İran'ın 4000 Birimi ve Malakka ile Bangka boğazlarını hedef alma planı

Deniz terörizminin Doğu Asya'ya genişletilmesi

Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
TT

İran'ın 4000 Birimi ve Malakka ile Bangka boğazlarını hedef alma planı

Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)

İran muhalefetinden kaynaklar, Devrim Muhafızları Ordusu'nun istihbarat teşkilatına bağlı “4000 Birimi”nden bahsetti. Muhalif medya kuruluşları, Devrim Muhafızlarının Doğu Asya sularında sabotaj eylemleri planladığını ve bu görev için Tayland ve Endonezya'dan eleman topladığını iddia etti.

Konu hakkında bilgili ve Devrim Muhafızlarına yakın iki kaynağa göre, 4000 Birimi komutanı Rahman Mukaddam’ın planladığı bu eylemlerin hedefinde, dünyanın en önemli su yollarından biri olan Malakka Boğazı ile Hint ve Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayan önemli bir geçit olan Bangka Boğazı, ayrıca Endonezya'daki bir liman ile Çin'deki iki liman var.

Tuhaf bir şekilde İsrail medyası, Rahman Mukaddam'ın 4 Mart 2026'daki İsrail saldırıları sırasında öldürüldüğünü açıklamıştı. Ancak İsrail'in bu yöndeki bilgilerinin yanlış olduğu ortaya çıktı.

Bu haberin İsrail medyasında yayınlanmasından bir gün sonra, İran, Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları içindeki Nahçıvan'a doğru iki insansız hava aracı (İHA) fırlatarak bu yanlış anlatıyı destekledi. Tahran saldırıların sorumluluğunu üstlenmese de CNN kanalı, İHA saldırısını, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İran'ın kuzey komşusunun topraklarından İsrail tarafından gerçekleştirildiğine inandığı bir saldırıda öldürülen Rahman Mukaddam'ın intikamını almak için gerçekleştirdiğini bildirdi.

Konuya yakın kaynakların verdiği bilgiler, “İsrail medyasının değerlendirmelerinin aksine, General Rahman Mukaddam’ın saldırıdan sağ kurtulduğunu ve şu anda Devrim Muhafızlarının uluslararası sulardaki dış terör eylemlerinin yeni bir aşamasını planladığını” ortaya çıkardı.

Devrim Muhafızları'nın “4000. Birlik” olarak bilinen Özel Operasyonlar Başkanlığı görevine getirilmeden önce Mukaddam, İran Savunma Bakanlığı'nda Bilgi Koruma Müdürlüğü'nde koordinatör yardımcısı olarak görev yapmıştı. Şimdi ise İran sınırları dışındaki İslam Cumhuriyeti muhaliflerine ve İsrail hedeflerine yönelik suikast ve sabotaj eylemlerinden sorumlu bir birimi yönetiyor.

İran, Endonezya ve Çin sularındaki gemileri hedef alıyor

Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynak, 4000 Birimi'nin dünyanın en önemli su yollarından biri olan Malakka Boğazı ile Bangka Boğazı'ndan geçen ticari, askeri ve özel gemileri hedef aldığını söyledi. Birim tarafından görevlendirilen ajanlar, Endonezya'daki Tanjung Priok Limanı ile Çin'deki Ningbo-Zhoushan ve Şanghay limanlarına yönelik saldırılar planladı.

40 günlük savaşın başlamasından bu yana Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmış bulunuyor ve kendisinin desteklediği Yemenli milis grubu Husileri de Babu’l Mendeb Boğazı'ndan gemi geçişini engellemek için kullandı.

İki ay önce, Dini Lider Mücteba Hamaney'in danışmanı ve halihazırda Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olan Muhsin Rızai, CNN'e verdiği bir röportajda, savaş devam ederse ve deniz ablukası kaldırılmazsa, İslam Cumhuriyeti'nin savaşı Hint Okyanusu ve Akdeniz'e taşıyacağını söylemişti.

