Suudi Arabistan ve Fransa arasında bölgesel meselelerde mutabakat ve ortaklık stratejisini hayata geçirme kararları

Paris, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı Elysee Sarayı ve Les Invalides’de ağırladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa arasında bölgesel meselelerde mutabakat ve ortaklık stratejisini hayata geçirme kararları

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki özel ilişkiyi vurgulamaya ihtiyaç varsa, Macron’un konuğuna hazırladığı sıcak karşılama, 2017’de Fransa Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaretle başlayan ilişkilerin güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor. O tarihten bu yana iki lider arasındaki görüşmeler düzenli şekilde devam etti.

Macron dün Paris’teki Elysee Sarayı’nda, Fransa’ya devlet ziyareti gerçekleştiren Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı kabul etti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman dün Paris’teki Les Invalides’i de ziyaret etti. Muhammed bin Selman’ın konvoyunun Onur Avlusu’na ulaşmasının ardından resmi karşılama töreni düzenlenirken, Veliaht Prens’i Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu karşıladı.

axs
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Les Invalides’i ziyarete giderken konvoyuna motosikletler eşlik etti. (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti dolayısıyla Fransız Cumhuriyet Muhafızları’na bağlı süvari birlikleri ile gösteri motosikletlerinden oluşan ekip kendisine eşlik ederek karşılama törenine katıldı. Törende daha sonra Suudi Arabistan’ın kraliyet marşı ile Fransa’nın ulusal marşı çalındı.

Muhammed bin Selman dün akşam Elysee Sarayı’nda düzenlenen devlet yemeğine katıldı. Veliaht Prens’i saraya gelişinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron karşıladı.

Bölgesel dosyalar konusunda anlaşma

Ziyaret, gerek İran dosyası gerekse Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Kızıldeniz ve Yemen’deki gelişmeler açısından bölgedeki gerilimin son derece yüksek olduğu bir döneme denk geliyor. Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları, İran konusunda ‘hiç kimsenin bu durumdan nasıl çıkılacağına ilişkin bir öngörüsünün bulunmadığını’ belirtiyor. Söz konusu başlıkların tamamı yalnızca bölge açısından değil, dünya genelinde de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin büyük ölçüde aksaması ile Babu’l Mendeb ve Kızıldeniz’e yönelik tehditler, küresel deniz taşımacılığı açısından önemli endişelere yol açıyor.

csdfvghyj
 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Elysee Sarayı’nda (SPA)

Fransız kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Paris’in ‘bölgesel meselelerle başa çıkabilmek için Riyad’la iş birliğine büyük önem verdiğini’ belirtti. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, Fransa ve Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde, İsrail’in yerleşim politikalarının neredeyse ortadan kaldırma noktasına getirdiği ‘iki devletli çözümü’ yeniden canlandırmak amacıyla ortaklaşa yürüttüğü girişim oldu.

Körfez’den Akdeniz kıyılarına uzanan Ortadoğu tablosu, yakın geleceğe ilişkin beklentiler açısından dahi belirsizliğin hâkim olduğunu gösterirken, Suudi Arabistan’ın başlattığı iki temel girişim öne çıkıyor. Bunların ilki, Pakistan ve Türkiye ile ortak savunma anlaşmasının imzalanması, ikincisi ise Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’nda güvenli seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almak amacıyla deniz ittifakı kurulması.

Fransız değerlendirmesine göre bu iki girişim, bölgede ‘yeni dengelerin oluşturulması’ çerçevesinde değerlendiriliyor. Enerji krizinin derinleşmesi de şüphesiz Paris başta olmak üzere uluslararası başkentleri güvenilir enerji kaynakları arayışına itiyor. Suudi Arabistan ise petrol piyasasındaki konumu sayesinde bu arayışta güvenli bir liman olarak öne çıkıyor.

scdfvg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisi için düzenlediği akşam yemeğine katılmak üzere Elysee Sarayı’na vardığında (AFP)

