Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyindeki dört şehri hedef alan milislere karşı misilleme sözü verdi

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerin ‘kaldıramayacakları bir kapı açtığını’ belirterek, ülkesinin herhangi bir saldırıya karşı kendisini savunmaktan çekinmeyeceğini ve çıkarlarını korumak için mevcut tüm imkanları kullanacağını vurguladı.

Prens Faysal bin Ferhan, bu açıklamayı dün Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptı. Açıklama, Husilerin bir gün önce Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedefleri vurmasının ardından geldi. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivil yaralanmıştı.

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon ise Husileri caydırmak ve düşmanca tutumlarıyla kararlılıkla mücadele etmek amacıyla ‘gerekli tüm operasyonel tedbirlerin alınacağını’ bildirdi. Koalisyon, söz konusu adımların Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını korumak ve ülkede yaşayan vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacı taşıdığını belirtti. Açıklamada ayrıca, tehdit kaynaklarına karşılık vermek ve tehlikeyi bertaraf etmek için tedbirler alınacağı kaydedildi.

Düşmanca yaklaşımı reddetmek

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin saldırılarını ve Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik eylemlerini sürdürerek uluslararası deniz ulaşımının serbestisini tehdit etmesini ‘en sert şekilde’ kınadı. Bakanlık, milislerin Yemen’in ve Arap ve İslam dünyasının güvenlik ve istikrarını tehdit eden düşmanca yaklaşımını ve suç teşkil eden eylemlerini kesinlikle reddettiğini belirterek, Husilerin tüm barış girişimlerini reddetmeyi sürdürdüğünü vurguladı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını ve vatandaşlarıyla ülke topraklarında yaşayanların güvenliğini korumak amacıyla uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkının bulunduğunu belirtti. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın kendisini hedef alan hiçbir saldırıya müsamaha göstermeyeceği vurgulandı.

Suudi Arabistan, Husilerin sivilleri ve sivil tesisleri hedef almaya devam etmesinin doğuracağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunarak, tüm tırmanış girişimlerinin ve deniz ulaşımının güvenliğine yönelik devam eden tehditlerin derhal sonlandırılmasını istedi. Riyad ayrıca, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve başta 2216 ve 2722 sayılı kararlar olmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarını uygulama çağrısında bulundu.

Aşırı suçlu davranış

Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin ‘sorumsuzca gerçekleştirdiği saldırıların’, örgütün düşmanca ve sorumsuz yaklaşımını ortaya koyan tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirtti. Maliki, saldırıların Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açıkça ihlal edilmesi, vatandaşları ile ülke topraklarında yaşayanların güvenlik ve emniyetine doğrudan tehdit oluşturulması ve ülkenin ulusal kaynakları ile sivil tesis ve hedeflerine kasıtlı olarak zarar verilmesi anlamına geldiğini söyledi. Saldırıların ayrıca, Yemen ve Arap ve İslam dünyasının çevresinde barış ve istikrarın sağlanmasını reddeden, aşırılık yanlısı ve suç niteliğindeki milis tutumunu yansıttığını ifade etti.

Prens Faysal bin Ferhan ise basın toplantısında, Suudi Arabistan’ın “Yemen ve bölgenin çıkarlarına hizmet eden her türlü girişimi desteklemekten çekinmeyeceğini” söyledi. Husilerle temas konusunda diplomasi kapısının hâlâ açık olduğunu belirten Faysal bin Ferhan, Yemen’in meşru hükümetinin de Husilere sorumlu bir şekilde müzakere etme fırsatı sunduğunu kaydetti.

Faysal bin Ferhan, Husilerin Yemen ve halkının çıkarları yerine kendi dar ve kişisel çıkarlarını tercih ettiğini, ülkedeki iç sorunlarını Suudi Arabistan’a taşımaya çalıştığını ve kendisini zor durumda bulduğu her seferinde şiddete başvurduğunu söyledi. Husilerin krizi sona erdirecek siyasi sürece sorumlu bir şekilde katılmak yerine Yemen halkının daha fazla acı çekmesine neden olmakta ısrar ettiğini belirtti.

Kabul edilemez saldırılar

Lavrov, Suudi mevkidaşıyla düzenlediği basın toplantısında, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını ‘kabul edilemez ve ters sonuçlar doğuran’ eylemler olarak nitelendirdi. Bu saldırıların sivillerin hayatını ve sivil tesisleri tehlikeye attığını, küresel ekonomiye zarar verdiğini belirten Lavrov, Moskova’nın Riyad’ın Yemen’de barışçıl çözüm için yol haritasını hayata geçirme yönündeki çabalarına tam destek verdiğini vurguladı.

Lavrov, sorunların askeri yöntemlerle çözülmesi girişimlerini reddettiklerini belirterek, Yemen kıyılarına bitişik bölgeler de dahil olmak üzere uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Lavrov, Suudi Arabistan’ın girişimiyle hazırlanan yol haritası temelinde Yemen’de etkili aktörler arasında doğrudan diyaloğun bir an önce başlatılması çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise dün gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Husilerin ‘İran’ın vekil gücü’ olduğunu söyledi. Rubio, “Yaşananların bazılarının arkasında İran’ın elinin açıkça bulunduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı. ABD’nin Suudi Arabistan ile çok güçlü bir savunma ve askeri ilişkisi bulunduğunu vurguladı.

Rubio, “Bu gelişmeleri yakından izliyoruz. (...) Ayrıca bazı kara operasyonlarının da gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Yemen güçleri Husilere karşı koyuyor ve onların sahada elde etmeye çalıştığı bazı ilerlemeleri geri püskürtüyor” dedi.

Husilerin saldırıları, Körfez ülkeleri ile Arap ve İslam dünyasından art arda gelen açıklamalarla kınandı. Açıklamalarda, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik açık ihlaller karşısında Riyad’la tam dayanışma içinde olunduğu belirtilirken, sivillerin, tesislerin ve sivil hedeflerin vurulması reddedildi. Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini ve ulusal kaynaklarını korumaya yönelik attığı adımlara destek yinelenirken, söz konusu uygulamalara karşı ‘kararlı ve caydırıcı’ bir tutum alınması, saldırıları gerçekleştirenler ile bunlara destek verenlerin hesap vermesi ve ilgili uluslararası kararların uygulanması çağrısında bulunuldu.

Uluslararası dayanışma

Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu hain saldırılar yalnızca masum insanların hayatlarını değil, bölgenin güvenlik ve barışını da tehdit ediyor” ifadesini kullandı. Şerif, ülkesinin Suudi Arabistan’ın egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik sarsılmaz desteğini yineleyerek, Pakistan’ın yönetimi ve halkıyla birlikte Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu ve tam dayanışma içinde bulunduğunu vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ise Husilerin saldırılarının uluslararası hukuk ve teamüllerin ihlali olduğunu belirtti. Budeyvi, saldırıların bölgenin güvenliğini ve bölgesel ve uluslararası barışı tehdit eden ‘aşırılıkçı ve suç niteliğinde bir yaklaşımı’ yansıttığını ifade ederek, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında ‘tek saf halinde’ durduğunu yineledi.

Diplomatik sürecin desteklenmesi

Moskova’daki görüşmeye dönersek, Suudi Arabistan ve Rusya, iki ülkenin dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği resmi görüşmede, Filistin meselesi ve Yemen’deki durum da dahil olmak üzere mevcut bölgesel ve uluslararası sorunların çözümünde diplomatik sürecin desteklenmesinin önemini vurguladı. Taraflar ayrıca, başta Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb olmak üzere uluslararası su yollarında seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan ile Lavrov, gerilimi düşürmek ve tansiyonu yatıştırmak amacıyla yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmede ayrıca, uluslararası platformlarda koordinasyon ve istişarenin güçlendirilmesinin, çok taraflı iş birliğini sağlamlaştırmaya yönelik girişimlerin desteklenmesinin ve küresel gelişmeler karşısında daha etkin bir uluslararası sistem oluşturulması amacıyla mevcut mekanizmaların reforme edilmesinin önemi üzerinde duruldu. Bu adımların uluslararası güvenlik ve barışın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

İki ülke arasında çeşitli alanlardaki iş birliği ve koordinasyonun geliştirilmesi yollarının da ele alındığı görüşmede, taraflar ilişkileri daha geniş ufuklara taşımayı hedeflediklerini belirtti. Suudi Arabistan ve Rusya, 100 yıllık diplomatik ilişkiler ve kesintisiz iş birliği mirasına dayanan ilişkileri, daha iddialı ve kapsamlı bir ikinci yüzyıla taşımayı hedeflediklerini vurguladı. Bunun, ortaklığın derinliğini yansıtacağı, ortak çıkarlara hizmet edeceği ve güvenlik, istikrar, kalkınma ve refahı destekleyeceği kaydedildi.

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki iş birliğinin bugün geniş bir siyasi ve ekonomik konu yelpazesini kapsadığını belirtti. Bu iş birliğinin küresel enerji piyasalarının istikrarının desteklenmesi ve üreticiler ile tüketicilerin çıkarlarını gözeten bir dengenin sağlanması açısından önemini kanıtladığını ifade eden Faysal bin Ferhan, söz konusu ortaklığın küresel ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğunu ve ekonomik, ticari ve yatırım alanlarındaki iş birliğini güçlendirdiğini söyledi.



Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
TT

Husilerin Haremeyn’i balistik füzelerle hedef almasına Körfez ve İslam dünyasından kınama

Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)
Cumartesi günü kutsal Mekke’deki Vadi el-Muğammas’a, önlenen iki balistik füzenin parçaları düştü (SPA)

Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasına Körfez ülkeleri ve İslam dünyasından art arda kınama açıklamaları geldi. Açıklamalarda, İslam’ın kutsal mekânlarına yönelik saldırıların bu mekânların dokunulmazlığını ihlal ettiği ve sivillerin güvenliğini tehdit ettiği vurgulanırken, saldırıların durdurulması için uluslararası topluma kararlı tutum alma çağrısı yapıldı.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Mekke’nin bu saldırıların oluşturduğu risklere maruz bırakılmasının son derece tehlikeli bir eylem olduğunu ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini belirten el-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. El-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında tek bir saf hâlinde durduğunu ve ülkenin topraklarını korumak, vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediğini ifade etti.

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi Din İşleri Başkanı, aynı zamanda Mescid-i Haram İmamı ve Hatibi olan Şeyh Dr. Abdurrahman es-Südeys de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almaya devam etmesini kınadı. Südeys, saldırıların tekrarlanmasının, Husilerin saldırgan tutumunu ve iki kutsal mescidin dokunulmazlığına ve Müslümanlar nezdindeki konumuna yönelik kayıtsızlığını ortaya koyduğunu belirtti.

Kutsal mekânların, sivillerin ve tesislerin hedef alınmasının dinen haram, insani açıdan ise kınanması gereken bir suç olduğunu vurgulayan Südeys, bu saldırıların uluslararası sözleşmelere ve teamüllere de aykırı olduğunu kaydetti. Südeys ayrıca, Suudi Arabistan’ın iki kutsal mescidi korumak, güvenliklerini sağlamak ve ziyaretçilerin emniyetini temin etmek için yürüttüğü çalışmaları takdir etti.

Dünya İslam Birliği de Husilerin Mekke ve Medine’yi hedef almasını sert bir dille kınadı. Birlik, saldırılar sırasında füzelerin bazı parçalarının ve hava savunma müdahaleleri sonucu oluşan şarapnellerin Mekke bölgesi ile Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara düştüğünü bildirdi.

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Dr. Muhammed bin Abdülkerim el-İsa, kutsal mekânların hedef alınmasının 2 milyardan fazla Müslümanın duygularını ciddi biçimde provoke ettiğini, dinî değerlere ve insani ilkelere aykırı olduğunu ifade etti. El-İsa, Suudi Arabistan’ın saldırıları caydırmak, kutsal mekânların dokunulmazlığını korumak ve sivillerin hayatını güvence altına almak amacıyla aldığı tedbirlere tam destek verdiklerini yineledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed de Husilerin Mekke ve Medine’nin yanı sıra Taif ve Cidde vilayetlerine yönelik saldırılarını kınadı. Saldırıların sürmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan eş-Şeyh Ahmed, İslam ülkelerine Husileri caydırmak ve bu uygulamalara son vermek amacıyla ortak hareket etme ve kararlı bir tutum sergileme çağrısında bulundu.

Eş-Şeyh Ahmed, teşkilatın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tüm tedbirleri desteklediğini belirtti. İslam’ın kutsal mekânlarının dokunulmazlığının ihlal edilmesinin bütün İslam ümmetine yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurgulayan eş-Şeyh Ahmed, sorumluların hesap vermesini sağlamak için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

Öte yandan, iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından füze parçalarının Mekke bölgesindeki Vadi el-Muğammas’a düştüğü, önleme operasyonları sırasında oluşan şarapnel parçalarının da Cidde, Taif ve Rabığ vilayetlerindeki bazı noktalara isabet ettiği bildirildi.


Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi
TT

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Riyad Havalimanı’nda operasyonlar kısmen yeniden başladı... Mekke ve Medine yönüne atılan iki füze önlendi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, pazar gününden itibaren operasyonların kısmen yeniden başlayacağını duyurdu. Bu kapsamda, 1 numaralı terminalin iç hat uçuşlarına, 2 numaralı terminalin ise ulusal hava yolu şirketlerinin uluslararası uçuşlarına tahsis edildiği belirtildi.

Havalimanı yönetimi, kesinleşmiş rezervasyonu bulunan yolculara, havalimanına gitmeden önce rezervasyon ve uçuş durumlarını teyit etmek için hava yolu şirketleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Riyad Havalimanı’ndaki uçuşlar, son dönemde havalimanı çevresini hedef alan Husilere ait terör saldırılarının ardından tesislerin güvenliğini doğrulamaya yönelik gerekli işlemlerin tamamlanması amacıyla askıya alınmıştı.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husilerin Mekke ve Medine yönüne fırlattığı iki balistik füzenin havada önlenmesi sırasında düşen şarapnel parçalarının yere düştüğünü bildirdi.

Öte yandan, Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin Suudi Arabistan’ın batısındaki Taif ve Yanbu kentlerine doğru fırlattığı iki balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon ayrıca Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan iki balistik füze ile Riyad’ı hedef alan bir başka füzenin de imha edildiğini duyurdu.

Sahadaki gelişmelerde ise Yemen’in Taiz kentinin cephe hatlarında Husilerin saldırıları, yoğun bombardımana, kuşatmaya ve aralıksız takviyelere rağmen sert direnişle karşılaştı. Hükümete bağlı güçler karşı saldırılarını yoğunlaştırırken savaş uçakları da vilayetin kırsal kesimlerindeki ve kuşatma altındaki kentin çevresindeki Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırdı.


İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.