Devrim Muhafızları, sabotaj eylemleri açığa çıkarsa sorumluluğu reddedebilmek için uzun zamandır İranlı olmayan ajanları işe alıyor ve bu eylemlerin amacı, denizlerdeki terör eylemlerini Doğu Asya'ya genişletmek

Bu arada, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani, televizyonda yayınlanan bir röportajında, “direniş cephesinin” Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazları dışında başka deniz hedefleri de olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı'nın, stratejik su yollarında ABD güçleriyle mücadele kabiliyetini önemli ölçüde artırdığını da ifade etti.

İran neden Malakka ve Bangka'yı hedefine aldı?

Son aylarda, Malakka Boğazı, Hürmüz Boğazı ile birlikte sık sık anılıyor. ABD’li yetkililer, Hürmüz'ü bir baskı aracı haline getirmenin diğer uluslararası su yolları için emsal teşkil edebileceği konusunda uyarıda bulunurken, Umman da Hürmüz üzerindeki anlaşmazlığın çözümü için Malakka modelini önerdi.

Malakka Boğazı, Ortadoğu'daki enerji üreticileri ile Doğu Asya pazarları arasındaki en kısa deniz yoludur. 2025 yılının ilk yarısında, boğazdan günlük 23,2 milyon varil petrol geçti; bu da küresel deniz yoluyla gerçekleşen petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 29'unu temsil ediyor. Hem Hürmüz hem de Malakka Boğazı'nın aynı anda aksaması, Ortadoğu ve Asya arasındaki iki önemli enerji transit bağlantısı üzerinde baskı oluşturabilir. Artan nakliye maliyetleri ve enerji fiyatlarındaki ani yükselişler, küresel ticarette aksama riskini artabilir.

fv
Singapur kıyısı yakınlarında Malakka Boğazı'ndan geçen gemiler, 23 Mart 2008 (AFP)

Endonezya'daki Sumatra ve Bangka Adası arasında yer alan Bangka Boğazı, Malakka Boğazı kadar küresel öneme sahip olmasa da bölgesel nakliye ağının bir parçası. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu su yolu, Sunda Boğazı ile Singapur arasındaki en kısa rota sayılıyor ve burada güvensizlik, Endonezya sularında nakliye seçeneklerini azaltabilir ve Malakka Boğazı'ndaki olası herhangi bir aksama nedeniyle baskıyı artırabilir.

Tayland ve Endonezya'da üç din adamı hangi rolü oynuyor?

Muhalif kaynaklara göre, Devrim Muhafızları, sabotaj eylemleri açığa çıkarsa sorumluluğu reddedebilmek için uzun zamandır İranlı olmayan ajanları işe alıyor ve bu eylemlerin amacı, denizlerdeki terör eylemlerini Doğu Asya'ya genişletmek. Bu ajanlar işe alındıktan sonra İran'da eğitim gördüler ve daha sonra eylemleri gerçekleştirmeleri için Doğu Asya'ya gönderildiler.

Tayland'da İranlı olmayan Şii ajanları işe almak için Rahman Mukaddam, ülkedeki en önemli Şii yetkililerden biri olan Seyed Momen Sakitichka ile iletişime geçti. Sakitichka, iki yıl önce Tahran'ın himayesinde, Gazze'deki 31 Taylandlı rehinenin serbest bırakılması konusunda Hamas temsilcileriyle görüşmek üzere İran'a gitmişti.

O dönemde Jerusalem Post, Tahran'ın rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Tayland'a İsrail'de çalışan 40 bin vatandaşının ülkelerine geri dönmelerini sağlaması için baskı yapmaya çalıştığını bildirmişti.

Seyed Momen Sakitichka, Süleyman Hüseyin'in en yakın çalışma arkadaşı olarak kabul ediliyor. 64 yaşında bir Taylandlı din adamı olan Hüseyin, Lübnan Hizbullah'ının eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile Kum medresesinde sınıf arkadaşıydı. Tayland'daki Mehdi Vakfı'nın başkanı ve Nakhon Si Thammarat'taki Ruhullah Camii'nin imamı olan Hüseyin, el-Mustafa Uluslararası Üniversitesi ile iş birliği yapıyor. Süleyman Hüseyin'in lakabı “Tayland'ın Nasrallah'ı”dır.

