceğini savunan görüş, yanlış bir görüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Sözlerine şöyle devam etti:

“Değerli dostlarım, savaşla yaşayamayız; yani insanlar buna katlanamaz. Savaş ortamında hayatın devam etmesi, geçim gereksinimlerinin sağlanması ve toplumun yönetilmesi mümkün değildir.”

Diplomatik yolu açıkça savunmasına rağmen Hatemi, bunun ABD'ye duyulan güvenden kaynaklanmadığını vurguladı. “Amerika'ya güven yok" diyen Hatemi, İsrail'in ‘gerilimin ve çatışmanın sürmesi için hiçbir eylemden geri durmayacağını’ değerlendirdi.

Ancak bu durumla ‘tedbir ve hesaplanmış diplomasi’ yoluyla yüzleşilmesi, savaşın yeniden başlamasının önüne geçilmesi ve ‘ne savaş ne barış’ halinden çıkılması çağrısında bulunan Hatemi, İran'ın ‘gerilimden kaçınarak’ çıkarlarını, onurunu ve geleceğini koruyabileceğini; ayrıca geçim baskılarıyla ve daha iyi bir geleceğe dair umut kaybıyla karşı karşıya kalan İranlılara yeni bir alan açabileceğini belirtti.

Hatemi, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Gerilimden kaçınarak kamu çıkarlarını, toplumun iyiliğini, İran'ın onurunu ve geleceğini güvence altına alabilir, çok ciddi dar boğazlar içinde yaşayan insanların önünde (yeni) yaşam alanları açabiliriz."

Bu yolun ‘müreffeh ve başı dik bir İran'a’ çıkması gerektiğini belirten Hatemi, “İşte onurlu barışın anlamı budur” dedi.

Toplumla devlet arasında “kanlı hat”

Hatemi'nin konuşması yalnızca dış politikayla sınırlı kalmadı; savaşın etkilerinin aşılmasını iç reformların yapılmasına ve devlet ile toplum arasındaki uçurumun giderilmesine bağladı.

“Dışarıdan saldırıların ve topyekûn bir savaşın İran'a diz çöktüremeyeceğini” söyleyen Hatemi, bunun ancak savaş sonrasında yönetim sisteminin, halkın da yardımıyla ‘eksiklikleri, kusurları ve toplumun çoğunluğunun uzaklaşmasına yol açan faktörleri’ çözmekte aciz kalması halinde mümkün olacağını ifade etti.

Mevcut krizin aşılmasının iktidarı çok daha zorlu görevlerle karşı karşıya bırakacağı konusunda uyarıda bulunan Hatemi; toplumun durumunu iyileştirmek için ‘yapısal, yöntemsel ve stratejik reformlar’ yapılması çağrısında bulundu.

DFRGTH
İran polisi, Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı gösteride göz yaşartıcı gaz kullandı, 8 Ocak 2026 (Arşiv - AP)

Hatemi, “Bu zor aşamanın atlatılmasıyla birlikte iktidar için asıl zor iş başlıyor” diyerek, bu işin bir boyutunun da artan ‘karşılıklı hoşnutsuzluk ve korkular’ gölgesinde İran'ın dünyayla ve ‘özellikle de komşularla’ ilişkilerini yeniden tanımlamak olduğunu belirtti.

Son yıllarda ülkeyi sarsan protestolara üstü kapalı bir şekilde atıfta bulunan Hatemi, yönetim kurumları ile İranlılar arasındaki mesafeyi tanımlamak için sert bir ifadeyle “Şunu unutmamalıyız ki; bu yıllar zarfında halk ile hükümet arasında mesafe yaratan kanlı hat artık son derece belirgin bir hale gelmiştir” dedi.

Ayrıca üretim, fiyat artışları, ekonomi, geçim sıkıntısı ve işsizlik konularına da değinerek bunların ‘günden güne daha da kötüleşen’ sorunlar olduğunu belirten Hatemi, bu sorunların halkın katılımıyla ve ‘uygun stratejiler’ belirlenerek çözülmesi çağrısında bulundu.

