Muna Abdulfettah
Sudan-Etiyopya ilişkilerinin artan bir gerilime sahne olduğu ve sınır bölgesindeki askeri faaliyetlerin karşılıklı anlatılar ve suçlamalarla çevrildiği -bunlar arasında Sudan'ın, Sudan içinde insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlenmesinde Etiyopya topraklarının kullanıldığına dair suçlamaları ve Etiyopya'nın, Sudan hükümetinin Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni desteklediğine dair suçlamalar da yer alıyor- bir dönemde, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, cuma günü Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalo'yu (Hamideti ) kabul etti. Sudan'daki savaşın patlak vermesinden üç yılı aşkın bir süre sonra gerçekleşen bu ziyaret, sınırın her iki yakasında askeri ve siyasi gelişmelerin hız kazandığı, Mavi Nil eyaletinin ise saha tablosunun ön saflarına çıktığı bir dönemde yapıldı.
Hamideti , HDK liderlerinden oluşan bir heyetin başında Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa’ya ulaştı. Hamideti , Abiy Ahmed ile görüşmeye geçmeden önce, Etiyopya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Demeke Mekonnen tarafından karşılandı. Açıklanan bilgilere göre toplantıda, Sudan'daki durumun gelişmeleri ile barış ve istikrar meseleleri ele alındı.
“Üç olası senaryo bulunuyor. Bunlardan birincisi, HDK’nın Kaysan ve Kurmuk’ta varlığını kalıcı hale getirip sürdürülebilir ikmal hatları açması. İkincisi, ordunun inisiyatifi yeniden ele alarak sınır koridorlarını kapatması ve üçüncüsü Mavi Nil’deki çatışmaların Tigray’daki tırmanışla eş zamanlı gerçekleşmesi ve böylece sınır hattının, tarafların birbirine bağlı geniş coğrafi alanlar üzerinden karşılıklı askeri baskı kurduğu uzantılı bir cepheye dönüşmesi.
Sudan coğrafyasının Doğu Afrika'nın hesaplarıyla kesiştiği Addis Ababa'ya yapılan bu ziyaret, Mavi Nil cephesinin art arda askeri gelişmelere sahne olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Bu süreçte HDK ve müttefikleri Etiyopya sınırına yakın bazı bölgelerde ilerleme kaydederken, Sudan ordusu da eyalete askeri takviyeler yapıyor. Burası, coğrafi konumu, Etiyopya sınırıyla doğrudan bağlantısı ve bölgesel güvenlik sahasıyla ilişkisi nedeniyle son derece hassas bir bölge.
Bu ziyaret, savaşın patlak vermesinden bu yana Hamideti 'nin hareket kayıtlarına göre dağınık dış ziyaretler serisinin bir parçası olarak gerçekleşiyor. Hamideti , 2023'ün sonlarından itibaren Uganda, Etiyopya, Cibuti, Kenya ve Güney Afrika'yı kapsayan bir Afrika turuyla dışarıda görünmeye başlamış, ardından sonraki yıllarda dış hareketliliğini sürdürmüştü. Dolayısıyla Addis Ababa'ya yapılan son ziyaret, ziyaretleri arasındaki kronolojik sıralaması, Sudan savaşındaki konumu ve görüşmenin gerçekleştiği anın niteliği itibarıyla önem taşıyor.
Karmaşık bir uzantı
Etiyopya ve Sudan, hiçbir zaman iki devlet arasında sadece birer sınır çizgisi olmadı. Aksine çatışma cephelerinin, hareket koridorlarının, etki alanlarının ve güvenlik geçişkenliklerinin karmaşık bir uzantısı olan uzun bir sınırla birbirine bağlanıyor. Abiy Ahmed döneminde ilişkiler daha da karmaşık bir yola girdi. Çünkü Faşaga bölgesi üzerindeki anlaşmazlık, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) ile ilgili uyuşmazlık, Tigray savaşı ve ardından Sudan savaşı, etki mücadelesiyle iç içe geçti. Böylece Addis Ababa, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK lideri Hamideti ile -her biriyle ayrı ayrı ve tek bir Sudan denklemi içinde iki farklı kulvarda olmak üzere- temas kurmaya başladı.
