Russo kardeşlerden ipucu: Avengers: Doomsday'de Hulk da olacak mı?

58 yaşındaki Mark Ruffalo, Marvel Sinematik Evreni'nde Bruce Banner ve Hulk karakterini 2012'den bu yana canlandırıyor (Walt Disney)
58 yaşındaki Mark Ruffalo, Marvel Sinematik Evreni'nde Bruce Banner ve Hulk karakterini 2012'den bu yana canlandırıyor (Walt Disney)
TT

Russo kardeşlerden ipucu: Avengers: Doomsday'de Hulk da olacak mı?

58 yaşındaki Mark Ruffalo, Marvel Sinematik Evreni'nde Bruce Banner ve Hulk karakterini 2012'den bu yana canlandırıyor (Walt Disney)
58 yaşındaki Mark Ruffalo, Marvel Sinematik Evreni'nde Bruce Banner ve Hulk karakterini 2012'den bu yana canlandırıyor (Walt Disney)

Avengers: Doomsday hakkında yanıt bekleyen sorulardan biri, Mark Ruffalo'nun Bruce Banner rolüne dönüp dönmeyeceği. 

Yönetmenler Joe ve Anthony Russo, filmde yer alacağı açıklanan 31 Marvel karakterine başka isimlerin de ekleneceğini söylüyor. Bunlardan biri Hulk olabilir.

Ruffalo, son olarak Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de (Spider-Man: Brand New Day) Banner'ı canlandırmıştı. Russo kardeşler, karakterin Doctor Doom etrafında şekillenen hikayede "kesinlikle yer aldığını" söyledi ancak Doomsday'de görünüp görünmeyeceğini açıklamadı.

Joe Russo, Empire'a verdiği röportajda şöyle konuştu:

Sanırım şunu söyleyebiliriz: Banner, Doom etrafında şekillenen hikayede kesinlikle yer alıyor. Ama Doomsday'de görünüp görünmeyeceğini ne doğrulayacağız ne de yalanlayacağız.

Anthony Russo ise şunları ekledi:

Söyleyebileceğimiz tek şey şu: Doomsday'de yer alan ancak henüz açıklanmamış karakterler ve oyuncular var.

Marvel Sinematik Evreni'nin 6. evresinde yer alan Avengers: Doomsday'in 18 Aralık'ta vizyona girmesi planlanıyor. Film, yine Russo kardeşlerin yönettiği 2019 yapımı Avengers: Endgame'in ardından gelecek.

Film, farklı evrenlerden kahraman gruplarını bir araya getirecek. Avengers ve Black Panther'daki Wakandalıların yanı sıra, Dünya-616'dan gelen ve Yeni Avengers olarak da bilinen Thunderbolts, Dünya-828'den Fantastik Dörtlü ve ilk X-Men ekibi de filmde yer alacak.

Russo kardeşler, eylül başında Associated Press'e verdikleri röportajda Avengers: Doomsday'in çekimlerine senaryo henüz tamamlanmadan başladıklarını açıklamıştı. Joe Russo, çalışma yöntemlerini şöyle anlatmıştı:

Yönetmen olarak doğaçlama ve provalara dayalı bir yöntemle çalışıyoruz. Oyuncuların karakterlere neler kattığını görmeyi seviyoruz. Bazen oyuncularla ancak sahnelerinin çekimine birkaç gün ya da birkaç hafta kala bir araya gelebiliyoruz. Çoğu zaman da o sihir tam bu sırada ortaya çıkıyor.

Independent Türkçe, Empire, Hollywood Reporter, Deadline, Associated Press



Game of Thrones filminin vizyon tarihi belli oldu

39 yaşındaki Emilia Clarke, Game of Thrones'da Khaleesi diye de bilinen Daenerys Targaryen'i canlandırmış, bu performansıyla 4 kez Emmy Ödülü'ne aday gösterilmişti (HBO)
39 yaşındaki Emilia Clarke, Game of Thrones'da Khaleesi diye de bilinen Daenerys Targaryen'i canlandırmış, bu performansıyla 4 kez Emmy Ödülü'ne aday gösterilmişti (HBO)
TT

Game of Thrones filminin vizyon tarihi belli oldu

39 yaşındaki Emilia Clarke, Game of Thrones'da Khaleesi diye de bilinen Daenerys Targaryen'i canlandırmış, bu performansıyla 4 kez Emmy Ödülü'ne aday gösterilmişti (HBO)
39 yaşındaki Emilia Clarke, Game of Thrones'da Khaleesi diye de bilinen Daenerys Targaryen'i canlandırmış, bu performansıyla 4 kez Emmy Ödülü'ne aday gösterilmişti (HBO)

Beyazperdeye kış geliyor... Hem de 2029 yazında.

