“Bana senatör diye hitap edebilirsiniz”… Abdurrahman es-Seyyid’den Trump ve Vance’e imalı mesajlar
Abdurrahman es-Seyyid, Detroit’te kendisini destekleyenleri selamlıyor (Reuters)
Detroit: "Şarku'l-Avsat
Demokrat Parti’nin sol kanadında yer alan Abdurrahman es-Seyyid, Michigan eyaletinden ABD Senatosu üyeliğine seçilmesinin ardından bugün ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance’e yönelik alaycı mesajlar verdi.
Mısırlı göçmen bir ailenin çocuğu olan es-Seyyid, ABD Senatosu’na seçilen ilk Müslüman olarak tarihe geçti.
ABD Başkanı ve yönetimi ile Demokrat siyasetçi Abdurrahman es-Seyyid ve seçim kampanyası arasında seçim sürecinde yaşanan sözlü atışmaların yeni bir halkası olarak değerlendirilen açıklamalarda es-Seyyid, Detroit’te destekçilerine hitaben yaptığı zafer konuşmasında dikkat çekici bir noktaya değindi. ABD’nin Şarku’l Avsat’ın USA Today haber sitesinden aktardığına göre es-Seyyid, JD Vance’in gelecek ocak ayında kendisinin yemin törenini gerçekleştirmekle anayasal olarak yükümlü olacağına işaret etti.
Vance’e seslenen es-Seyyid, “JD, ocak ayında yemin törenimi gerçekleştirmekle anayasal olarak yükümlü olman oldukça ironik” dedi.
Ardından Trump’a doğrudan ve sert bir mesaj gönderen es-Seyyid, “Donald, adımı telaffuz etmekte zorlandığını biliyorum. Bu nedenle JD, ocak ayında yemin törenimi gerçekleştirdikten sonra bana basitçe ‘Senatör’ diye hitap edebilirsin” ifadelerini kullandı.
Es-Seyyid, daha önce zaferini ilan ederken, “Ben Abdurrahman Muhammed es-Seyyid. Michigan eyaletinin seçilmiş senatörü olarak burada bulunmaktan büyük gurur ve onur duyuyorum” demişti.
ABD Başkanı Trump, seçim kampanyası boyunca Abdurrahman es-Seyyid'e kasıtlı olarak kendi adı yerine “Muhammed” diye hitap etmiş, adını telaffuz etmekte zorlandığını öne sürerek ya da farklı gerekçelerle kendisini “cihatçı” ve “solcu” gibi ifadelerle nitelendirmişti.
Michigan doğumlu doktor es-Seyyid, aralarında kapsamlı sağlık hizmetlerinin sağlanmasının da bulunduğu sol eğilimli seçim vaatleri etrafında seçmenleri bir araya getirerek, Demokratlar açısından Senato'da kritik öneme sahip bir koltuğu kazanmayı başardı. Es-Seyyid, emeklilik kararı alan Senatör Gary Peters'ın yerine göreve gelecek.
Seçim yarışı boyunca eyaletin farklı bölgelerinde geniş kalabalıkları bir araya getiren es-Seyyid, Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu muhafazakâr bölgelerde de yoğun ilgi gördü. Siyasette paranın etkisinin azaltılması ve seçmenlerin mevcut siyasi düzeni değiştirebilecek yeni bir siyasi yüz arayışına yönelmesine neden olan ağır ekonomik krizlerin çözülmesi için çalışacağını vadetti.
İran'ın kimyasal silah sahibi olduğuna ilişkin İsrail iddiaları, ABD'li yetkilileri görüş ayrılığına düşürdühttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337513-i%CC%87ran%C4%B1n-kimyasal-silah-sahibi-oldu%C4%9Funa-ili%C5%9Fkin-i%CC%87srail-iddialar%C4%B1-abdli-yetkilileri
İran'ın kimyasal silah sahibi olduğuna ilişkin İsrail iddiaları, ABD'li yetkilileri görüş ayrılığına düşürdü
Kurtarma ekipleri, 24 Mart 2026'da Tel Aviv'de İran'a ait füze saldırısının gerçekleştiği noktada incelemelerde bulunurken (NYT)
Julian Barnes, Nathan Odenheimer, Eric Schmitt ve Dustin Volz
İsrail'in, İran'ın düşmanlarına karşı kimyasal silah kullanmayı değerlendirdiğine ilişkin istihbarat bilgilerini ABD'ye ilettiği, bu bilgilerin Washington'daki yetkililer arasında görüş ayrılığına yol açtığı bildiriliyor. Bazı ABD'li yetkililer iddiaları endişeyle karşılarken, bazıları bunlara ciddi şüpheyle yaklaşıyor.
