Suudi hava savunma kuvvetleri, başta seyir füzeleri olmak üzere çeşitli hava saldırılarını hedef alınan birçok bölgede başarıyla önledi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın yüksek muharebe hazırlığını ve ülkenin güvenliğini koruma konusundaki üstün kapasitesini ortaya koyarken sivil hedefleri ve kritik altyapıyı sınır ötesinden gelen tehditlere karşı koruyan kapsamlı bir güvenlik sistemi oluşturduğunu gösterdi.
Son dönemde çok sayıda seyir füzesi havada imha edildi. Bunların sonuncusu perşembe günü Medine semalarında engellenirken, bir başka füze El-Harç vilayeti üzerinde etkisiz hale getirildi. Ayrıca başkent Riyad’ı hedef alan 5 füze de önlendi. Bunlardan biri Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldı.
Yerleşim bölgeleri üzerinde gerçekleştirilen başarılı önleme operasyonları sırasında füze parçaları ve enkazın düşmesi sonucu yaklaşık 15 evde sınırlı maddi hasar meydana geldi ve bazı siviller hafif şekilde yaralandı. Ancak hava savunma sistemlerinin yüksek muharebe hazırlığı sayesinde bu tehditler hedefledikleri yıkımı gerçekleştiremedi.
Gelişmiş kapasite ve entegre savunma
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzeleri ve alçak irtifadan gelen hava tehditlerinin oluşturduğu zorluklarla yüksek etkinlikle mücadele ediyor. Bu kapasite, bölgenin en güçlü ve en modern hava savunma ağlarından biri olarak nitelendirilen entegre ve birbirine bağlı bir savunma ağına dayanıyor.

Suudi Arabistan, söz konusu tehditlere karşı koymak için yıllar içinde geliştirdiği çok katmanlı kapasitelere sahip. Sistem, gizli tehditleri tespit eden erken uyarı ve gözetleme katmanlarından başlayarak seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını yüksek hassasiyetle takip ve önleme kabiliyetine sahip gelişmiş önleme sistemlerine, oradan da kritik tesisleri, havalimanlarını ve kent merkezlerini olası sızmalara karşı koruyan kısa ve orta menzilli hava savunma sistemlerine uzanıyor.
Tehdidin niteliği ve teknik takipteki zorluklar
Seyir füzesi, yapısal açıdan küçük savaş uçaklarını andıran, tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracı olarak tanımlanıyor. Jet motoruyla, yani turbofan veya turbojet motorla çalışan bu füzeler uzun mesafeler kat edebiliyor ve binlerce kilometre uçabiliyor.
Seyir füzeleri, küçük radar izleri ve çok alçak irtifalarda uçabilmeleri nedeniyle hava savunma ağları açısından karmaşık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu özellikleri, füzelerin geleneksel radar ufkunun altında kalmasına ve uçuş güzergâhlarının son aşamalarına kadar tespit edilememesine yol açabiliyor.
Askeri analist ve uzman Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, seyir füzesinin atmosfer içinde uçan, jet motoru ve kanatları bulunan güdümlü bir füze olduğunu belirterek bunun tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracına benzediğini söyledi. Eş-Şehri, füzenin radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde çok alçak irtifada uçtuğunu ifade etti.
Eş-Şehri, “Seyir füzesinin güçlü yönleri arasında yüksek isabet hassasiyeti, savunma sistemlerinin etrafından dolaşacak bir güzergâh programlama kabiliyeti ve küçük radar izi bulunuyor” dedi. Uzman, farklı ülkelerin çeşitli seyir füzesi aileleri ürettiğini belirterek bunların başında ABD, Çin, Fransa ve İngiltere’nin geldiğini kaydetti.
Seyir füzelerine karşı koyabilen başlıca hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde eş-Şehri, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bulunan Patriot sistemine işaret etti. Patriot’un uçakları, alçaktan uçan seyir füzelerini ve taktik balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmış mobil bir sistem olduğunu belirten eş-Şehri, bunun yanı sıra başka hava savunma sistemlerinin de bulunduğunu söyledi.

Eş-Şehri, “Sistemden daha önemli olan, havadan taşınan erken uyarı uçaklarıdır. Bunlar da Suudi Arabistan’da bulunuyor. Ayrıca alçak irtifada, karadaki radarların radar ufkunun altında uçan seyir füzeleriyle mücadele eden savaş uçakları var. Böyle bir füzenin erken tespit edilmesi için hava radarı gerekiyor” diye konuştu.
Tuğgeneral eş-Şehri, Suudi hava savunmasının bu tür füzelere karşı yüksek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın farklı tehdit türleriyle mücadele edebilen çok katmanlı bir hava savunma sistemine sahip olduğunu belirten eş-Şehri, savaş uçakları ve erken uyarı uçaklarının yanı sıra Suudi hava savunmasının zaman içinde kazandığı muharebe tecrübesinin de önemli rol oynadığını söyledi.
Eş-Şehri, söz konusu tecrübelerin büyük bölümünün Husiler, İran ve Irak’tan gelen tehditlerin önlenmesinde başarıyla kullanıldığını belirtti.
Husilerin yerli üretim iddiası
Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, sahadaki verilerin ve göstergelerin Husilerin bu silahları Yemen’de ürettiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu savundu.
Eş-Şehri, Birleşmiş Milletler uzmanlar ekibinin 2020’den bu yana sunduğu kanıtların, “Kudüs-1” füzesinin bazı parçalarının lisanssız bir Çek yapımı küçük jet motorunun kopyasına dayandığını gösterdiğini belirtti. Füzenin gelişiminde gelişmiş Çin teknolojilerinin kullanıldığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu aktaran eş-Şehri, “Kudüs-1”in şekil ve tasarım bakımından tamamen aynı olması nedeniyle Husilerin İran yapımı “Paveh” füzesine verdiği isimden ibaret olduğuna ilişkin değerlendirmelere dikkat çekti.
Eş-Şehri, bu füzelerin yüksek üretim kalitesinin tamamının Yemen dışında üretildiklerine işaret ettiğini söyledi. Motorlar ve güdüm sistemleri gibi kritik tasarım ve bileşenlerin başta İran, Çin ve Rusya olmak üzere farklı kaynaklara dayandığını belirtti.
Askeri uzman, Husilerin bu derece karmaşık üretim kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu savunarak fiili işletme ve fırlatma süreçlerinin İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı mensupları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eş-Şehri, daha önce İran ve Lübnan’ın güneyinde yoğun eğitimlerden geçirilen bazı Husi unsurların da bu süreçlerde kullanıldığını belirtti.
Silahların Yemen’e ulaştırılması
Bu silahların Yemen’e nasıl ulaştığı konusunda ise Tuğgeneral eş-Şehri, sürecin organize kaçakçılık ve finansman ağlarına dayandığını söyledi.
Eş-Şehri, füzelerin yurt dışında üretildikten sonra parça ve bileşenler halinde Yemen’e sevk edildiğini, ardından gizli atölye ve özel bölgelerde bir araya getirildiğini belirtti. Bu yöntemin bazı Husi unsurlarına montaj ve birleştirme teknikleri konusunda pratik deneyim kazandırdığını, ancak bu kişilerin kapasitesinin fırlatma operasyonlarına kıyasla sınırlı kaldığını ifade etti.
Askeri analist, açıklamalarının sonunda Husilerin son dönemde ağır insan ve teknik kayıplara uğradığını söyledi. Bu kayıplar arasında söz konusu sistemleri yöneten bazı İranlı uzmanların öldürülmesinin de bulunduğunu belirten eş-Şehri, bunun Husilerin sahadaki kapasitesine doğrudan yansıdığını kaydetti.
Eş-Şehri, yalnızca geçen hafta içerisinde 4’ten fazla füzenin başarısız şekilde fırlatıldığını ve rotasından saparak Yemen toprakları içine düştüğünü belirtti.