Westeros'ta geçen ilk sinema filmi Game of Thrones: Aegon's Conquest, 6 Haziran 2029'da vizyona girecek.

Filmi, A Knight of the Seven Kingdoms'ın yönetmenlerinden Owen Harris çekeeck. Senaryoyu ise Oscar adayı Beau Willimon kaleme alacak. Oyuncu kadrosu ve çekimlerin ne zaman başlayacağı henüz açıklanmadı.

Filmin konusu hakkında çok az şey biliniyor. Ancak hikayenin, Targaryen hanedanının kurucusu I. Aegon'u ve fenomen dizi Game of Thrones'ta anlatılan olaylardan birkaç yüzyıl önce gerçekleşen Westeros fethini konu alacağı bildiriliyor.

Daha önce ekranda yer almayan I. Aegon'u kimin canlandıracağı henüz bilinmiyor.

Emilia Clarke'ın canlandırdığı Daenerys Targaryen de Aegon'un hanedanından geliyor. Hanedanın sonraki kuşaklarında Aegon adını taşıyan çok sayıda varis bulunuyor. Targaryen hanedanı, HBO'nun iki başarılı yan dizisi House of the Dragon ve A Knight of the Seven Kingdoms'ın da merkezinde yer alıyor.

George R.R. Martin'in çok satan fantastik romanlarından uyarlanan Game of Thrones, 2011-2019'da 8 sezon yayımlandı ve çok sayıda Emmy ödülü kazandı.

A Knight of the Seven Kingdoms'ın yönetici yapımcılarından Harris, dizinin ilk sezonunda birkaç bölüm de yönetti.

Harris ayrıca Black Mirror, Alacakaranlık Kuşağı'nın (The Twilight Zone) 2019 tarihli yeniden çevrimi ve Alden Ehrenreich'ın rol aldığı bilimkurgu dizisi Brave New World'ün bazı bölümlerini yönetti.

Willimon ise Netflix yapımı House of Cards'ta dizi sorumlusu olarak görev yapmış, Disney+'ın başarılı Yıldız Savaşları (Star Wars) projesi Andor'un senaryo ekibinde yer almıştı.

Game of Thrones hayranları, Aegon's Conquest'in vizyona girmesini beklerken yan dizilerin yeni sezonlarıyla Westeros'a dönebilecek.

House of the Dragon 4. sezonuyla sürecek, A Knight of the Seven Kingdoms da ikinci sezon onayını aldı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


1970'lerin rock efsanesi: Taylor Swift müziği mahvetti

1970'lerin rockçısı Todd Rundgren'e göre "Taylor Swift vasatlığın zirvesi" (AFP)
1970'lerin rockçısı Todd Rundgren'e göre "Taylor Swift vasatlığın zirvesi" (AFP)
TT

1970'lerin rock efsanesi: Taylor Swift müziği mahvetti

1970'lerin rockçısı Todd Rundgren'e göre "Taylor Swift vasatlığın zirvesi" (AFP)
1970'lerin rockçısı Todd Rundgren'e göre "Taylor Swift vasatlığın zirvesi" (AFP)

1970'lerin rock efsanesi Todd Rundgren, "müziği mahvettiği" gerekçesiyle Taylor Swift'e sert eleştiriler yöneltiyor.

2021'de Rock and Roll Şöhretler Müzesi'ne kabul edilen Rundgren, diğer sanatçıları eleştirmekten hiçbir zaman çekinmedi. 1977'de Meat Loaf'un Bat Out of Hell albümünün yapımcılığını üstlenen şarkıcı, o dönemde bu kayıtta çalışmayı kabul etme sebebinin Bruce Springsteen'le dalga geçmek istemesi olduğunu söylemişti.

Yakın zamanda Vulture'a verdiği röportajda, günümüz sanatçılarından hangisiyle dalga geçmeyi seçeceği sorulduğunda, 78 yaşındaki Rundgren hiç tereddüt etmeden "Tabii ki Taylor Swift" yanıtını verdi.

