Suudi Arabistan’ın 96. Milli Günü… Sağlam kökler ve sarsılmaz bir kimlik

Suudi Arabistan’ın 96. Milli Günü… Sağlam kökler ve sarsılmaz bir kimlik
TT

Suudi Arabistan’ın 96. Milli Günü… Sağlam kökler ve sarsılmaz bir kimlik

Suudi Arabistan’ın 96. Milli Günü… Sağlam kökler ve sarsılmaz bir kimlik

Prof. Dr. Faysal b. Abdurrahman Usra / Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi

Gurur ve vakarla birlikte kalkınma ve büyüme, yükseliş ve ilerleme, gelişme ve refah, güvenlik ve huzur... Bunlar, kurucu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Al Suud tarafından bu büyük ve güçlü devletin kuruluşundan bu yana Suudi Arabistan tablosunu şekillendiren başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. Kurucu Kral Abdulaziz, 1932 yılında bu tarihi günde, 32 yıl süren mücadele ve çabaların ardından ülkenin ‘Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın resulüdür’ sancağı altında birleştirildiğini ilan ederek ülkeye Suudi Arabistan Krallığı adını verdi. Kral Abdulaziz, bu süreçte yüce Kur’an ve Hz. Peygamber’in sünnetini esas alarak büyük devlet yapısının sağlam temellerini attı ve Suud ailesinin atalarının izinden yürüdü.

Böylece İslam hukukunun uygulanmasıyla öne çıkan, onun hoşgörüye dayalı öğretilerini ve insani değerlerini dünyanın dört bir yanında duyuran genç bir devlet ortaya çıktı. Ülke, yönetim ve vatandaşlar bugün bu kalıcı milli günü kutlarken, vatandaşlar ülkenin refahından yararlanıyor, kalkınmasının imkanlarından faydalanıyor, gücüyle gurur duyuyor, elde edilen başarılardan övgüyle söz ediyor ve hayallerini gerçekleştirecek, gelecek nesiller için sağlam adımlarla ilerleyecek bir gelecek umudunu taşıyor. Ülkeyi gelişmiş devletler seviyesine taşıyan, vatandaşların ve ülkede yaşayanların onurlu, güvenli ve huzurlu bir hayat sürmesi için tüm imkanları seferber eden bilge bir yönetimin gölgesinde bu hedefler doğrultusunda ilerleniyor.

Bu kutlu gün, ülkenin yürüyüşünde aydınlık bir dönüm noktasını temsil ediyor. Suudi devletinin birleştirilmesinin yıldönümünü simgeleyen bu gün, onlarca yıl süren bölünmüşlük ve ayrılığın ardından ülkenin güvenlik, istikrar, kalkınma ve refah yolunda yeni aşamalara ilerleyişinin başlangıcını oluşturuyor. Aynı zamanda ülke halkının milli dayanışmanın anlamını ortaya koyduğu, kurucu Kral Abdulaziz ve onunla birlikte mücadele eden sadık isimlerin fedakârlıklarını hatırladığı anlamlı bir yıldönümü niteliği taşıyor. Bu kişiler, İslam şeriatına dayanan, güvenliği ve adaleti tesis eden, hakları koruyan ve değerleri muhafaza eden modern bir devlet inşa etmek için büyük fedakârlıklarda bulundu.

Her yıl bu tarihi günde, Suudi vatandaşının dinine ve vatanına duyduğu gururla güçlü bir kimlik kazandığı dönemi hep birlikte hatırlıyoruz. Bilge ve sağduyulu yönetim, ‘Önce vatandaş’ sloganını benimseyerek bunu önceliklerinin en üst sırasına yerleştirdi. Vatandaşların onurunu korumak, refahını sağlamak, geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütüldü. Böylece ‘Suudi vatandaşı’ kimliğini taşıyan insanların dünya halkları arasında gurur ve onurla yükselmesinin önü açıldı. Vatandaşlar bu vesileyle, Krallığın gelişmiş ülkeler seviyesine ulaştığının göstergesi olan dev kalkınma projeleriyle şekillenen yeni gerçekliği de hatırlıyor.

Suudi vatandaşı ayrıca bu tarihi günde, babaları ve dedelerinin ortaya koyduğu kahramanlık destanlarını ve güvenlik, huzur ve istikrar içinde yaşanan bugünkü günlerin oluşması için yaptıkları fedakârlıkları hatırlıyor. Ülke bugün kalkınma, refah ve müreffeh yaşam imkanlarının keyfini sürüyor. Bu nedenle Suudi Arabistan, söz konusu tarihten günümüze uzanan bu kalıcı yıldönümünü, aidiyet ve bağlılık duygularını tazeleyen olumlu hisler eşliğinde kutluyor. Vatandaş, her gün güvenlik, huzur, istikrar, refah, onur ve gurur nimetlerinin farkına varıyor. Milli Gün, nesilden nesile meyveleri toplanan ve sürekli yenilenen başarılarla dolu bir yürüyüşün başlangıç noktası olmayı sürdürüyor. Bu mübarek topraklarda yaşayan vatandaş ve yabancılar, yaşam kalitesinin yanı sıra kalkınma ve refahın imkanlarından yararlanıyor. Herkes, ülkenin bugün ulaştığı seviyeden, aydınlık ve gelişen çağdan gurur duyuyor. Bu başarılar, yürüyüşün lideri, ülkenin koruyucusu, gurur ve onur kaynağı Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğinde elde ediliyor.

