İsrailli seçmenler bugün 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıya yol açan güvenlik zaaflarının soruşturulması, Ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerlik hizmeti ve ekonomi başta olmak üzere temel konulardaki tercihlerini belirleyecek.
İşte İsrail’deki parlamento seçimlerinin gündemini oluşturan başlıca konular:
7 Ekim saldırısına ilişkin hesap verebilirlik
Çok sayıda İsrailli, 7 Ekim 2023’te Gazze’den İsrail’in güneyine düzenlenen ve benzeri görülmemiş boyutlara ulaşan saldırı öncesindeki güvenlik zaaflarının nedenlerini araştırmak üzere bağımsız ve resmî bir soruşturma komisyonu kurulmasını talep etti.
İsrail tarihinin en fazla can kaybına yol açan saldırısı olan olayda bin 221 kişi hayatını kaybetti. Saldırı, ülkede derin bir ulusal travmaya neden oldu. Etkileri, İsrail’in siyasi yaşamında, toplumunda ve kolektif hafızasında hâlâ hissediliyor.
Muhalefet partileri, iktidara gelmeleri hâlinde böyle bir komisyon kurulmasını en öncelikli hedefleri arasına alacaklarını belirtiyor. Muhalefet, İsrail’in geçmişte yaşanan ulusal krizlerin ardından benzer soruşturma komisyonları kurduğunu hatırlatıyor.
Ancak Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti bu öneriye karşı çıkıyor ve saldırının önlenememesinden güvenlik kurumlarını sorumlu tutuyor.
Hükümet bunun yerine üyeleri siyasetçiler tarafından atanacak ortak bir soruşturma komisyonu kurulmasını önerdi. Muhalefet lideri Yair Lapid ise önerilen komisyonun amacının “sorumluları aklamak ve Yahudi halkının Holokost’tan bu yana yaşadığı en büyük felakete ilişkin gerçek bir soruşturmayı engellemek” olduğunu savundu.
Güvenlik stratejisi
İsrail’in güvenlik doktrini onlarca yıl boyunca üç temel ilkeye dayanıyordu: güçlü istihbarat, caydırıcılık ve kısa süreli savaşlar. Ancak bu yaklaşım, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından değişti.
Hükümet, uzun süreli askerî harekâtlara yöneldi. Hamas’ın saldırısının ardından başlayan savaşın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmesine rağmen İsrail, kırılgan bir ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen Gazze Şeridi’nin geniş bölgelerini işgal altında tutmaya devam ediyor.
İsrail ayrıca Gazze’deki savaş ve İran’la yaşanan çatışmalar bağlamında Hizbullah’a karşı Lübnan’da yürüttüğü iki ayrı savaşın ardından ülkenin güneyindeki geniş bölgeleri kontrol altında tutuyor. Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden sonra Suriye’de de bazı bölgelere ilerleyen İsrail, bu bölgelerde kalma niyetini açıkladı.
İşgal altındaki Batı Şeria’da art arda askerî operasyonlar düzenleyen İsrail, nisan ayında ateşkes ilan edilmesinden bu yana çatışmalara katılmamış olsa da ABD ile birlikte İran’la savaş hâlini sürdürüyor. Ayrıca Yemen’de İran destekli Husilere yönelik saldırılar gerçekleştiriyor.
İsrail içinde bu yeni güvenlik doktrini, ülkenin aynı anda birden fazla cephede askerî güçlerini seferber durumda tutma kapasitesine ilişkin soru işaretleri yaratıyor. 2023’ten bu yana on binlerce yedek asker defalarca göreve çağrıldı. Bu durum, aile ve iş yaşamı açısından ciddi maliyetlere yol açarken, askerî komutanlar da ordudaki personel eksikliği konusunda uyarılarını sürdürüyor.
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü araştırmacısı Ofer Şelah yaptığı açıklamada, “Savaşlar arasındaki dönemlerde caydırıcılık ve refah üzerine kurulu bir politikadan, sürekli savaş ve teyakkuz hâlinde yaşayan bir topluma dönüştük” değerlendirmesinde bulundu.
Askerî harekâtlar İsrail’in uluslararası itibarını da olumsuz etkiledi. Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 498 kişiyi aşarken, Lübnan ve İran’da da binlerce kişi öldü.
İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’daki askerî operasyonlarını da yoğunlaştırıyor. Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen uluslararası bir soruşturma komisyonu, dün İsrail’i Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı “soykırım” da dâhil olmak üzere insanlığa karşı suçlar işlemekle suçladı.
Birleşmiş Milletler ayrıca İsrail’in El Halil kentinde sürdürdüğü askerî operasyonun “etnik temizlik” konusunda ciddi endişelere yol açtığı uyarısında bulundu.
Din, kimlik ve zorunlu askerlik
İsrail ordusunun personel sıkıntısı yaşamasıyla birlikte ultra-Ortodoks Yahudilerin (Harediler) askerlikten muaf tutulması konusundaki tartışma, İsrail’in kimliği ve devletin niteliğine ilişkin daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüştü.
Dindar-muhafazakâr partiler, dinî eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasına imkân sağlayan uygulamanın devam etmesini istiyor. Bu talepler, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile koalisyondaki aşırı sağcı ortakları tarafından da destekleniyor.
Buna karşılık muhalefet partilerinin çoğu, söz konusu muafiyetlerin sona erdirilmesini savunuyor. Muhalefet partileri ayrıca Haredi partilerinin yer aldığı herhangi bir hükümete katılmayacaklarını açıkladı.
Anlaşmazlık yalnızca askerlik hizmetiyle sınırlı değil. Knesset’in feshedilmesinden birkaç gün önce görev süresi sona eren hükümet, bazı kamusal alanlarda kadınlarla erkeklerin ayrı tutulmasını teşvik eden düzenlemeler önerdi. Ayrıca Tevrat eğitiminin önemini vurgulayan bir yasayı kabul etti.
Bu politikaları destekleyenler, söz konusu adımların İsrail’in Yahudi kimliğini güçlendirdiğini savunuyor. Eleştirenler ise bu politikaların dinî etkinin kamusal yaşam üzerindeki ağırlığını artırdığını ve nüfusun çoğunluğunun görüşlerini yansıtmadığını düşünüyor.
Artan yaşam maliyetleri
Ekonomi, çok sayıda seçmen için başlıca kaygı kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. İsrail ekonomisi güçlü bir büyüme kaydetmiş ve ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası 2000 yılından bu yana iki kattan fazla artmış olsa da işsizlik tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrediyor. Buna rağmen İsrailliler, dünyadaki en yüksek yaşam maliyetlerinden biriyle karşı karşıya.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre İsrail, özellikle gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçların maliyeti bakımından dünyanın en pahalı üç ülkesi arasında yer alıyor. Öte yandan ortalama ücretler OECD ülkelerinin ortalamasının altında kalıyor. Bu durum, hane halkları üzerindeki geçim baskısını artırıyor.
Ekonomistler, yüksek fiyatların konut yetersizliği, ticaret üzerindeki kısıtlamalar ve temel sektörlerde rekabetin zayıf olması gibi uzun süredir devam eden yapısal sorunlardan kaynaklandığını belirtiyor.
Savaşlar da ekonomiye yeni bir yük getirdi. İsrail’in savunma bütçesi 2023’ten bu yana iki katına çıktı. Bu artış kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırırken güvenlik harcamaları ile ülke içindeki toplumsal ve ekonomik ihtiyaçlar arasında denge kurmayı daha da zorlaştırdı.
