“Mekke İttifakı” yeni üyelere kapı aralıyor: Savunma iş birliğini genişletmek için yol haritasıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313056-%E2%80%9Cmekke-i%CC%87ttifak%C4%B1%E2%80%9D-yeni-%C3%BCyelere-kap%C4%B1-aral%C4%B1yor-savunma-i%C5%9F-birli%C4%9Fini-geni%C5%9Fletmek-i%C3%A7in
“Mekke İttifakı” yeni üyelere kapı aralıyor: Savunma iş birliğini genişletmek için yol haritası
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, bugün İstanbul’da gerçekleştirecekleri toplantı öncesinde toplu fotoğraf çektirdi. (AFP)
“Mekke İttifakı” yeni üyelere kapı aralıyor: Savunma iş birliğini genişletmek için yol haritası
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, bugün İstanbul’da gerçekleştirecekleri toplantı öncesinde toplu fotoğraf çektirdi. (AFP)
İstanbul’da bugün, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılımıyla, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejik Komitesi’nin ilk toplantısı başladı. Toplantıda konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmanın “Mekke İttifakı” olarak adlandırılması konusunda mutabakata varıldığını açıklarken, belirli şartlar çerçevesinde başka ülkelerin de ittifaka katılabileceğini söyledi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)
Fidan, toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında, üç ülkenin başka ülkelerin ittifaka katılımına ilişkin bir “yol haritası” hazırladığını belirterek, yeni ülkelerin katılımının “kendi belirledikleri şartlar doğrultusunda mümkün olduğunu” ifade etti.
“Mekke İttifakı”nın başka ülkelerin katılımına açık olma ilkesi üzerine kurulduğunu belirten Fidan, ittifakın “savunma temelli” olduğunu ve “NATO’yu tamamlayıcı nitelik taşıdığını” vurguladı.
Türkiye Dışişleri Bakanı, anlaşmayı “tarihi bir adım” olarak nitelendirerek, katılımcı ülkelerin bölgede bir güvenlik yapısı oluşturulması için somut adımlar attığını söyledi. Fidan, bölgede barışın tesis edilmesi için ülkelerin birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
İstanbul’da Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının toplantısından, (AFP)
Toplantı, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta Mekke’de düzenlenen “Mekke Ortak Savunma Zirvesi” sırasında imzaladığı “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın hayata geçirilmesi kapsamında gerçekleştiriliyor. Zirveye Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif katılmıştı.
İstanbul’daki toplantıya Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdülaziz ve Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah’ın yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, üç ülkenin genelkurmay başkanları ile savunma ve güvenlik konularından sorumlu üst düzey yetkililer katılıyor.
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Türkiye Dışişleri Bakanı arasında kısa bir sohbet (AP)
Toplantıda uluslararası güvenlik meseleleri, savunma kapasitesinin geliştirilmesi ve üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki operasyonel entegrasyonun güçlendirilmesinin yanı sıra ortak üretim, araştırma ve geliştirme faaliyetleri de dahil olmak üzere savunma sanayisinde iş birliği ile terörle mücadelede ortak çabaların artırılması ele alınıyor.
Katılımcılar ayrıca genel sekreterlik ve buna bağlı mekanizmalar için bir çalışma çerçevesi oluşturulmasını, ortak çalışma alanlarının belirlenmesini ve atılacak sonraki adımlara ilişkin bir yol haritası hazırlanmasını değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu çalışmaların, üç ülke arasındaki güvenlik ve savunma iş birliğinin daha düzenli mekanizmalara kavuşturulması için zemin oluşturması hedefleniyor.
Fidan’ın yeni üyelere kapı açılacağı yönündeki açıklaması, anlaşmanın üçlü çerçeveden bölgede daha geniş kapsamlı bir savunma iş birliği mekanizmasına dönüştürülmesine yönelik eğilime işaret ediyor. Bununla birlikte, yeni üyelerin katılımının kurucu ülkelerin belirleyeceği şartlara tabi olacağı vurgulanıyor.