İnternet kısıtlamaları

Hatemi, Pezeşkiyan hükümetine internet meselesini çözme çağrısında bulunarak, savaştan sonra da devam eden kısıtlamaları sona erdirmek için ciddi adımlar atmasını talep etti.

Bazı kısıtlamaların ‘savaş sırasında anlaşılabilir ve haklı görülebilir’ olabileceğini belirten Hatemi, ancak bunların devam etmesinin artık ‘zararlı, hatta imkansız’ hale geldiğini sözlerine ekledi.

‘Starlink’ ve ‘VPN’ ağlarına yönelik artan ilgiye dikkati çeken Hatemi, İranlılar için internete erişimin tüm yollarını kapatmanın ‘mümkün olmadığını’ ifade etti.

Toplumun büyük bir kesiminin işlerinin internete bağlı hale geldiğini, birçok işletme sahibinin, düşünürün, araştırmacının ve hatta sıradan vatandaşın işlerinin, kısıtlamaların devam etmesi halinde durma noktasına gelebileceğini sözlerine ekledi.

dfrgthy
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'ın merkezindeki Devrim Meydanı'nda, ABD karşıtı bir propaganda afişinin yanında yürüyen iki İranlı kadın (EPA)

Erişim engellerinin kısıtlamaları aşma eğilimini artırdığını belirten Hatemi, internet kullanıcılarının maruz kaldığı zararların, sansür atlatma araçlarının ticaretini yapanlar için kâra dönüştüğünü savundu.

Doğrudan Pezeşkiyan'a seslenen Hatemi, “Umarım Sayın Cumhurbaşkanı, bazı durumlarda kendisinde gördüğümüz aynı cesaret, samimiyet ve kararlılıkla, bu üzücü açmazı çözmek için de inisiyatif alır” ifadelerini kullandı.



İran: ABD mutabakatı ihlal etti, 60 günlük süre geçerliliğini yitirdi

İranlı bir adam, pazartesi günü Tahran'da bir gazete bayisinin önünde, kapağında bir ABD askerini öldüren veya esir alan kişiye 30 bin dolar ödül verileceğini duyuran Hemşehri gazetesini okuyor (EPA)
İranlı bir adam, pazartesi günü Tahran'da bir gazete bayisinin önünde, kapağında bir ABD askerini öldüren veya esir alan kişiye 30 bin dolar ödül verileceğini duyuran Hemşehri gazetesini okuyor (EPA)
TT

İran: ABD mutabakatı ihlal etti, 60 günlük süre geçerliliğini yitirdi

İranlı bir adam, pazartesi günü Tahran'da bir gazete bayisinin önünde, kapağında bir ABD askerini öldüren veya esir alan kişiye 30 bin dolar ödül verileceğini duyuran Hemşehri gazetesini okuyor (EPA)
İranlı bir adam, pazartesi günü Tahran'da bir gazete bayisinin önünde, kapağında bir ABD askerini öldüren veya esir alan kişiye 30 bin dolar ödül verileceğini duyuran Hemşehri gazetesini okuyor (EPA)

İran, ABD ile imzalanan mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin, müzakereler başlamadığı için anlamını yitirdiğini açıkladı. Tahran, sürecin sekteye uğramasından Washington'ı sorumlu tutarken, Pakistan'ın arabuluculuk girişimleri ile Hürmüz Boğazı konusunda Umman'la yürütülen görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Nükleer program ve yaptırımların kaldırılması konusunda müzakerelerin yürütülmesi için mutabakat zaptında belirlenen 60 günlük süre bugün sona ererken, Tahran ile Washington müzakere masasına dönmedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Mutabakat metninde 60 günlük süre başlığı altında herhangi bir hüküm bulunmuyor” dedi. Bekayi, İran'ın “politikalarını baskı, tehdit ve süre sınırları altında belirleyen bir taraf olmadığını” söyledi. Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA'dan aktardığı habere göre Bekayi, İslamabad mutabakatında “yaptırımların kaldırılması” ve “nükleer mesele” konusunda 60 günlük bir süre içerisinde görüşmeler yapılmasının öngörüldüğünü, tarafların bir sonuca ulaşamaması halinde bu sürenin uzatılabileceğini belirtti.