‘Gururumuz özümüzden gelir’ sloganıyla kutlanan bu tarihi ve görkemli günün 96. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu vesileyle, Suudi Arabistan’ın iddialı 2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirmeyi hedeflediği dev projeler ve dikkat çekici başarılar sahada somut biçimde ortaya çıkıyor. Nisan 2016’da Kral Selman bin Abdulaziz’in yönlendirmeleriyle ve vizyonun mimarı ve başlıca uygulayıcısı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğinde başlayan Vizyon 2030, ‘dinamik bir toplum, gelişen bir ekonomi ve iddialı bir ülke’ inşa etmeye yönelik açık bir yol haritası doğrultusunda ilerliyor. Ülke, Allah’ın lütfu ve inayetiyle farklı alanlarda yeni ve modern bir döneme girerken, vizyonun göstergeleri de ara hedeflerine ulaşmış, bunları aşmış veya hedeflere ulaşma noktasına gelmiş bulunuyor.

İddialı vizyon kapsamındaki birçok proje de 2030 için belirlenen takvimden önce hayata geçirilerek planlanan hedeflerin üzerine çıktı. Bugün çok sayıda proje ve programın göstergeleri ve sonuçları sahada görülürken, Suudi Arabistan da sahip olduğu insan ve doğal kaynaklar, yatırım kapasitesi, ekonomik gücü ve eşsiz stratejik coğrafi konumunun sağladığı imkanlarla vizyon kapsamında tamamlanan girişimlerin oranında rekor seviyelere ulaşmayı başardı.

Bu gelişmeler, ülkenin bölgesel ve uluslararası düzeyde liderlik ve mükemmelliğe ulaşmasına, konumunu ve etkisini güçlendirmesine katkı sağlıyor. Vizyon 2030 ayrıca yaşam kalitesinin yükseltilmesine ve Krallık için ekonomik alandaki gücünü ve dayanıklılığını artırmanın yanı sıra yaşamın farklı alanlarında da yeni ve sürekli yenilenen bir gelecek çizilmesine katkıda bulunuyor. Bu süreç, ülkenin tüm alanlarda önemli ve merkezi rolünü sürdürmesine, dünya ülkeleri arasında daha üst sıralarda yer almasına imkân sağlıyor. Bunda, insanı geliştirmeyi ve ülkenin kalkınmasını hedefleyen bilge ve sağduyulu yönetimin yanı sıra Suudi Arabistan’a bahşedilen imkanlar önemli rol oynuyor.

Bu değerli yıldönümünü vesile bilerek Milli Gün dolayısıyla en içten tebrik ve kutlama dileklerimi Kral Selman bin Abdulaziz’e, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, değerli kraliyet ailesinin tüm fertlerine, asil Suudi halkına ve bu kutsal topraklarda yaşayan herkese sunuyorum. Yüce Allah’tan, bu cömert vatanı korumasını, ülkenin güvenlik, huzur, istikrar ve refahını bilge yönetimin himayesinde daim kılmasını diliyorum.

Gururun daim olsun ey vatan!



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedefler

Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
TT

Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedefler

Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)

1938 yılında Dammam’daki 7 numaralı kuyudan petrol fışkırdığında, Suudi Arabistan’ın birleşmesinin ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık altı yıl geçmişti. Devletin inşasına katkı sağlayacak kaynakların aranması, ülkenin kurucusu Kral Abdulaziz’in aldığı kararlarda önemli bir yer tutuyordu. Yıllar süren arama ve bekleyişin ardından daha sonra ‘Hayır Kuyusu’ olarak anılacak kuyu, ekonomik dönüşümün başlangıcını oluşturdu. Bu dönüşüm insanların yaşamından genişleyen kentlere ve ülkenin dört bir yanını birbirine bağlayan yollara kadar uzanan etkiler yarattı.

Bugün Suudi Arabistan 96. Milli Günü’nü kutlarken, ülkenin enerji hikâyesi petrol ve doğal gaz sektörünün yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projelerini ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımına ilişkin hedefleri de kapsayacak şekilde genişliyor. Ülke, İran’la savaş sırasında yaşanan tedarik kesintilerinin, inşa ettiği tesislerin ve alternatif ihracat güzergâhlarının önemini ortaya koyduğu bir dönemde bu yolculuğu yeniden hatırlıyor. Bu süreçte Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu, Suudi petrolünün dünya pazarlarına ulaşmaya devam etmesine katkı sağlayan merkezlerden biri olarak öne çıktı.

