Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Yeni düzeni şekillendirmek için egemenlik ve bağımsızlık

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Hattar Ebu Diyab

Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un daveti üzerine, diplomatik ziyaretlerin en üst ve en prestijli seviyesi olan resmi ziyaret kapsamında 23-24 Ağustos tarihlerinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı ağırladı.

Hassas bir bölgesel ve uluslararası dönemde, zirvede özellikle Arap Körfez bölgesi ve Ortadoğu'daki güncel konular ve jeopolitik çatışmalar ele alındı. Üst düzey görüşmeler, ikili ilişkilerde niteliksel bir sıçrama ve iki taraf arasında istikrarlı bir stratejik yakınlaşma ile sonuçlandı.

Çağdaşlık ve süreklilik

Riyad ve Paris, 1926'da diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana iş birliklerinin kapsamını genişletmek için çalıştı. Köklü güven düzeyi ve ortaklıklarının gelişmesi ve çeşitlenmesi, bu sürekliliği açıkça ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Paris ziyaretine Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte katıldığı E-spor Dünya Kupası finali ile başladı. Etkinlik ilk kez Suudi Arabistan dışında düzenleniyor ve bu da, Krallığın 2030 Vizyonu kapsamındaki “yumuşak güç” stratejisini yansıtıyor.

Veliaht Prens, ziyaretine 1986'da Riyad Sergisi'ne ev sahipliği yapan aynı mekân olan Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası finaline katılarak başladı. Kırk yıl sonra, babası Kral Selman'ın izinden giderek aynı mekâna geri döndü ve Krallığın yumuşak güç başarılarını daha da pekiştirdi

Etkinlik, Fransa’nın başkentinin kalbindeki tarihi Grand Palais'de düzenlendi. “Riyad: Dün ve Bugün” sergisi daha önce aynı mekânda 1986 yılında, o zaman Riyad Valisi olan Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz ile dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın katılımıyla düzenlenmişti.

tbtrbt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası'nın kapanış törenine katıldı, 23 Ağustos 2026 (AFP)

Bahsedilen serginin büyük başarısı nedeniyle, Krallığın tüm bölgelerinin mirasını ve kültürünü kapsayacak şekilde adı “Krallık: Dün ve Bugün” olarak değiştirildi. Böylece, kırk yıl sonra, Prens Muhammed bin Selman, babasının izinden giderek, Suudi Arabistan'ın “yumuşak gücünün” başarılarını pekiştirmek ve Paris ile Riyad arasındaki ilişkide çağdaşlık ve süreklilik arasındaki bağı vurgulamak için aynı mekâna geri döndü.

Stratejik ortaklığın güçlendirilmesi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı arasında çok sayıda görüşme ve zirveye tanık olmuş ve bu da aralarındaki bağların güçlenmesini sağlamıştır. Suudi Arabistan ve Fransa, dış politikada karar alma süreçlerinde ve uluslararası ilişkilerin yönetiminde tam egemenlik ve bağımsızlığı korumaya dayalı net bir stratejik pozisyonu benimsiyor. Bu nedenle, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri, Avrupa ve Akdeniz'in kilit güçlerinden biri olan Fransa ile İslam ve Arap dünyasında önde gelen bir role sahip etkili bir uluslararası oyuncu olan Suudi Arabistan arasındaki etkileşim doğaldır. Bu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlık, her iki tarafın da bölgesel ve uluslararası karar alma süreçlerine katkıda bulunmasına olanak tanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı'nın 2024 yılının sonunda Riyad'ı ziyareti sırasında kurulan Fransa-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi'nin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Elysee Zirvesi'nde, iki lider jeopolitik krizleri, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Fransa'nın 2030 Planı'nın sunduğu fırsatlardan yararlanarak ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür ve miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma, güvenlik gibi alanlarda ikili ekonomik ortaklıkların geliştirilmesini ele aldılar.