Bu, Elysee Sarayı tarafından ziyaretle ilgili olarak İngilizce yayımlanan 12 maddelik ortak bildiride yer aldı. Bildirinin ilk maddesinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Macron, iki ülke arasında artık ‘stratejik ortaklık’ düzeyine ulaşan ilişkileri geliştirme konusundaki ‘kararlılıklarını’ teyit etti. Liderler ayrıca, 1926’da başlayan siyasi ilişkilerin tesis edilmesinin 100. yıl dönümü vesilesiyle iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘tarihsel derinliğine’ dikkat çekti.

sdvfbrt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Les Invalides’e varışının ardından Suudi Arabistan kraliyet marşı ve Fransa ulusal marşının çalındığı an (SPA)

Aynı çerçevede taraflar, ortaklık anlaşmasının ‘iki ülke arasındaki dostluk, güven ve karşılıklı saygıya yeni bir ivme kazandırmasını, ortak çıkarlarına ve dünyanın yanı sıra Ortadoğu’nun karşı karşıya bulunduğu sorunlara yanıt vermesini’ sağlayacağı yönündeki ‘ortak hedeflerini’ dile getirdi. Bu nedenle ziyaretin Riyad ile Paris arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açtığı söylenebilir.

Bu yaklaşımın bir yansıması olarak iki taraf, Ortaklık Konseyi toplantısı vesilesiyle ‘tüm alanlarda iş birliği bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan’ yeni girişimler başlattı.

Bölgesel krizler

Bölgedeki krizler konusunda ise taraflar, ‘devletlerin egemenliği, uluslararası hukuka saygı, çatışmalar ve güvenlik tehditlerine siyasi ve diplomatik çözümler bulunması’ temelinde Ortadoğu’da istikrarın sağlanmasına yönelik ‘ortak vizyonlarını’ yineledi.

Bu ilke İran konusunda da geçerliliğini koruyor. Taraflar, ‘daha fazla tırmanmanın önüne geçmek ve bölgesel güvenliği sağlamak için müzakere edilmiş bir çözüme ulaşılması gerektiğini’ vurgularken, İran’ın nükleer programının barışçıl niteliğini güvence altına alacak diplomatik çözüme yönelik uzun süredir devam eden güçlü bağlılıklarını da yineledi. Ayrıca İran’a, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam iş birliğine yeniden başlaması çağrısında bulundu.

Buna karşılık ortak bildiride, Hürmüz Boğazı’ndaki saldırılar ile su yollarının bombalanmasına yönelik tehditler kınandı. Bildiride ayrıca, deniz ulaşımının herhangi bir ücret veya kısıtlama olmaksızın serbestçe yapılmasının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Bu tutumun uluslararası toplumun ortak görüşünü yansıttığı belirtildi.

Filistin meselesinde ise bildiri, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, anlaşmanın uygulanması ve kalıcı bir ateşkes için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Taraflar ayrıca İsrail’in planları karşısında ‘Filistin topraklarının bütünlüğünün korunmasının’ önemine dikkat çekti; yerleşim politikasına ve yerleşimci şiddetine son verilmesi gerektiğini belirtti ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik New York gündemine bağlılıklarını yineledi.

fvgthyj
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Les Invalides’de Fransız hükümetinin bakanları ve üst düzey yetkilileriyle el sıkıştı. (SPA)

Lübnan dosyasına ilişkin olarak ise bildiride, Paris ve Riyad’ın ‘Lübnan’daki anlaşmazlığa nihai bir çözüm bulunması yönündeki çabalarını yoğunlaştırma’ konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çözümün Lübnan devletinin ve kurumlarının güçlendirilmesini, ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunmasını ve cumhurbaşkanı ile hükümetin attığı adımların desteklenmesini kapsaması gerektiği vurgulandı.

Paris’in 17 Eylül’de askeri bir toplantı düzenlenmesi çağrısında bulunduğu bir dönemde yayımlanan bildiride, ‘iki tarafın Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ni destekleme taahhüdü’ ifade edildi. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının tamamen uygulanması ve ‘devlet dışı tüm silahlı grupların silahsızlandırılması sürecinin başarıyla tamamlanması’ gerektiği belirtildi. Taraflar ayrıca İsrail’in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

XS
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına eş başkanlık etti. (SPA)

Yemen konusunda ise ‘Fransız tarafı, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve Krallığa yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini’ belirtti. Ayrıca Yemen Başkanlık Konseyi’ne ve BM’nin çabalarına verilen destek yeniden teyit edildi.

