ABD baskısı İran ekonomisini yıpratmaya başladı

Yaptırımların ve ablukanın sıkılaştırılması, petrol ihracatını azaltırken finansman kanallarını ve kısıtlamaları aşma imkânlarını daraltıyor

2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
TT

ABD baskısı İran ekonomisini yıpratmaya başladı

2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar ve ekonomik ablukayı sıkılaştırmaya yönelik kampanyası, petrol ihracatındaki düşüş, finansman kanallarının daralması ve riyalin rekor seviyelerde değer kaybetmesiyle ülke ekonomisi üzerindeki etkilerini daha belirgin biçimde göstermeye başladı. Bu süreçte ABD yaptırımlarını aşmak da giderek zorlaşıyor.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre üç üst düzey İranlı kaynak yaptığı açıklamada, son dönemde alınan önlemlerin Tahran’ın dövize erişimini ve ithalatı finanse etme kapasitesini önemli ölçüde azalttığını söyledi. İran, yıllardır yaptırımları aşmak amacıyla paralel finans ve ticaret ağlarına dayanıyordu.

Washington son haftalarda İran üzerindeki ekonomik baskı araçlarını artırarak gelecekte yapılabilecek müzakerelerde Tahran’dan taviz koparmaya çalışıyor. Bu adım, altı aylık çatışmanın aynı hedeflere ulaşmada başarısız olmasının ardından atıldı.

Bir kadın, 2 Eylül 2026’da Tahran’da İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in posterinin önünden geçiyor. (AFP)
Bir kadın, 2 Eylül 2026’da Tahran’da İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in posterinin önünden geçiyor. (AFP)

Kaynaklara göre İran yönetimi onlarca yıl boyunca paralel finans ve ticaret ağları üzerinden yaptırımları aşmayı başardı. Ancak son ABD önlemleri, dövize erişim ve ithalat finansmanı için kullanılabilecek kanalların azalmasıyla Tahran’ın hareket alanını daralttı.

Kaynaklar, Washington’un İran’ın diğer ülkelerdeki uluslararası finans ağlarına erişimini kesme çabalarının Tahran için doğrudan bir tehdit haline geldiğini belirtti. İran uzun süredir para akışını ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmek için bu ağlara güveniyordu.

Ekonomik baskının aylardır süren çıkmazı kırabileceğine ilişkin işaretler, Washington’daki karar vericilerin bu araçlara yönelik beklentilerini güçlendirebilir. Ancak Tahran, baskının artırılmasının daha fazla askeri gerilimle karşılık bulabileceği uyarısında bulundu.

Benzin stokları azalıyor, riyal çöküyor

ABD’nin İran’ın Körfez kıyıları boyunca saldırılar düzenlemesinin ardından bu hafta yeniden açık çatışmalar başladı. Tahran ise bölgedeki ABD üslerine saldırılarla karşılık verdi.

Taraflardan hiçbiri şu ana kadar karşı tarafın talep ettiği tavizleri vermeye hazır olduğunu göstermedi. Bu durum, ekonomik baskının İran içinde etkisini genişlettiğine ilişkin işaretlere rağmen, çatışmanın maliyetli bir çıkmaza sürüklenmesine neden oldu.

İran’ın seyrüseferi aksatma girişimlerine rağmen Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının artmasıyla ABD ablukası, Tahran’ın başlıca döviz geliri kaynağı olan petrol ihracatını azalttı.

İran ekonomisi savaş öncesinde de derin kriz içindeydi. Para biriminin çökmesi ve yüksek enflasyonun yanı sıra aylar süren bombardıman, askeri operasyonlar sırasında zarar gören sanayi tesisleri ve altyapının yeniden inşası için ağır bir maliyet yarattı.