Bekayi, “Mutabakat kapsamında 60 günlük süre içerisinde iki konu, yaptırımların kaldırılması ve nükleer mesele hakkında diyalog yürütülmesi öngörüldü. Bu 60 gün içinde bir sonuca ulaşamazsak süre uzatılacaktı” dedi.

Müzakere yok

Bekayi, mutabakat zaptında 60 günlük bir sürenin bulunmasıyla bunun Tahran açısından bağlayıcı bir son tarih olduğu iddiası arasında ayrım yapmaya çalıştı. Sözcü, söz konusu süre içerisinde yürütülmesi öngörülen sürecin zaten başlamadığını söyledi.

Bekayi, “Müzakereler zaten başlamadı. Çünkü ABD, 17 Haziran'da (Haziran) mutabakat zaptının imzalanmasından yalnızca birkaç hafta sonra metni ağır ve kapsamlı biçimde ihlal etti. Dolayısıyla 60 günlük süre meselesi daha en başından geçerliliğini yitirdi” ifadelerini kullandı.

dfvbgth
Bekayi, bugün Tahran'da düzenlenen haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken (ISNA)

Tahran'ın ABD'nin ihlalleri olarak nitelendirdiği gelişmeler nedeniyle mutabakatın uygulanmasının artık “etkisiz” hale geldiğini belirten Bekayi, müzakerelerin ne zaman yeniden başlayabileceğine ilişkin herhangi bir tarih vermedi.

İran'ın şu anda “ülkenin işlerini yönetmeye” odaklandığını belirten Bekayi, silahlı kuvvetlerin herhangi bir hareketliliği “gözleri açık ve tam teyakkuz halinde” izlediğini söyledi.

Bekayi'nin açıklamaları, aylar süren savaşın ardından diplomatik çabaların taraflar arasında daha kapsamlı müzakerelerin önünü açması beklenen bir mutabakat zaptıyla sonuçlanmasından, ancak doğrudan temasların kesilmesi ve iki taraf arasındaki çatışmaların yeniden başlamasından sonra geldi.

Bekayi, İran'ın müzakereler konusunda atacağı yeni adımların kendi çıkarları ve ulusal güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacağını belirterek, Tahran'ın kararlarını başka bir tarafın belirlediği bir “tehdit” veya takvime göre almayacağını söyledi.

Pakistan'ın İran ile ABD arasındaki temaslarda hâlâ başlıca arabulucu olduğunu belirten Bekayi, Katar'ın da diplomatik süreçteki çabalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Bazı Avrupa ülkelerinin “iyi niyet girişimlerinde” bulunmaya hazır olmasının Tahran ile Washington arasında yeni bir arabulucunun ortaya çıktığı anlamına gelmediğini kaydeden Bekayi, “ABD ile ilişkilerimizdeki sorun arabulucu meselesi değil” dedi.

İranlı sözcü, anlaşmazlığın Washington'ın yaklaşımı, “hesap hataları” ve daha önce denenmiş politikalarda ısrar etmesiyle ilgili olduğunu savundu.

fgthyju
İranlılar, pazartesi günü Tahran'da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

Bekayi, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin geçen hafta Tahran'a yaptığı ziyarete de değindi. Nakvi'nin Başbakan Şahbaz Şerif veya Ordu Komutanı General Asım Münir'den özel bir mesaj taşıdığı yönündeki haberleri yalanlayan Bekayi, ziyaretin ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelerin yanı sıra Pakistan'ın arabuluculuk çabaları çerçevesinde gerçekleştiğini söyledi.

Pakistan'ın arabulucu rolünü üstlenmek için “tüm kapasitesini kullanmaya çalıştığını” belirten Bekayi, müzakereler dosyasının, İslamabad'ın “İslamabad mutabakatının hazırlanmasında oynadığı önemli rol” nedeniyle Pakistan açısından özel önem taşıdığını ifade etti.

