ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
TT

ABD’nin 40 trilyon dolarlık borcu... Bu rakam dünya için neden önemli?

Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Washington’da ulusal borcu gösteren bir elektronik ekran, 19 Ağustos 2026 (AFP)

ABD federal borcu, sadece dünyanın en büyük ekonomisinin artan borçlanma miktarını değil, aynı zamanda borç birikim hızını ve katlanan borç servis maliyetlerini de gözler önüne seren bir dönüm noktasına ulaşarak ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aştı. Yalnızca beş aylık süre zarfında toplam borca yaklaşık 1 trilyon dolar daha eklenirken, bütçe açığının ise içinde bulunulan mali yılın ilk 10 ayında yaklaşık 1,8 trilyon dolara ulaştığı bildirildi.

Bu ölçekteki bir büyüklüğün ne anlama geldiği, ABD borcunun anlık bir risk oluşturup oluşturmadığı veya asıl sorunun borcun gelecekte izleyeceği seyirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise tartışılmaya devam ediyor.

ABD’nin borcu neden artıyor?

Hükümetin vergi gelirlerinden daha fazla harcama yapması durumunda oluşan bütçe açığı, borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Son dönemde kaydedilen borç stoku; onlarca yıl boyunca uygulanan vergi indirimleri, artan kamu harcamaları ve Kovid-19 salgını sürecinde başvurulan olağanüstü borçlanmaların birikimi olarak öne çıkıyor.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, nüfusun yaşlanması ve Baby Boomer kuşağının kitlesel olarak emekliye ayrılmasıyla birlikte Sosyal Güvenlik ile Medicare sağlık sigortası sistemine yapılan harcamaların artması da mali baskıyı derinleştiriyor.

Öte yandan, sekiz yıldan kısa bir süre önce 20 trilyon dolar seviyesinde olan ABD federal borcunun nispeten kısa bir süre içinde iki katına ulaşması dikkat çekiyor.

Sorun sadece rakamda değil

Borcun 40 trilyon dolar seviyesine ulaşması, ABD ekonomisinin ani bir finansal krizle karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor. Küresel rezerv para birimini ihraç eden ABD’nin son derece geniş ve derin bir tahvil piyasasına sahip olması, ülkeye olağanüstü bir borçlanma kapasitesi sağlıyor.

Ancak borç stoğundaki artış hızının, gelirler ve ekonomik büyüme oranlarıyla kıyaslandığında yüksek seyretmesi ana endişe kaynağını oluşturuyor. Borç miktarı arttıkça hükümet, bütçe açığını finanse etmek ve mevcut borçları çevirebilmek için daha fazla Hazine tahvili ihraç etmek zorunda kalıyor. Yatırımcıların bu tahvilleri satın almak için daha yüksek getiri talep etmesi halinde ise hükümetin borçlanma maliyetleri yükseliyor ve buna bağlı olarak faiz yükü ağırlaşıyor.

Faiz... En endişe verici konu

Mali yıl içinde borç faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması beklenirken, söz konusu kalem beş yıl içinde üç kattan fazla artış gösterdi.

Bu durum mali tablodaki temel sorunu gözler önüne seriyor: Söz konusu bütçe kaynakları yeni projelere veya altyapı yatırımlarına değil, geçmişte biriken borçların maliyetini karşılamaya ayrılıyor.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesiyle birlikte, yeni borçlanmalar ve vadesi gelen borçların yeniden finansmanı daha maliyetli hale geliyor. Bu tablonun ise artan borç stokunun daha yüksek faiz yüküne, bunun genişleyen bütçe açığına ve nihayetinde daha fazla borçlanmaya yol açtığı kısır bir döngüyü tetiklemesinden endişe ediliyor.

Yatırımcılar neden Hazine tahvillerine ilgi duyuyor?

ABD Hazine tahvilleri yalnızca hükümetin borçlanma maliyetini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonominin büyük bir bölümünü doğrudan etkiliyor.

xstryn6
New York’ta Ulusal Borç Saati’nin önünden geçen bir adam, 19 Ağustos 2026 (Reuters)

Özellikle 10 ve 30 yıl vadeli Hazine tahvil getirileri, finansal piyasalardaki borçlanma maliyetleri için temel bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Tahvil getirilerinde yaşanan artış; konut kredisi (mortgage), taşıt kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerinin de yükselmesine yol açıyor.

Bu durum, tırmanan borç stokunun ve yükselen tahvil getirilerinin yalnızca kamu bütçesiyle sınırlı kalmadığını, tüketicilerden şirketlere ve finansal piyasalara kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.

Tahvil getirileri neden şimdi yükseldi?

Borç miktarının 40 trilyon dolara ulaşması, küresel piyasalarda uzun vadeli tahvillerde yaşanan satış dalgasıyla aynı döneme denk geldi

Yatırımcıların artan kamu borç stoku, piyasadaki tahvil arzının yükselmesi, süregelen enflasyon, tırmanan petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasına ilişkin belirsizlikler gibi birden fazla risk faktörünü eş zamanlı olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte ABD 30 yıllık Hazine tahvili getirisi bu hafta yüzde 5,3 seviyesini aşarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Yükselen tahvil getirileri; enflasyon endişeleri, genişleyen kamu borçlanması ve artan risk primi nedeniyle yatırımcıların ABD hükümetine borç vermek için daha yüksek bir getiri talep ettiğine işaret ediyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın müdahalesi tabloyu değiştirir mi?

ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek ve tahvil getirilerindeki sert yükselişi dizginlemek amacıyla uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının tutarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Söz konusu hamle tahvil getirilerinde geçici bir düşüş sağlasa da yükselişin temelinde yatan artan borçlanma ihtiyacı, mali bütçe açığı ve enflasyon endişeleri gibi kök nedenleri ortadan kaldırmıyor. Analistler, temel mali eğilimlerde değişime gidilmediği sürece geri alım operasyonlarının etkisinin kısa vadeli kalabileceğini değerlendiriyor.

ABD’nin borcu kritik noktaya ulaştı mı?

ABD’nin borçlanma kapasitesini koruduğu ve Hazine tahvillerinin küresel finans sisteminde en yaygın kullanılan varlıklar arasında yer almaya devam ettiği belirtiliyor. Ancak borç stokunun; ekonomik büyüme ve kamu gelirlerinden daha hızlı bir tempoda artmayı sürdürmesi halinde risklerin derinleşebileceği ifade ediliyor.

Bu doğrultuda temel riskin tek başına 40 trilyon dolarlık eşik değil, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir konjonktürde ABD ekonomisinin bu borç yükünü gelecekte ne ölçüde taşıyabileceği olduğu vurgulanıyor.

efrgty
ABD Hazine Bakanlığı binası (Reuters)

Özetle, 40 trilyon dolarlık borç seviyesi yalnızca bir rekoru değil, ABD’nin borçlanma maliyetlerinin; ekonomi, finansal piyasalar ve kamu bütçesi üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmeksizin bütçe açığını finanse edebilme kapasitesinin testini temsil ediyor.

Faiz yükü arttıkça, kamu kaynaklarının daha büyük bir kısmı yatırımlar, savunma ve sosyal programlar yerine borç servisine ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla 40 trilyon dolar eşiğinin aşılmasının ardından, borç miktarının ulaştığı seviyeden ziyade, bunun yarattığı ekonomik ve siyasi maliyetler daha zorlu bir hal almadan önce bu tırmanışın ne kadar sürdürülebileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.