Yedi ay önce, Ali Yeke Dehkan ile bağlantılı bir ağın altı üyesi, İncirlik Hava Üssü’nde casusluk amacıyla keşif yapmak ve Kıbrıs'a insansız hava aracı kaçırmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla Türkiye'de tutuklanmıştı

Kum'da bulunan dini eğitim merkezi El-Mustafa Uluslararası Üniversitesi, İslam Cumhuriyeti'nin en önde gelen kurumlarından biri olup, Devrim Muhafızları Ordusu'nun dış operasyonları için adam devşirme ve rejimin ideolojisinin İran sınırlarının ötesine yayılmasında rol oynuyor.

2020 yılında, ABD, Devrim Muhafızlarının askeri ve istihbarat kolu olan Kudüs Gücü ile bağlantılı olduğu suçlamasıyla Mustafa Üniversitesi'ne yaptırım uyguladı. ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında, üniversitenin Kudüs Gücü'nün adam devşirme faaliyetlerini kolaylaştırmadaki rolüne işaret edildi.

On dört yıl önce, Bangkok'ta bir İsrailli diplomatı hedef alan birkaç bombalı saldırıda, Hüseyni saldırıların arkasında Mossad'ın olduğunu söylemişti. Ancak yetkililer daha sonra İstihbarat Bakanlığı ile bağlantılı üç İranlıyı tutuklayıp söz konusu terör eylemlerini gerçekleştirmekten mahkûm ettiler.

Kaynaklara göre, 4000 Birimi'nin Doğu Asya'da deniz sabotaj eylemleri yürütmeyle ilgili ana faaliyetleri Endonezya'da yoğunlaşmış bulunuyor. İran International'a konuşan kaynaklar, Rahman Mukaddam'ın sahada faaliyet gösteren ajanları iki Endonezyalı din adamı aracılığıyla işe aldığını söyledi.

csdfvghy
İran'ın Doğu Azerbaycan eyaletinin Aras bölgesinde, Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri için düzenlenen askeri eğitim tatbikatı sırasında Devrim Muhafızları unsurları, 17 Ekim 2022 (Reuters)

İki kaynak, bu iki din adamının, Tayland'daki Seyed Momen Sakitichka ile birlikte, Devrim Muhafızlarına 4000 Birimi ile çalışacak kişileri tavsiye ettiğini söyledi. Aday gösterildikten sonra, bu birimin temsilcileri Muhsin Agazade ve Vahid Yeke Dehkan, yeni üyelerin işe alınmasının ve eğitilmesinin sorumluluğunu üstlendi.

Vahid Yeke Dehkan, “Doktor” takma adıyla bilinen yüksek rütbeli subay Ali Yeke Dehkan'ın kardeşi. Yedi ay önce, Ali Yeke Dehkan ile bağlantılı bir ağın altı üyesi, İncirlik Hava Üssü’nde casusluk amacıyla keşif yapmak ve Kıbrıs'a İHA kaçırmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla Türkiye'de tutuklanmıştı.

İran muhalefeti, 4000 Birimi tarafından Doğu Asya'da deniz sabotaj eylemleri yürütmek üzere üç kişinin görevlendirildiğini iddia etti.

Söz konusu kişilerden biri, Lübnan Hizbullahı'nın resmi üyesi olan Pando Yudhawinata. Endonezya'daki üniversitesinden 1979 devriminden üç yıl sonra uzaklaştırılan Yudhawinata, daha sonra Tahran'a giderek 'İslam Cumhuriyeti'ne bağlı güvenlik birimleri tarafından devşirildi.

Yudhawinata., 32 yıl önce Bangkok'taki İsrail büyükelçiliğini hedef alan başarısız bir intihar bombası saldırısından sorumluydu ve parmak izleri Sri Lanka'daki bir dizi bombalı saldırı olayında da bulundu.