Bekayi, ABD'yi “verdiği sözlerden dönmek ve yükümlülüklerini ihlal etmek” olarak nitelendirdiği tutumu nedeniyle arabuluculuk çabalarına zarar vermekle suçladı. İran'ın daha önce Umman'ın himayesinde yürütülen süreçte de aynı sorunla karşılaştığını söyledi.

Hürmüz görüşmeleri

Hürmüz Boğazı konusunda ise Bekayi, İran ile Umman'ın gemi güzergâhlarına ilişkin bir seyir rotası haritası konusunda anlayış birliğine vardığını, ancak nihai anlaşmanın henüz tamamlanmadığını söyledi.

Tahran ile Maskat'ın “haritanın yanı sıra ortak bir bildiri” içeren bir paket üzerinde çalıştığını belirten Bekayi, daha önce “yol haritası” şeklinde yapılan nitelemenin doğru olmadığını, söz konusu belgenin esas olarak “deniz seyrüsefer güzergâhı haritası” olduğunu açıkladı.

Bekayi, nihai anlaşmaya varılmasının gecikmesini üç faktöre bağladı. Bunlardan ilkinin konunun karmaşıklığı, ikincisinin görüşmeleri etkilemeye çalışan tarafların çokluğu, üçüncüsünün ise “kötü niyetli” tarafların süreci sekteye uğratma girişimleri olduğunu söyledi.

İki ülkenin üzerinde çalıştığı mekanizmanın, Tahran'ın “kıyıdaş iki ülkenin egemenliği ve egemenlik hakları” olarak gördüğü unsurlar ile ticari gemilerin güvenli geçişinin güvence altına alınmasını bir araya getirmeyi amaçladığını belirtti.

İran-Umman müzakerelerinin “ciddi şekilde” sürdüğünü söyleyen Bekayi, tarafların ortak bildiri metni üzerinde görüş alışverişinde bulunduğunu aktardı.

Amaçlarının “her iki tarafın çıkarlarını ve endişelerini güvence altına alan” ve aynı zamanda uluslararası deniz taşımacılığının gereklerini dikkate alan bir mekanizma oluşturmak olduğunu ifade etti.

Bekayi ayrıca İran Dışişleri Bakanlığı'nın parlamentodan Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve güvenliğiyle ilgili bir yasa tasarısının dondurulmasını istediği yönündeki haberleri yalanladı.

Söz konusu iddia, “Hürmüz Boğazı ve Körfez'in güvenliğini ve kalkınmasını güvence altına almak için stratejik eylem...” başlıklı tasarının görüşmelerinin durdurulması için bakanlığın parlamentoya mektup gönderip göndermediğine ilişkin bir soru üzerine gündeme geldi.

Bekayi, “Dışişleri Bakanlığı böyle bir mektup göndermedi” dedi.

Bakanlığın parlamentonun yasama süreçlerine saygı duyduğunu belirten Bekayi, söz konusu tasarıyla ilgili görüşlerini sunduklarını ve talep edilmesi halinde teknik değerlendirmelerini paylaşmayı sürdüreceklerini söyledi.

İran'ın Körfez, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'ndeki egemenlik haklarına ilişkin daha önce kabul edilmiş yasalarının bulunduğunu belirten Bekayi, bakanlığın görüşünü oluştururken mevcut yasaları ve güncel gelişmeleri dikkate aldığını ifade etti.

Devrim Muhafızları ile gizli kanal iddiasına yalanlama

Bekayi, Washington'ın Irak Kürdistan Bölgesi üzerinden Devrim Muhafızları ile arka kapı diplomasisi yürüttüğü ve İran ordusunun müzakere heyetini desteklediğinden emin olmaya çalıştığı yönündeki bir haberi de yalanladı.

İranlı sözcü, Erbil'de İran ile ABD arasında gizli bir toplantı yapıldığı iddiasını da reddederek, “İran ile ABD arasında Erbil'de gizli bir toplantı yapıldığı haberi tamamen uydurmadır” dedi.