Abiy Ahmed, Orgeneral Burhan ile ilişkisinde, birikmiş gerilimlere rağmen varlığını sürdüren resmi bir kanalı korudu. Burhan, özellikle Tigray savaşı sırasında sınır dosyasında daha sert bir tutum takınmış, ta ki Sudan ordusu Faşaga'daki bazı bölgeleri yeniden kontrol altına alana dek bu duruşunu sürdürmüştü. Aynı şekilde, iki liderin tutumları Rönesans Barajı dosyasında gergin bir şekilde kesişirken, Sudan ve Mısır'ın tutumları iki mansıp ülkesi (nehir ağzı ülkesi) olarak birbirine bağlanmıştı. Buna rağmen Abiy Ahmed, Sudan liderliği ile iletişim kanallarını açık tutmaya özen gösterdi. 2023 yılının ocak ayında Hartum'u ziyaret eden Abiy Ahmed, aynı yılın kasım ayında Orgeneral Burhan'ı Addis Ababa'da ağırlamış ve barış çabalarını ilerletmeye katkı sağlama gayretiyle 2024 yılının temmuz ayında Port Sudan'da bir kez daha görüşmüştü. Ancak bu hamleler, bugüne kadar yeni bir siyasi sürecin açılmasına vesile olmadı.

Hamideti ile ise nitelik olarak farklı bir ilişki gelişti; savaş öncesi dönemde Abiy Ahmed, HDK lideri ile doğrudan bir kanal kurmaya çalışırken, Hamideti de bir yandan Etiyopya devlet kurumlarıyla ilişkilerini geliştiriyor ve Addis Ababa'yı sık sık ziyaret ediyordu. Bu durum, Abiy Ahmed'in, Mısır dosyası ve sınırla daha yakın bir şekilde bağlantılı olduğu düşünülen Sudan askeri kurumunun etkisini dengeleme ihtiyacıyla da örtüşüyordu. Öyle ki Etiyopya medyası, Burhan ile Hamideti 'nin Tigray savaşı sırasında Etiyopya çatışmasının iki farklı tarafının yanında yer aldığı yönündeki iddiaları öne sürmüştü: Sudan ordusu Tigray cephesine yakınlaşırken Hamideti , Abiy Ahmed hükümetiyle daha açık bir ilişkiyi sürdürmüştü.
Mevcut durumu çevreleyen koşullar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Hamideti 'nin Addis Ababa'ya gerçekleştirdiği ziyaretin etrafındaki koşullar, son derece çalkantılı bir Sudan ve Etiyopya ortamında şekillendi. Sudan'da savaş, cephelerin daha geniş ve çoklu bir aşamaya evrilmesine doğru giderken, HDK ve müttefiklerinin Kurmuk ve Kaysan şehirleri ile Etiyopya sınırına yakın diğer bölgelere doğru ilerlemesinin ardından ağustos ayında Mavi Nil, savaşın en hassas eksenlerinden biri olarak öne çıktı. Ne var ki Sudan ordusu tarafından perşembe günü yapılan açıklamada, gün içinde yaşanan üçüncü benzer olayda, Etiyopya toprakları yönünden Mavi Nil'e geçtiğini belirttiği bir insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Ancak saldırıyı kimin düzenlediğini veya aracın amacını belirtmedi.
Öte yandan Etiyopya, dikkat çekici bir askeri hareketliliğe sahne oldu. ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Araştırma Laboratuvarı'nın 28 Ağustos tarihli analizi, Assosa'daki Etiyopya ordusu üssüne beş gün içinde yaklaşık 100 hafif aracın yanı sıra zırhlı personel taşıyıcıları, römorklar, kamyonlar ve konteynerlerin ulaştığını ortaya koydu. Laboratuvar, bu yığınağın bir tugay düzeyinde nakliye kapasitesi sağladığını tahmin ederken, zamanlamayı Mavi Nil'deki gelişmelerle ilişkilendirdi, ancak bu ekipmanların nihai operasyonel amacını kanıtlayacak kesin bir delilin bulunmadığına da şerh düştü.
Ayın başından bu yana ise Etiyopya ordusu ile Tigray güçleri arasında Sudan sınırına yakın Sheraro yakınlarında topçu ateşleri ve İHA'lar kullanılarak çatışmalar yeniden alevlendi ve yüzlerce sivil Sudan'a geçti. Tarafların güçleri aylardır askeri varlıklarını artırmış ve bu durum Pretoria anlaşmasının çökme ihtimalini yeniden gündeme getirmişti.
Bu nedenle Faşaga, Tigray ve Mavi Nil, tek bir güvenlik kuşağının, tartışmalı sınır hatlarının, hareket halindeki birliklerin, insansız hava araçlarının, ikmal koridorlarının ve savaş baskısı altında sınır ötesi hareket eden sivil nüfusun parçaları olarak görünmektedir. Bu kuşakta Sudan ve Etiyopya savaşları tamamen ayrı kalmaksızın yan yana duruyor. Bunlardan birindeki herhangi bir askeri ihlal, coğrafya gereği diğerinde hızlı bir şekilde güvenlik etkisi yaratma potansiyeline sahip.
Desteğin nedenleri
Addis Ababa’yı HDK’yı desteklemeye iten çeşitli nedenler bulunuyor. Bunların çoğu, Etiyopya’nın ulusal güvenlik hesapları ve Sudan ile bölgedeki güç dengeleriyle ilgili.
Birincisi, Addis Ababa batı komşusunun geleceğini belirleyecek herhangi bir siyasi veya güvenlik düzenlemesinin dışında kalmak istememektedir. Ordu ile HDK arasındaki herhangi bir anlaşma, Sudan'ın çevresindeki ülkelerin çıkarlarını görmezden gelirse istikrarlı olamaz ve Etiyopya bunların başında geldiğine inanıyor. Dolayısıyla çatışmanın taraflarından biriyle yakın ilişkiyi sürdürmek, Abiy Ahmed'e Sudan denklemi içinde bir konum kazandırmakta ve Etiyopya'nın sınırlarının ve güvenliğinin geleceğini, kendisinden uzakta formüle edilen mutabakatların insafına bırakmıyor.
İkincisi, Addis Ababa, ordunun HDK'den bölge ve eyaletleri geri alarak yeniden kontrolü ele geçirmesini endişeyle izliyor ve Nil ve Rönesans Barajı meselelerinde Mısır'ın tutumuyla olası her türlü yakınlaşmaya karşı tedbir alıyor. Öte yandan HDK'nin varlığı, askeri kurumun Hartum’daki stratejik kararı tekeline almasını engelleyen karşı bir güç sunuyor.
Üçüncüsü, Faşaga anlaşmazlığı, iki ülke arasındaki ilişkilerin en hassas dosyalarından birini oluşturuyor. Zira Sudan ordusu, 2020'de buralardaki geniş bölgeleri yeniden kontrol altına almış durumda. Bu nedenle orduya rakip bir Sudan gücünün yükselmesi, Hartum'un sınırda askeri bir fiili durum dayatma kapasitesini sınırlıyor ve Addis Ababa'ya özellikle de Mavi Nil, Benişangul-Gumuz ve Fashaga'nın tamamı birbirine bağlı bir güvenlik kuşağı oluşturduğu göz önüne alındığında bu dosyada daha geniş bir manevra alanı sunuyor.
Dördüncüsü, Tigray'daki savaş Etiyopya hükümetinde ağır bir güvenlik mirası bıraktı. Addis Ababa, Hartum'u Tigray ile bağlantılı unsurlara destek ve sığınak sağlamakla suçladı ve batı sınırı Etiyopya'nın iç güvenlik hesaplarının bir parçası hâline geldi. Tigray bölgesinde çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte, Sudan ordusuna baskı yapabilecek veya onu Etiyopya sınırından uzaklaştırıp meşgul edebilecek herhangi bir Sudan gücü daha büyük bir stratejik değer kazanıyor.
