Paris Savcılığı dün, Lübnan merkezli El-Ahbar gazetesinin Fransız General Philippe Sidos hakkında “savaş suçunu övmek” suçlamasıyla yaptığı şikâyeti işleme koymadı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre karar, generalin nisan ayında Lübnan’da bir gazetecinin öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamalarla bağlantılı.
El-Ahbar gazetesinin saha muhabiri olarak görev yapan 42 yaşındaki Lübnanlı gazeteci Emel Halil, 22 Nisan’da güney Lübnan’ın et-Tayri beldesinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. Saldırıda, yanında bulunan bağımsız foto muhabiri Zeynep Farac da yaralandı. Gazeteciler, İsrail güçlerinin hâlen bazı bölgelerini işgal ettiği güney Lübnan’daki saldırı sırasında bir eve sığınmıştı.
Nisan ayının sonlarında, daha önce Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) irtibat ofisinin başkanlığını yapan General Sidos, “El-Ahbar, Hizbullah’a yakın bir gazete. İsrailliler, Hizbullah’la çalışan gazetecilerin Hizbullah adına çalışan casuslar olduğunu söylemeye alışkın. Dolayısıyla burada hedef alma kasıtlıydı” ifadelerini kullandı.
Fransız general sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazetenin adı geçtiği andan itibaren bu, kasıtlı bir hedef alma anlamına geliyor. Bu açık, net ve kesin. Bugün El-Ahbar gazetesine biraz göz attım. Evet, Hizbullah’a karşı son derece taraflı.”
Paris Savcılığı ise “gazetecinin kasıtlı olarak hedef alındığını ileri sürmenin ve İsrail ordusunun hata yapmış olabileceği ihtimalini dışlamanın, söz konusu ateş açma eylemini gerekçelendiren veya olumlu bir biçimde sunan başka unsurlar bulunmadığı sürece, tek başına savaş suçunu övmek olarak nitelendirilemeyeceği” sonucuna vardı.
Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre gazetenin avukatı Vincent Brengarth yaptığı açıklamada, “Savcılığın değerlendirmesine itiraz ediyoruz” dedi.
Brengarth, şikâyetin işleme konulmamasının “açık bir çifte standardı” yansıttığını savundu. “Bir yandan Filistin yanlısı görüşler suç sayılırken, diğer yandan İsrail’in işlediği suçları meşrulaştıran veya teşvik eden kişilerin soruşturulmasında bariz bir zafiyet görülüyor” ifadelerini kullandı.
Brengarth, “Bu çarpıklığa yönelik süregelen hoşgörü, yalnızca cezasızlık anlayışını pekiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
BFM TV Gazeteciler Derneği de nisan ayının sonunda, söz konusu “şok edici açıklamalardan tamamen uzak durduğunu” açıklamış ve “bir gazetecinin, tıpkı bir sivilin hedef alınmasının da savaş suçu olduğunu” hatırlatmıştı.
Dernek, “Bazı uzmanların canlı yayınlarda gazetecilerin tehlikeye atılmasını, hatta öldürülmesini haklı çıkarıyormuş gibi görünmesi kabul edilemez. Bu durum, sahada görev yapan gazetecilerimizin güvenliğini de tehlikeye atıyor” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Lübnan makamları, nisan ayının sonunda İsrail’i, Halil’i kurtarmaya çalışan sağlık ekiplerinin çalışmalarını saatlerce engelleyerek “savaş suçu” işlemekle suçlamıştı. Bu nedenle gazetecinin enkaz altında hayattayken çıkarılmasının mümkün olmadığı belirtilmişti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de o dönemde gazetecilerin görevlerini herhangi bir müdahale, taciz veya daha ağır bir tehdit korkusu yaşamadan yerine getirebilmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Ağustos ayının başında İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Af Örgütü ve El-Mufakkira El-Kanuniyye adlı kuruluşlar, Halil’in ölümüyle ilgili ayrı ayrı yürüttükleri soruşturmaların sonuçlarını yayımladı. Kuruluşlar, saldırının “savaş suçu” teşkil ettiği sonucuna vardı.