ABD'li ve bölgesel yetkililere göre bazı Amerikalı yetkililer söz konusu istihbaratın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Trump yönetimini İran'a karşı yeniden kapsamlı askeri operasyonlara ikna etmek amacıyla yürüttüğü baskı kampanyasının devamı olduğunu düşünüyor.
Bazı yetkililer ise İran'ın ABD çıkarlarına yönelik saldırı hazırlıklarına ilişkin son dönemde art arda gelen uyarılar nedeniyle bu tehditlerin ciddiye alınması gerektiği görüşünde.
İsrail, söz konusu istihbaratın bir bölümünü bölgedeki yetkililerle de paylaştı. Ancak bu yetkililerin bir kısmı, İran'ın kimyasal silah kullanmaya yönelik planlar yaptığı iddiasına şüpheyle yaklaştı ve İsrail'in ABD ile müttefiklerini savaşta daha sert bir aşamaya sürüklemeye çalıştığını değerlendirdi.
ABD'nin İran'ı kimyasal silahlara sahip olmakla veya bu silahları geliştirmeye çalışmakla suçlaması yeni değil. Bu iddialar onlarca yıl öncesine dayanıyor. İran 2003 yılında, 1980'lerde Irak'la yaşanan savaş sırasında kimyasal silah kapasitesi geliştirdiğini kabul etmiş, ancak daha sonra bu kapasiteyi ortadan kaldırdığını açıklamıştı.
ABD, son yıllarda gizli olmayan yıllık istihbarat değerlendirmelerinde İran'ın kimyasal silah araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürmeyi “muhtemelen hedeflediğini” kamuoyuna açıkladı.
İran ise kimyasal silahlara sahip olduğunu resmen reddediyor ve geçmişte bu suçlamaları İsrail ile Netanyahu tarafından yürütülen bir psikolojik savaş olarak nitelendirmişti.
Şarku’l Avsat'ın The New York Times’ten aktardığı habere katkıda bulunan bütün kaynaklar, İsrail istihbaratının gizliliği, İran'ın askeri planlamasının hassasiyeti ve ABD'deki görüşmelerin mahremiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
İşçiler, Tahran'ın merkezinde, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yırtık kıyafetler ve yüzleriyle vücutlarında yaralarla tasvir eden bir reklam panosunu yerleştirirken (AP).
Gerilimin arttığı kritik dönem
Sekiz aylık savaşın ardından ABD ve İran, bir yandan diplomatik ilerleme sağlama olasılığını araştırırken, diğer yandan savaşın yeniden başlamasına hazırlanarak belirsiz bir bekleyiş içinde bulunuyor.
Yeni istihbarat bilgileri etrafında yaşanan tartışmalar, mevcut dönemin ne kadar gergin olduğunu ve ciddi bir hesaplama hatası yapılması riskini gözler önüne seriyor. ABD'li yetkililer, Trump yönetiminin nükleer silah kullanma niyetinde olmadığını belirtirken, İranlı yetkililerin bu konuda emin olmadığını ifade ediyor.
Netanyahu ise geçen hafta yapılan seçimlerin ardından hükümet kurmak için net bir yol haritası oluşturamaması nedeniyle siyasi varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. Bazı analistler, deneyimli İsrailli liderin muhalefet liderlerini koalisyona katılmaya zorlamak amacıyla güvenlik krizini bir baskı aracı olarak kullanabileceğini düşünüyor.
Son iki hafta içinde İsrailli yetkililer, ABD istihbarat kurumları ve diğer yetkililerle yaptıkları görüşmelerde kimyasal silah tehdidini, İran'ın nükleer hedeflerinden daha acil bir mesele olarak gündeme getirdi.
İsrail ordusunun acil durumlara müdahaleden ve sivillerin yönlendirilmesinden sorumlu birimi İç Cephe Komutanlığı, bu hafta ülke genelinde tatbikatlar düzenliyor. Ancak kimyasal saldırıya hazırlık, tatbikatların temel unsurları arasında yer almıyor.
Kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan iki birim yetkilisine göre, komutanlık personeline veya kamuoyuna kimyasal saldırı ihtimaline karşı alınacak güvenlik önlemleri konusunda geniş kapsamlı bir bilgilendirme yapılmadı. İsrail ordusu ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.
