Kuzeybatı Suriye bölgelerinin yıllardır maruz kaldığı silah depoları ve savaş kalıntıları sorununu, İdlib kırsalının kuzeyindeki Sarmada kasabasında meydana gelen son patlama yeniden gündeme taşıdı.
Bu tür patlamalar, sivillerin hayatını tehdit ederken bölgedeki istikrarı da zedeliyor. Halk ve yerel çevrelerden, bölge sakinlerini endişelendiren bu depoların sökülerek yerleşim alanlarının dışına taşınması yönündeki çağrılar giderek artıyor.
İdlib’in kuzeyinde, Suriye-Türkiye sınırı yakınındaki Sarmada’da çarşamba günü meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e, yaralananların sayısı ise 11’e yükseldi. İdlib Medya Müdürlüğü, sivil savunma ekiplerinin arama çalışmalarını ve patlamanın sonuçlarıyla ilgili müdahalelerini sürdürmesi nedeniyle bu sayının kesin olmadığını bildirdi.

Patlamanın ardından Acil Durumlar ve Afet Yönetimi Müdürlüğü’ne bağlı sivil savunma ekipleri olay yerine sevk edildi. Sivil Savunma Müdürlüğü, ilk bulgulara göre patlamanın Sarmada yakınlarındaki Burc en-Nemra bölgesinde bulunan mühimmatla bağlantılı olduğunun değerlendirildiğini belirtti. Ekiplerin bölgede inceleme ve güvenlik çalışmalarına başladığı, ölü ve yaralıları aradığı, ayrıca olası sonuçlarla mücadele için gerekli tedbirleri aldığı kaydedildi.
Suriye Savunma Bakanlığı ise olayla ilgili açıklamasında, patlamanın ‘silahlar ve savaş kalıntılarının nakledilmeden önce toplandığı geçici bir depoda meydana geldiğini’ bildirdi. Bakanlık, patlamada bazı çalışanlarının yaralandığını belirterek, “Birliklerimiz, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde olay yerinin güvenliğini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor” açıklamasında bulundu.
Soruşturma ve cezalar
Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, patlayan depo, İdlib kırsalının kuzeyindeki bölgelerden toplanan patlamamış mühimmat, mayınlar ve savaş kalıntılarının, bunların imhası veya kontrollü şekilde patlatılması için belirlenen alanlara nakledilmesi öncesinde geçici olarak tutulduğu bir depoydu. Kaynaklar, “Bakanlık, olayın ardından derhal soruşturma başlattı. Yasal işlemlerin başlatılmasından önce olayda dış müdahale veya herhangi bir kişinin dahli bulunup bulunmadığının kesin olarak tespit edilmesi ve şüpheye yer bırakılmaması amaçlanıyor” dedi. Ayrıca, depolama alanından sorumlu kişiler hakkında uygulanacak yaptırım ve cezaların soruşturmanın sonuçlarına göre belirleneceği kaydedildi.
Bununla birlikte Savunma Bakanlığı kaynakları, patlamanın ‘depoda bulunan bir mayın veya mühimmatın infilak etmesinden kaynaklanmış olabileceği’ değerlendirmesinde bulundu. Kaynaklar, savaş kalıntılarının yıllardır depoda bekletildiğine dikkati çekti.

Ancak bakanlığın gerekçeleri ve sonrasında attığı adımlar, Şarku’l Avsat’ın görüştüğü askeri uzmanlara göre, onu sorumluluktan ve eleştirilerden muaf tutmuyor. Uzmanlar, güvenlik ve depolama koşullarının yetersizliğine, depoların taşınması konusunda geç kalınmasına ve silah ile mühimmat depolarının sivil yerleşim alanlarının dışına çıkarılmasındaki gecikmeye dikkat çekiyor.

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayeti, Suriye’nin kuzeyinde silah ve depo kaynaklı patlamaların yaşandığı başlıca bölgelerden biri haline gelirken, son dönemde silah depoları, mühimmat ve bunların taşınmasıyla bağlantılı bir dizi patlamaya sahne oldu. Bunlar arasında, eylül ayının başında Biniş’in merkezinde mühimmat yüklü bir aracın patlaması da yer aldı. Olayda 5 kişi hayatını kaybetti.
Bundan önce İdlib kırsalındaki Kefer Taharim beldesinin kuzey kesiminde, roket ve mühimmat bulunan bir depoda patlama meydana gelmiş, olayda 5 kişi hayatını kaybederken çok sayıda sivil de yaralanmıştı. Patlamanın, bölgede bir atölye tarafından yürütülen çalışmalarla da bağlantılı olduğu belirtilmişti.
Geçen yıl da benzer bir dizi olay kayıtlara geçti. Bunların en önemlilerinden biri, 14 Ağustos 2025’te İdlib kentinin batı girişinde meydana geldi. Bir silah deposundaki patlamanın ardından roket ve top mermisi kalıntılarında art arda patlamalar yaşandı. Sivil Savunma Müdürlüğü’ne göre olayda 4 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda sivil yaralandı.
Maarat Mısrin beldesinde meydana gelen başka patlamalarda ise 11 sivil hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı ve ağır maddi hasar oluştu. Fua beldesi de bir dizi patlamaya sahne olurken, bu olaylar savaş döneminde Beşşar Esed yönetimine karşı mücadele sırasında yerleşim bölgelerinin yakınında kurulan depoların hâlâ varlığını sürdürmesine ilişkin sivillerin endişelerini artırdı.

Askeri uzman Ziya Kaddur, patlama vakalarının tekrarlanmasının nedenlerini değerlendirirken, “14 yıllık savaşın ardından ve rejimin 2024 sonlarında devrilmesiyle birlikte büyük miktarda silah, mühimmat ve savaş kalıntısı ortada kaldı. Bunların bir kısmı eski rejime ait depolardan, bir kısmı ise önceki gruplardan, yabancı unsurlardan ve çatışmalarda ele geçirilen silahlardan oluşuyor” dedi.
Kaddur, Suriye hükümeti ve Savunma Bakanlığı’nın bu dosyayı ele almak ve silahları güvence altına almak için girişimlerde bulunduğunu, ancak sürecin ‘stokların devasa boyutu, kapsamlı tarama ihtiyacı ve yerleşim bölgelerine yakın geçici depoların bulunması nedeniyle hâlâ yavaş ve karmaşık ilerlediğini’ belirtti. Silahların sivil yerleşimlerden taşınmasındaki gecikmenin nedenleri arasında uzman personel ve ekipman eksikliğini gösterdi.
Kaddur, patlamaların tekrarlanmasında güvenlik koşullarının yetersiz olmasının da önemli rol oynadığını belirterek, “Depolama çoğu zaman yeterince korunaklı olmayan alanlarda veya yerleşim bölgelerinin yakınında yapılıyor. Bu alanlarda ısıya ve ateşleme kaynaklarına karşı yeterli izolasyon bulunmuyor. Uygun ekipman eksikliği ve zaman zaman mühimmatın uzman olmayan kişilerce taşınması da buna ekleniyor. Yaz aylarındaki yüksek sıcaklıklar da riski artırıyor” ifadelerini kullandı.
Kaddur ayrıca, uzun süreli depolamaya uygun olmayan ve değişken koşullara, taşımaya ve kötü depolama şartlarına dayanıklılığı düşük olan el yapımı silahlara dikkat çekti. Bu tür mühimmatın “daha istikrarsız ve kalitesinin değişken olduğunu, sıcaklık ve nemin bozulma sürecini hızlandırdığını ve zamanla sorunlara daha açık hale getirdiğini” söyledi.
İsrail’in olası rolü
Askeri uzman Tuğgeneral İmad Şehud da, İsrail yönetiminin şu ana kadar saldırıyı üstlenmemesine ve delil ile kanıtların zayıf olmasına rağmen, Sarmada’da meydana gelen son patlamada İsrail’in rolü olabileceği ihtimalini göz ardı etmedi.
Şehud, ortada kesin bir kanıt bulunmamasına rağmen “İsrail hava filosuna ait uçakların ‘gizlilik’ modunda Suriye hava sahasına girerek operasyon düzenlemiş olma ihtimalinin hâlâ bulunduğunu” söyledi. İsrail hükümeti şimdiye kadar bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış olsa da İsrail uçaklarının Suriye’nin güneyinde uçuş yaptığının tespit edilmesinin bu ihtimali gündemde tuttuğunu belirtti.
Şehud, patlamanın meydana geldiği saatlerden önce Suriye ve Lübnan hava sahasının tamamında İsrail Hava Kuvvetleri’nin 122. Filosuna ait çok sayıda keşif uçağının uçuş yaptığına ilişkin bir istihbarat raporu bulunduğunu söyledi. Söz konusu uçakların Nachshon Shavit, Nachshon Oron ve Gulfstream 550 tipi uçaklardan oluştuğunu belirtti.