Anlaşmaya göre, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, bütün taraflara yönelik saldırı olarak kabul ediliyor. Bu düzenlemenin caydırıcılığı, savunma koordinasyonunu ve entegrasyonu güçlendirerek bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrara katkı sağlaması öngörülüyor. Anlaşma ayrıca barışçıl iş birliği anlayışını paylaşan ve uluslararası hukuka saygı gösteren diğer ülkelerin de ittifaka katılmasına imkân tanıyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması… Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı İstanbul’da başladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313104-mekke-ortak-savunma-anla%C5%9Fmas%C4%B1%E2%80%A6-stratejik-siyasi-ve-savunma-komitesi-toplant%C4%B1s%C4%B1
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, bugün İstanbul’daki toplantılarının başlamasından önce toplu fotoğraf çektirdi. (AFP)
Mekke Ortak Savunma Anlaşması… Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı İstanbul’da başladı
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, bugün İstanbul’daki toplantılarının başlamasından önce toplu fotoğraf çektirdi. (AFP)
İstanbul’da bugün, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı başladı.
Toplantıya Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan savunma ve dışişleri bakanları, savunma kuvvetleri komutanları, genelkurmay başkanları ve üst düzey yetkililer katılıyor. Görüşmelerde uluslararası güvenlik konuları ile üç ülke arasındaki savunma iş birliği ve entegrasyonun güçlendirilmesi ele alınıyor.
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdulaziz de toplantıya katılacak Suudi heyetine başkanlık etmek üzere İstanbul’a geldi.
Toplantıda savunma kapasitesinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetler arasındaki operasyonel entegrasyonun güçlendirilmesi ve ortak üretim ile araştırma-geliştirme faaliyetleri de dahil olmak üzere savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde ayrıca terörle mücadelede ortak çabaların güçlendirilmesi değerlendirilecek.
Toplantıda, Genel Sekreterlik ve buna bağlı mekanizmalar için bir çalışma çerçevesinin oluşturulması, ortak çalışma alanlarının belirlenmesi ve anlaşma kapsamında atılacak gelecekteki adımlara ilişkin bir yol haritasının hazırlanması da ele alınacak.
Bugün İstanbul’da gerçekleşen Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları toplantısından (AFP)
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos’ta Mekke’de düzenlenen Mekke Ortak Savunma Zirvesi sırasında, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif’in katılımıyla Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı.
Anlaşma, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor. Anlaşmayla caydırıcılığın, savunma alanında koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesi ile bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın desteklenmesi hedefleniyor. Anlaşma ayrıca barışçıl iş birliği anlayışını paylaşan ve uluslararası hukuka saygı gösteren diğer ülkelerin de anlaşmaya katılmasına imkân tanıyor.
İtalya, İspanya ile Schengen anlaşmasının askıya alınmasını 15 gün daha uzattıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313052-i%CC%87talya-i%CC%87spanya-ile-schengen-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n-ask%C4%B1ya-al%C4%B1nmas%C4%B1n%C4%B1-15-g%C3%BCn-daha-uzatt%C4%B1
İspanya'ya bağlı Sebte (Ceuta) özerk şehrinde, Fas'tan İspanya topraklarına karadan ve denizden toplu düzensiz göçmen geçişlerinin yaşandığı sırada İspanya'dan ayrılarak Fas sınırına doğru yürüyen vatandaşlar, 31 Temmuz 2026. (Reuters)
İtalya, İspanya ile Schengen anlaşmasının askıya alınmasını 15 gün daha uzattı
İspanya'ya bağlı Sebte (Ceuta) özerk şehrinde, Fas'tan İspanya topraklarına karadan ve denizden toplu düzensiz göçmen geçişlerinin yaşandığı sırada İspanya'dan ayrılarak Fas sınırına doğru yürüyen vatandaşlar, 31 Temmuz 2026. (Reuters)
İtalya, göçmenlerin Fas’ın kuzeyindeki İspanyol toprağı Ceuta’ya akını nedeniyle ağustos ayının başından bu yana yürürlükte olan İspanya ile Schengen Anlaşması’nı askıya alma kararını 15 gün daha uzattı. İtalya İçişleri Bakanlığı, kararı bugün yaptığı açıklamayla duyurdu.
Bakanlığın açıklamasında, “Karar, Göç ve Sınır Güvenliği Analiz Komitesi tarafından yapılan değerlendirme doğrultusunda ve bu istisnai tedbirin 1 Ağustos’ta yeniden uygulanmasına yol açan koşulların devam etmesi nedeniyle alındı” denildi. Söz konusu tedbir, başlangıçta bir aylık süre için uygulanmıştı.
