Suriye, Humus’taki bir camiye yönelik bombalı saldırıyla suçlanan DEAŞ mensubu bir liderin yakalandığını açıkladı

Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan fotoğrafta, yakalanan DEAŞ yöneticisi Halid Raid Beyruni (Ebu Hasan Duşka) görülüyor. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan fotoğrafta, yakalanan DEAŞ yöneticisi Halid Raid Beyruni (Ebu Hasan Duşka) görülüyor. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye, Humus’taki bir camiye yönelik bombalı saldırıyla suçlanan DEAŞ mensubu bir liderin yakalandığını açıkladı

Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan fotoğrafta, yakalanan DEAŞ yöneticisi Halid Raid Beyruni (Ebu Hasan Duşka) görülüyor. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan fotoğrafta, yakalanan DEAŞ yöneticisi Halid Raid Beyruni (Ebu Hasan Duşka) görülüyor. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, Şam kırsalındaki İç Güvenlik Komutanlığı ile iş birliği içinde, DEAŞ’ın Humus’taki operasyonel sorumlusu Halid Raid Beyruni’yi ( Kod adı,.Ebu Hasan Duşka), Şam kırsalındaki Huceyra beldesinde düzenlenen güvenlik operasyonunda yakaladı.

Bakanlık dün X hesabından yaptığı açıklamada, güvenlik bilgileri ve devam eden soruşturmaların, yakalanan kişinin DEAŞ’ın “Humus Vilayeti”ndeki genel askeri sorumlusu olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Bakanlığa göre Beyruni, kentteki çok sayıda terör eyleminin planlanması ve uygulanmasının denetlenmesinde rol aldı. Bu faaliyetler arasında patlayıcıların hazırlanması ve kullanılması ile mezhepsel nitelikte saldırıların düzenlenmesi de bulunuyor.

Beyruni’nin ayrıca geçen yıl aralık ayında Humus kentinin Vadi ez-Zeheb semtindeki Ali bin Ebu Talib Camii’ni hedef alan bombalı saldırıdan da sorumlu olduğu belirtildi.

Suriye İçişleri Bakanlığı, şüphelinin eylemlerinin ayrıntılarının ortaya çıkarılması ve hakkında yasal işlemlerin tamamlanması amacıyla ilgili makamların soruşturmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Saldırıda, çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu bir mahallede sekiz kişi hayatını kaybetmişti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre, yetkililer ocak ayında saldırıyla bağlantılı iki kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

DEAŞ, 2014 yılında Suriye ve Irak’ta geniş bir bölgeyi kontrol altına aldıktan sonra, 2019 yılında Suriye’de sahada yenilgiye uğratıldı. Ancak örgüte bağlı hücreler, özellikle Suriye çöl bölgesinde faaliyetlerini sürdürüyor.

Örgüt, zaman zaman başta Suriye güvenlik güçleri olmak üzere çeşitli hedeflere yönelik saldırıları üstlenmeye devam ediyor.

Suriye’de yaklaşık 13 yıl süren iç savaşın ardından Beşşar Esed’ın Aralık 2024’te devrilmesiyle iktidara gelen yeni yönetim, göreve geldiğinden bu yana DEAŞ’ın üst düzey yöneticilerinin ve mensuplarının yakalandığına ilişkin açıklamalar yapıyor.



Yemen Şafağı… Taiz ve Marib’de kazanımlar artıyor

Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
TT

Yemen Şafağı… Taiz ve Marib’de kazanımlar artıyor

Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)
Yemen hükümetine bağlı Amalika Güçleri’ne mensup savaşçılar, Taiz vilayetinin Zubab bölgesinde Husilerle yaşanan çatışmalarda. (AP)

“Yemen Şafağı” operasyonunun ikinci gününe girilirken hükümet güçleri, Taiz ve Marib’de sahadaki kazanımlarını genişleterek yeni cepheler açtı. Suudi Arabistan ise Husilerin darbesine son verilmesi, devletin ve kurumlarının yeniden tesis edilmesi amacıyla Yemen Başkanlık Konseyi ile meşru hükümete tam destek verdiğini teyit etti.

