Erbil, ABD’nin çekilmesini beklemeden “hava savunmasını” güvence altına alma çabasında

Şarku’l Avsat’a konuşan iki uzman: “Patriot” sistemleri ABD Başkonsolosluğu ile Harir’i koruyor, ancak petrol sahalarını kapsamıyor

24 Temmuz 2026'da Irak Kürdistanı'ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamaların ardından yükselen duman, (AFP)
24 Temmuz 2026'da Irak Kürdistanı'ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamaların ardından yükselen duman, (AFP)
TT

Erbil, ABD’nin çekilmesini beklemeden “hava savunmasını” güvence altına alma çabasında

24 Temmuz 2026'da Irak Kürdistanı'ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamaların ardından yükselen duman, (AFP)
24 Temmuz 2026'da Irak Kürdistanı'ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamaların ardından yükselen duman, (AFP)

Erbil, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi’ni korumak amacıyla hava savunma sistemlerini güvence altına almak için ABD’nin ülkeden tamamen çekilmesinden önce zamana karşı yarışıyor. Ancak bu ekipmanların satın alınması Washington ve Bağdat’la koordinasyonun yanı sıra, daha da önemlisi federal hükümetten finansman sağlanmasını gerektiriyor.

Irak hükümeti ile ABD arasında Eylül 2024’te imzalanan anlaşmaya göre, DEAŞ ile mücadele eden uluslararası koalisyonun (DMUK) çekilmesinden önce, Kürdistan Bölgesi ve diğer bölgelerdeki askeri varlıkların ve ekipmanların kademeli olarak geri çekilmesi öngörülüyor.

Çekilmenin gelecek 30 Eylül’e kadar tamamlanması planlanıyor. Ancak bu tarih, İran’la savaş nedeniyle bölgede ciddi bir istikrarsızlığın yaşandığı ve İran’ın Irak ile bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetlerine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemle örtüşüyor.

Kürt makamları, geçtiğimiz salı günü iki “İran yapımı” insansız hava aracının (İHA) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisini ve Erbil’de istihbarat teşkilatı Parastin’in direktörünün ikametgâhını hedef aldığını açıkladı. Yetkililer saldırıyı “tehlikeli bir gerilim ve Irak’ın egemenliğinin ihlali” olarak nitelendirdi.

Mesrur Barzani, X hesabından yaptığı açıklamada saldırıları “en güçlü ifadelerle” kınadı. Saldırıları “pervasız ve kabul edilemez” olarak nitelendiren Barzani, bunun “tehlikeli bir tırmanış ve Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik ve istikrarına doğrudan tehdit” olduğunu belirtti. Barzani ayrıca bölgenin “hiçbir zaman bölgede devam eden bu savaş ve gerilimlerin tarafı olmadığını” vurguladı.

Federal hükümetin başkanı Ali Zeydi ise geçtiğimiz çarşamba günü saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı ve Irak ile Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik ve istikrarının korunması gerektiğini vurguladı.

 Erbil'deki Harir üssü, Kürdistan Bölgesi (X)
Erbil'deki Harir üssü, Kürdistan Bölgesi (X)

Zamanla yarış

Irak İçişleri Bakanlığı’nın Kürdistan Bölgesi işlerinden sorumlu eski müsteşarı Tümgeneral Muhyiddin Muhammed Yunus, Erbil yönetiminin Washington ve Bağdat’la koordinasyon halinde hava savunma sistemleri temin etmek için zamana karşı yarıştığını belirtti.

Yunus, bunun “acil bir mesele ve zorunlu bir ihtiyaç” olduğunu ifade ederek, özellikle “bölge hükümeti başkanının makamı ile bölgedeki önemli güvenlik merkezine yönelik son saldırının ardından” hava savunmasının öneminin daha da arttığını ifade etti.

ABD’nin çekilme planları kapsamında askeri ekipman ve sistemlerin taşınması, İHA saldırılarının devam ettiği Kürdistan Bölgesi’nde güvenlik denkleminin nasıl şekilleneceğine dair endişeleri artırıyor.

Yunus’un Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, bölgede halihazırda bulunan hava savunma sistemlerinin görevi Erbil’deki diplomatik ve askeri tesisleri, özellikle de ABD Başkonsolosluğu’nu korumakla sınırlı. Buna karşılık Kürdistan Bölgesi’ndeki kritik tesislerin, petrol sahalarının ve genel olarak hava sahasının korunmaya ihtiyacı bulunuyor.

Daha önce yayımlanan haberlerde, füze ve İHA’lara karşı kullanılan Patriot sistemlerinin, ABD’nin geçen temmuz ayının son haftasında başlayan ve halen devam eden çekilme süreciyle birlikte Erbil’deki Harir Askeri Üssü’nde artık bulunmadığı bildirilmişti.

Yerel Kürt medyasının verilerine göre, geçtiğimiz temmuz ayında Irak Kürdistan Bölgesi 88 İHA ve füze saldırısına maruz kaldı. Saldırılarda 10 kişi hayatını kaybederken 15 kişi de yaralandı.

Ancak Kürdistan Bölgesi’ni güvence altına alma çabaları yeni değil.