Roma yönetimi, kararın alınmasında “İspanya’nın bugüne kadar Avrupa Birliği ile iş birliği içinde, bölgedeki durumun kısa sürede normale dönmesini sağlamak amacıyla attığı adımların dikkate alındığını” belirtti.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise bugün yaptığı açıklamada, Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol toprağı Ceuta’ya yaklaşık 70 bin göçmenin akın etmesinin üzerinden bir ay geçmesinin ardından hükümetinin olayın nasıl meydana geldiğini belirlemek üzere soruşturmayı sürdürdüğünü söyledi.
Yaklaşık bir ay önce 70 bin göçmen, Fas ile Ceuta arasındaki sınırı yürüyerek ve yüzerek geçti. Sánchez, bugün Cadena SER radyosuna yaptığı açıklamada, göçmenlerin büyük bölümünün geri gönderildiğini, ancak aralarında aileleri yanında bulunmayan yaklaşık bin 200 çocuk ve gencin de olduğu yaklaşık 5 bin göçmenin hâlâ Ceuta’da bulunduğunu söyledi. Yerel makamlar ise İspanyol toprağında kalan göçmen sayısının 10 bin civarında olduğunu belirtiyor.
Resmi verilere göre olaylarda en az 91 kişi hayatını kaybetti. Bunların 80’i İspanya, 11’i ise Fas tarafında yaşamını yitirdi. Ancak Fas’taki sivil toplum kuruluşları, en az 141 kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin kayıp olduğunu bildiriyor.
Irak'ta Sünnilerin savaş ve fraksiyonların silahlarıyla ilgili hesaplarıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313022-irakta-s%C3%BCnnilerin-sava%C5%9F-ve-fraksiyonlar%C4%B1n-silahlar%C4%B1yla-ilgili-hesaplar%C4%B1
Irak'ta Sünnilerin savaş ve fraksiyonların silahlarıyla ilgili hesapları
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, bazı Iraklı politikacıların arasında yeni atanan Irak Başbakanı Ali el-Zeydi ile el sıkışıyor, 27 Nisan 2026
Rüstem Mahmud
Irak'taki “Sünni” siyasi ve toplumsal güçler, içeride “milislerin silahsızlandırılması” meselesi, bölgesel olarak ise İran ile ABD arasındaki savaş nedeniyle her an gerilebilecek genel koşulları takip ederken, partileri, siyasi güçleri ve hatta sosyal çevreleri içindeki siyasi eylemlerde hayati ve net dönüşümler yaşanıyor. Nitekim üst düzey bir “Sünni” siyasi kaynak yaptığı açıklamada, kendi bölgelerinde İran'ın baskıları nedeniyle son yıllarda marjinalleştirilen ve dışlanan çeşitli figür ve güçlerin yer aldığı, yeni bir siyasi akım kurma yönünde yoğun hazırlıklar olduğunu belirtti.
Dört güven verici olay
Iraklı Sünni siyasi ve toplumsal çevreler, ülke ve bölgedeki genel atmosferin ve gidişatların nispeten de olsa kendileri için rahat ve güven verici hale geldiğini düşünüyor. Geçtiğimiz yıllar boyunca geleneksel siyasi bölünmeler yalnızca Kürt ve Sünni siyasi çevrelerde hâkim iken, şimdi artık Şii muhatapları arasında da bulunuyor. Bu bölünmeler, İran’ın uzun süren kontrolünün, anlaşmazlık yaşayan Şii tarafları hüküm süren merkezi sisteme ve bağlama uymaya, İran'ın stratejik kararına bağlı kalmaya zorlamasının ardından yaşanıyor.
Bu durum, Sünni ortamlar üzerinde en yüksek düzeyde baskının oluşmasına olanak sağlıyordu ve bu baskı, sayısız durumda bazı Sünni siyasi figürlerin ve güçlerin çeşitli nedenlerle Irak siyasi sahnesinden tamamen ve zorla dışlanması kertesine vardı. Çıkarlar, iktidar yapısı ve siyasi ittifaklarda geçici siyasi ortaklık uğruna bile olsa, benzeri bazı Şii taraflarla uzlaşıya varmalarına ve ittifak kurmalarına ya da manevralarda bulunmalarına bile alan tanınmadı.