Suudi Arabistan’ın bu tutumu, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında Riyad’da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında dile getirildi. Konsey, Husilerin barış yerine askeri gerilimi tercih ettiğini, insani ve ekonomik sıkıntıları derinleştirdiğini, bölgenin güvenliğini ve Kızıldeniz’in güneyindeki deniz ulaşımı ile Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki seyrüseferi tehdit ettiğini belirtti.

Yemen’in “Vatan Kalkanı” güçleri, Taiz’deki el-Vaziiyye ilçesini kurtarmak amacıyla geniş çaplı bir operasyon başlattı. Güçler, el-Mansura Dağı’na hâkim stratejik tepeleri ele geçirirken, Husilere bağlı unsurlar arasında toplu kaçış yaşandığı bildirildi. Vilayetin güneyinde ise hükümet güçleri, Hayfan ilçesinde el-Manzara, eEl-Eşarif ve Zeyban dağlarını kontrol altına alarak yeni bir ilerleme kaydetti. Bu gelişmeler, el-Muvasıt bölgesindeki Kuds kesiminde yaşanan şiddetli çatışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Marib’de hükümet güçleri, vilayetin güneyindeki ilerleyişini sürdürerek stratejik mevzileri ve dağlık sırtları ele geçirdi. Askeri kaynaklara göre bunlar arasında Semed, el-Kayime, el-Mukaylat, Akd el-Kayime ve el-Rasîd bölgeleri bulunuyor. Aynı kaynaklar Şarku’l Avsat’a, çatışmalarda Husiler arasında ölü, yaralı ve esirlerin bulunduğunu, askeri teçhizatın imha edildiğini ve bir insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü belirtti.

Batı kıyısında ise güçler, Zubab çevresinde, Zubab Havalimanı ve el-Umari Kampı hattında operasyonun ilk gününde elde edilen kazanımları pekiştirdi. Birliklerin ilerleyişi el-Muha yönünde sürerken, gelişmeler koalisyon güçlerinin çeşitli cephelerde Husilere ait askeri kapasiteyi hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında 2 kişi öldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında 2 kişi öldü

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, Mevasi bölgesinde Filistinli yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir kamp. (Reuters)

Filistinli Sivil Savunma ekipleri, bugün Gazze Şeridi’nin kuzeyine düzenlenen İsrail hava saldırısında biri Sivil Savunma gönüllüsü olmak üzere 2 Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Saldırı, Gazze’de savaşın başlamasına yol açan 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıl dönümünün İsrail’de anıldığı sırada gerçekleşti.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal yaptığı açıklamada, “İki vatandaş hayatını kaybetti. Bunlardan biri, bugün şafak vakti Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yıkılmış Kemal Advan Hastanesi yakınlarında düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından Şifa Hastanesi’ne ulaştıktan sonra hayatını kaybeden Sivil Savunma gönüllüsü Muhammed Tammus’tu” dedi. Basal, saldırıda yaralanan bazı kişilerin de hastaneye kaldırıldığını belirtti.

Gazze’deki bir güvenlik kaynağı, gece yarısından beri İsrail güçlerinin topçu ateşi ve silah saldırılarının güneydeki Han Yunus’un doğusunda bulunan bölgelerin çoğunun yanı sıra Deyr el-Belah, Bureyc ve Megazi kampları ile Gazze kentinin doğusundaki Zeytun, Tuffah ve Şucaiyye mahallelerini hedef aldığını bildirdi. Kaynak, İsrail ordusunun “Zeytun Mahallesi’nde çok sayıda evi havaya uçurduğunu ve yıktığını” belirtti.

İsrail tarafında, 7 Ekim saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınları saldırılarda burada öldürülen 300’den fazla kişiyi anmak üzere Nova Müzik Festivali’nin düzenlendiği alanda şafak vakti toplanırken, sınırın diğer tarafında güçlü patlama sesleri duyuldu.

Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen İsrail ordusu Gazze Şeridi’ne hava, deniz ve kara saldırılarını neredeyse düzenli şekilde sürdürüyor.