 İnsanlar, 2 Eylül 2026’da Tahran’ın merkezindeki İnkıllap Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçiyor. (AFP)
İnsanlar, 2 Eylül 2026’da Tahran’ın merkezindeki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçiyor. (AFP)

Kaynaklara göre likiditedeki azalma, Tahran’ın yaptırımları aşmaya yönelik ağlarını işletme kapasitesini de sınırlamaya başladı. İran artık yasa dışı kaçakçılık yöntemlerinin gerektirdiği yüksek primleri ödemekte daha fazla zorlanıyor.

İran riyali son günlerde tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Kaynaklardan biri, ülkenin sadece yaklaşık iki aylık benzin stokuna sahip olduğunu ve rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol üreticisi olmasına rağmen benzin ithal etmek zorunda kaldığını söyledi.

İran yönetimi, ekonomik krizin derinleşmesi ve geniş çaplı protestoların yeniden başlaması ihtimalinin farkında. Ülke genelinde ocak ayında düzenlenen ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırılan gösterilerde binlerce protestocu hayatını kaybetmişti.

İskoçya’daki St Andrews Üniversitesi’nde modern tarih profesörü Ali Ansari, “İran çok ağır ekonomik baskı altında. Boğaz üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Asıl soru, müzakere etmeyi seçip seçmeyeceği. Bence buna mecbur kalacak” değerlendirmesinde bulundu.

Savaş, tarafların iç siyasi hesaplarına da yansıyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek enflasyonun ABD Başkanı Donald Trump yönetimini kasım ayındaki ara seçimler öncesinde daha fazla gerilimden kaçınmaya zorlayacağını düşündüğünü belirtti. Washington ise İran yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırmaya çalışıyor.

İkincil yaptırımlar kıskacı daraltıyor

ABD son dönemde İran’la ticaret yapan ülke ve kuruluşlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti. Washington böylece İran’ın petrol satışlarını dolar üzerinden gerçekleştirmesini ve hayati önem taşıyan mal ve ham madde ithalatını finanse etmesini engellemeye çalışıyor.

Üç kaynak, yeni önlemlerin paravan şirketler, kayıtsız petrol tankerleri ve kaçakçılık güzergâhları da dahil olmak üzere mevcut yaptırımdan kaçınrma ağlarının işletme maliyetini artırdığını ve bu yöntemlerin kullanımını daha da zorlaştırdığını belirtti.

 Bir adam, 25 Ağustos 2026 Salı günü Tahran çarşısında kumaş rulosu taşıyor. (AP)
 Bir adam, 25 Ağustos 2026 Salı günü Tahran çarşısında kumaş rulosu taşıyor. (AP)

Kpler verilerine göre İran’ın ham petrol sevkiyatı bu ay günlük yaklaşık 260 bin varile geriledi. Bu rakam, bir yıl önceki günlük yaklaşık 1,7 milyon varillik seviyenin oldukça altında.

İran limanlarından artık yalnızca sınırlı miktarda petrol çıkarken, diğer sevkiyatlar kamyon, tren veya küçük teknelerle Hazar Denizi üzerinden taşınıyor.

Kaynaklardan biri, Tahran’ın yaptırım ablukasının dışında tankerlerde depolanan on milyonlarca varil petrolü bulunduğunu ve bunların satılabileceğini savunduğunu söyledi. Ancak yeni yaptırımların aracıları piyasadan çekilmeye veya bu petrolün ticaretinde daha yüksek prim talep etmeye itebileceği belirtildi.

ABD’ye ait F/A-18 Super Hornet tipi savaş uçağı, 27 Ağustos 2026’da George Washington uçak gemisinin güvertesinde. (AFP)
ABD’ye ait F/A-18 Super Hornet tipi savaş uçağı, 27 Ağustos 2026’da George Washington uçak gemisinin güvertesinde. (AFP)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, toplam ticaret hacminin yüzde 25 ila 35 arasında gerilediğini ve ithalatın ihracattan daha hızlı daraldığını açıkladı. Pezeşkiyan, son haftalarda ekonomik koşulların hızla kötüleştiği konusunda uyarıda bulunan üst düzey yetkililerden biri oldu.