ABD ordusu, son haftalarda bölgeye savaş gemileri, savaş uçakları ve bombardıman uçaklarından oluşan büyük bir askeri güç sevk etti. Bu kuvvetler, Başkan Donald Trump'ın onay vermesi halinde ara seçimlerin ardından görece kısa süreli ancak yoğun bir saldırı harekâtı gerçekleştirmeye hazır durumda.
Öte yandan ABD'li diplomatlar ve diğer ülkelerin temsilcileri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını, Tahran'ın nükleer programının ele alınmasını ve yeni askeri operasyonların ertelenmesini sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor. Askeri yığınak, savaşa yeniden dönme hazırlığının yanı sıra diplomatik girişimleri destekleme amacı da taşıyor olabilir.
İran, dün yapılan seçimler öncesinde ABD üzerinde azami ekonomik baskı oluşturmayı hedefleyerek, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdı.
İran'ın Irak savaşından kalan acı hafızası
Kimyasal silah kullanımı, bu silahların etkilerini geçmişte yaşamış az sayıdaki ülkeden biri olan İran açısından özel bir hassasiyet taşıyor.
Irak'la savaş sırasında Saddam Hüseyin'in kullandığı kimyasal silahlar binlerce kişinin ölümüne neden olmuş, İranlı uzmanlara göre yaklaşık 100 bin İranlı gazi ve sivilde onlarca yıl süren sağlık sorunlarına yol açmıştı.
ABD istihbarat kurumları, uluslararası hukuk tarafından yasaklanan kimyasal silahların İran tarafından geliştirilip geliştirilmediğini uzun süredir takip ediyor.
ABD'li yetkililere göre İsrail istihbarat servisleri, İran'ın bu silahları bir füzeye monte etmeye veya İsrail'e ya da başka bir ülkeye gizlice sokarak saldırıda kullanmaya imkân verecek teknolojiyi hızla geliştirdiğine inandıklarını ABD'li muhataplarına bildirdi.
İran'ın kimyasal silah tehdidine ilişkin iddialar, bazı ABD'li yetkililere 2002 yılında Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin yanlış ABD istihbarat değerlendirmelerini hatırlattı.
O dönemde Irak, nükleer, kimyasal ve biyolojik silah programlarını büyük ölçüde terk etmiş veya dondurmuştu. Ancak dönemin Başkanı George W. Bush yönetimindeki ABD istihbarat kurumları, Irak'ın bu silahlara sahip olduğu yönündeki değerlendirmelerini kesin ve tartışmasız bilgiler olarak Beyaz Saray'a sunmuştu.
İran bu silahları kullanabilir mi?
Yeni istihbarat bilgilerini inceleyen yetkililer arasında İran'ın kimyasal silahları ne kadar hızlı kullanıma hazır hale getirebileceği ve bu silahların ne ölçüde etkili olabileceği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor.
Silah uzmanları ve ABD'li yetkililere göre kimyasal bir silahın balistik füzeye monte edilmesi zor değil. Ancak asıl güçlük, kimyasal maddenin etkili biçimde yayılmasını sağlamak. Bir bombanın sınırdan gizlice geçirilmesi de çeşitli zorluklar barındırıyor.
Kimyasal silahın bir insansız hava aracıyla taşınması ise diğer olasılıklar arasında bulunuyor.
Yas tutanlar, 4 Temmuz 2026'da Tahran Büyük Musalla Camii'nde eski İran dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenine katılırken (NYT)
Bölgesel bir yetkili, İsrail'in Körfez ülkelerine İran'ın kimyasal silahlarını operasyonel kullanıma hazır hale getirmek için çalıştığı yönündeki iddialarını aktardığını söyledi. Ancak bu yetkiliye göre İsrailli yetkililer somut kanıt sunmak yerine kendi değerlendirmelerini paylaştı. Körfez hükümetleri ise bu değerlendirmeleri ciddiyetten uzak buldu.
ABD istihbarat çevrelerinde İran'ın kimyasal silah geliştirme faaliyetleri konusunda kayda değer bir tartışma bulunmuyor. Asıl tartışma, özellikle yeni saldırılarla kışkırtılmadıkları takdirde İranlı liderlerin bu silahları herhangi bir zamanda kullanıp kullanmayacağı üzerinde yoğunlaşıyor.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, 2024 yılında yaptığı uyarıda, “İran'ın saldırı amaçlı kimyasal ve biyolojik maddeler konusunda araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürmeyi muhtemelen hedeflediğini” belirtmişti.