İsrail güçleri, 365 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip ve 2 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’nin yüzde 60’tan fazlasını kontrol ediyor. Nüfusun büyük bölümü yaşamaya elverişli olmayan çadırlarda barınıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığına göre İsrail’in saldırıları, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana bin 460’tan fazla Filistinlinin ölümüne yol açtı. Birleşmiş Milletler, bakanlığın verilerini güvenilir kabul ediyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre savaşın üç yıl önce başlamasından bu yana 74 bin 200’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’in resmî verilerine göre Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıda bin 200’den fazla kişi öldürüldü.


En önemli müttefikini kaybetmesinin ardından Abiy Ahmed’i yeni döneminde neler bekliyor?

Başbakan Abiy Ahmed, pazartesi günü yemin ederek görevine başladı (Etiyopya Haber Ajansı)
Başbakan Abiy Ahmed, pazartesi günü yemin ederek görevine başladı (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

En önemli müttefikini kaybetmesinin ardından Abiy Ahmed’i yeni döneminde neler bekliyor?

Başbakan Abiy Ahmed, pazartesi günü yemin ederek görevine başladı (Etiyopya Haber Ajansı)
Başbakan Abiy Ahmed, pazartesi günü yemin ederek görevine başladı (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, yeni dönemine ülkesinin Kızıldeniz’e erişim hedefinden ve “dış tehditler” karşısında ülkenin birliğinden vazgeçmeyerek başladı. Ahmed, önceki döneminin en önemli müttefiklerinden biri olan Eritre’yi ise artık bir müttefik değil, karşı taraf olarak görüyor.

Etiyopyalı iki araştırmacının Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmelere göre yeni dönemde hükümetin öncelikleri arasında halkın ve bölgelerin ihtiyaçlarına cevap vermek, anlaşmazlıklara barışçıl çözümler üretmek ve özellikle Kızıldeniz’e erişim konusunda karşılıklı çıkar ve fayda temelinde komşu ülkelerle diyaloğu geliştirmek bulunuyor.

50 yaşındaki Abiy Ahmed, geçen pazartesi günü yemin ederek resmen ikinci dönemine başladı. Hükümetin oluşturulmasıyla gerçekleştirilen oturum, 1 Haziran’da düzenlenen ve 54 milyondan fazla Etiyopyalının katıldığı yedinci genel seçimin ardından ülkenin siyasi ve kurumsal tarihinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret etti.

Etiyopya Haber Ajansı salı günü yaptığı bir haberde, yeni hükümetin «son yıllarda ekonominin ve kamu sektörünün çeşitli alanlarında hayata geçirilen bir dizi reform ve kalkınma programını devraldığını» bildirdi.

İç meseleler

Etiyopya-Afrika ve Arap ilişkileri araştırmacısı Zahid Zeydan’ın belirttiğine göre Abiy Ahmed, ilk kez Nisan 2018’de göreve geldi ve istifa eden selefi Hailemariam Desalegn’in görev süresinin kalan bölümünü tamamlamak üzere geçiş dönemini yönetti.

Ahmed’in seçimle elde ettiği ilk resmi dönem ise partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Ekim 2021’de başladı ve beş yıl sürdü. Mevcut ikinci dönem ise partisinin yeniden çoğunluğu elde etmesinin ardından bu ekim ayında başladı.

Zeydan, «Abiy Ahmed başkanlığındaki hükümetin yeniden kurulmasının ardından hayat pahalılığıyla mücadele, bölgelerin ihtiyaçlarının desteklenmesi ve küresel krizlerin Etiyopya üzerindeki doğrudan etkilerinin yönetilmesi gibi iç meseleler ön plana çıkıyor» değerlendirmesinde bulundu.