Yolu açan kuyu

Bu yolculuğun dönüm noktalarından biri, 1933 yılında Standard Oil of California şirketiyle arama imtiyazı anlaşmasının imzalanmasıyla başladı. Bu karar, birleşmeyi kurumlarını inşa etmenin ve kaynaklarını genişletmenin temeli olarak belirleyen ülkede, sınırları henüz bilinmeyen doğal kaynakların araştırılmasının önünü açtı. Ancak ticari miktarda petrole ulaşılması, sınırlı sonuçların, teknik arızaların ve arama faaliyetlerinin maliyetine ilişkin artan baskıların yaşandığı yıllar süren bir çalışmayı gerektirdi.

AramcoWorld’de yayımlanan tarihsel anlatı, bu süreçte yaşanan zorluklara ilişkin ayrıntıları aktarıyor. Sondaj ekipmanlarının arızalanması ve kuyunun içine kayaların düşmesinden, harcamalara devam edilmesinin ne ölçüde anlamlı olduğuna ilişkin endişelerin artmasına kadar pek çok sorun yaşandı. Bu ortamda jeolog Max Steineke, saha çalışmalarında elde ettiği bulgulara dayanarak aramaların sürdürülmesinin denenmeye değer olduğu yönündeki görüşünü korudu. Mart 1938’de gerçekleştirilen testler, ticari miktarda petrol üretiminin mümkün olduğunu ortaya koyarak genişlemenin önünü açtı.

csdve
Sakaka Güneş Enerjisi Santrali (SPA)

Arama sahalarının çevresinde ise yeni yaşam ve çalışma ihtiyaçları ortaya çıkmaya başladı. Makinelerin bakıma, çalışanların konut ve suya, yolların ise geliştirilmesine ihtiyaç duyulurken eğitim, ulaşım ve hizmetlere yönelik gereksinimler de arttı. Bu günlük ayrıntılar, dönüşümün bir boyutunu ortaya koyuyor. Suudiler modern sanayiyle bağlantılı işlerde ve becerilerde çalışmaya başlarken, çalışanların sahada edindiği deneyim de yer üstünde biriken ekonomik değerin bir parçası haline geldi.

Genişleyen bir sektör ve biriken deneyim

On yıllar içinde sektör gelişirken, Suudilerin sektördeki yönetim ve idari sorumluluğu da genişledi. Hükümetin Aramco üzerindeki mülkiyeti 1980 yılında tamamlandı, ardından 1988’de Suudi Arabistan ulusal petrol şirketi Saudi Aramco kuruldu. Bu süreç, kaynakların yönetilmesindeki sorumluluk ve kapasitenin artmasına paralel olarak rafinaj, pazarlama ve yurt dışındaki yatırımların büyümesini beraberinde getirdi.

Petrol varili zamanla ekonominin farklı alanlarına yayıldı; rafinerilerin işletilmesinden petrol türevlerini kullanan sanayilere, bunlarla bağlantılı müteahhitlik faaliyetlerinden mühendislik hizmetlerine kadar geniş bir ekonomik yapı oluştu. Bu faaliyetlerin genişlemesiyle üniversitelerin, mesleki eğitimin ve uygulamalı araştırmaların önemi de arttı. Böylece yerel bilgi birikimi, tesislerin işletilmesi ve geliştirilmesinde daha etkin hale geldi. Bir petrol sahasını veya rafineriyi yönetme kapasitesi, yıllar içinde edinilen deneyimle birikirken bu bilgi ve tecrübe kurum içinde nesilden nesile aktarıldı.

Savaşın getirdiği zorluklardan kaynaklı

2026’da ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sırasında Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Reuters, 2 Nisan’da yayımladığı haberinde, sevkiyat güzergâhlarının değiştirilmesiyle Suudi Arabistan’ın Yanbu üzerinden gerçekleştirdiği ham petrol ihracatının günlük yaklaşık 4,6 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Bu gelişme, aralarında Suudi Arabistan’ın da bulunduğu üretici ülkelerin boğazdan geçişlerin aksaması nedeniyle üretimi kısmak zorunda kaldığı bir dönemde yaşandı.

Bu müdahalede, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ile onlarca yıl boyunca inşa edilip geliştirilen depolama ve ihracat tesisleri önemli rol oynadı. Söz konusu sistem, petrol arzının önemli bir bölümünün Kızıldeniz’e taşınmasına olanak sağladı. Böylece normal güzergâhın aksaması halinde petrolü kabul edebilen, depolayabilen ve tankerlerle sevk edebilen alternatif bir ihracat terminaline yapılan yatırımın pratik değeri ortaya çıktı. Krallık bu sayede iki deniz arasındaki coğrafi konumundan ve üretim bölgelerini pazarlama noktalarına bağlayan altyapısından yararlandı.

