Ahmed Abdulhekim
Mısır parlamentosu, pazartesi günü üçte iki çoğunlukla, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye “talep edilmesi halinde” Suudi Arabistan'a savunma takviyeleri gönderme yetkisi vermeyi kabul etti. Kapalı olarak gerçekleştirilen bu son oturum, geçen hafta pazar ve pazartesi günü yapılan iki oturumun ardından üçüncü oturumdu; bu oturumlarda kapsamlı tartışmalar yapıldı ve parlamentodaki siyasi parti bloklarının çoğu Sisi'ye yetki verilmesini onayladı. Bu arada, bazı milletvekilleri de misyonun doğası, kapsamı ve süresiyle ilgili açıklamalar talep etti.
Parlamento yetki vermeden önce Mısır Ulusal Savunma Konseyi geçen hafta, Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını savunmak, kaynaklarını, toprak bütünlüğünü ve kutsal yerleri korumak için gerekli ve mümkün olan her türlü desteği sağlama kararı aldı. Bu karar, Mısır Cumhurbaşkanı'nın ülkesinin Suudi Arabistan'ı korumak için her türlü adımı atacağını açıklamasının ve 17 Ekim'de parlamentoya kendisinden “talep edilmesi halinde” bu adımı onaylamak üzere acil bir oturum düzenleme çağrısında bulunmasının ardından alındı.
Parlamento üç oturumdan sonra onayladı
Mısır parlamentosu, pazartesi günü (dün) düzenlenen kapalı oturumda Cumhurbaşkanının talebini onayladı. Temsilciler Meclisi'nden yapılan açıklamaya göre görüşmeler, Ulusal Savunma Konseyi'nin kararı doğrultusunda, Cumhurbaşkanına “iki kardeş ülke arasında koordinasyon sağlanarak, topraklarını, egemenliğini ve kutsal yerleri herhangi bir dış saldırıya karşı savunmak için gerekli tüm önlemleri alma” yetkisinin verilmesinin kabulüyle sonuçlandı.
Meclis açıklamasında, Temsilciler Meclisi İşleri Bakanı Hani Hanna ile Anayasa ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı General Halid Şahdi'nin de katıldığı oturumların, çeşitli siyasi partilerden, gruplardan ve bağımsızlardan çok sayıda milletvekiline, hassas bölgesel durum ve bunun Mısır ve Arap ulusal güvenliği üzerindeki mevcut etkileri hakkındaki görüşlerini ifade etmelerine imkân sağlamaya önem verdiğini belirtti.
Konuştuğumuz meclis kaynaklarına göre, oylama isim okunarak yapıldı. Karar, yetkinin verilmesi için gereken eşik olan üçte ikiden fazla çoğunlukla alındı. Kaynaklar, görüşülen konunun stratejik niteliği nedeniyle oturumun gizli yapıldığını ifade etti.
Görüştüğümüz kaynaklar, geçen hafta boyunca ve düne kadar oturumların devam ettiği meclisin yetki kararını onaylamasında gecikmesinin, milletvekillerinin çoğunluğunun yetki hakkındaki görüşlerini ifade etme isteğinden kaynaklandığını belirtti. Kaynaklara göre bu sayı 500'e yaklaştı.
Kaynaklar, Meclis Başkanı Müsteşar Hişam Bedevi'nin, siyasi bağlılıklarına bakılmaksızın tüm milletvekillerine konuşma fırsatı tanımaya karar verdiğini ve görüşlerini ifade etme konusunda eşit erişim sağladığını belirtti. Ayrıca, görüşlerin çoğunluğunun, Cumhurbaşkanının Suudi Arabistan'ı desteklemek, onunla dayanışmak ve iki ülke arasında ortak koordinasyonun ardından topraklarını herhangi bir dış saldırıya karşı savunmak için gerekli gördüğü her türlü adımı atmasına destek verdiğini de ifade ettiler.
Meclisin onayından önce, Cumhurbaşkanı Sisi başkanlığında Mısır Ulusal Savunma Konseyi geçen hafta, “Arap dünyasının kalbi olan iki kardeş ülke arasındaki tarihi ilişkiler, güçlü bağlar temelinde ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin Mısır ve Arap ulusal güvenliğiyle bağlantılı olduğu inancıyla, Suudi Arabistan ile tam ve kararlı bir şekilde dayanışma içinde olma” kararı aldı. Ulusal Savunma Konseyi, “Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını savunmak, kaynaklarını, toprak bütünlüğünü ve kutsal yerleri korumak için gerekli ve mümkün olan her türlü desteği sağlama” ve ilgili bölgesel ve uluslararası taraflarla koordinasyon içinde, bölgenin genelinde gerginliğin azaltılmasına ve bölgeyi saran krizlerin barışçıl çözümüne katkıda bulunmak için siyasi ve diplomatik çabaları sürdürme ve yoğunlaştırma kararı aldı.

Ulusal Savunma Konseyi'nin kararının ardından, Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır 2026 Forumu'na katılımı sırasında konuya tekrar değinerek, Arap ulusal güvenliğinin bölünmez olduğunu ve Körfez'in istikrarının Mısır'ın güvenliğinin bir parçası olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ayrıca bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gereğinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır'ın Suudi Arabistan'ı savunmaya yönelik askeri çabalarının Yemen'e bir saldırıyı içermediğini, amacın Krallığın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır'dan talep edilmesi halinde diğer herhangi bir Arap ülkesinin topraklarını savunmak olduğunu açıkladı.
Sisi, 17 Ekim'de Mısır Askeri Akademisi'ndeki mezuniyet töreninde verdiği ilk mesajında, ülkesinin “talep edilmesi halinde Suudi Arabistan'ı korumak ve güvenliğini ve egemenliğini savunmak için her türlü adımı atacağını” taahhüt etti. “Suudi Arabistan'a, güvenliğine ve istikrarına herhangi bir zarar gelmesine izin vermemiz düşünülemez. Körfez'deki herkese mesajım savaşı durdurmalarıdır” dedi ve ekledi: “Ancak bu çağrıya rağmen Mısır, Majesteleri Kral Selman'ın ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın direktifleri doğrultusunda, Suudi Arabistan'ı korumak ve savunmak için her türlü adımı atacaktır.”
Mısır Anayasası, Cumhurbaşkanının silahlı kuvvetlerin başkomutanı sıfatıyla, önce Ulusal Savunma Konseyi'ne danışmadan ve Temsilciler Meclisi'nin üçte iki çoğunluğuyla onayını almadan ülke sınırları dışına muharip birlikler göndermeye veya savaş deklare etmeye karar veremeyeceğini öngörmektedir.
Parlamento onayının ardından
Askeri uzmanlar, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'ye verilen yetkinin parlamento tarafından onaylanmasının, Suudi Arabistan'ın talep etmesi halinde destek sağlanması için gerekli anayasal prosedürlerin tamamlandığı anlamına geldiğini vurguladı. Uzmanlar ayrıca yetkinin içeriğinin, “Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını savunmak, kaynaklarını ve toprak bütünlüğünü korumak ve kutsal yerleri korumak için gerekli ve mümkün olan tüm desteği sağlamak” yönündeki Ulusal Savunma Konseyi'nin bildirisiyle örtüştüğünü ekledi.
Stratejik çalışmalar profesörü, Nasır Yüksek Askeri Akademisi’nde Danışman ve İstihbarat Servisi eski Başkanı General Nasr Salem, parlamentonun verdiği yetki ve Savunma Konseyi'nin kararı doğrultusunda Mısır'ın desteğinin “istenilen misyonu tam olarak yerine getirmek için bütün yön ve yetenekleri kapsayacağını” teyit ettiğini belirtti. Nasr Salem yaptığı açıklamada, “desteğin şekli ve niteliği öncelikle Suudi Arabistan'ın talebine ve stratejik ve askeri ihtiyaçları için uygun gördüklerine bağlıdır” ifadelerini kullandı.
Salem sözlerine şöyle devam etti: “İki ülke arasında desteğin şekli ve niteliği konusunda üst düzey bir koordinasyon olacak. Konu bir yönle sınırlı kalmayacak, Suudi Arabistan’ın bakış açısına göre deniz, hava, kara ve istihbarat desteği de dahil olmak üzere Mısır'ın karşılayabileceği tüm ihtiyaçları içerecektir.” Salem, “Yetki ve Mısır'ın harekete geçmesi, Arap ulusal güvenliği kavramlarının pratik bir uygulamasıdır ve Körfez'in ve özellikle Suudi Arabistan'ın güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışına dayanmaktadır” diye vurguladı.
Aynı doğrultuda, Yüksek Stratejik Çalışmalar Askeri Akademisi’nde Danışman Hava Kuvvetleri Generali Dr. Hişam el-Halebi de şunları belirtti: “Suudi Arabistan ile birlikte hareket edecek Mısır kuvvetlerinin büyüklüğü ve türü, iki ülke arasında gerçekleşecek koordinasyona bağlı olacaktır; bu nokta Cumhurbaşkanı Sisi'nin açıklamalarında da vurgulanmıştır. Suudi Arabistan silahlı kuvvetleri yüksek muharebe yeteneklerine ve verimliliğine sahip, ancak savaşın uzun sürebileceği göz önüne alındığında, özel ekipman veya yeteneklere ihtiyaç duyacaklar mı? Bu çok önemli bir nokta ve Suudi Arabistan'ın Mısır'dan bulunacağı taleplerle netleşecektir.”

Halebi, yetki verildikten hemen sonra, iki ülke arasında herhangi bir koordinasyondan önce iki önemli konunun öncelikli olacağını belirtti. Ona göre bunlar, bilgi ve istihbarat desteği ile ilgili olup, ayrıca Suudi Arabistan hava savunma kapasitesinin insansız hava araçları ve balistik füzeleri engellemek için desteklenmesini de kapsamaktadır.
“Suudi Arabistan bu konuları en büyük hassasiyetle belirleyecek olan taraf olacaktır” diye vurguladı. Halebi, Mısır'ın Suudi Arabistan ile olan ilişkisini “Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki kardeşlerimize yönelik açık bir destek mesajı ve ortak kaderimizin, hedeflerimizin ve çıkarlarımızın yeniden teyidi” olarak değerlendirdi. “Suudi Arabistan ve Mısır ulusal güvenliği bölünmez ve ayrılamaz” diye belirtti.
Halebi, iki ülke arasındaki mevcut askeri iş birliği ve koordinasyonun, çeşitli alanlarda uzun ve sürekli bir askeri iş birliği geçmişinin devamı olduğunu ve bunun yeni bir gelişme olmadığını kaydetti. Bu şekilde gelişmesinin ve derinleşmesinin, “hepimizin karşı karşıya olduğu düşmanlıklara karşı Körfez bölgesinde caydırıcılığı güçlendirme açısından bölgede yeni bir durum yarattığını” da ifade etti.
Suudi Arabistan ve Mısır: Arap ulusunun iki kanadı
Bu arada, bir dizi milletvekili, iki ülkeyi birbirine bağlayan derin kardeşlik bağları göz önüne alındığında, Arap ulusunun iki kanadı oldukları için Mısır'ın Suudi Arabistan'ı destekleme hamlesini övdü.
Yazar ve Milletvekili Mustafa Bekri, “Cumhurbaşkanının bu yöndeki adımı, bölgesel gerilimler ortamında başta Suudi Arabistan olmak üzere büyük Arap devletleriyle stratejik dayanışmaya dair açık sinyaller taşıyor. Bu, her iki ülkenin istikrarının bölgesel istikrarın temel taşı olduğunu teyit ediyor” dedi. Mustafa Bekri yaptığı açıklamada, “bu duruş, önceki pozisyonların doğal bir sonucudur” dedi.
Bekri, “Körfez ülkelerinin, özellikle de Suudi Arabistan’ın, son yıllarda, bilhassa 2013'ten sonra Mısır'ı desteklemesi gibi, şimdi de Kahire'nin pozisyonunu yeniden teyit etmesinin ve Suudi Arabistan'ı savunma kararlılığını duyurmasının, Körfez'deki kardeşlerini korumak için gerekli tüm önlemleri almasının zamanının geldiği” düşüncesinde. “Mısır'ın bu stratejik hamleyle vermek istediği mesaj, Arap ulusunun bir olduğunu, ulusal güvenliğimizin bölünmez olduğunu ve bazı kardeşlerimize karşı, istikrarlarını baltalamayı amaçlayan, çeşitli tarafların dahil olduğu bir komplo olduğunu teyit etmektedir. Mısır buna hiçbir koşulda izin vermeyecektir ve Mısır ordusu Suudi Arabistan liderliğinin talepleri doğrultusunda müdahale edecektir” diye vurguladı.
Bekri, “Herhangi bir Körfez ülkesinin, özellikle Suudi Arabistan'ın yaşadığı durumun, izole bir tehdit olarak görülmemesi, aksine bu durumun bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki ve doğrudan Mısır üzerindeki etkileri bağlamında ele alınması gerektiğini” vurguladı.
Mısır Temsilciler Meclisi Arap İşleri Komitesi Başkanı Milletvekili Muhammed Salah Ebu Hamila ise “Mısır ve Körfez ülkelerinde bulunan kardeşlerimiz arasındaki karşılıklı destek, güncel olayların bir ürünü değil, uzun bir karşılıklı destek geçmişine ve ortak kader ve amacın yeniden teyit edilmesine dayanmaktadır” dedi. Ebu Hamila verdiği röportajda, iki ülkenin “Arap ulusunun iki kanadı ve Arap sisteminin ve ulusal güvenliğinin dayandığı ana sütunlar” olduğunu da sözlerine ekledi. “Bu nedenle, birine yapılan herhangi bir saldırı diğerine yapılan bir saldırıdır ve herhangi bir tehdit, tehdit edilen devletin ötesine uzanır. Bu, Körfez ülkeleri ve Mısır liderlerinin tarih boyunca sahip olduğu sağlam bir inançtır” dedi.
Ebu Hamila mevcut durumun en belirgin özelliğinin, Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki bu savunma denkleminin, Arap ulusal güvenlik kavramlarının yeniden düzenlenmesi ve iki ülke arasında ortak çıkarları ve hedefleri korumak için Arap caydırıcılık sistemlerinin güçlendirilmesi konusunda iş birliği açısından yansıttıkları olduğunu belirtti.
Mısır Anayasası'nın 152. maddesinin, cumhurbaşkanının ülke sınırları dışındaki muharebe görevleri için silahlı kuvvetlerin gönderilmesi konusundaki yetkilerini ve kuralları düzenlediğini belirtmekte fayda var. Bu madde, “Ulusal Savunma Konseyi'ne danışılmadıkça ve Temsilciler Meclisi'nin üçte iki çoğunluğunun onayı alınmadıkça savaş ilan edilemez ve devlet sınırları dışındaki muharebe görevleri için silahlı kuvvetler gönderilemez” hükmünü içermektedir. Temsilciler Meclisi'nin bulunmadığı durumlarda, Anayasa, cumhurbaşkanı, başbakan, Temsilciler Meclisi başkanı, savunma, dışişleri, maliye ve içişleri bakanları, Genel İstihbarat direktörü, Silahlı Kuvvetler genelkurmay başkanı, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Kuvvetleri komutanları, Silahlı Kuvvetler Operasyonlar Komisyonu başkanı, Askeri İstihbarat ve Keşif direktörünün de aralarında bulunduğu Milli Savunma Konseyi ve Bakanlar Kurulu’nun onayına ek olarak, Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi'ne danışılmasını şart koşmaktadır.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