Erbil üzerinden bir iletişim kanalı bulunduğu yönündeki iddiaların, İran'daki kurumlar arasında savaş ve müzakereler konusunda anlaşmazlıklar bulunduğu izlenimi yaratmayı amaçlayan bir psikolojik ve medya savaşının parçası olduğunu savundu.

Son altı ayın İran'daki ilgili kurumlar arasında “barış ve savaş kararları” konusunda “eşi benzeri görülmemiş bir uyum ve mutabakat” ortaya koyduğunu belirten Bekayi, müzakere heyetinin “ülkenin savunma kurumları da dahil olmak üzere rejimin tüm unsurlarının tam güvenine sahip olduğunu” söyledi.

ABD ile diyaloğun yeniden başlatılması konusunda alınacak herhangi bir kararın ilgili tüm kurumların görüşleri dikkate alındıktan sonra verileceğini belirten Bekayi, dış politika ve müzakerelere ilişkin karar alma sürecinin yetkili kurumlar aracılığıyla yürütüldüğünü kaydetti.

Pilotların akıbeti

Bekayi, Katar'ın İran-ABD sürecine ilişkin temaslardaki rolünü sürdürdüğünü, ancak bunun Tahran'ın üç İranlı pilotun akıbeti konusunda Doha ile yaşadığı anlaşmazlığı gündeme getirmesine engel olmadığını söyledi.

Savaşın ilk günlerinde dört pilotun ABD güçlerinin kullandığı El Udeyd Hava Üssü'nü hedef alan bir görev için yola çıktığını belirten Bekayi, pilotlardan birinin cenazesinin İran'a getirildiğini, diğer üç pilotun akıbetinin ise hâlâ belirsiz olduğunu açıkladı.

Bekayi, “Pilotlarımızın durumu netleşmediği sürece onların esir düştüğünü varsayıyoruz” dedi.

Bu değerlendirme İran'ın varsayımı olarak kalırken, Doha İranlı pilotları gözaltında tuttuğu iddiasını reddediyor.

Bekayi, Tahran'ın savaşın ilk günlerinden itibaren konuyu takip etmeye başladığını ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile ilk yazışmanın mart ayının sonlarında yapıldığını belirtti. Sözcü, İran ve Katar büyükelçilikleri aracılığıyla da temaslar yürütüldüğünü söyledi.

İran'ın pilotların akıbetini belirlemek için “tüm ikili, çok taraflı ve hukuki imkânlarını” kullanacağını belirten Bekayi, Tahran açısından bu anlaşmazlığın Katar ile diplomatik temasların sürdürülmesine engel olmadığını vurguladı.


ABD-İran hattında kritik gün: Mutabakatın süresi dolarken Hürmüz alarm veriyor

ABD-İran hattında kritik gün: Mutabakatın süresi dolarken Hürmüz alarm veriyor
TT

ABD-İran hattında kritik gün: Mutabakatın süresi dolarken Hürmüz alarm veriyor

ABD-İran hattında kritik gün: Mutabakatın süresi dolarken Hürmüz alarm veriyor

ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin bugün, pazartesi günü sona ermesiyle birlikte, ateşkesin uzatılması konusunda anlaşmaya yakın olunduğuna işaret eden herhangi bir gelişme görünmüyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün yaptığı açıklamada, Umman ile görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “Umman ile görüşmelerin uzamasının nedeni konunun karmaşıklığı, sürece dahil olan tarafların çokluğu ve bazı ülkelerin süreci baltalama çabalarıdır” dedi.

Veriler, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde, petrol tankerlerini hedef alan saldırıların ardından haftanın başında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin yavaşladığını gösterdi.

Deniz taşımacılığı şirketi Kpler tarafından yayımlanan gemi takip verilerine göre, cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan temel emtia taşıyan yalnızca beş yük gemisi geçti. Pazar günü ise hiçbir geminin geçişi kaydedilmedi. Bu sayı, geçen haftanın başında boğazdan geçen 31 geminin oldukça altında kaldı.


