ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar ve ekonomik ablukayı sıkılaştırmaya yönelik kampanyası, petrol ihracatındaki düşüş, finansman kanallarının daralması ve riyalin rekor seviyelerde değer kaybetmesiyle ülke ekonomisi üzerindeki etkilerini daha belirgin biçimde göstermeye başladı. Bu süreçte ABD yaptırımlarını aşmak da giderek zorlaşıyor.
Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre üç üst düzey İranlı kaynak yaptığı açıklamada, son dönemde alınan önlemlerin Tahran’ın dövize erişimini ve ithalatı finanse etme kapasitesini önemli ölçüde azalttığını söyledi. İran, yıllardır yaptırımları aşmak amacıyla paralel finans ve ticaret ağlarına dayanıyordu.
Washington son haftalarda İran üzerindeki ekonomik baskı araçlarını artırarak gelecekte yapılabilecek müzakerelerde Tahran’dan taviz koparmaya çalışıyor. Bu adım, altı aylık çatışmanın aynı hedeflere ulaşmada başarısız olmasının ardından atıldı.

Kaynaklara göre İran yönetimi onlarca yıl boyunca paralel finans ve ticaret ağları üzerinden yaptırımları aşmayı başardı. Ancak son ABD önlemleri, dövize erişim ve ithalat finansmanı için kullanılabilecek kanalların azalmasıyla Tahran’ın hareket alanını daralttı.
Kaynaklar, Washington’un İran’ın diğer ülkelerdeki uluslararası finans ağlarına erişimini kesme çabalarının Tahran için doğrudan bir tehdit haline geldiğini belirtti. İran uzun süredir para akışını ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmek için bu ağlara güveniyordu.
Ekonomik baskının aylardır süren çıkmazı kırabileceğine ilişkin işaretler, Washington’daki karar vericilerin bu araçlara yönelik beklentilerini güçlendirebilir. Ancak Tahran, baskının artırılmasının daha fazla askeri gerilimle karşılık bulabileceği uyarısında bulundu.
Benzin stokları azalıyor, riyal çöküyor
ABD’nin İran’ın Körfez kıyıları boyunca saldırılar düzenlemesinin ardından bu hafta yeniden açık çatışmalar başladı. Tahran ise bölgedeki ABD üslerine saldırılarla karşılık verdi.
Taraflardan hiçbiri şu ana kadar karşı tarafın talep ettiği tavizleri vermeye hazır olduğunu göstermedi. Bu durum, ekonomik baskının İran içinde etkisini genişlettiğine ilişkin işaretlere rağmen, çatışmanın maliyetli bir çıkmaza sürüklenmesine neden oldu.
İran’ın seyrüseferi aksatma girişimlerine rağmen Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının artmasıyla ABD ablukası, Tahran’ın başlıca döviz geliri kaynağı olan petrol ihracatını azalttı.
İran ekonomisi savaş öncesinde de derin kriz içindeydi. Para biriminin çökmesi ve yüksek enflasyonun yanı sıra aylar süren bombardıman, askeri operasyonlar sırasında zarar gören sanayi tesisleri ve altyapının yeniden inşası için ağır bir maliyet yarattı.