Bir diğeri, Endonezya'daki Ehl-i Beyt Teşkilatı'nın başı ve Ali Hamaney'in takipçisi olan, Devrim Muhafızlarının Endonezya'da adam devşirme konusunda kendisine güvendiği Seyyid Zuheyr Yahya'dır. Zuheyr Yahya, İslam Cumhuriyeti'nin daveti üzerine Tahran'daki Hamaney'in cenaze törenine katıldı.

Malakka, Bangka ve Çin ile Endonezya limanlarında iddia edilen saldırılar gerçekleşirse, nakliyedeki aksama Asya pazarlarına petrol ve mal taşımacılığı yolları zincirindeki başka bir halkaya da yayılabilir

Rahman Mukaddam'ın Endonezya'daki ikinci kolu ise Abdullah Sakkaf'tır. Sakkaf, Endonezya'nın Bogor şehrindeki Mustafa Üniversitesi'ne bağlı Emirü'l-Müminin İlahiyat Fakültesi'nin başkanı. Ayrıca Şura Konseyi üyesi ve Endonezya'daki Ehl-i Beyt Gençlik Derneği'nin başkanı. Sakkaf düzenli olarak Tahran ve Kum'u ziyaret ediyor.

Kendisi ve iki Endonezya vatandaşı, Ardianta Mutua ve Muhammed Hüseyin, Tahran gezileri sırasında Doğu Asya limanlarında ve su yollarında gizli operasyonlar yürütmek üzere eğitim aldılar.

fvgty5j
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında Hürmüz Boğazı haritasının önünde duruyor. Ablukanın dördüncü gününde, Washington, boğazdaki tüm gemilere İran limanlarına giriş ve çıkışı yasakladı, 16 Nisan 2026 (AFP)

26 Ağustos'ta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, X platformundaki hesabından Washington'un iki haftalık bir süre içinde Hürmüz Boğazı'ndan 130 milyon varil petrolün geçişini kolaylaştırdığını yazdı. Bessent’e göre “İslam Cumhuriyeti” bu güzergâh üzerinden petrolünü ihraç edemedi.

Bu koşullar altında, Hürmüz'den geçen petrolün çoğu Asya pazarlarına yöneliyor ve Malakka Boğazı da Doğu Asya'ya giden önemli bir enerji transit güzergahı. Malakka, Bangka ve Çin ile Endonezya limanlarında iddia edilen eylemler gerçekleşirse, nakliyedeki aksama, Asya pazarlarına petrol ve mal taşımacılığı yolları zincirindeki başka bir halkaya yayılabilir.

Böyle bir durum, özellikle Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüseferin aksaması ile eş zamanlı olursa, Ortadoğu ve Asya arasındaki önemli deniz ticaret yolları üzerindeki baskıyı artırabilir.



ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)
TT

ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)

ABD’nin Mississippi eyaletindeki Senatobia kentinin Belediye Başkanı Greg Graves, bir yaşındaki bebeği araç içinde silahla vuran polis memurunun istifa ettiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre olayla ilgili gelişme, eyalet savcılığının memur hakkında cezai kovuşturmaya gerek olmadığına karar vermesinin ardından yaşandı.

Mississippi Başsavcılığı, bu haftanın başında yaptığı açıklamada, aylar süren soruşturmanın ardından Çavuş Hunter Foster’ın güç kullanımının haklı olduğu sonucuna varıldığını ve memurun herhangi bir cezai suç işlemediğinin belirlendiğini duyurmuştu.

Eyalet yönetimi perşembe günü, bir yaşındaki Cohen Wiley’nin vurularak öldürülmesine ilişkin görüntüleri kamuoyuyla paylaştı. Görüntüler arasında Foster’ın üniformasına takılı kamera kayıtları da yer alıyor. Olay, 14 Haziran’da Tennessee eyaletinin Memphis kentinin yaklaşık 65 kilometre güneyinde bulunan Senatobia’daki bir Walmart mağazasının otoparkında meydana gelmişti.

Foster’ın avukatı Martin Zumach, dün kendisiyle iletişime geçildiğinde konu hakkında yorum yapmayı reddetti.