Joe Biden yönetimi döneminde Pentagon'un Ortadoğu politikalarından sorumlu üst düzey yetkilisi olan Dana Stroul, İran'ın 20 yılı aşkın süredir kimyasal silah üretiminde kullanılabilecek bileşenleri depoladığının bilindiğini, ancak bu silahları bugüne kadar hiç kullanmadığını söyledi.
Halen Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nde görev yapan Stroul, İran'ın kendisini “varoluşsal bir baskı altında” hissedebileceğini ve bu durumun ülkeyi konvansiyonel olmayan silahları doğrudan saldırı amacıyla kullanma sınırını aşmaya itebileceğini ifade etti.
ABD, İran kaynaklı çeşitli tehditleri de yakından izliyor. Amerikan savaş uçaklarının kullandığı İngiltere'deki bir askeri üsse yönelik İran bağlantılı saldırı planının ortaya çıkarılmasının ardından istihbarat toplama faaliyetleri artırıldı.
Ulusal İstihbarat Direktörü Jay Clayton, 23 Ekim'de Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio'ya İran kaynaklı saldırı riskine ilişkin bir uyarı notu gönderdi. Bunun ardından ABD'li diplomatlar ve diğer personel en yüksek alarm seviyesine geçirildi.
ABD'li yetkililere göre Amerikan kurumları, Ortadoğu'da ve diğer bazı ülkelerde Amerikalılara yönelik tehdidin, şubat ayı sonlarında savaşın başlamasından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını değerlendiriyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), ara seçimlerin ardından bugün başlayabilecek bir İran'a saldırı planı bulunuyor. ABD'li yetkililere göre bölgede üç uçak gemisinin bulunması da bu planın unsurları arasında yer alıyor.
Ancak ordunun belirlediği ideal harekât koşulları kısa süreli olacak. Kasım ayının başından sonra uçak gemilerinden birinin ana limanına dönmesi gerekecek. Ayrıca kasım başında, ABD ordusunun saldırılar için tercih ettiği zifiri karanlık koşullarını sağlayan aysız geceler yaşanacak.
Ekonomik baskı seçeneği
Trump yönetimindeki bazı hükümet üyeleri, ekonomik baskı kampanyasının sonuç vermesi için daha fazla zaman tanınmasını savunuyor. Bu yetkililere göre ABD'nin uyguladığı abluka ve yaptırımlar, sonunda İran yönetiminin çökmesine yol açabilir.
Ancak bazı yetkililer, İran'ın ekonomik baskı kampanyasına direnç gösterdiğine ve ilave askeri saldırılar olmadan hükümetin çökeceğine ilişkin çok az işaret bulunduğuna dikkat çekiyor.
FBI'ın ulusal güvenlik ve istihbarattan sorumlu üst düzey yetkilisi Stephanie Walker geçen hafta yaptığı açıklamada, İran'ın ABD çıkarlarına yönelik tehdidinin “şu anda tüm ABD hükümetinin başlıca odak noktalarından biri” olduğunu söyledi.
Walker, Tahran'ın hedefleri arasında casusluk, nüfuz faaliyetleri ve siber saldırıların bulunduğunu belirtti. İran'la bağlantılı bilgisayar korsanları, bu yaz ABD genelinde onlarca su sistemi ağını hedef aldı. Bunun üzerine bazı yerel yönetimler, halka suyu kullanmadan önce kaynatmaları çağrısında bulundu.
İran ayrıca internet üzerinden başka kişilerin kimliğine bürünerek onların tanıdıklarını kandırmaya ve hassas bilgilere erişim sağlamaya çalıştı. Walker, yapay zekânın bu tür dolandırıcılık faaliyetlerini, özellikle telefon görüşmeleri üzerinden gerçekleştirilen sesli kimlik taklidini, çok daha kolay hale getirdiğini söyledi.
Walker, geçen hafta Georgia eyaletinin Sea Island bölgesinde düzenlenen ulusal güvenlik konferansında, savaşın “İran'ın burada bize karşı neler yapmaya hazır olduğuna ilişkin hesaplarını değiştirdiğini” ifade etti.
Avrupa'da süpermarketlere siber saldırı dalgası: "Yazılım açıkları şoke edici"https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337474-avrupada-s%C3%BCpermarketlere-siber-sald%C4%B1r%C4%B1-dalgas%C4%B1-yaz%C4%B1l%C4%B1m-a%C3%A7%C4%B1klar%C4%B1-%C5%9Foke-edici
Avrupa'da süpermarketlere siber saldırı dalgası: "Yazılım açıkları şoke edici"
Soğutma sistemlerinin siber saldırıya uğraması nedeniyle birçok ürün imha edildi (AFP)
Avrupa, süpermarketlerdeki soğutma sistemlerine düzenlenen siber saldırıların ardından güvenlik önlemlerini artırmaya odaklandı.
İlk saldırı dalgası yaklaşık üç hafta önce Fransa'da gerçekleşmiş, yaklaşık 700 süpermarketin soğutma sistemleri hedef alınmıştı.
İkinci dalga ise 2 Kasım'da düzenlendi. İsveçli süpermarket zincirlerinden Coop'un 7, ICA'nın ise 23 mağazası saldırıdan etkilendi. Aynı tarihte Almanya'da da en az 5 mağazanın soğutma sistemi hedef alınırken, Carrefour'un Belçika'daki 15 şubesi siber saldırıya uğradı.
Bunlara ek olarak Estonya, Finlandiya, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda ve Portekiz'deki süpermarketlere de siber saldırı düzenlendi.
Wall Street Journal ve Reuters'ın analizlerinde, süpermarketlerdeki soğutma sistemlerine düzenlenen siber saldırılar nedeniyle tonlarca gıdanın imha edildiği aktarılıyor.
Siber güvenlik uzmanlarına göre saldırganlar, market zincirlerinin ve soğutma ekipmanı üreticilerinin sistemleri uzaktan yönetmek için kullandığı internete bağlı bilgisayarları ele geçirdi. Bazı saldırılarda güncel olmayan yazılımların kullanıldığı sistemlerin hedef alındığı düşünülüyor.
Siber güvenlik şirketi Claroty'nin ağustosta yayımladığı raporda, Danimarkalı soğutma ekipmanı üreticisi Danfoss'un bazı cihazlarında güvenlik açığı olduğu bildirilmişti. Firma da bunu gidermek için yazılım güncellemesi yayımlamıştı. Ancak ABD'li siber güvenlik firması Censys'ten araştırmacı Silas Cutler'a göre 2 Kasım itibarıyla, aralarında ABD'deki 41 sistemin de bulunduğu 800'den fazla Danfoss cihazı hâlâ saldırılara açıktı.
Danfoss kontrol cihazlarının varsayılan yönetici şifresinin "12345" olarak belirlendiği de ortaya çıktı. Ancak saldırıya uğrayan süpermarketlerdeki sistemlerde bu şifrenin kullanılıp kullanılmadığı bilinmiyor.
Siber tehditleri takip eden Previdian şirketinin kurucusu Ryan Dwhurts, varsayılan şifrenin değiştirilmemesinin büyük tehlike yaratacağını belirterek, "2026'da işletmelerin bu kadar güvensiz yazılımlar sattığına inanmak güç. Bu gerçekten şoke edici" diyor.
Fransa'nın siber güvenlik kurumu CERT-FR, 12 Ekim'de yayımladığı raporda Danfoss'un yanı sıra ABD merkezli soğutma ekipmanı üreticisi Copeland'in geliştirdiği cihazların saldırılara açık olduğunu bildirmişti. Güvenlik önlemlerinin artırılması ve cihazlara ait sistemlerin internet bağlantısının kesilmesi tavsiyesinde bulunmuştu.
Uluslararası denetim firması Deloitte'tan siber güvenlik uzmanı Frank Groenewegen de internet bağlantısını kesmenin saldırganların bu sistemlere erişmesini engelleyebileceğini vurguluyor.
Saldırıları kimin düzenlediği henüz tespit edilemedi. Avrupa istihbaratından yetkililer, Ukrayna'yla savaş halindeki Rusya'nın son dönemde NATO ülkelerine karşı sabotaj ve siber saldırı faaliyetlerini artırabileceğini öne sürmüştü.
Siber güvenlik şirketi Sophos'tan Rafe Pilling, devlet destekli bilgisayar korsanları kadar bağımsız hareket eden saldırganların da değerlendirmeye alınması gerektiğini söylüyor. Uzman, saldırılarda herhangi bir kötü amaçlı yazılım kullanılmadığına dikkat çekerek, bunun suçlunun tespit edilmesini zorlaştırdığını belirtiyor.
Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Guardian
ABD'deki ara seçim sonuçları, Trump'ın İran politikasını nasıl şekillendirecek?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337460-abddeki-ara-se%C3%A7im-sonu%C3%A7lar%C4%B1-trump%C4%B1n-i%CC%87ran-politikas%C4%B1n%C4%B1-nas%C4%B1l-%C5%9Fekillendirecek
ABD'deki ara seçim sonuçları, Trump'ın İran politikasını nasıl şekillendirecek?
Trump seçim sonuçlarına itiraz etmeyeceğini söyledi (Reuters)
ABD'de düzenlenen ara seçimlerde Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a geniş çaplı saldırıları başlatıp başlatmayacağı merak ediliyor.
Associated Press'in (AP) resmi olmayan sonuçlarına göre Demokratlar, 435 sandalyeye sahip Temsilciler Meclisi'nde 225 sandalye kazandı. Cumhuriyetçiler ise çoğunluğu kaybederek 136 sandalyede kaldı. Böylelikle Demokratlar, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk için gereken 218 sandalyeyi geçti.
Seçimlerde sandığa gidenler, Senato'daki 100 sandalyeden 35'ini belirlemek için de oy kullandı. Senato'da toplam dağılımda Demokratların sandalye sayısı 54'e yükselirken, Cumhuriyetçilerin sandalye sayısı 43'e geriledi.
Ajansın analizinde, Trump'ın görev süresinin kalan son iki yılında "kökten değişen" bir Kongre'yle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak yeni Kongre'de çoğunluğu elde eden Demokratlar, Trump'ın yasama gündemini engelleyebilecek, Senato'da başkanlık atamalarına karşı çıkabilecek ve yönetim hakkında soruşturmalar başlatabilecek.
Seçmenlere defalarca "Pusulada benim adım varmış gibi oy kullanın" diyen Trump'ın, İsrail'e yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardımı yıl sonunda durduracaklarını duyurması bile Cumhuriyetçilerin mağlubiyetini engelleyemedi.
ABD Başkanı, Wall Street Journal'a verdiği röportajda Cumhuriyetçilerin aldığı yenilginin kısmen İran savaşıyla bağlantılı gelişmelerden kaynaklandığını kabul etti.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşın yarattığı enerji krizi ve yükselen akaryakıt fiyatları Trump'ın onay oranının ciddi biçimde düşmesine yol açmıştı. Diğer yandan Trump, İran'la savaşa girmekten pişman olmadığını belirterek "Doğru olanı yaptım, yine olsa yine aynısını yapardım" dedi.
Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Kansas, Güney Karolina ve Teksas gibi eyaletlerde alınan seçim yenilgisinin kendi başkanlığıyla ilgili olmadığını savunan Trump, "En büyük sorun benim oy pusulasında olmamamdı" ifadelerini kullandı.
Amerikan basınında son dönemde çıkan haberlerde, Trump'ın ara seçimlerin ardından İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon başlatabileceği öne sürülmüştü. Trump ise seçim günü Financial Times'a yaptığı açıklamada, ABD ordusunun harekata hazır olduğunu ancak saldırıya gerek kalmayabileceğini söyledi.
ABD Başkanı, seçimlerden önce İran'a saldırmayacağını söylese de ABD ordusunun, İran'ın Keşm Adası'na 2 Kasım'da "savunma amaçlı sınırlı ölçekte bir saldırı" düzenlediği basına yansımıştı.
Washington ara seçimler öncesinde Tahran'la müzakere için girişimlerini artırmıştı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yeniden başlaması için İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye mektup göndermişti.
Rızai, dün sosyal medyadan yayımladığı açıklamada ABD, İran'ın sunduğu şartları kabul etmeden Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını duyurdu. İran yönetimi görüşmeler için ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukasını kaldırmasını, yaptırımları hafifletmesini ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakmasını şart koşuyor.
Diğer yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'deki ara seçimlerle ilgili X'teki paylaşımında, "Vicdan ya da geçim sıkıntısı; Amerikalılar SAVAŞA HAYIR dedi ve biz de bu mesajı destekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Adının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran ve Washington'ın hâlâ anlaşmaya varmaktan uzak olduğunu söylüyor. Arabuluculuk rolünü üstlenen Katar ise diplomatik girişimlerin sürdüğünü bildiriyor.
Independent Türkçe, AP, Wall Street Journal, Press TV, Reuters
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة