Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi-Mısır ilişkilerini ve bu ilişkilerin geliştirilmesi yollarını ele alırken bölgedeki gelişmeleri, Ortadoğu'nun güvenlik ve istikrarıyla bağlantılı dosyaları, özellikle deniz ulaşımının güvenliği ve serbestisi ile bu konudaki çabaların koordinasyonunu görüştü.
Veliaht Prens, salı günü Kahire'deki İttihadiye Sarayı'nda Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya geldi. İki lider önce baş başa görüşme gerçekleştirdi, ardından genişletilmiş müzakerelere geçti.
Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'dan aktardığı habere göre taraflar, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bunların çeşitli alanlarda güçlendirilip geliştirilmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi. Görüşmelerde ayrıca Arap ve İslam dünyasında ortak ilgi alanına giren bazı konular ile Ortadoğu'daki gelişmeler ele alındı.

Müzakerelerde, bölgenin güvenlik ve istikrarıyla ilgili dosyaların yanı sıra deniz ulaşımının güvenliği ve serbestisi de gündeme geldi. Bölgenin tanık olduğu gelişmeler ışığında bu konularda çabaların koordinasyonunun önemine vurgu yapıldı.
Prens Muhammed bin Selman, Kahire'den ayrılmasının ardından Sisi'ye bir teşekkür telgrafı gönderdi. Veliaht Prens, ziyaret ve görüşmelerin Riyad ile Kahire arasındaki kardeşlik ilişkilerinin sağlamlığını teyit ettiğini, iki ülkenin her alanda işbirliğini güçlendirme yönündeki ortak iradesini ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Mısır Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde, ortak ilgi alanına giren konularda koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesi ve iki ülkenin ve halklarının çıkarlarının gözetilmesi hedefiyle çalışmaya devam edileceğini ifade etti.
Kalıcı mutabakat
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şinnavi, görüşmede Mısır Cumhurbaşkanı ile Suudi Veliaht Prensi'nin iki ülke ilişkilerinin Arap çerçevesinde mümkün olan en üst düzeyde olması gerektiği konusunda mutabık kaldığını açıkladı.
Eş-Şinnavi, Suudi Arabistan'ın ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır'ın ulusal güvenliğinin bir parçası olduğunu belirterek Mısır'ın, Krallığın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz koridorlarında seyrüsefer özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ya da tehdide yönelik çekincesini, reddini ve tam kınamasını yineledi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, mevcut koşulların iki ülke arasında daha fazla dayanışma ve koordinasyonu gerektirdiğini belirterek, iki ülkenin çıkarlarının ve hedeflerinin ortak olduğunu ve aralarında tam bir anlayış bulunduğunu söyledi. Veliaht Prens'in ziyaretinin Mısır, Suudi Arabistan ve tüm Körfez ülkeleri arasındaki tam dayanışma ve kardeşliği teyit ettiğini kaydetti.
Eş-Şinnavi ayrıca görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve mevcut sorunların ele alındığını, Cumhurbaşkanı Sisi'nin mevcut bölgesel koşullar karşısında Suudi Arabistan ve tüm Arap ülkelerini desteklemeye yönelik Mısır'ın değişmez tutumunu yinelediğini aktardı.
Sözcü, görüşmede Mısır ve Suudi Arabistan'ın Filistin meselesine ilişkin tutumlarının örtüştüğünün de teyit edildiğini belirtti. Filistin meselesinde iki devletli çözüm ve uluslararası meşruiyet kararlarına dayanan adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan'ın Sudan'ın güvenlik ve istikrarını desteklemeyi sürdüreceği teyit edildi.
Şarku’l Avsat'a konuşan gözlemciler, Kızıldeniz'de güvenliğin sağlanması ve uluslararası deniz taşımacılığı hatlarının güvence altına alınmasının, özellikle bölgesel gerilimler ve küresel tedarik zincirlerine yönelik devam eden tehditler nedeniyle iki ülke arasındaki işbirliğinin öne çıkan başlıklarından biri olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan ve Mısır, iki ülkenin deniz kuvvetleri arasındaki askeri işbirliğini güçlendirme çabaları kapsamında, deniz güvenliği alanındaki çalışmaları desteklemek amacıyla Eylül 2025'te bir işbirliği protokolü imzalamıştı.
3 temel değerlendirme
Uluslararası ve bölgesel ilişkiler uzmanı Hani el-Cemel, ziyaretin "istisnai bir dönemde" gerçekleştiğini söyledi. Ziyaretin bölgesel gerilimlerin tırmandığı, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'in güvenliğine yönelik tehditlerin arttığı ve Gazze, Yemen, Sudan, Suriye ile diğer bölgelerdeki krizlerin sürdüğü bir döneme denk geldiğine dikkat çekti.
El-Cemel, ziyaretin arkasında üç temel değerlendirme bulunduğunu belirtti.
Bunlardan ilki, bölgedeki tehditlerin niteliğinin değişmesi ve bunun deniz koridorlarının yanı sıra tedarik zincirleri, enerji ve uluslararası ticaretin güvenliğine de yansıması.
İkinci olarak, iki ülkenin sahip olduğu imkanlar dikkate alındığında, Arap çıkarlarının korunması için koordinasyonun "zorunlu" hale geldiğini ifade eden El-Cemel, üçüncü olarak ise ziyaretin ilişkilerin yalnızca resmi temaslar veya dönemsel koordinasyonla sınırlı olmadığını, yeni gelişmeler ışığında sürekli güncellenmesi gereken stratejik bir ortaklığa dayandığı mesajını taşıdığını söyledi.
Siyasi analist Ahmed el-İbrahim ise iki ülkenin çok sayıda dosyada tutumlarının örtüştüğünü ve bunun zaman zaman bütünleşmeye ulaştığını belirtti.
El-İbrahim, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'in güvenliğinin stratejik bir tartışma alanı oluşturduğunu ve bu ziyaretin, özellikle gemi trafiğine ve deniz ulaşımının serbestisine yönelik tehditlerin artması karşısında iki ülke arasındaki işbirliğinin bu alanda güçlenmesine katkı sağlamasının beklendiğini söyledi.
El-İbrahim, söz konusu tehditlerin Yemen'in batı kıyısında ve Bab el-Mendeb'e yakın El-Meha kentinde yaşanan gelişmelerle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