Ortak bildiri, önemli krizler konusunda yakın koordinasyonu yansıttı: Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırıları kınamak, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılmasını talep etmek, Hamas'ın silahsızlandırılması anlaşmasını memnuniyetle karşılamak ve Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hakkını savunmak

İran'dan Lübnan'a, enerji ve savunmayı da kapsayan alanlarda Paris, Prens Muhammed bin Selman'ı Ortadoğu'da kilit bir figür olarak görüyor, bölgedeki etkisini sürdürmeyi ve Riyad ile özel, çok yönlü bir ilişki kurmayı amaçlıyor.

Böylece, Prens Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Macron, 2023 ve 2026 yılları arasındaki savaşlar serisinden sonra yeni bölgesel düzeni şekillendirmede temel taşı olması amaçlanan gerçek bir stratejik ortaklığın yeni bir aşamasını başlattılar.

Jeopolitik zorluklar ve gelişmeler

Bölgedeki ciddi jeopolitik zorluklara karşı Paris görüşmeleri, önemli bölgesel krizler konusunda yakın koordinasyonla sonuçlandı. Bu, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadığı ve İran nükleer sorununa diplomatik bir çözüm bulma taahhüdünü ifade ettiği kapsamlı ortak bildiriyle somutlaştı.

Lübnan meselesinde ise iki taraf, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesinin ve Lübnan devletine bağlı olmayan tüm örgütlerin silahsızlandırılmasının tamamlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Her iki taraf da Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmanın duyurulmasını memnuniyetle karşıladı ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkını baltalama girişimlerini bir kez daha kesin bir şekilde reddetti.

İki taraf da Yemen Liderlik Konseyi'ne ve BM'nin çabalarına desteklerini yineledi ve Sudan'daki krizi sona erdirmeye, yabancı müdahaleyi durdurmaya yönelik çabaları yoğunlaştırmanın önemini vurguladı. Ayrıca Suriye'nin birliğine, istikrarına ve ekonomik iyileşmesine olan bağlılıklarını da yineledi.

dfvrgbthy
Paris'teki Elysee Sarayı'nda iki ülke arasında imzalanan ticaret anlaşmasının ardından, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan Al-Suud ve Fransa Ekonomi Bakanı, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Görüşlerdeki yakınlaşma, Suudi Arabistan ve Fransa'nın iki devletli çözümü yeniden canlandırmak için BM'ye sunduğu ortak girişim gibi pratik düzeyde de yansıma buluyor. Paris, bölgedeki belirsizliği, Suudi Arabistan'ın başlattığı iki büyük girişimin ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor. Bunlar Pakistan ve Türkiye ile imzalanan Mekke Savunma Anlaşması ile Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için kurulan deniz koalisyonudur.

Riyad, insansız hava aracı saldırılarını püskürten Fransız Thales Grubu’na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ediyor. Paris ise Mekke Savunma Anlaşması ve Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor

Fransa-Suudi Arabistan savunma iş birliğinin, Riyad'a ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri ve savunma silahlarını sağlayacağına şüphe yok.

 Konuyla ilgili bilgi sahibi bir Fransız kaynak, Riyad'ın, Krallığı hedef alan insansız hava aracı saldırılarını püskürtmede hayati rol oynayan Fransız Thales Grubu'na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ettiğini açıkladı.

Enerji güvenliği konusunda ise ortak açıklamada, petrol ve petrokimya sektörlerinde stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda Paris, Krallığın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini destekleme çabalarını övdü.

İkili ortaklığın kültür ve eğlence boyutu

Prens Muhammed bin Selman'ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan'ın yumuşak gücünü pekiştirdi ve gençler için geleceğin önünü açtı. Şüphesiz ki, e-spor da dahil olmak üzere tüm sporlar, kültür, spor, turizm ve eğlencenin tüm yönlerini kapsayan bir gelecek vizyonu için temel bir yapı taşıdır.