Saudi Aramco CEO’su Emin en-Nasır, şirketin 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladığı değerlendirmesinde, boru hatları, depolama tesisleri ve terminalleri kapsayan onlarca yıllık planlamanın, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklara rağmen şirketin üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olduğunu belirtti. Aramco, yılın ilk yarısında 67,2 milyar dolarlık düzeltilmiş net kâr açıkladı. Bu rakam, söz konusu çalkantılı dönemde şirketin mali kapasitesine ilişkin göstergelerden biri oldu.

dfvgbh
Kral Fahd Endüstri Limanı’ndaki depolama tesisleri ve rıhtımlar (Arşiv – SPA)

Yanbu deneyimi, Suudi enerji sektörünün esnekliğine somut bir örnek sunuyor. Geçmişte yapılan yatırımlar, tedarik akışındaki kesintilerin sınırlandırılmasını sağlarken, baskı altında ticari faaliyetlerin önemli bir bölümünün sürdürülmesine imkân verdi. Savaşın üretim, taşımacılık ve piyasalar açısından maliyeti yüksek olmaya devam ederken, hazır durumdaki alternatifler etkilerinin bir bölümünün kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor ve ekonomi yönetimine şoklarla başa çıkma konusunda daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Daha geniş enerji seçenekleri

Petrol sektörünün kapasitesinin korunmasına paralel olarak enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik adımlar da atılıyor. Temmuz 2025’te, ACWA Power’ın öncülük ettiği bir konsorsiyum aracılığıyla toplam 15 gigavat kapasiteye sahip güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri için yaklaşık 8,3 milyar dolarlık yatırımla elektrik alım anlaşmaları açıklandı. Söz konusu projeler, 2030 yılına kadar elektriğin yaklaşık yarısının yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi hedefi kapsamında hayata geçiriliyor ve Krallık’taki güneş ve rüzgâr kaynaklarından daha fazla yararlanılmasını amaçlıyor.

Genişleme doğal gaz sektörünü de kapsıyor. Saudi Aramco’nun 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarında, el-Cafure sahasının ilk aşamasında satışa sunulabilir doğal gaz ve kondensat üretiminin sürdüğü, 2027’de tamamlanması beklenen ikinci aşamanın çalışmalarının da devam ettiği belirtildi. Doğal gazın geliştirilmesi, elektrik üretimi ve sanayide kullanılabilecek yeni bir kaynak sağlarken enerji sistemine iç talebi karşılamak için daha geniş seçenekler sunuyor.

Bu yatırımların etkisi yalnızca enerji üretim tesisleriyle sınırlı kalmıyor. Projeler, elektriğin taşınmasını sağlayacak şebekelere, ekipman temin edecek tedarikçilere ve işletme ile bakım faaliyetlerini yürütecek nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyuyor. Çeşitlendirmenin değeri, bu kapasitenin ülke içinde oluşturulması ve yerel şirketlerin faaliyetlere katılımının artırılmasıyla daha da yükseliyor. Böylece enerji arzındaki büyümeye, bilgi birikimi ve ekonomik fırsatlardaki artış da eşlik ediyor.

Nükleer teknolojinin geleceği

Bu kapsamda barışçıl nükleer enerji, Suudi Arabistan’ın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirmeye çalıştığı seçenekler arasında öne çıkıyor. Bu teknoloji, düşük karbon emisyonlu elektrik üretimine imkân sağlıyor. Nükleer fisyon sonucu ortaya çıkan ısı, elektrik üretim sistemini çalıştırmak için kullanılıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre nükleer santrallerin işletilmesi, fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit emisyonlarını pratik olarak üretmiyor.

Bir nükleer programın oluşturulması; nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, lisanslama ve denetim mekanizmalarının kurulması, yakıt tedariki ile radyoaktif atıkların yönetimine ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere uzun bir hazırlık süreci gerektiriyor. UAEA, program geliştiren ülkelere rehberlik ve değerlendirme hizmetleri sunarak gerekli kurumların ve uzmanlık kapasitesinin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu nedenle Suudi Arabistan’ın bu alandaki hedefi, teknolojiyi yönetebilecek kapasiteye sahip olmanın yanı sıra projenin tüm ömrü boyunca ortaya çıkacak gereklilikleri karşılayabilme becerisini geliştirmeyi de içeriyor.

Suudi Arabistan-ABD ortaklığı

Bu sürece katkı sağlayan ortaklıklar kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın karşılıklı ziyaretleri de iş birliğine yönelik önemli adımlara sahne oldu. Trump’ın Mayıs 2025’te Riyad’a gerçekleştirdiği ziyarette enerji, teknoloji, madenler ve altyapı alanları ele alındı. Ardından Veliaht Prens’in aynı yılın kasım ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyarette, sivil nükleer enerji alanındaki iş birliğine ilişkin müzakerelerin tamamlandığı duyuruldu. Ziyarette ayrıca diğer alanlarda da anlaşmalar imzalandı.

ABD Enerji Bakanlığı, 22 Temmuz 2026’da barışçıl nükleer iş birliğine ilişkin 123. Madde Anlaşması olarak bilinen anlaşmanın, Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile ABD Enerji Bakanı Chris Wright arasında imzalandığını açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, anlaşmanın uzun vadeli bir ortaklık için hukuki zemin oluşturduğu ve incelenmek üzere Kongre’ye sunulacağı belirtildi. Bu adım, ilerleyen dönemde hayata geçirilmesi muhtemel projelerin ve uygulamaya yönelik düzenlemelerin önünü açacak iş birliğinin kuruluş aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bu ortaklıkların değeri, teknoloji ve uzmanlığa erişim sağlamalarının yanı sıra Suudi Arabistan’ın kendi kapasitesini geliştirmesine yaptıkları katkıyla da öne çıkıyor. Bir anlaşmayla başlayan bir projenin hayata geçirilmesi aşamasında, onu üretim ve hizmetlere dönüştürebilecek, aynı zamanda yerel ekonominin ihtiyaçlarıyla ilişkilendirebilecek kurumlara ve nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor.

Sürdürülebilirlik hikâyesinin devamı

Bu yolculukta Suudi Arabistan’ın sahip olduğu deneyim, farklı aşamaları birbirine bağlayan temel unsurlardan biri olmayı sürdürüyor. Sondaj ekipmanlarının bakımını yapmayı öğrenen işçiden tedarik ağını yöneten mühendise, enerjinin yeni kullanım alanlarını hayata geçirmeye hazırlanan araştırmacıya kadar uzanan bu birikim, kurumların bu insan kaynağını yetiştirme ve sonraki nesilleri hazırlama kapasitesi arttıkça ülkenin kaynaklarından yararlanma ve değişimlerle başa çıkma kabiliyetini de güçlendiriyor.

Suudi Arabistan, Milli Günü’nde Hayır Kuyusu’nu, topraklarını daha önce birleştirmiş olan ülkede önemli bir ekonomik dönemin başlangıcı olarak hatırlıyor. Keşfin üzerinden 88 yıl geçmesinin ardından bu yolculuğun sonuçları; bütünleşmiş bir sanayide, kriz dönemlerinde önemini kanıtlayan ihracat terminallerinde ve geliştirilmeye devam edilen yeni enerji kaynaklarında görülüyor. Ülke, biriktirdiği deneyimden yararlanarak enerji hikâyesinin bir sonraki bölümünü yazmayı ve bu hikâyenin gelecek nesillere sunduğu imkânları genişletmeyi sürdürüyor.


Suudi Arabistan, GSYH'sinin yaklaşık altıda birine ulaşan dijital ekonomisiyle Ulusal Günü'nü kutluyor

Kral Selman, Riyad'dan koronavirüs salgını sırasında G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık ederken (SPA)
Kral Selman, Riyad'dan koronavirüs salgını sırasında G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan, GSYH'sinin yaklaşık altıda birine ulaşan dijital ekonomisiyle Ulusal Günü'nü kutluyor

Kral Selman, Riyad'dan koronavirüs salgını sırasında G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık ederken (SPA)
Kral Selman, Riyad'dan koronavirüs salgını sırasında G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık ederken (SPA)

Ülkenin farklı bölgeleri birleştiğinde mesafeler günlerle ölçülüyor, telgraf ise devletin uzak noktalarla iletişim kurmasını sağlayan araçlardan biri olarak kullanılıyordu. Bugün Suudi Arabistan, Ulusal Günü'nü karşılarken bilgi saniyenin çok küçük bir bölümünde aktarılıyor; vatandaşlar, geçmişte bir yolculuk, dosya ve bekleme gerektiren işlemleri artık telefonları üzerinden gerçekleştirebiliyor. Bu günlük tablonun arka planında ise dijital ekonominin giderek büyüyen ağırlığı bulunuyor. Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'na göre dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2025'te yaklaşık yüzde 16'ya ulaştı. Bu oran, Suudi ekonomisinin yaklaşık altıda birine karşılık geliyor.

Suudi Arabistan'ın 2026'yı “Yapay Zekâ Yılı” ilan ettiği bir döneme eş zamanlı olarak Ulusal Gün kutlamaları, ülkenin birleşme sürecini hatırlamanın yanı sıra, geleceğin ekonomik güç kaynaklarına da bakma fırsatı sunuyor. Mevcut dönüşüm, Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği kalkınma sürecine dayanıyor. Bu süreçte teknoloji; yönetişimde verimlilik, iş dünyasının büyümesi, insan kaynağının geliştirilmesi ve Krallığın bilgi ekonomisinden daha büyük pay alma hedefinde merkezi bir konum elde etti.

Nisan 2016'da Kral Selman başkanlığındaki Suudi Bakanlar Kurulu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın hazırlık ve uygulama sürecini takip ettiği “Suudi Arabistan 2030 Vizyonu”nu kabul etti. Vizyon, dijital dönüşümü ekonominin çeşitlendirilmesi ve harcama ile hizmetlerde verimliliğin artırılmasını hedefleyen daha geniş bir projenin parçası haline getirdi. Böylece ağlara yapılan yatırımlar, süreçlerin iyileştirilmesi, sistemlerin geliştirilmesi ve özel sektöre alan açılmasıyla birlikte ilerledi. Bu süreçlerin bir araya gelmesiyle kamu kurumları birbiriyle bağlantılı hizmetler sunabilir, vatandaş ve işletmeler için sağlanan zaman ve emek tasarrufu ölçülebilir hale geldi.