Sudan konusunda bildiride krizin sona erdirilmesi ve dış müdahalenin durdurulması çağrısı yapıldı. Taraflar ayrıca ‘Suriye’nin birliği, istikrarı ve yeniden toparlanmasına bağlılıklarını’ teyit ederken, Suudi Arabistan-Suriye-Fransa İş Konseyi’nin kurulmasını memnuniyetle karşıladı.

Savunma iş birliğinin güçlendirilmesi

Beklendiği üzere taraflar, savunma alanındaki iş birliğini sürdürme ve eğitim ile silahlanma alanlarında bu iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldı. İki ülke ayrıca ekonomik ve ticari ilişkilerinin güçlü niteliğine dikkat çekti.

Dünya genelinde endişe yaratan enerji dosyasına ilişkin olarak ise ‘küresel enerji piyasalarının istikrarının, arz güvenliğinin ve deniz ulaşım yollarının korunmasının önemini’ vurgulayan taraflar, Suudi Arabistan’ın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini güçlendirme yönündeki rolü ve çabalarını takdir etti. Taraflar ayrıca petrol, petrokimya ve sürdürülebilir elektrik üretimi gibi alanlarda stratejik iş birliğini geliştirme konusunda anlaşmaya vardı.

Beklendiği üzere bildiride, ‘iki ülkenin finans, sigorta ve finansman kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin ve ekonomik ilişkiler ile karşılıklı yatırımların artırılmasının önemine’ de vurgu yapıldı.

Fransa’nın özellikle enerji, su yönetimi, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde Suudi Arabistan’da önemli bir yatırımcı konumuna gelmesi nedeniyle iki ülke, ekonomik ilişkilerini ve karşılıklı yatırımlarını daha da geliştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu kapsamda, Qiddiya Yatırım Şirketi’nin Fransa’daki Ile-de-France bölgesinin Cergy-Pontoise kentinde üç eğlence tesisi kurulmasını öngören projesine özellikle dikkat çekildi. Projenin toplam yatırım tutarının 6 milyar euroya ulaşması bekleniyor.

hyt6ku
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, anlaşmaların imzalanması töreninde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile el sıkışırken (SPA)

Bildiride, el-Ula konusunda Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ortaklığın 2035 yılına kadar uzatılmasına karar verildiği belirtildi. Ayrıca iki ülke arasındaki iş birliğinin ulaştığı olgunluğu yansıtacak ve el-Ula’nın 21. yüzyılın önde gelen kültürel ve tarihi miras destinasyonlarından biri olarak sunduğu fırsatlara dayanan gelişmiş bir çerçeve oluşturulması konusunda çalışma yürütüleceği kaydedildi.

Taraflar ayrıca ‘kültür, gençlik ve spor alanlarında iş birliği ve ortaklıklarını sürdürme taahhütlerini’ yineledi ve iki ülke arasında ortak program ve faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda mutabık kaldı. Fransa’nın Riyad’da düzenlenecek uluslararası sergiye katılımını da memnuniyetle karşılayan taraflar, Suudi Arabistan açısından ‘tarihi bir etkinlik’ niteliğindeki bu organizasyonun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası haline getirilmesi ve her iki taraftan ilgili kurumların sürece dahil edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.



Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
TT

Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)

Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasına Körfez ülkeleri ve İslam dünyasından art arda kınama açıklamaları geldi. Açıklamalarda, İslam’ın kutsal mekânlarına yönelik saldırıların bu mekânların dokunulmazlığını ihlal ettiği ve sivillerin güvenliğini tehdit ettiği vurgulanırken, saldırıların durdurulması için uluslararası topluma kararlı tutum alma çağrısı yapıldı.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Mekke’nin bu saldırıların oluşturduğu risklere maruz bırakılmasının son derece tehlikeli bir eylem olduğunu ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini belirten el-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. El-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında tek bir saf hâlinde durduğunu ve ülkenin topraklarını korumak, vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediğini ifade etti.