Mevcut statüko ise Sünnilere bu türden şeyler için alan tanıyor, zira her ne kadar Şii güçler şu ana kadar kendi iç ihtilaflarını “Koordinasyon Çerçevesi” çatısı altında gizleyebilse de çatırdamalar ve aralarındaki karşıt siyasi okumalar net olarak görülmeye başladı. Başbakanlık pozisyonu artık bu iç anlaşmazlıkları kontrol etmeye yönelik maskeden başka bir şey değil.
Diğer süreç ise İran'ın bölgede ABD'nin açık ve net bir hasmı haline gelmesiyle bağlantılı ve bunun İran'ın Irak'taki seçenekleri ve stratejisi üzerinde ciddi bir etkisi var. Yıllar süren bir arada yaşama ve uzlaşı, hatta bazen Irak dosyasında ABD'nin İran'la müttefik olması sürecinde, Sünni seçenekler ve örgütler her iki taraf için de siyasi bir hasımdı. Bazen de sahada Irak'taki Amerikan ve İran nüfuzuna rakip ve muhalif olarak görülüyorlardı. Şimdi bu iki taraf artık Sünni güçlerin dizginlenmesine dayanan daha önceki ortak uzlaşı alanını yaratamıyor.
İran'ın anlaşamayan “Şiileri” kendi merkezi sistemine uymaya zorladığı uzun bir dönemden sonra, Kürt ve Sünni çevrelerde hüküm süren bölünmeler artık Şii muhatapları arasında da yayılmış durumda
Bu iki duruma ilave olarak, Irak'ın petrol ihracatındaki ciddi düşüş nedeniyle Irak ekonomisi bir tür başarısızlık ve yavaşlama yaşamaya başladı. Beklenen bu ekonomik kriz, merkezi otoriteye sadık olan geniş kesimleri ona karşı çıkmaya itecektir. Aynı zamanda karşıt mezhepçi söylemin göreceli olarak terk edildiği, yani daha önce olduğu gibi mezhep taassubuna dayalı hizalanma ve sadakatlere kapılmama ortamı da yaratacaktır.
Ortak ekonomik kriz temelinde mevcut olan alan daha geniş ve dar mezhepsel hassasiyetleri aşan siyasi ve toplumsal ortaklıklara daha duyarlı olacaktır. Bu, Irak'taki hükümet aygıtının ve büyük ekonomik paydaşların mevcut koşulları aşmak için bölge ülkelerine başvurmak zorunda kalması anlamına geliyor. Bu da ülkedeki geleneksel gerilimin ortadan kalkmasına katkıda bulunan bir başka yardımcı faktördür.
Göstericiler, İran yanlısı örgütleri de içeren Haşdi Şabi Güçleri'nden üst düzey bir yetkilinin tutuklanmasının ardından Bağdat'taki Filistin Caddesi'nde Irak Başbakanı Ali el-Zeydi'yi protesto ediyor, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Dahası, savaş eninde sonunda İran'ı askeri, ekonomik ve güvenlik açısından, özellikle de en azından bölgesel düzeyde kısıtlayacaktır. Nihai sonuç, İran'da iktidardaki rejimin rollerini ve kimliğini kökten değiştirebilir. Bu, Irak'taki siyasi dünyayı, İran'ın keskin ve belirli bir Iraklı taraf lehine kutuplaştıran koşullarına sürüklenmeden ve hiçbir şekilde boyun eğmeden, iç faktörlere ve dengelere boyun eğmeye itmede belirleyici bir faktör olacaktır.
Zeydi hükümetinin Irak denkleminde İran'ın “pençesi” görevi gören fraksiyonları silahsızlandırması halinde siyasi sistemin kimliğinde ve davranışlarında meydana gelecek radikal dönüşümden bahsetmiyoruz bile.
Bütün bunlar ülkedeki siyasi aktörler ve Sünni toplumsal güçler için rahat bir ortam yaratıyor. Sünniler şu ana kadar kendilerini etkileyebilecek herhangi bir kaymayı önlemek için çevrede olup bitenler konusunda bir tür açıklanmamış “tarafsızlık” benimsemeyi başardılar. Bekledikleri ve aldıkları bölgesel güvencelere dayanarak, büyük olasılıkla lehlerine olacak nesnel gerçeklerin sahada doğmasını bekliyorlar.