Kürdistan Bölgesi eski Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Korgeneral Cebbar Yaver, Erbil yönetiminin hava savunma sistemleri edinmek için uzun süredir çaba gösterdiğini, ancak bu hedefin Bağdat’taki federal makamların onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceğini ifade ediyor.

Yaver, “Bu sistemler son derece pahalı. Bölge yönetiminin bütçesi, Irak hükümetinin finansmanı olmadan bunları satın almaya yetmez” diyor.

Kürdistan Bölgesi’nde herhangi bir hava savunma sistemi bulunmuyor. Irak genelinde de entegre bir hava savunma sistemi mevcut değil. Yaver’e göre ülkede yalnızca “Irak’ın tamamındaki hava sahasını korumaya yeterli olmayan küçük çaplı sistemler” bulunuyor.

 Erbil kentindeki Harir Üssü yakınlarında uçan bir ABD helikopteri (Arşiv- Rudaw)
Erbil kentindeki Harir Üssü yakınlarında uçan bir ABD helikopteri (Arşiv- Rudaw)

Sınırlı kapasite

Mevcut hava savunma sistemi, Erbil’deki ABD Başkonsolosluğu ile çevresini, sivil havalimanını, Harir Üssü Havalimanı’nı ve uluslararası koalisyon güçlerinin tesislerini kapsıyor. Ancak Yaver’e göre bu durum, sistemin diğer bölgeleri ve tesisleri koruyabildiği anlamına gelmiyor.

Eski askeri yetkili, “Bu sistemin kapasitesi sınırlı. Bölgedeki İranlı muhalif grupların merkezleri birçok kez hedef alındı ve söz konusu sistem bu saldırıları engelleyemedi” ifadelerini kullanıyor.

Kürdistan Bölgesi de Bağdat’taki federal hükümet gibi füze ve İHA saldırılarına karşı etkili silah ve savunma sistemlerine sahip değil. Her iki tarafın da savaş uçakları, füzeler ve İHA’lar aracılığıyla Irak hava sahasına yönelik ihlalleri erken tespit edebilecek radar sistemlerinden yoksun olduğu belirtiliyor.

Bağdat yönetimi ise kritik tesisleri ve hassas noktaları tehdit eden İHA ve füzelere karşı koyma kapasitesini artırmak amacıyla Türkiye’den 20 hava savunma sistemi satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaşıldığını bildiriyor.

Irak Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Saad Harbiye, geçtiğimiz mayıs ayında yaptığı açıklamada Irak hava sahasının artık “İHA’larla dolu” olduğunu söylemiş ve yeni sistemlerin petrol sahalarını, diplomatik misyonları ve kritik tesisleri hedef alan mühimmatları önlemek amacıyla kullanılacağını belirtmişti.



Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
TT

Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Koalisyon, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) engellenerek imha edildiğini duyurdu. Gelişme, Husilerin bir gün önce Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı balistik füze ile Riyad bölgesine gönderdiği iki İHA'nın engellenerek imha edilmesinin ardından yaşandı.

Avrupa Birliği (AB) ise Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan eylemlerini sert bir dille kınadı. Saldırıları "iğrenç eylemler" olarak nitelendiren AB, Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından yapılan açıklamada, İran da dahil olmak üzere tüm taraflara, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) çok sayıda kararını ihlal eden Husilere yönelik her türlü askeri desteği durdurma çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nda deniz güvenliğinin ve seyrüsefer serbestisinin korunmasının önemine dikkat çekildi. Sivil ve ticari gemileri hedef alan, bölgesel güvenliği ve uluslararası ticareti tehdit eden saldırı ve tehditler kınandı.


Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı
TT

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen hükümetine bağlı güçler, Husilere karşı askeri operasyonlarını genişletti. Babülmendep cephesinde çatışmalar yeniden başlarken, güneydeki Lahic vilayetinde Güney Amalika Tugayları'nın ilerleyişi sürüyor. Sahadaki kaynaklar, aralarında Cebel Sefen ve Karn eş-Şemaye'nin de bulunduğu stratejik noktaların geri alındığını bildirdi. Taiz cephelerinde ise çatışmalar devam ediyor.

Yemen ordusu, son günlerde Husilerin kontrolüne geçen mevzileri geri almak amacıyla Lahic'in kuzeyindeki Mukatira ilçesine takviye birlikler sevk etti. Bu sırada Cevf vilayetinde geri alınan bölgelerde mayın ve patlayıcı düzeneklerin temizlenmesine yönelik çalışmalar da sürüyor.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri, “Yemen Şafağı” (Fecr el-Yemen) operasyonu kapsamında 24 saat içinde 951 hedefe yönelik saldırı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, operasyonlarda Husilerin yaklaşık 332 saha komutanı ve mensubunun etkisiz hale getirildiği, 56 askeri araç ve teçhizatın imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.


Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
TT

Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)

Suriye'nin Kuneytra kırsalındaki birçok bölgede İsrail askerlerinin yerel halka yönelik baskılarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. İsrail askerleri, ana yollara üçten fazla aracın konvoy halinde geçişini yasaklayan ve bu kurala uymayanların hedef alınacağı tehdidini içeren uyarı tabelaları yerleştirdi. Daha önce İsrail güçlerinin bölgeye girmesi, kontrol noktaları kurması, yoldan geçenleri araması ve sivilleri gözaltına alması gibi uygulamalar öne çıkıyordu.

Ana yoldaki araç trafiğinde şimdilik bir değişiklik yaşanmazken, bölge halkı birçok noktadaki uyarı tabelalarını sökerek parçaladı. Ancak bu gelişme, İsrail'in baskılarını artırmasıyla birlikte kasaba ve köylerinden zorla göç ettirilme ihtimaline ilişkin endişeleri daha da artırdı.

Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)

Kuneytra kırsalının orta kesimindeki Medinet es-Selam kentinden yerel bir kaynak Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bölge sakinlerinin İsrail askerleri tarafından pazar günü yerleştirilen uyarı tabelalarını birden fazla noktada parçaladığını bildirdi. Bu noktalardan birinin Batı Samdaniye beldesi olduğu belirtildi.

Tabelalar, Hamidiye, Batı Samdaniye, Resm er-Revadi ve yıkılmış Kuneytra dâhil birçok kasaba ve köyü birbirine bağlayan ana yol üzerine yerleştirildi.

Uyarı tabelalarında, bölge halkının üçten fazla aracın bulunduğu konvoylarla seyahat etmemesi gerektiği belirtilirken, yasağa uymayanlara İsrail ordusunun karşılık vereceği tehdidinde bulunuldu.

Kaynak, söz konusu tabelaların yerleştirilmesinin ardından kasaba ve köyler arasındaki olağan araç trafiğinde herhangi bir değişiklik yaşanmadığını vurguladı. Yolun zaten sakin olduğunu belirten kaynak, uzun araç konvoylarının yalnızca düğün ve nişan gibi özel günlerde, gelin almaya veya gelin götürmeye yönelik geçişlerde görüldüğünü ifade etti.

Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)

Kaynağa göre, İsrail'in halk arasında korku yaratmayı ve yaşam hayatı zorlaştırmayı amaçlayan yeni uygulamaları, bölge sakinlerinin zorunlu göçe maruz kalabileceklerine ilişkin kaygılarını artırdı.

Kaynak, “İşgal güçlerinin ihlalleri daha önce bölgeye girme, kontrol noktaları kurma, arama yapma ve topraklara el koymayı kapsıyordu. Şimdi ise uyarı tabelaları ve halka yönelik tehditler eklendi. İnsanlar, önümüzdeki günlerde durumun daha da kötüleşebileceği endişesini taşıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak, Kuneytra kırsalındaki halkın ortak görüşünün, yaşananların artık kabul edilemez boyutlara ulaştığı yönünde olduğunu belirterek, “Herkes şu soruyu soruyor: Hükümet, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler, İsrail'in yaptıkları karşısında nerede?”

Bölge sakinlerinin, savaşa yol açabilecek girişimlerde bulunarak yeni Suriye yönetimini zor durumda bırakmak istemediğini kaydeden kaynak, özellikle ülkenin güneyindeki Dera ilinde halka itidal çağrısı yapıldığını söyledi. Yetkililerin, sorunun hükümetin sürdürdüğü yoğun diplomatik girişimlerle çözülmesi gerektiğini anlattığını ifade etti.

Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)
Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)

Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki hatta da İsrail askerlerinin bölge halkına benzer uyarılarda bulunduğu bildirildi.

Şeyh Dağı eteklerinde bulunan ve nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Hader beldesinden yerel bir kaynak, İsrail askerlerinin halkı, beldenin kuzeyindeki “İstiraha” ile “Kurs en-Nefel” arasındaki bölgede saat 18.00'den sonra bulunmamaları konusunda uyardığını söyledi. Bölgede İsrail ordusuna ait bir askerî noktanın da bulunduğu belirtildi.

Kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, uyarının muhtemelen İsrail askerî noktasına yönelik olası saldırı endişesinden kaynaklandığını öne sürdü. Söz konusu bölgede motosiklet trafiğinin genellikle yoğun olduğunu da ifade etti.

İsrail ordusunun, Beşşar Esed yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin hemen ardından Golan Tepeleri'nin Suriye tarafındaki tampon bölgeye girdiği ve bölgenin geniş kesimlerine yayıldığı biliniyor. Bu adım, 1974 yılında imzalanan Ateşkes Anlaşması'nın açık ihlali olarak değerlendiriliyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, cumartesi günü 22. Manama Diyaloğu Konferansı kapsamında düzenlenen bölgesel güvenliğin temel unsurlarına ilişkin oturumda yaptığı konuşmada, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarına dikkat çekti.

Şeybani, “Topraklarımız iki yıldan kısa bir süre içinde binden fazla İsrail saldırısına maruz kaldı ve bu saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Suriye'nin egemenliği her gün ihlal edilirken ve hedef alınırken, sınırların kontrol altına alınması ve silahların sınırlandırılması talebi nasıl tutarlı olabilir?” dedi.

Şeybani, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını kınayarak, 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara dönülmesi ve 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın yeniden uygulanması çağrısını yineledi.