Zumach daha önce yaptığı açıklamada, hareket hâlindeki aracın kendisine doğru ilerlemesi nedeniyle Foster’ın ateş etmekten başka “hiçbir seçeneği” olmadığını savunmuştu. Cohen’in annesi Felicia Wiley ise aracı kullanan arkadaşının polis memurlarının üzerine doğru sürüş yaptığı iddiasını reddetti.

Ailenin avukatı Ben Crump, yayımlanan görüntülerin ölümcül kurşunun aracın yan tarafından ateşlendiğini gösterdiğini belirterek, bunun Foster’ın yakın ve acil bir tehditle karşı karşıya olduğu iddiasını çürüttüğünü savundu. Ailenin talebi üzerine gerçekleştirilen bağımsız otopsinin de aynı sonuca ulaştığı bildirildi. Araca ait bir fotoğrafta, sağ ön yolcu camının kırılmış olduğu görülüyor.

Ailenin hukuk ekibi, olayın aydınlatılması için ABD federal hükümetine ateş açılmasıyla ilgili soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.


Melania Trump: Benim müdahalem olmasaydı tahliyeleri gerçekleştirmek imkânsız olurdu

ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
TT

Melania Trump: Benim müdahalem olmasaydı tahliyeleri gerçekleştirmek imkânsız olurdu

ABD First Lady'si Melania Trump (AP)
ABD First Lady'si Melania Trump (AP)

ABD First Lady’si Melania Trump, Rusya’nın kontrolündeki Ukrayna kenti Oleşki’de ateşkes anlaşmasına varılmasını sağladığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın The Independent gazetesinden aktardığına göre izolasyon, kuşatma ve gıda tedarikindeki yetersizlikle mücadele eden kentte anlaşmanın, insani yardımların ulaştırılmasını ve sivillerin tahliyesini kolaylaştırması hedefleniyor.

Rus güçlerinin kontrolündeki Oleşki, cephe hattında yer alıyor ve yaklaşık 2 bin kişiye ev sahipliği yapıyor. Kent sakinleri, gıda ve insani yardımlara erişimlerini kısıtlayan kesintisiz kuşatma koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor.

Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaya göre Melania Trump, dün Rusya’nın kentteki tüm askerî operasyonları durdurmayı kabul ettiğini bildirdi. Anlaşma, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasına ve sivillerin tahliyesi için özel bir güvenli koridor oluşturulmasına imkân sağlayacak.

Sınırlı ateşkesin 29 Ekim’de yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Melania Trump, “Oleşki’deki durum trajik. Cephe hattında bulunan kent, yaklaşan bir felaketle karşı karşıya. Kentte kalanların çoğu, acilen tıbbi bakım, ilaç, gıda ve temiz suya ihtiyaç duyan yaşlılardan oluşuyor” dedi.

Kent sakinlerinin elektrik tedarikinin kısıtlı olduğunu, mayınlarla döşenmiş yollar arasında yaşadıklarını ve sık sık askerî saldırılara maruz kaldıklarını belirten Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim müdahalem olmasaydı kente insani yardım ulaştırmak veya yaşlıları buradan tahliye etmek imkânsız olurdu.”

Yardımların ulaştırılması için Rusya ve Ukrayna ile koordinasyon

Habere göre Melania Trump ve temsilcisi, anlaşmanın şartlarını belirlemek üzere Rusya ve Ukrayna liderlikleriyle doğrudan çalıştı.

ABD First Lady’si, “Her iki ülkeden sivil yetkililer, Oleşki sakinlerini evlerinde ziyaret ederek ihtiyaç duydukları yardımın düzeyini belirlemek üzere birlikte çalışacak” dedi.

Tahliye edilmek isteyen kent sakinlerine koordineli destek sağlanacağını ve tercih ettikleri yere ulaşabilmeleri için ulaşım imkânı sunulacağını belirten Trump, “Bazılarının Rusya’ya gitmek isteyeceğini, bazılarının ise Ukrayna’yı tercih edebileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kremlin anlaşmayı doğruladı, Ukrayna operasyonun genişletilmesini istiyor

Kremlin de dün anlaşmaya varıldığını doğrulayarak, ateşkesin uygulanmasına ilişkin takvimin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komiseri Dmıtro Lubinets ise Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD First Lady’sinin sürece bizzat katılmasının Oleşki’deki insani operasyonun gerçekleştirilmesini mümkün kıldığını belirtti.

Lubinets, Ukrayna’nın operasyonun kapsamını diğer yerleşim birimlerini de içerecek şekilde genişletmek için çalıştığını ifade etti.

Birden fazla aşamada yürütülmesi planlanan operasyonun, Oleşki’ye ulaşan yolların mayınlardan temizlenmesini, gıda sevkiyatının düzenlenmesini ve kent sakinlerinin tahliyesini kapsayacağını kaydetti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Misyonu’na göre Oleşki, Herson bölgesinde cephe hattında bulunan ve gıda sıkıntısı ile insani yardımlara erişimde kesintiler yaşayan yerleşim birimlerinden biri.


Türkiye: Libya’nın doğusu ile batısının yeniden birleşmesi “an meselesi”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
TT

Türkiye: Libya’nın doğusu ile batısının yeniden birleşmesi “an meselesi”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusu ve batısındaki rakip yönetimlerin yeniden birleştirilmesinin zamanının geldiğini belirterek, bu konuda yakın zamanda bir duyuru yapılabileceğinin sinyalini verdi.

Türkiye, yıllar süren çatışmalar boyunca Trablus’taki uluslararası alanda tanınan hükümeti destekledi. Ancak Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Ankara’nın son yıllarda Libya’nın doğusundaki yönetimle ilişkileri de belirgin biçimde iyileşti.

Fidan gazetecilere yaptığı açıklamada, “Doğu ile batının yeniden birleşmesinin kalıcı hâle getirilmesi için koşulların olgunlaştığı bir aşamaya geldik” dedi. Her iki tarafın da askerî yapılanmalara sahip olduğunu belirten Fidan, bu yapıların ulusal bir ordu çatısı altında birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deniz sınırlarının belirlenmesi

Fidan’ın açıklamaları, aralarında Mısır’ın da bulunduğu Avrupa ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarının İstanbul’da katıldığı toplantının sonrasında yapıldı.

Fidan, “Ulusal birliğin en önemli dayanaklarından biri, hâlihazırda iki tarafın kontrolünde bulunan askerî birliklerin tek bir çatı altında nasıl bir araya getirileceğidir” dedi.

Dışişleri Bakanı, “İnşallah, bu dosyayla ilgili Türkiye’den çok yakında çok güzel haberler duyacaksınız” ifadelerini kullandı.

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptını salı günü onayladı. Söz konusu anlaşma, ilk kez imzalandığı 2019 yılında reddedilmişti.

Anlaşma, başta İtalya ve Yunanistan olmak üzere Avrupa Birliği’nin tepkisini çekerken, Mısır da Akdeniz’deki haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle anlaşmaya itiraz etti.

Fidan, “Türkiye bu konuda son derece yapıcı bir tutum sergiliyor” diyerek, “Türkiye, İtalya ve Mısır, bütün tarafların endişelerini ele almak üzere bir araya gelebilir” diye konuştu.

İran savaşı

Fidan, İran’a yönelik yeni bir saldırının gerilimi artırarak çatışmanın kapsamını genişleteceği uyarısında bulundu. Savaşın sona erdirilmesinin tek yolunun diplomasi ve diyalog olduğunu vurguladı.

Fidan, “İran’a yönelik yeni bir saldırının bölgedeki savaşın kapsamını genişleteceği konusunda hepimiz hemfikiriz. İran’a askerî müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Şu anda kimse bunu kabul etmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da gün içinde gerçekleştirilen toplantıların ardından yaptığı açıklamada, İran ile ABD arasında yaşanacak yeni bir gerilimin herkesi kayba uğratacağını ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açacağını söyledi.

Açıklamalar, The New York Times gazetesinin çarşamba günü yayımladığı bir haberin ardından geldi. Haberde, ABD ve İsrail ordularının gelecek ay yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlemek üzere ayrıntılı planlar hazırladığı öne sürülmüştü.