Riyad'da planlanan kapasitesi 480 megavat olan “Hexagon” veri merkezinin temel atma töreninden.
Riyad'da planlanan kapasitesi 480 megavat olan “Hexagon” veri merkezinin temel atma töreninden.

Koronavirüs salgını, bu yatırımları somut bir sınavdan geçirdi. 26 Mart 2020'de Kral Selman, Riyad'dan G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık etti. Dünyanın dört bir yanında seyahat kısıtlamaları havalimanlarını ve toplantı salonlarını kapatırken, ekranlar üzerinden gerçekleştirilen zirve, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı bir dönemde dijital altyapının çalışma ve iletişimin sürdürülmesine nasıl katkı sağlayabileceğini gösterdi.

Aynı yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ulusal Veri ve Yapay Zekâ Stratejisi'ni Suudi Arabistan'ın bu alanda küresel bir model olma hedefiyle ilişkilendirdi. Ardından girişimler, kurumlar ve şirketler peş peşe ortaya çıktı. Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu'nun geçen mart ayında 2026'yı “Yapay Zekâ Yılı” ilan etmesiyle, bu süreç yeni bir aşamaya taşındı. Bu süreklilik, büyük hedeflerin hükümet, yatırım ve eğitim alanlarına yayılan programlara dönüştüğünü ve bunların ulusal teknoloji üretme ve kullanma kapasitesini artırma hedefinde buluştuğunu gösteriyor.

Vatandaşlar bu dönüşümü “Absher” platformu üzerinden belge yenileme, “Najez” aracılığıyla adli işlemleri takip etme ve “Nafath” üzerinden farklı kurumların hizmetlerine erişme gibi uygulamalarda doğrudan deneyimleyebiliyor. Bu hizmetler, vatandaş ile kamu hizmeti arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Çok sayıda işlem artık kamu kurumlarının çalışma saatleri dışında da gerçekleştirilebiliyor; belgeleri bir ofisten diğerine taşıma ihtiyacı azalırken, kurum merkezlerinden uzakta yaşayanların işlemlere erişimi kolaylaştı.

Dijital dönüşüm sağlık alanına da “Sehhaty” hizmetleriyle, belge ve çeşitli kamu hizmetlerinin bir araya getirildiği “Tawakkalna” platformuyla uzandı. Kullanıcının ekranda gördüğü her işlemin arkasında ise kayıtların birbirine bağlanması, kimlik doğrulama, bilgilerin korunması ve sistemlerin kesintisiz çalışmasının sağlanması gibi daha az görünür süreçler bulunuyor. Dijital devlet uygulamalarının ekonomik etkisi de burada ortaya çıkıyor: İşlemlerin birey ve işletmeler açısından maliyetini düşürürken yazılım, siber güvenlik, sistem işletimi ve yerel uzmanlık alanlarında talep oluşturuyor.

Mağazalarda elektronik ödemeler de satış hareketlerinin bir bölümünü değiştirdi. Ödeme, teslimat ve dijital platformların entegrasyonu e-ticaretin büyümesine katkı sağladı. Böylece küçük bir işletme ürünlerini mahalle veya şehir dışındaki müşterilere ulaştırabilir, stok ve ödemelerini dijital araçlarla yönetebilir hale geldi. Bu kullanımlar, dijital ekonominin ticaret, ulaştırma, finans ve sağlık gibi alanlara nasıl yayıldığını ve etkisinin yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, ülkedeki iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğünü 2025'te yaklaşık 53 milyar dolar (199 milyar riyal) olarak tahmin ediyor. İletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğü ile dijital ekonominin GSYH'ye katkısı aynı kavramlar değil; dijital ekonomi, farklı ekonomik sektörlere yayılan dijital faaliyetleri de kapsıyor. Bu etkinin şirketlerin ağ, yazılım ve dijital hizmet kullanımının genişlemesinde görülmesi, üretimin ve müşterilere erişimin artmasına katkı sağlıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, geçmişte daha büyük yatırım ve uzmanlık gerektiren araç ve teknolojilere erişim sağlayarak bu dönüşümden yararlanıyor.

Güveni sağlayan ve hizmetleri birbirine bağlayan kurumlar

Dijital faaliyetlerin genişlemesi, ilişkileri düzenleyen ve sistemi koruyan kurumsal yapıların oluşturulmasını da gerektirdi. Suudi Ulusal Siber Güvenlik Kurumu, siber güvenlik alanında ulusal otorite rolünü üstlenirken, Suudi Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) veri ve yapay zekâ çalışmalarını yürütüyor. Dijital Hükümet Kurumu ise kamu dijital hizmetlerini düzenliyor ve bunların entegrasyonunu geliştiriyor. Bu görevlerin birbirini tamamlaması sayesinde hizmetler kimlik, veri ve güvenlik altyapılarıyla bağlantılı hale geliyor ve kurumların vatandaşlara güvenilir deneyimler sunma kapasitesi artıyor.