Zeydan, Hürmüz ve Babülmendeb boğazlarındaki krizlerin petrol fiyatlarını yükseltmesi gibi gelişmelerin Etiyopya’yı doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

Bununla birlikte Zeydan, Abiy Ahmed’in geçmişteki tüm müttefiklerini kaybetmediğini belirterek, «Bu hareketlerin içinde bölünmeler yaşandı ve bazı kesimler hükümeti destekliyor» ifadelerini kullandı.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve bazı bakanları (Arşiv- Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve bazı bakanları (Arşiv- Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopyalı yazar ve siyaset araştırmacısı Abdüşşekur Abdüssamed ise yeni hükümetin “Etiyopya halkının kendisine duyduğu güvenin ağırlığını ve sorumluluğunu taşıdığını” belirterek, kapsamlı reform sürecinin sürdürüleceğini söyledi.

Abdüssamed, iç sorunların ele alınarak fırsatlara dönüştürülmesinin yeni hükümetin önündeki başlıca görevlerden biri olduğunu belirtti. Bu kapsamda ekonomik reformların uygulanmasına devam edilmesi ve reformların yol açabileceği sosyal ve siyasi sonuçların yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

Kızıldeniz'e erişim hedefi

Abiy Ahmed’in önümüzdeki beş yıllık döneme ilişkin yaklaşımı, göreve başlamasının ardından yaptığı ilk açıklamalarda da kendisini gösterdi. Ahmed, birlik vurgusu yaparken Kızıldeniz’e erişim sağlama sürecini tamamlamaya kararlı olduğunu belirtti. Bu tutum, Mısır ve Eritre’nin söz konusu girişime yönelik belirgin itirazlarına rağmen sürüyor.

Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasından bu yana denize kıyısı bulunmayan bir ülke konumunda.

Abiy Ahmed pazartesi günü parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkesinin “kendisine yönelik tehditlerle mücadele etmeye ve bunları bertaraf etmeye tamamen hazır olduğunu» söyledi. Ahmed ayrıca, «yeni kurulan uzlaşı ve birlik devletinin liderliğinin Etiyopya’nın ulusal çıkarlarını korumaya ve ülkenin hedeflerini gerçekleştirmeye kararlılıkla devam edeceğini” ifade etti.

Ahmed, yönetiminin “diyalog, karşılıklı fayda ve alıp verme temelinde denize erişim sağlamaya aktif biçimde çalışacağını” ve bunun yanı sıra ulusal kalkınmayı ve büyük altyapı projelerini ilerletmeye devam edeceğini belirtti.

Gerilim ve karşılıklı suçlamalar

Bu açıklamalar, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi ile federal güçler arasında 23 Eylül’de başlayan çatışmalardan yaklaşık bir hafta sonra yapıldı. Çatışmalar, Etiyopya’da 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı iç savaşın yeniden başlaması ve çatışmaların yayılması yönündeki endişeleri artırdı.

Eritre ise Etiyopya’nın denize ulaşmak ve Kızıldeniz kıyısındaki Assab Limanı’nın kontrolünü ele geçirmek amacıyla topraklarına girmesinden endişe ediyor.

Etiyopya, Eritre, Mısır ve Sudan ordusunu Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni desteklemekle suçluyor. Söz konusu taraflar ise bu suçlamaları reddediyor. Addis Ababa ile Kahire arasındaki ilişkiler de Etiyopya’nın Nil Nehri üzerinde inşa ettiği Hedasi (Rönesans) Barajı nedeniyle gergin. Mısır, barajın kendi su payını olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.

Abdüşşekur Abdüssamed’e göre Abiy Ahmed’in dış politikadaki öncelikleri arasında komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirmeyi sürdürmek ve denize erişim projesini uzlaşı yoluyla hayata geçirerek Etiyopya’nın ihtiyaç ve taleplerini karşılayacak bir sonuca ulaştırmak bulunuyor.

Zahid Zeydan ise Abiy Ahmed hükümetinin dış politikada “barışçıl çözümlere yöneleceğini ve Mısır, Eritre ve diğer ülkelerle diyaloğu sürdüreceğini” belirtti. Zeydan ayrıca hükümetin siyasi ve medya baskılarını reddedeceğini, çünkü bu baskıların Etiyopya’daki gerçekliği değiştirmeyeceğini veya Addis Ababa’nın haklarını etkilemeyeceğini ifade etti.