Rock yıldızı, "Müziği mahvettiği savunulabilir" dedi.

Bu anlaşılabilir bir durum. Sadece, bana göre Taylor Swift vasatlığın zirvesi.

Rundgren, "artık kadın sanatçıların dönemi" olduğunu çünkü 1990'larda erkeklerin müziğe para harcamayı bırakıp video oyunlarına para harcamaya başladığını, geriye kadın dinleyicilerin hakim olduğu bir pazar kaldığını öne sürdü.

Böylece karşımıza Lady Gaga, Taylor Swift, P!nk ve o türden pek çok sanatçı çıktı. Lady Gaga gerçek bir müzisyen. Klasik eğitim almış bir piyanist.

Rundgren şunları ekledi:

Taylor Swift, saç uzatmak dışında kayda değer hiçbir şey yapmıyor. Harika bir şarkıcı değil. Harika bir söz yazarı değil. Harika bir dansçı değil. O, bir zamanlar çok genç olan bir kadın nesli için ve artık o kadınların kızları için de bir rol model çünkü Taylor Swift konserlerine anneler ve kızları birlikte gidiyor.

The Independent, yorum için Swift'le iletişime geçti.

Nazz grubunun kurucu üyelerinden Rundgren, 1972'de çıkardığı ve büyük ses getiren solo albümü Something/Anything?'le şöhrete kavuşmuştu.

"Hello It’s Me", "Can We Still Be Friends?" ve "I Saw the Light" gibi progresif rock şarkılarıyla tanınıyor. Ayrıca Meat Loaf, Hall & Oates, Badfinger ve Patti Smith Group gibi sanatçılar için yaptığı prodüktörlük çalışmalarıyla da biliniyor.

Onlarca yıllık dostu Patti Smith, Ekim 2021'deki törende onun Rock and Roll Şöhretler Müzesi'ne takdim etmişti.

Ancak Rundgren, törene katılmayarak dikkatleri üzerine çekmiş ve "gerçek şöhretler müzeleri emekliler ve ölüler içindir" diyerek Şöhretler Müzesi'ni önemsemediğini açıkça ifade etmişti. Bunun yerine o dönemdeki The Individualist, A True Star turnesine devam etmeyi seçmişti.

Rundgren'den payını alan sanatçılar listesinde Swift'ten başkaları da var. Swift ve Springsteen'in yanı sıra Rundgren'in hakaret ettiği diğer müzisyenler arasında Kanye West, Robbie Robertson, George Harrison ve Rundgren'e "Sodd Runtlestuntle" ve "Turd Runtgreen" (Lennon, Rundgren'in adını İngilizcede "pislik" gibi bir hakaret olarak kullanılan "sod" ve aynı anlamdaki "turd" sözcüklerini çağrıştıracak biçimde bozarak alay ediyor -çn.) gibi ifadelerle hitap ettiği hicivli bir açık mektupla karşılık veren John Lennon da yer alıyor.

Independent Türkçe


Daha çok evcil kedi olan ülkeler daha mutlu

Larry ağzındaki ölü fareyi Downing Sokağı 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -çn.) önüne bırakıyor (AFP)
Larry ağzındaki ölü fareyi Downing Sokağı 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -çn.) önüne bırakıyor (AFP)
TT

Daha çok evcil kedi olan ülkeler daha mutlu

Larry ağzındaki ölü fareyi Downing Sokağı 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -çn.) önüne bırakıyor (AFP)
Larry ağzındaki ölü fareyi Downing Sokağı 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -çn.) önüne bırakıyor (AFP)

Kediler ve taşıdıkları parazitler arasındaki karmaşık bağlantıları ortaya koyan yeni araştırmaya göre, daha fazla ev kedisine sahip ülkelerdeki insanlar daha mutlu olma eğiliminde.

Bir ülkenin ulusal mutluluk puanı, nüfusun genel refah düzeyini ölçüyor ve aile geliriyle sağlık harcamaları gibi ekonomik faktörlerle ilişkilendiriliyor. Bu ölçümü etkileyen başka faktörler de var ancak bunlar nadiren inceleniyor.

Yeni çalışmada Meksikalı bilim insanları, ev kedilerinin ve taşıdıkları parazitlerin varlığını hesaba katarak ulusal refahın temelindeki ilişkileri inceledi.

Araştırmacılar 93 ülkeden gelir, GSYİH, sağlık harcamaları, ev kedisi yoğunluğu ve kedilerden insanlara geçebilen toksoplazma parazitinin yaygınlığına dair verileri derledi. Sonuçta bir ülkedeki kedi sayısı arttıkça ulusal mutluluk düzeyinin de yükseldiğini keşfettiler. Bu bulgu, evcil hayvan sahipliğinin faydaları üzerine yapılan araştırmalarla da tutarlılık gösteriyor.

Mutluluk endeksinin ilk sıralarında yer alan Finlandiya, Danimarka ve İsveç, kişi başına düşen kedi sayısında da başı çekiyordu. Bu ülkelerde her 10 bin kişiye yaklaşık 1700 ila 2 bin kedi düşüyordu.

Ancak kediler toksoplazma taşıdığında bu korelasyon büyük ölçüde ortadan kalkıyordu. Araştırmacılar, toksoplazma yaygınlığı arttıkça ulusal mutluluk düzeyinin düştüğünü tespit etti. Bu durum toksoplazma yaygınlığının en yüksek olduğu ve aynı zamanda mutluluk sıralamasında alt sıralarda yer alan Lübnan, Yemen, Gabon ve Etiyopya gibi ülkeler için de geçerliydi.

Suudi Arabistan ve Brezilya ise toksoplazmanın yaygın olmasına rağmen mutluluk sıralamasında nispeten üst sıralarda yer alan dikkat çekici istisnalar.

PLOS One adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada bilim insanları, "Bulgularımıza göre daha fazla kediye sahip ülkeler daha yüksek mutluluk seviyeleri bildirmeye meyilliyken, toksoplazma gondii'ye daha fazla maruz kalan ülkeler daha düşük mutluluk seviyeleri bildirme eğilimindeydi" ifadelerine yer verdi.

Görsel kaldırıldı.
Cakarta'daki bir parkta gönüllüler, sokak kedisinin kısırlaştırılıp kısırlaştırılmadığını kontrol ediyor (AFP)

Araştırmacılar, "Elbette bunlar ülke düzeyinde kurulan ilişkiler. Dolayısıyla daha fazla kediye sahip olmanın insanları daha mutlu ettiğini ya da toksoplazmanın onları daha mutsuz kıldığını kesin bir dille söyleyemeyiz. Ancak örüntüler daha derinlemesine incelenmeyi hak edecek kadar ilgi çekici" değerlendirmesinde bulundu.

Beklenmedik sonuçlar, karmaşık faktörlere işaret ediyor.

Bilim insanları, kedilerin mutluluk üzerindeki etkisinin ekonomik faktörlerden kaynaklandığından şüpheleniyor. Kedi sahipliği genellikle daha yüksek gelir ve sağlık hizmetlerine daha iyi erişimle ilişkilendiriliyor. Bu durum, enfeksiyon oranlarının düşüklüğünü de açıklayabilir.

Araştırmacılar, "En ilginç bulduğumuz husus, bu sonuçların genellikle ayrı ayrı incelenen faktörleri (refah, sağlık, insan-hayvan ilişkileri ve bulaşıcı hastalıklar) bir araya getirmesi" diye yazdı.

Görsel kaldırıldı.
Aşılanan bir kedi (AFP)


Araştırmacılara göre yeni çalışma, "bazı toplumların neden daha yüksek refah bildirdiğini anlamanın, geleneksel olarak en çok ilgi gören sosyoekonomik koşulların yanı sıra biyolojik ve ekolojik faktörleri de dikkate almayı gerektirebileceğini" gösteriyor.

Uzmanlar, arka plandaki mekanizmaları belirlemek üzere gelecekte yeni çalışmalar yapılması çağrısında bulunuyor.

Araştırmada, "En şaşırtıcı bulgulardan biri, daha fazla kediye sahip ülkelerde toksoplazma gondii'ye maruz kalma oranının daha yüksek çıkmamasıydı. Hatta bu ilişki tam tersi yöndeydi" ifadesi yer aldı.

Bu durum önemli bir noktayı vurguluyor: İnsanlar, hayvanlar ve bulaşıcı hastalıklar arasındaki ilişki sadece hayvanların varlığına değil, aynı zamanda bu etkileşimlerin gerçekleştiği sosyal, ekonomik ve çevresel koşullara da bağlı.

Independent Türkçe