Dev Trump mağazası kapanıyor

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
TT

Dev Trump mağazası kapanıyor

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)

ABD'nin Tennessee eyaletinde sadece Başkan Donald Trump temalı ürünler satan büyük bir mağaza, müşteri kıtlığı nedeniyle kapanıyor.

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerinde bulunan mağazanın önünde devasa bir Trump reklam panosu, afişler ve "Demokrat Süper Mağazası" yazılı tuğladan bir tuvalet var. Bunlar da mağazanın ne tür ürünler sattığını açıkça gösteriyor.

Ancak Slate'in haberine göre mağaza artık kalan stoklarını yüzde 50 indirimle satıyor. İşletme kapanıyor ve sahibi William "Bill" Hays, kapanışın müşteri kıtlığından kaynaklandığını itiraf etti.

Hays, Knox News'da yayımlanan ve emekli olup güneye taşındığı için işletmeyi kapattığı iddiasını çürütmeye çalışırken bu itirafı Slate'e yaptı.

Hays'in şöyle dediği aktarıldı:

Bu haberi yapan kız ne dediğini bilmiyordu. Emekli olmuyorum, güneye taşınmıyorum ama Naples'te iki dairemiz var... Evet, yaşlıyım ve 80 yaşındayım, dairelerim ve başka işletmelerim var. Her neyse, neden 80 yaşında olduğumu belirtme gereği duyduğunu anlamıyorum.

Hays, muhabirin "işlerin azlığından dolayı kapanıyoruz demek istemediğini ancak bu yüzden kapandıklarını" öne sürdü.

Mağazada çalışan ve Slate'e kendisini Dan olarak tanıtan bir çalışan da Hays'in anlattıklarını doğruladı.

"Artık eskisi kadar yoğun değiliz" dedi.

Mağazanın eskiden popüler olduğunu ve en yoğun gününde 86 kişinin geldiğini belirtti. Dan, muhafazakar podcast yayıncısı Charlie Kirk'ün vurularak öldürüldüğü günün ve Trump'ın İran'a savaş ilan ettiği günün ardından işlerin iyi gittiğini söyledi.

Hays, Temmuz 2024'te Trump'a yapılan suikast girişiminden sonraki günleri hatırlayarak, bunun işleri açısından "muazzam" bir dönem olduğunu söyledi.

"İnsanlar kapıda sıra olmuştu. Herkes 'Çuf çuf Trump treni' diye bağırıyordu ve içeride çok canlı bir atmosfer vardı" dedi.

Yani, gerçekten inanılmazdı.

Dan'in alışveriş yapanların neden gelmeyi bıraktığına dair düşüncelerini açıkça dile getirdiği bildirildi. Trump'ın popülaritesinin "azaldığını" kabul etti, Trump'ın uyguladığı gümrük vergileri ve İran'la savaşının yol açtığı yüksek benzin fiyatları yüzünden birçok kişinin mali sıkıntı çektiğini belirtti.

"İnsanlar gerçekten de 'Bu ay market alışverişimin tamamını mı yapacağım yoksa elektrik faturamı kredi kartıyla mı ödeyeceğim bilmiyorum' diyorlar" dedi.

Trump ürünleri, başkan ve destekçileri için devasa bir iş kolu. Trump'ın mitingleri, ürün satan kişilerle dolu ve kendi mağazasında yüzlerce ürün bulunuyor. Daha önce Trump'ın internet mağazasının 2024'te 8 milyon dolar gelir elde ettiği bildirilmişti.

Washington'daki Sorumluluk ve Etik için Yurttaşlar, nisanda yaptığı açıklamada, Trump'ın ikinci döneminin ilk 14 ayında mağazanın en az 600 yeni ürün satışa sunduğunu ve bu ürünlerin toplam maliyetinin yaklaşık 43 bin dolara ulaştığını bildirdi.

Etik grubu, "Bu, Trump'ın ilk dönemindeki ölçütlere göre bile, başkanlık makamının benzeri görülmemiş bir düzeyde ticari amaçlarla kullanılması" dedi.

Independent Türkçe