Dönüşümün coğrafi bir adresi de bulunuyor. Riyad'ın kuzeyindeki “Dijital Şehir”, aralarında Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'nın da bulunduğu çeşitli kurum ve şirketlerin ofislerini bir araya getiriyor. Bu yapı, çok sayıda işlemin kâğıda ihtiyaç duyulmadan yürütüldüğü ekonominin somut görüntüsünü sunuyor. Dijital hizmetlerin arkasında çalışan ekipler, yan yana faaliyet gösteren şirketler ve bilgi paylaşımı ile uzmanlıkların bütünleşmesini gerektiren bir ekosistem bulunuyor.

Riyad'da düzenlenen “LEAP 2026” konferansından bir görüntü (SPA).
Riyad'da düzenlenen “LEAP 2026” konferansından bir görüntü (SPA).

Üretim kapasitesi oluşturan Suudi şirketleri

Pazarın olgunlaşmasıyla yatırımlar, dijital sektörün farklı aşamalarında ulusal kapasite oluşturulmasına yöneldi. Bu noktada, Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığındaki Suudi Kamu Yatırım Fonu'nun ekonomik çeşitlendirmeyle bağlantılı fırsatları hedefleyen şirketlerin kurulmasındaki rolü öne çıkıyor.

Suudi Arabistan Bilgi Teknolojileri Şirketi (SITE), güvenli teknoloji çözümleri, siber güvenlik ve bulut hizmetleri alanındaki faaliyetleriyle bu sürecin bir örneğini oluşturuyor. Sistemlerin korunması ve işletilmesine ilişkin uzmanlık, böylece hem ticari faaliyet hem de insan kaynağının geliştirilmesi ve ürün oluşturulması için bir alana dönüşüyor.

Mayıs 2025'te kurulan ve yönetim kurulu başkanlığını Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın yürüttüğü “Humain” ise veri merkezleri ve bulut bilişimi yapay zekâ modelleri ve uygulamalarıyla buluşturmayı amaçlıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu kapsamda “Allam” gibi dil modelleri, “Humain Chat” gibi sohbet uygulamaları ve küresel teknoloji şirketleriyle ortaklıklar bulunuyor.

Burada Arapça, ekonomik açıdan da önem kazanıyor. Arapçayı anlama ve içeriğini işleme kapasitesi, kurumların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlarken, Arapça bilginin yapay zekâ ürünlerindeki varlığını da artırıyor.

Bu ürünlerin geliştirilmesi; veri kalitesi, cevapların doğruluğu ve yerel bağlamların anlaşılması konusunda araştırmaların yanı sıra kurumlarda kullanım testlerini gerektiriyor. Bu durum araştırmacılar, üniversiteler ve özel sektör arasında iş birliğine, sağlık, sanayi ve hizmetler alanındaki uzmanlığın yararlı uygulamalara dönüştürülmesine imkân sağlıyor. Dil alanına yapılan yatırım da daha geniş Arap pazarlarına hizmet edebilecek Suudi uzmanlığının geliştirilmesi için bir fırsat oluşturuyor.

Hızlı cevabın arkasındaki büyük endüstri

Telefon ekranında birkaç saniye içinde görünen yapay zekâ cevaplarının arkasında geniş bir altyapı ve uzmanlık ağı bulunuyor. Bu cevaplar işlemciler, ağlar, depolama sistemleri, elektrik ve soğutma altyapısına dayanıyor. Bu nedenle veri merkezleri, yapay zekâ ekonomisinin temel altyapılarından biri olarak öne çıkıyor.

Suudi Arabistan, veri merkezi yatırımlarında enerji kaynakları, sermaye, coğrafi konum ve büyüyen yerel talep avantajlarına dayanıyor; aynı zamanda ileri teknolojilere erişim sağlayacak ortaklıklar kuruyor.

Riyad'da bu yılın başlarında SDAIA'ya ait ve planlanan kapasitesi 480 megavat olan “Hexagon” veri merkezinin temeli atıldı. Uygulama aşamasına geçen proje, sistemlerin ve bilgi işlem kapasitesinin barındırılmasında hedeflenen genişlemenin boyutunu gösteriyor. Aynı zamanda dijital devlet ve yapay zekâ alanındaki gelişmenin inşaat, enerji, telekomünikasyon ve uzmanlaşmış işletme faaliyetlerinin birlikte yürütüldüğü büyük maddi yatırımlara ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Önümüzdeki aylarda yerel bulut bilişim seçeneklerinin genişlemesi bekleniyor. Microsoft, “Suudi Doğu” veri merkezi bölgesini gelecek kasım ayından itibaren kullanıma açacağını açıklarken, Amazon Web Services (AWS) de Krallık'taki ilk bulut bölgesini bu yıl aralık ayında başlatacağını duyurdu. Bu bölgeler, kurumlara verilerini yerel olarak barındırma ve uygulamalarını çalıştırma konusunda daha geniş seçenekler sunarken, dünya genelindeki işletmeler tarafından kullanılan platform ve araçlardan yararlanma imkânı sağlıyor.