Beşincisi ise Etiyopya silahlı grupların, mültecilerin ve kaçakçılık ağlarının üzerinden hareket ettiği çökmüş bir Sudan istemediği gibi, çıkarlarıyla uyuşmayan bölgesel ittifaklarla bağlantılı tek bir askeri kurumun tahakküm ettiği bir Sudan da istemiyor. Bu yüzden savaşın tek bir tarafın lehine hızlıca sonuçlanmasından ziyade Sudan güçleri arasında bir dengenin varlığı onun çıkarlarına hizmet ediyor.
Olası güzergâhlar
Mavi Nil, Sudan savaşının önümüzdeki aşamada izleyebileceği yönü gösteren en anlamlı cephe olabilir. Ne var ki çatışmaların Kaysan ve Kurmuk'a sıçraması ve Damazin üzerindeki artan baskı, Sudan'ın askeri coğrafyasının Etiyopya'nın güvenlik derinliğiyle iç içe geçtiği bir noktada, Etiyopya sınırına doğru savaş için yeni bir koridor açıyor. Assosa üssündeki askeri hareketliliğin, Mavi Nil'deki saha gelişmeleriyle eş zamanlı olarak tırmanmasıyla birlikte, sınır artık çatışmanın sadece arka planı değil, operasyon sahasının doğrudan bir parçası hâline geldi.
Tigray'da çatışmaların yeniden başlaması tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Kuzeyde Etiyopya ordusunun yaşayacağı her türlü yıpranma, Addis Ababa'nın batı sınırındaki önceliklerini yeniden düzenlemesine yol açmakta ve onu, sınır bölgesini dolaylı araçlarla güvence altına almaya ve Sudan'dan gelebilecek kesintisiz bir askeri tehdidin oluşmasını engelleme kapasitesine sahip Sudanlı güçleri korumaya itiyor. Bu açıdan bakıldığında, Abiy Ahmed'in Hamideti 'yi kabul etmesi siyasi bir nezaketin ötesinde bir önem kazanıyor. Çünkü bu ziyaret, Addis Ababa'nın sınırına en yakın bölgede sahada hareket eden güçle iletişim kanallarını açık tutmaya ihtiyaç duyduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Yakın vadede üç olası senaryo öne çıkıyor. Bunlardan birincisi, HDK’nın Kaysan ve Kurmuk’ta varlığını kalıcı kılmayı başararak sürdürülebilir ikmal hatları açması ve böylece Damazin’i kademeli bir baskı altına alması ve ordunun güçlerini Mavi Nil ile Kordofan arasında bölüşmeye mecbur bırakmasıdır. İkincisi, Sudan ordusunun inisiyatifi yeniden ele alarak sınır koridorlarını kapatması ve böylece mevcut kazanımları lojistik desteği zor ileri hatlara dönüştürmesi. Üçüncüsü ise Mavi Nil'deki savaşın Tigray'deki tırmanışla eş zamanlı gerçekleşmesi ve bu sayede sınır hattının, tarafların birbirine bağlı geniş coğrafi alanlar üzerinden karşılıklı askeri baskı kurduğu uzantılı bir cepheye dönüşmesi.
Bu durumda, Damazin'in düşmesi tek gösterge olmayacak, daha da önemlisi, herhangi bir tarafın toprak kontrolünü ele geçirdikten sonra güç ve ikmali sürdürebilme kapasitesidir. Eğer HDK, Etiyopya sınırını sabit bir lojistik ve siyasi derinliğe dönüştürebilirse, Sudan şehir merkezlerindeki savaştan bu bölge üzerinde uzun soluklu bir çatışmaya evrilebilir. Ancak dış destek sınırlı ve kesintili kalmaya devam ederse, Mavi Nil'deki kazanımlar tersine çevrilebilir niteliğini koruyacaktır. İşte Abiy Ahmed ile kurulan ilişkinin önemi de tam burada yatıyor. Bu önem, onun savaşı tek başına sonuçlandırma gücünden değil, savaşın devam etme koşulları ve yönü üzerinde etki kurabilme yeteneğinden kaynaklanıyor.