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi Din İşleri Başkanı, aynı zamanda Mescid-i Haram İmamı ve Hatibi olan Şeyh Dr. Abdurrahman es-Südeys de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almaya devam etmesini kınadı. Südeys, saldırıların tekrarlanmasının, Husilerin saldırgan tutumunu ve iki kutsal mescidin dokunulmazlığına ve Müslümanlar nezdindeki konumuna yönelik kayıtsızlığını ortaya koyduğunu belirtti.

Kutsal mekânların, sivillerin ve tesislerin hedef alınmasının dinen haram, insani açıdan ise kınanması gereken bir suç olduğunu vurgulayan Südeys, bu saldırıların uluslararası sözleşmelere ve teamüllere de aykırı olduğunu kaydetti. Südeys ayrıca, Suudi Arabistan’ın iki kutsal mescidi korumak, güvenliklerini sağlamak ve ziyaretçilerin emniyetini temin etmek için yürüttüğü çalışmaları takdir etti.

Dünya İslam Birliği de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasını sert bir dille kınadı. Birlik, saldırılar sırasında füzelerin bazı parçalarının ve hava savunma müdahaleleri sonucu oluşan şarapnellerin Mekke bölgesi ile Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara düştüğünü bildirdi.

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Dr. Muhammed bin Abdülkerim el-İsa, kutsal mekânların hedef alınmasının 2 milyardan fazla Müslümanın duygularını ciddi biçimde provoke ettiğini, dinî değerlere ve insani ilkelere aykırı olduğunu ifade etti. El-İsa, Suudi Arabistan’ın saldırıları caydırmak, kutsal mekânların dokunulmazlığını korumak ve sivillerin hayatını güvence altına almak amacıyla aldığı tedbirlere tam destek verdiklerini yineledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed de Husilerin Mekke ve Medine’nin yanı sıra Taif ve Cidde vilayetlerine yönelik saldırılarını kınadı. Saldırıların sürmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan eş-Şeyh Ahmed, İslam ülkelerine Husileri caydırmak ve bu uygulamalara son vermek amacıyla ortak hareket etme ve kararlı bir tutum sergileme çağrısında bulundu.

Eş-Şeyh Ahmed, teşkilatın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tüm tedbirleri desteklediğini belirtti. İslam’ın kutsal mekânlarının dokunulmazlığının ihlal edilmesinin bütün İslam ümmetine yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurgulayan eş-Şeyh Ahmed, sorumluların hesap vermesini sağlamak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

Öte yandan, iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından füze parçalarının Mekke bölgesindeki Vadi el-Muğammas’a düştüğü, önleme operasyonları sırasında oluşan şarapnel parçalarının da Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara isabet ettiği bildirildi.


Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi
TT

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, pazar gününden itibaren operasyonların kısmen yeniden başlayacağını duyurdu. Bu kapsamda, 1 numaralı terminalin iç hat uçuşlarına, 2 numaralı terminalin ise ulusal hava yolu şirketlerinin uluslararası uçuşlarına tahsis edildiği belirtildi.

Havalimanı yönetimi, kesinleşmiş rezervasyonu bulunan yolculara, havalimanına gitmeden önce rezervasyon ve uçuş durumlarını teyit etmek için hava yolu şirketleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Riyad Havalimanı’ndaki uçuşlar, son dönemde havalimanı çevresini hedef alan Husilere ait terör saldırılarının ardından tesislerin güvenliğini doğrulamaya yönelik gerekli işlemlerin tamamlanması amacıyla askıya alınmıştı.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husilerin Mekke ve Medine yönüne fırlattığı iki balistik füzenin havada önlenmesi sırasında düşen şarapnel parçalarının yere düştüğünü bildirdi.

Öte yandan, Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin Suudi Arabistan’ın batısındaki Taif ve Yanbu kentlerine doğru fırlattığı iki balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon ayrıca Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan iki balistik füze ile Riyad’ı hedef alan bir başka füzenin de imha edildiğini duyurdu.

Sahadaki gelişmelerde ise Yemen’in Taiz kentinin cephe hatlarında Husilerin saldırıları, yoğun bombardımana, kuşatmaya ve aralıksız takviyelere rağmen sert direnişle karşılaştı. Hükümete bağlı güçler karşı saldırılarını yoğunlaştırırken savaş uçakları da vilayetin kırsal kesimlerindeki ve kuşatma altındaki kentin çevresindeki Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırdı.


İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.