Kaynaklara göre likiditedeki azalma, Tahran’ın yaptırımları aşmaya yönelik ağlarını işletme kapasitesini de sınırlamaya başladı. İran artık yasa dışı kaçakçılık yöntemlerinin gerektirdiği yüksek primleri ödemekte daha fazla zorlanıyor.
İran riyali son günlerde tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Kaynaklardan biri, ülkenin sadece yaklaşık iki aylık benzin stokuna sahip olduğunu ve rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol üreticisi olmasına rağmen benzin ithal etmek zorunda kaldığını söyledi.
İran yönetimi, ekonomik krizin derinleşmesi ve geniş çaplı protestoların yeniden başlaması ihtimalinin farkında. Ülke genelinde ocak ayında düzenlenen ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırılan gösterilerde binlerce protestocu hayatını kaybetmişti.
İskoçya’daki St Andrews Üniversitesi’nde modern tarih profesörü Ali Ansari, “İran çok ağır ekonomik baskı altında. Boğaz üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Asıl soru, müzakere etmeyi seçip seçmeyeceği. Bence buna mecbur kalacak” değerlendirmesinde bulundu.
Savaş, tarafların iç siyasi hesaplarına da yansıyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek enflasyonun ABD Başkanı Donald Trump yönetimini kasım ayındaki ara seçimler öncesinde daha fazla gerilimden kaçınmaya zorlayacağını düşündüğünü belirtti. Washington ise İran yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırmaya çalışıyor.
İkincil yaptırımlar kıskacı daraltıyor
ABD son dönemde İran’la ticaret yapan ülke ve kuruluşlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti. Washington böylece İran’ın petrol satışlarını dolar üzerinden gerçekleştirmesini ve hayati önem taşıyan mal ve ham madde ithalatını finanse etmesini engellemeye çalışıyor.
Üç kaynak, yeni önlemlerin paravan şirketler, kayıtsız petrol tankerleri ve kaçakçılık güzergâhları da dahil olmak üzere mevcut yaptırımdan kaçınrma ağlarının işletme maliyetini artırdığını ve bu yöntemlerin kullanımını daha da zorlaştırdığını belirtti.

Kpler verilerine göre İran’ın ham petrol sevkiyatı bu ay günlük yaklaşık 260 bin varile geriledi. Bu rakam, bir yıl önceki günlük yaklaşık 1,7 milyon varillik seviyenin oldukça altında.
İran limanlarından artık yalnızca sınırlı miktarda petrol çıkarken, diğer sevkiyatlar kamyon, tren veya küçük teknelerle Hazar Denizi üzerinden taşınıyor.
Kaynaklardan biri, Tahran’ın yaptırım ablukasının dışında tankerlerde depolanan on milyonlarca varil petrolü bulunduğunu ve bunların satılabileceğini savunduğunu söyledi. Ancak yeni yaptırımların aracıları piyasadan çekilmeye veya bu petrolün ticaretinde daha yüksek prim talep etmeye itebileceği belirtildi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, toplam ticaret hacminin yüzde 25 ila 35 arasında gerilediğini ve ithalatın ihracattan daha hızlı daraldığını açıkladı. Pezeşkiyan, son haftalarda ekonomik koşulların hızla kötüleştiği konusunda uyarıda bulunan üst düzey yetkililerden biri oldu.
İran’ın başlıca ticaret kanallarından biri de ABD baskısının ve çatışmanın tırmandığı bir dönemde Birleşik Arap Emirlikleri’nin 19 Ağustos’ta Tahran’la bütün ticari ve finansal işlemleri yeni bir duyuruya kadar askıya aldığını açıklamasıyla daha fazla baskı altına girdi.
Tahran’da mal ithalatı yapan İranlı bir tüccar, “Bu kanallar kapalı kalırsa tedarikçi nakit ödeme talep edecek. Bu ise işlemin başka bir ülkeden geçirilmesi gerektiği anlamına gelir. Sonuç olarak sevkiyat daha geç ulaşır ve fiyatı daha yüksek olur” dedi.
Enflasyon gelirleri aşıyor
Riyalin değeri, bir yıl önce dolar karşısında yaklaşık 1 milyon riyal seviyesindeyken bugün 2,2 milyon riyalin üzerine çıktı.
Para birimindeki sert değer kaybı ve fiyatlardaki artış, yaşam standartlarını doğrudan etkiledi. Resmi verilere göre son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 69,9 olurken, gıda, içecek ve tütün fiyatları bu oranın yaklaşık iki katı hızla yükseldi.

Resmi işsizlik oranı ilkbaharda yüzde 9,1’e yükselirken, çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 450 bin kişi azaldı. Bu düşüş, iş gücüne katılım oranındaki daha geniş çaplı gerilemeyle eş zamanlı gerçekleşti.
Aylık ortalama yaklaşık 125 dolar olan maaş, resmi verilere göre bir ailenin aylık yaklaşık 450 dolar olarak hesaplanan temel ihtiyaçlarının yalnızca sınırlı bir bölümünü karşılayabiliyor.
34 yaşındaki özel sektör çalışanı soyadının yayımlanmasını istemeyen Mehnaz, “Her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