Bu yatırımların yerel üretimle bağlantısı, Amazon ile Humain arasındaki genişleyen iş birliğinde de görülüyor. İş birliğinin bir ayağında “Allam” modelinin “Bedrock” platformu üzerinden kullanıma sunulması yer alıyor. Bu ortaklık, yerel geliştiricileri küresel dağıtım platformlarıyla buluşturuyor. Bu bağlantının değeri, müşterilerin belirgin ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerle birleştiğinde daha da artıyor.

“LEAP”... yatırımlar pazara yöneliyor

Eylül ayının başında Riyad'da sona eren beşinci “LEAP” konferansı, bu hareketliliğin yoğunlaşmış bir görüntüsünü sundu. Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'dan aktardığı verilere göre yatırım ve lansmanların toplamı yaklaşık 15 milyar dolara ulaştı. Bu toplam, süreleri ve niteliği birbirinden farklı duyuruları kapsıyor; ekonomik etkileri ise projelerin hayata geçirilmesi ve ürünlerin pazara sunulmasıyla ortaya çıkacak.

Örneğin Al Moammar Information Systems, konferansın ikinci günündeki duyurular kapsamında veri merkezi kapasitesini 192 megavata çıkarmak için 1,2 milyar dolarlık yatırım açıkladı. Bilgi işlem altyapısını içerikle buluşturan bir diğer adımda ise Adobe, yapay zekâ destekli yaratıcılığı geliştirmek amacıyla Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile Humain arasındaki ortaklığını genişletti.

Bu örnekler, fırsat alanlarının altyapı inşasından tasarımcıların, içerik üreticilerinin ve işletmelerin kullandığı araçların geliştirilmesine kadar genişlediğini gösteriyor. Konferansın önemi aynı zamanda yatırımcı, geliştirici, tedarikçi ve müşteriyi aynı yerde buluşturmasından kaynaklanıyor. Bir girişimin pazara erişim fırsatına, üreticinin ortaklara ve alıcılara, bilgi işlem projesinin ise kapasitesini kullanacak uygulamalara ihtiyacı bulunuyor. Bu ilişkiler sözleşmelere ve sürekli ticari faaliyetlere dönüştüğünde konferansın etkisi, etkinlik günlerinin ötesine taşınıyor; şirketlerde ve yerel uzmanlığın geliştirilmesinde kendini gösteriyor.

Ekonominin merkezinde insan

Veri merkezleri ve projeler büyük ilgi görse de başarıda belirleyici unsurlardan biri insan olmaya devam ediyor. Dijital ekonomi modeli geliştiren araştırmacıya, sistemi çalıştıran mühendise, verileri koruyan uzmana, öğrenciyi hazırlayan öğretmene ve fikri hizmete dönüştüren girişimciye ihtiyaç duyuyor.

Bu açıdan eğitim, mesleki gelişim ve üniversite ortaklıkları teknoloji yatırımlarıyla doğrudan bağlantılı hale geliyor. Gençlerin ve kadınların bu alanlara katılımı, beklenen kalkınma getirisinin bir parçasını oluşturuyor. Aynı durum mevcut meslekler için de geçerli. Doktor, avukat, muhasebeci ve mağaza sahibi, yeni araçlardan yararlanabilmek ve bunların ürettiği sonuçları değerlendirebilmek için yeni becerilere ihtiyaç duyuyor.

Bu bilgi birikimi genişledikçe teknolojinin verimli günlük kullanımlara aktarılması için daha fazla fırsat ortaya çıkıyor. Aynı zamanda Arapça içerik, araştırma-geliştirme ve yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilen, daha sonra bölge dışındaki pazarlara da açılabilecek Suudi çözümleri için alan genişliyor.

2030'daki 100. Ulusal Gün'e doğru

Suudi Arabistan 2030'da 100. Ulusal Günü'nü karşıladığında, bu dönemin sonuçlarını geliştirdiği ürünlerin niteliği, oluşturduğu istihdam, yerelleştirdiği bilgi ve bunun insanların yaşamı ile şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisi üzerinden değerlendirmek mümkün olacak.

Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğünde Vizyon 2030 ile hız kazanan süreç, Suudi ekonomisine teknoloji üretimine ve teknolojinin kullanım alanlarını şekillendirmeye daha fazla katılabileceği bir alan açıyor.

Ülkenin uzak bölgelerine haber taşıyan telgraftan, bilgiyi işleyip ağlar üzerinden erişilebilir kılan Arapça yapay zekâ modeline uzanan çizgide iletişimin temel işlevi değişmiyor: İnsanları birbirine bağlamak ve işlerini kolaylaştırmak. Yapay Zekâ Yılı'nda Suudi Arabistan, Ulusal Günü'ne vatandaşların ve ülkede yaşayanların telefonlarında hissettiği, merkezlerde çalışan mühendislerin, laboratuvarlarda araştırma yapan bilim insanlarının ve yeni girişimler kuran gençlerin geliştirdiği kapsamlı bir dönüşümle giriyor. Gelecek kalkınma sayfası da bu ayrıntıların birikimiyle şekilleniyor.