Yeni hareketler ve organizasyon
Sünni güçler, mevcut savaşın ayrıntıları ve süreçleri ile başa çıkma konusunda genel bölgesel seçeneklerden sapmadılar. “Takipçi” olduklarından değil, kendileri ile bu savaş arasında herhangi bir çıkar veya onunla doğrudan ilişki görmeyen, yalnızca en az kayıp ve en düşük düzeyde katılımı umut eden tüm bölge ülkelerinin izlediği denklem ve stratejiye inandıklarından böyle bir tutum benimsediler. Zira savaş sonuçta bir Amerikan-İran çatışmasıdır ve her iki taraf da diğer tarafların çıkarlarını dikkate almamaktadır.
İran baskısı yıllarında marjinalleştirilen isimler, büyük olasılıkla Usame en-Nuceyfi liderliğinde yeni bir Sünni akım kurmaya hazırlanıyor. Sünni güçler ise fraksiyonların silahsızlandırılması konusunda hükümetle görüş birliği içindeler ve Kürtlerle aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara atıyorlar
Irak'taki Sünni güçler şu anda üç ana akıma bölünmüş durumda: Irak'ın Anbar şehrindeki yayılmasının ağırlığını milliyetçi söylemle birleştiren ve Iraklı Sünni çevrelerdeki bazı yerel liderlerle de ortaklıkları bulunan eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum (İlerleme) Partisi. “Sünni” siyasi İslam'ın varisi bir siyasi parti olarak sınıflandırılan ve genel bir Irak milli söylemi benimseyen Hamis el-Hançer liderliğindeki “Egemenlik İttifakı”. Bunların yanı sıra iş adamı Musanna el-Samarrai liderliğindeki “Azm İttifakı” da var, ancak bu son isim yolsuzlukla ilgili suçlamalar nedeniyle birkaç haftadır tutuklu bulunuyor, bu da hareketinin yukarıda bahsedilen iki parti lehine dağılacağını gösteriyor.
Açıklamada bulunan üst düzey bir Iraklı Sünni siyasi kaynak, büyük olasılıkla eski Meclis Başkanı Usame Nuceyfi'nin önderlik edeceği yeni bir akım kurma yolundaki ilerleyişin hızlandığını açıkladı. Bu akımda, Bakan Rafi el-İsavi, Milletvekili Zafer el-Ani, vali ve eski bakan Kasım el-Fahdavi gibi geçmiş dönemde sahne dışına itilen bazı isimler yer alacak ve siyasetçi Miş’an el-Ceburi de bunlara katılabilir.
Kaynak, yeni oluşumun öne çıkacağını ve Irak'ın bir sonraki aşamada içeride sahne olabileceği dönüşümlere uyum sağlayabilmek için birçok bölge ülkesinden destek alacağını da ifade etti.
Bu uyumlu şahsiyetler ve söylemleri İran'ın Irak stratejisinden en uzak olanıdır. Kurdukları akım da Sünni strateji ve emellerini ileriki aşamalara taşıyabilecek bir siyasi yapı olacaktır.
Irak Çalışma Bakanı Ahmed el-Esedi, eski Meclis Başkanı ve Takaddum Partisi Başkanı Muhammed Halbusi, Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri, Bağdat'ta Haşdi Şabi Güçlerinin bir fraksiyonu olan Asaib Ehlil Hak'ın kuruluşunun 21. yıldönümünü anma etkinliği sırasında, 3 Mayıs 2024 (AFP)
Geçtiğimiz haftalarda Sünni güçler, kendilerini çevreleyen gelişmelere yanıt olarak bölgesel destek ve takiple iki eylem türüne yöneldi. Sünni güçler savaş ve silahlı milislerin silahsızlandırılması konusunda federal hükümet ile aynı pozisyonu benimsedi. Ülkedeki hukuk sistemine ve bu yöndeki çabalara katıldı, İran'ın iç ve dış baskılarından kaçındı. Başbakan'ın kararlarını kabul ettiklerini açıkça deklare eden bazı tarafların bu kararını övdü. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bunlardan biri olan, Irak meclisindeki “Hizmetler” Koalisyonu bloğunun başkanı ve silahlı “İmam Ali Tugayları”nın lideri Şibl el-Zeydi, “Koordinasyon Çerçevesi” koalisyonunun toplantılarına sivil ve siyasi sıfatla resmi olarak katılmaya başladı.