İran’ın başlıca ticaret kanallarından biri de ABD baskısının ve çatışmanın tırmandığı bir dönemde Birleşik Arap Emirlikleri’nin 19 Ağustos’ta Tahran’la bütün ticari ve finansal işlemleri yeni bir duyuruya kadar askıya aldığını açıklamasıyla daha fazla baskı altına girdi.

Tahran’da mal ithalatı yapan İranlı bir tüccar, “Bu kanallar kapalı kalırsa tedarikçi nakit ödeme talep edecek. Bu ise işlemin başka bir ülkeden geçirilmesi gerektiği anlamına gelir. Sonuç olarak sevkiyat daha geç ulaşır ve fiyatı daha yüksek olur” dedi.

Enflasyon gelirleri aşıyor

Riyalin değeri, bir yıl önce dolar karşısında yaklaşık 1 milyon riyal seviyesindeyken bugün 2,2 milyon riyalin üzerine çıktı.

Para birimindeki sert değer kaybı ve fiyatlardaki artış, yaşam standartlarını doğrudan etkiledi. Resmi verilere göre son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 69,9 olurken, gıda, içecek ve tütün fiyatları bu oranın yaklaşık iki katı hızla yükseldi.

Ziyaretçiler cumartesi günü Tahran’daki Büyük Çarşı’da mağaza ve tezgâhların arasında dolaşıyor. (AFP)
Ziyaretçiler cumartesi günü Tahran’daki Büyük Çarşı’da mağaza ve tezgâhların arasında dolaşıyor. (AFP)

Resmi işsizlik oranı ilkbaharda yüzde 9,1’e yükselirken, çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 450 bin kişi azaldı. Bu düşüş, iş gücüne katılım oranındaki daha geniş çaplı gerilemeyle eş zamanlı gerçekleşti.

Aylık ortalama yaklaşık 125 dolar olan maaş, resmi verilere göre bir ailenin aylık yaklaşık 450 dolar olarak hesaplanan temel ihtiyaçlarının yalnızca sınırlı bir bölümünü karşılayabiliyor.

34 yaşındaki özel sektör çalışanı soyadının yayımlanmasını istemeyen Mehnaz, “Her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz” ifadelerini kullandı.



ABD, Küba eski Lideri Raul Castro'nun torununa yaptırım kararı aldı

Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
TT

ABD, Küba eski Lideri Raul Castro'nun torununa yaptırım kararı aldı

Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)

ABD, Washington'un komünist adaya yönelik baskıyı artırma hamlesinin son adımı olarak dün Küba eski Lideri Raul Castro'nun bir torununa ve devletle bağlantılı 5 kuruluşa yaptırım uyguladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, "Bugün yaptırım listesine alınanlar arasında Raul Castro'nun torunu Fidel Ernesto Castro Calis, Banco Exterior de Cuba ve Küba'nın doğal kaynaklarını veya enerji rezervlerini rejim yararına kullanan 4 kuruluş yer alıyor" ifadelerini kullandı.

95 yaşındaki Raul Castro artık resmi bir görev yürütmüyor, ancak adada nüfuzlu bir figür olmaya devam ediyor. Washington bu yıl kendisine yönelik cezai suçlamalarda bulunmuştu.

ABD, haziran ayında da Castro ailesinin bireylerinin yanı sıra Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ve ailesini hedef alan bir yaptırım paketi uygulamıştı.

Ailesine daha önce yaptırım uygulanan Fidel Ernesto Castro Calis'in Küba'da siyasi bir rol oynadığı bilinmiyor. Babası Alejandro Castro Espin, Raul Castro'nun tek oğlu olup, iki ülke arasında 2015 yılında diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını sağlayan Küba ile ABD arasındaki gizli müzakerelerde kilit bir rol oynamıştı.

Küba 1962'den bu yana ABD ticaret ambargosu altında bulunuyor. Ancak Başkan Donald Trump, geçtiğimiz aylarda adaya yönelik baskıyı önemli ölçüde artırarak yakıt tedarikini kesti, adanın kontrolünü ele geçirme tehdidinde bulundu ve ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri operasyonla devirmesinden bu yana Küba yönetimini devirme tehditlerini sık sık yineledi.

Enerji tedarikine uygulanan boğucu abluka Küba'nın ekonomik krizini daha da derinleştirdi.

Trump yönetimi yetkilileri ve iş insanları daha önce Raul Castro'nun bir diğer torunu Raul Guillermo Rodriguez Castro dahil Castro ailesinin başka üyeleriyle görüştü.

Dün yaptırım uygulanan devlet kuruluşlarından biri olan Banco Exterior de Cuba, esas olarak uluslararası işlemler, ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık hizmetlerine odaklanıyor. Yaptırımlardan etkilenen devletle bağlantılı diğer kuruluşlar ise nikel, kobalt ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerden oluşuyor.


İsrail’in Afrika'daki etki alanını genişletmesi: Daha görünür olması ve bölgesel endişeler

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
TT

İsrail’in Afrika'daki etki alanını genişletmesi: Daha görünür olması ve bölgesel endişeler

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi'nin işgal altındaki Kudüs'e gerçekleştirdiği ziyaret, İsrail'in Afrika'daki varlığını kalıcı kılma çabalarını, İsrail'in nüfuzunu ve görünürlüğünü artırmasından duyulan bölgesel endişelerin ortasında yeniden gündeme getirdi.

Tshisekedi, 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyaretinden bu yana yaklaşık beş yıl içindeki ikinci ziyareti olan ve üç gün süren çalışma ziyaretinin ardından dün İsrail'den ayrıldı. Ziyaret sırasında Kudüs'te Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmelerde bulundu.

Şarku'l Avsat'a konuşan Afrika işleri uzmanları, Tel Aviv'in çıkarlarını genişletme ve nüfuzunu artırmak için baskı unsurları elde etme çabalarına dikkati çekerek, ekonomik ve güvenlik kazançları sağlama arayışıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler ve ayrılıkçı Somaliland gibi bölgelerle yakınlaşma çizgisinde hareket ettiğine işaret ediyor.

Öte yandan Mısır, Türkiye ve Somali dahil olmak üzere birden fazla Arap ve İslam ülkesi, İsrail'in Somaliland’deki varlığına karşı çıktıklarını ifade ederek bunun bölgedeki istikrarı tehdit ettiği konusunda uyarılarda bulundu.

fghyju
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, işgal altındaki Kudüs'te İsrailli mevkidaşıyla yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabından yapılan açıklamaya göre ziyaret sırasında Tshisekedi'nin Netanyahu ile görüşmeleri tarım, enerji, altyapı ve ileri teknoloji alanlarının yanı sıra güvenlik ve savunma konularına odaklandı.

Fransa Uluslararası Radyosu'nun aktardığına göre Kongo Cumhurbaşkanı ülkesinin İsrail'in güvenliğine olan bağlılığını yinelerken, aynı zamanda sivillerin korunması, uluslararası hukuka saygı duyulması ve bölgesel krizleri ele almanın bir yolu olarak diyalogun sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Kongo ve İsrail giderek birbirine yaklaşırken Herzog, 2025 yılının kasım ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni ziyaret etmişti.

İlişkiler ve çıkarlar

Ortadoğu Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden Afrika İşleri Uzmanı Hüseyin el-Behiri, ziyaretin iki tarafın da çeşitli çıkarlar elde etmesi amacıyla ilişkilerde bir gelişmeyi ifade ettiğini belirtiyor. Buna göre Kongo, isyancılarla yaşadığı iç krizlere karşı güvenlik ve askeri destek almayı amaçlarken İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarındaki ihlallerinden kaynaklanan uluslararası baskıları örtbas etmek ve dış ortaklıklarını çeşitlendirme yeteneğini kanıtlamak amacıyla genel olarak Afrika kıtasında, özel olarak da Nil Havzası ülkelerinde nüfuzunu genişletmeyi hedefleyen bir dış politika izliyor.

Behiri, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin, İsrail için bakır, alüminyum, lityum ve kobalt gibi işlenmemiş doğal kaynaklar ve değerli madenler elde etmede önemli bir kaynak oluşturduğunu ekledi. Bu madenler, bataryalar ve insansız hava araçları (İHA) gibi stratejik endüstrilerde kullanılmakta olup, İsrail'e aynı zamanda dikkat çekici ekonomik kazançlar sağlıyor.

Afrika işleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa ise Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ziyaretin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin ülkenin doğusunda karşılaştığı zorluklar, ordu ve güvenlik teşkilatlarının kapasitesini geliştirme ihtiyacı ile istihbarat, gözetleme, eğitim ve savunma alanlarındaki İsrail tecrübe ve teknolojilerinden yararlanma arzusu çerçevesinde siyasi, güvenlik, ekonomik ve teknolojik yönleri kapsayan daha geniş bir ortaklığa geçişi yansıttığına inandığını ifade etti.

İsrail’in Afrika’da daha görünür olması

İsrail, Afrika'daki varlığını güçlendirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yılın sonlarında, Mısır, Somali, Arap ve Türk devletlerinin bu adıma yönelik itirazlarının ortasında ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımıştı.

İsrail'in Etiyopya, Güney Sudan ve Uganda gibi Afrika ülkeleriyle ilişkileri bulunuyor ve Ağustos 2025'te Zambiya'nın başkenti Lusaka'daki büyükelçiliğini yeniden açtı. Ayrıca Çad, Nijerya ve Kamerun gibi ülkelerle güvenlik, askerî ve ticari ilişkilere sahip bulunuyor.

İsrail ayrıca Ruanda ile askerî iş birliği ilişkilerini sürdürüyor. Öyle ki ülkenin Kigali'deki büyükelçisi geçtiğimiz mart ayında Ruanda Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile bir araya gelerek iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirmenin yollarını ele almıştı.

Behiri, İsrail'in Afrika'daki ve Nil Havzası'ndaki nüfuz artışının -ki bunun öncesinde Bab’ul-Mendeb ve uluslararası deniz nakliye hatlarının yakınındaki Somaliland bölgesini tanımak suretiyle Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de bir ayak izi sağlaması gelmiştir- ‘Mısır için stratejik bir derinlik teşkil eden bölgedeki güçlü İsrail varlığı nedeniyle Mısır'ın ulusal güvenliğini doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini, bunun da Tel Aviv'e, iki taraf arasındaki bazı askıda kalan dosyaları çözmek için havza ülkeleriyle olan ilişkilerini bir baskı unsuru olarak kullanma alanı açtığını’ belirtiyor.

İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı Somaliland Bölgesi Başkanı'nı kabul etti (Somaliland Bölgesi Başkanı’nın X hesabı)

İsa, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Afrika'daki İsrail varlığının artması, birbirinden bağımsız hareketler silsilesi olmaktan ziyade, her sahanın kendine has özelliklerine göre seçici bir şekilde uygulanan ortak özelliklere sahip bir strateji olma eğiliminde.”

İsa ayrıca, güvenlik boyutunun ekonomik ve diplomatik çıkarların yanı sıra İsrail'in Afrika ülkeleriyle ilişkilerini genişletmesinde merkezi bir unsur haline geldiğine dikkati çekti.

Ortaklık ağı

İsa’ya göre Somaliland durumu, İsrail politikasının ‘jeopolitik boyutunu’ gözler önüne seriyor; zira bu bölgenin Aden Körfezi üzerindeki konumu ve Bab’ul-Mendeb'e yakınlığı, özellikle Husilerin artan tehdidiyle birlikte, onu seyrüsefer ve Kızıldeniz güvenliği açısından doğrudan bir öneme sahip kılıyor.

İsrail, ikili ilişkilerin ötesine geçerek stratejik açıdan son derece hassas bir bölgede yeniden konumlanma boyutları taşıyan bir adımla, Somaliland’ı resmi olarak tanıyan ilk hükümet oldu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne gelince, burada nispeten farklı çıkarlar ön plana çıkıyor. Çünkü yakınlaşma, büyük oranda güvenlik ve teknoloji iş birliği ihtiyacının yanı sıra yatırım fırsatları ve devasa maden kaynaklarından yararlanma isteğiyle de ilişkili.

İsa'ya göre bu durum, İsrail'in Afrika'da tek bir araç değil, devletin doğasına, konumuna ve ihtiyaçlarına göre güvenlik, teknoloji, yatırım ve diplomasinin bir karışımını kullandığını gösteriyor. Dolayısıyla İsrail'in Afrika'daki politikası, ayrıntıları tek tip olan bir plan değil, esnek bir strateji olarak görülebilir.

İsa, sözlerine şöyle devam etti:

 “Genel hedef, İsrail'in güvenlik, seyrüsefer ve ticaret alanındaki çıkarlarına hizmet edecek, İran nüfuzuyla mücadele edecek ve siyasi destek kazandıracak geniş bir ortaklıklar ağı inşa etmektir; araçlar ise ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.”

İsrail'in Afrika'daki artan nüfuzu, İsrail varlığının dağınık diplomatik ve ekonomik ilişkilerden güvenliğe, limanlara, deniz geçitlerine ve teknolojiye daha fazla dayanan bir varlığa dönüşmesi yoluyla, özellikle Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de bazı bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.

İsa, Somaliland bölgesinde bir İsrail ortağının varlığının, yeni güvenlik ve istihbarat düzenlemelerine kapı aralayabileceğine ve bölgede halihazırda var olan güçler arasındaki rekabeti artırabileceğine inanıyor.


Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor
TT

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Washington ve Tahran, yeni stratejiler benimseyerek karşı karşıya geldikleri çatışmayı büyüttü. ABD ordusu saldırılarını yaklaşık 100 İran hedefine ve 2 hükümet tankerine genişletirken, İran da bölgedeki "Amerikan üslerine" füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla karşılık verdi; bu, doğrudan çatışmaların son geniş çaplı turu oldu.

Wall Street Journal (WSJ), dün ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in ABD birliklerinin Ortadoğu’daki konuşlanmasını 2027’ye kadar uzatmak için sessizce çalışma yürüttüğünü bildirdi. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre bu, Washington’un İran’la savaşın uzun süre devam etmesi ihtimaline hazırlandığına işaret ediyor. Haberde ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, üst düzey danışmanlarıyla savaşın sona erdiğini ilan etme ve Tahran’ı taviz vermeye zorlamak için ekonomik baskıya daha fazla ağırlık verme ihtimalini de gizlice görüştüğü belirtildi.

Sahadaki gelişmeler kapsamında Devrim Muhafızları, aralarında füze biriminden 4 ve Besic’ten 3 kişinin bulunduğu 13 mensubunun öldürüldüğünü açıkladı. İran makamları ayrıca Ahvaz’da 7 kişinin öldüğünü, 8 kişinin yaralandığını; Hürmüz Boğazı karşısındaki Sirik’te ise 4 kişinin hayatını kaybettiğini ve 68 kişinin yaralandığını bildirdi.

Güney Lübnan’da ise İsrail güçleri, Lübnan resmi Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Kantara, Hadatha ve Bureycit beldesi vadisindeki bazı noktalarda patlamalar gerçekleştirdi. İsrail güçlerinden bir birlik Halta çiftliklerinin içine ilerleyerek bazı evleri kuşatma altına aldı.