İki ülke arasındaki yeni yakınlaşma alanları, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 çerçevesinde geçirdiği dönüşüme ve Fransa'nın enerji, altyapı, kültür, inovasyon, yapay zeka, eğitim ve yaratıcı endüstriler gibi sektörlerdeki güçlü yönlerine dayanıyor.

Bu bağlamda, ortak açıklamada kültürel konulara da yer verildi. El-Ula'nın 21. yüzyılda önemli bir kültür ve miras merkezi olarak sunduğu fırsatlar göz önünde bulundurularak, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığının 2035 yılına kadar uzatılması kararı alındı.

Her iki taraf da Suudi Arabistan için tarihi bir olay olan Riyad Expo'ya Fransa'nın katılımını memnuniyetle karşıladı ve Expo'nun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olması konusunda mutabık kaldı.

Eğlence alanında ise iki ülke, özellikle Île-de-France bölgesindeki Cergy-Pontoise'da üç eğlence tesisinin geliştirilmesini içeren ve toplamda 6 milyar Euro'ya ulaşan Suudi yatırımlarını kapsayan Qiddiya Yatırım Şirketi projesi başta olmak üzere, ekonomik bağlarını ve karşılıklı yatırımlarını güçlendirme konusunda anlaştı.

cdvfgt
Suudi Arabistan Spor Bakanı Prens Abdulaziz bin Türki el-Faysal ve Fransa Spor Bakanı Marina Ferrari, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenecek E-spor Dünya Kupası finali öncesinde bir spor iş birliği anlaşması imzaladı, 23 Ağustos 2026 (Reuters)

Daha önce, Île-de-France Bölgesi Başkanı Valérie Pécresse, popüler Japon manga serisi “Dragon Ball”dan esinlenen bir tema parkı projesi üzerinde 18 aydır çalıştığını duyurmuştu. Pécresse, “Bu, Île-de-France'ın turizm destinasyonu olarak çekiciliğini önemli ölçüde artıracak Disney büyüklüğünde bir proje” diye de eklemişti. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan'ın “dünyanın önde gelen turizm destinasyonu” olan Fransa'ya duyduğu güven için Veliaht Prense teşekkürlerini ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti, çok güçlü ikili Fransa-Suudi Arabistan ortaklığından, kriz zamanlarında güçlendirilen kapsamlı bir stratejik ortaklığa geçişi vurguladı. İki taraf, yüzyılı aşkın süredir gelişen tarihi derin bir ilişki sayesinde yapıcı mutabakatlara vardı. Saygı, bağımsızlık, istikrar ve kalkınmaya yönelik çalışma ve uluslararası hukuka saygı temelinde müreffeh bir geleceğe umutla bakıyorlar.



Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
TT

Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)

Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasına Körfez ülkeleri ve İslam dünyasından art arda kınama açıklamaları geldi. Açıklamalarda, İslam’ın kutsal mekânlarına yönelik saldırıların bu mekânların dokunulmazlığını ihlal ettiği ve sivillerin güvenliğini tehdit ettiği vurgulanırken, saldırıların durdurulması için uluslararası topluma kararlı tutum alma çağrısı yapıldı.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Mekke’nin bu saldırıların oluşturduğu risklere maruz bırakılmasının son derece tehlikeli bir eylem olduğunu ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini belirten el-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. El-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında tek bir saf hâlinde durduğunu ve ülkenin topraklarını korumak, vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediğini ifade etti.

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi Din İşleri Başkanı, aynı zamanda Mescid-i Haram İmamı ve Hatibi olan Şeyh Dr. Abdurrahman es-Südeys de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almaya devam etmesini kınadı. Südeys, saldırıların tekrarlanmasının, Husilerin saldırgan tutumunu ve iki kutsal mescidin dokunulmazlığına ve Müslümanlar nezdindeki konumuna yönelik kayıtsızlığını ortaya koyduğunu belirtti.

Kutsal mekânların, sivillerin ve tesislerin hedef alınmasının dinen haram, insani açıdan ise kınanması gereken bir suç olduğunu vurgulayan Südeys, bu saldırıların uluslararası sözleşmelere ve teamüllere de aykırı olduğunu kaydetti. Südeys ayrıca, Suudi Arabistan’ın iki kutsal mescidi korumak, güvenliklerini sağlamak ve ziyaretçilerin emniyetini temin etmek için yürüttüğü çalışmaları takdir etti.

Dünya İslam Birliği de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasını sert bir dille kınadı. Birlik, saldırılar sırasında füzelerin bazı parçalarının ve hava savunma müdahaleleri sonucu oluşan şarapnellerin Mekke bölgesi ile Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara düştüğünü bildirdi.

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Dr. Muhammed bin Abdülkerim el-İsa, kutsal mekânların hedef alınmasının 2 milyardan fazla Müslümanın duygularını ciddi biçimde provoke ettiğini, dinî değerlere ve insani ilkelere aykırı olduğunu ifade etti. El-İsa, Suudi Arabistan’ın saldırıları caydırmak, kutsal mekânların dokunulmazlığını korumak ve sivillerin hayatını güvence altına almak amacıyla aldığı tedbirlere tam destek verdiklerini yineledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed de Husilerin Mekke ve Medine’nin yanı sıra Taif ve Cidde vilayetlerine yönelik saldırılarını kınadı. Saldırıların sürmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan eş-Şeyh Ahmed, İslam ülkelerine Husileri caydırmak ve bu uygulamalara son vermek amacıyla ortak hareket etme ve kararlı bir tutum sergileme çağrısında bulundu.

Eş-Şeyh Ahmed, teşkilatın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tüm tedbirleri desteklediğini belirtti. İslam’ın kutsal mekânlarının dokunulmazlığının ihlal edilmesinin bütün İslam ümmetine yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurgulayan eş-Şeyh Ahmed, sorumluların hesap vermesini sağlamak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

Öte yandan, iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından füze parçalarının Mekke bölgesindeki Vadi el-Muğammas’a düştüğü, önleme operasyonları sırasında oluşan şarapnel parçalarının da Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara isabet ettiği bildirildi.


Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi
TT

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, pazar gününden itibaren operasyonların kısmen yeniden başlayacağını duyurdu. Bu kapsamda, 1 numaralı terminalin iç hat uçuşlarına, 2 numaralı terminalin ise ulusal hava yolu şirketlerinin uluslararası uçuşlarına tahsis edildiği belirtildi.

Havalimanı yönetimi, kesinleşmiş rezervasyonu bulunan yolculara, havalimanına gitmeden önce rezervasyon ve uçuş durumlarını teyit etmek için hava yolu şirketleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Riyad Havalimanı’ndaki uçuşlar, son dönemde havalimanı çevresini hedef alan Husilere ait terör saldırılarının ardından tesislerin güvenliğini doğrulamaya yönelik gerekli işlemlerin tamamlanması amacıyla askıya alınmıştı.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husilerin Mekke ve Medine yönüne fırlattığı iki balistik füzenin havada önlenmesi sırasında düşen şarapnel parçalarının yere düştüğünü bildirdi.

Öte yandan, Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin Suudi Arabistan’ın batısındaki Taif ve Yanbu kentlerine doğru fırlattığı iki balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon ayrıca Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan iki balistik füze ile Riyad’ı hedef alan bir başka füzenin de imha edildiğini duyurdu.

Sahadaki gelişmelerde ise Yemen’in Taiz kentinin cephe hatlarında Husilerin saldırıları, yoğun bombardımana, kuşatmaya ve aralıksız takviyelere rağmen sert direnişle karşılaştı. Hükümete bağlı güçler karşı saldırılarını yoğunlaştırırken savaş uçakları da vilayetin kırsal kesimlerindeki ve kuşatma altındaki kentin çevresindeki Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırdı.


İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.