Kays Hazali liderliğindeki Asaib Ehlil Hak ve Ebu Ala el-Vela’i liderliğindeki “Ketaib Seyyid eş-Şüheda” gibi bunu prensipte kabul ettiklerini açıklayan tarafları ise buna teşvik etti. Ancak, Ebu Hüseyin el-Hamidavi liderliğindeki Irak Hizbullah Tugayları ve Ekrem el-Kaabi liderliğindeki Hizbullah/Nuceba Hareketi gibi hükümetin kararlarını reddeden fraksiyonlarla siyasi veya retorik bir çekişmeye girmedi.
Sünni güçler örgütsel dağınıklılık, liderleri arasındaki biriken anlaşmazlıklar, gelecekteki taleplerini çerçeveleyen bir söylemin olmayışı, bölgesel ve uluslararası nüfuz sahibi aktörler arasında denge oluşturamama gibi zorluklarla yüzleşiyor
Başka bir hamle ise diğer Iraklı güçlerle, özellikle de Kürtlerle geçmişteki anlaşmazlıkları ve hassasiyetleri bir kenara bırakmaya dayanıyordu. Takaddum Partisi lideri Muhammed Halbusi'nin Kürdistan bölgesine yaptığı ziyaret ve Kürt lider Mesud Barzani ile görüşmesi bu bağlamda gerçekleşti. Bilgili ve güvenilir kaynaklar, iki tarafın görüşmesinin bir kısmı Batı’daki “Sünni” bölgesinde yer alacak yeni bölgeler oluşturma olasılığı da dahil olmak üzere, Irak'taki bir sonraki aşamayı ele aldığını söyledi.
Üç zorluk
Irak siyasi meseleleri konusunda uzman araştırmacı Ahmed Yunus, kendisi ile yaptığımız röportajda, Sünni siyasi güçlerin, kendilerini baskılayan ve ciddi biçimde etkileyen mevcut dönüşümler nedeniyle öngörülebilir ufukta karşılaşabilecekleri üç zorluğu belirledi ve şöyle devam etti: “Daha önceki aşamalarda ülkedeki iç denkleme yönelik radikal itirazlar yaşayan bu çevreler için yaşananlar yeni bir siyasi doğuş gibidir. Bu denklem daha sonra sivil şiddet dönemi ve onu ülkedeki stratejik karar alma merkezinin dışına iten gelişmeler sonucunda battı ve mağlup oldu. Sünni güçler genel olarak sadece merkezi örgütsel anlamda değil, aynı zamanda aralarındaki ilişkiler açısından da oldukça dağınık durumda. Çeşitli güçler organize siyasi yapılara ya da net bir ideolojik söyleme dayanmıyor; yerel liderler arasında bir sadakat ve bağlantı mekanizmasına, ayrıca liderleri arasındaki birikmiş hassasiyetlere ve iç çatlaklara dayanıyor. Bu güçler bu iç çatlakları kapatamadığı sürece bir sonraki aşamanın net bir faydası olmayacaktır.”
ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından düzenlenen sembolik cenaze töreninde içlerinden biri İran Lideri Ali Hamaney'in fotoğrafını taşıyan Iraklı Şii erkekler, 1 Mart 2026, Bağdat’taki Sadr bölgesi (AFP)
Yunus şunları da söyledi: “Ayrıca Sünni siyasi güçler taleplerini ve geleceğe yönelik isteklerini objektif ve net bir şekilde ortaya koyamadılar. Örgütlerinin ve liderlerinin çoğu işlerini kendi vizyonlarına, kişisel ve bölgesel tercihlerine göre yürütüyorlar; ancak Irak'ın ne olması gerektiği ve öngörülebilir gelecekte Irak'taki konumları hakkında net bir okumaya sahip değiller. Bu, sızma ve başkalarının seçimlerini etkilemesi ihtimaline kapıyı açık bırakıyor. Son olarak Sünni güçler, Irak meselelerini etkileyen bölgesel ve uluslararası aktörler arasında, çıkarları bu etkilerle kesişecek şekilde henüz bir denge oluşturamıyorlar.”
*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة