Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

Çatışmanın tekrarlanan saldırılar hâlinde “daha geniş boyutlara” ulaşacağını söyledi... Kalibaf: Amerikalılar “Savaşa hayır” dedi

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
TT

Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney, ABD’nin tutumunun ülkedeki parti ve siyasi grupların değişmesiyle farklılaşacağını ya da Washington’a taviz verilerek ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının sona ereceğini düşünenlerin “büyük bir yanılgı içinde” olduğunu söyledi. Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde ABD ile çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

İranlı üst düzey yetkililer, ABD’deki ara seçim sonuçlarını memnuniyetle karşılarken, sonuçları Amerikan seçmenlerinin İran savaşına karşı çıkması ve Başkan Donald Trump’ın yenilgisi olarak değerlendirdi. Öte yandan Tahran, olası yeni saldırılara karşı en üst düzeyde teyakkuz hâlini sürdürüyor.

Hamaney’e atfedilen açıklama, ABD’deki ara seçimlerin ertesi günü, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümü dolayısıyla yayımlandı. Açıklamada, ABD’deki parti değişikliklerinin veya Washington’a taviz verilmesinin İran’a yönelik Amerikan düşmanlığını sona erdirebileceğine inananların “büyük bir yanılgı içinde” olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçilerin aleyhine sonuçlanan seçimlerde Demokratlar, Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu ele geçirdi. Sonuçlar, yükselen yaşam maliyetlerine, gümrük tarifelerine ve akaryakıt fiyatlarında ciddi artışa yol açan İran savaşına yönelik seçmen tepkisini yansıttı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Trump, iki ayrı medya kuruluşuna verdiği röportajda, ABD-İsrail savaşının Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde etkili olduğunu kabul etti.

Bu açıklama, mart ayında babası Ali Hamaney’in yerine göreve gelen Mücteba Hamaney’e atfedilen son açıklama oldu. Ali Hamaney, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ilk ABD-İsrail saldırılarında öldürülmüştü. Yeni dini lider, seçilmesinden beri kamuoyu önüne çıkmadı.

Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisi, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleşti. Şah rejiminin devrilmesinin ardından, ABD tarafından desteklenen yönetime tepki gösteren radikal öğrenciler büyükelçiliği basmış ve 52 Amerikalıyı 444 gün boyunca rehin tutmuştu.

Bu yılki anma etkinlikleri, ABD ve İsrail’in aylar süren çatışmaların ardından İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatma ihtimalinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi. İran yönetimi, etkinlik kapsamında Tahran ve diğer büyük kentlerin ana caddelerinde çok sayıda destekçisini, öğrenciyi, kamu çalışanını ve askerî personeli topladı. İran’da 13 Aban olarak bilinen etkinlikte çeşitli gösteriler düzenlendi.

Katılımcılar, eski dini lider Ali Hamaney’in intikamının alınacağını belirten kırmızı bayrakların yanı sıra Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu hedef alan pankart ve fotoğraflar taşıdı. Devlet medyasında yayımlanan görüntülere göre ABD ve İsrail bayrakları da yakıldı.

İranlı bir kadın, dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)
İranlı kadınlar dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)

Büyük bir yanılgı içindeler

Hamaney’e atfedilen açıklamada, “ABD’nin davranışlarının değişeceğine, hegemonya sistemindeki parti ve siyasi grup değişikliklerinin farklı bir sonuç doğuracağına ya da Amerika’ya taviz vererek İran halkına yönelik düşmanlığından vazgeçirilebileceğine dair en küçük bir umut besleyenler büyük bir yanılgı içindedir” denildi.

Açıklamada, bunun “batıl bir düşünce” olduğu ifade edilerek, “Büyük Şeytan’ın arzusu, İran halkının koşulsuz teslimiyetidir” değerlendirmesinde bulunuldu.

Hamaney, düşmana yönelik en küçük teslimiyet eğiliminin bile, İran’ın çatışmalarda elde ettiğini öne sürdüğü kazanımları ortadan kaldıracağını ve ABD’yi yeni aşırı taleplerde bulunma, savaş ve ihlallere yönelme konusunda cesaretlendireceğini savundu.

Arabulucular, seçimlerin ardından savaşın yeniden başlaması ihtimaline ilişkin endişeler sürerken çatışmaları sona erdirmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından askerî operasyonların yeniden başlatılması ihtimalini dışlamadı. İran ise savaşın yeniden başlaması durumunda daha kapsamlı bir karşılık vermeyi planlıyor.

Reuters'a konuşan iki üst düzey İranlı kaynak, Tahran’ın Trump’ın seçim yenilgisinin ardından askerî bir saldırıyla karşılık vermesinden endişe duyduğunu belirtti. İranlı liderlerin Demokratların seçim başarısını memnuniyetle karşılamasına rağmen, ülkenin en üst düzeyde teyakkuz hâlinde olduğu kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise salı günü yaptığı açıklamada, dini liderin hükümete ABD ile müzakereler konusunda yeni yetkiler verdiğini yineledi, ancak bu yetkilerin kapsamını açıklamadı.

İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde gösteri yapıyor (AFP)
İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde pankart açtılar (AFP)

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’ın taleplerine verdiği cevabın “ikna edici olmadığını” söyledi. Rızai, Washington yedi şartı eksiksiz ve açık biçimde yanıtlayıp yerine getirmedikçe Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını belirtti.

Üst düzey bir İranlı yetkili de salı günü Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington’un savaşı sona erdirecek bir anlaşmadan hâlâ uzak olduğunu söyledi. Yetkili, İran’ın ABD’nin bölgedeki ve bölge dışındaki saldırılarına güçlü karşılık vereceğini ifade etti. Katarlı arabulucuların ise taraflardan yeni öneriye ilişkin cevaplarını 36 saat içinde almayı beklediği bildirildi.

Hamaney, açıklamasının bir bölümünde İran’ın son savaşta gerçekleştirdiği faaliyetleri daha geniş kapsamlı bir çatışmanın başlangıcı olarak nitelendirdi. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sağlanmasını ve ABD üslerinin ortadan kaldırılmasını, son savaşta Amerikan saldırılarına verilen cevabın bir parçası olarak gösterdi.

Bu operasyonların ABD saldırılarına karşılık niteliği taşımasına rağmen bölgesel ölçekte “hegemonizme karşı başlatılmış bir cihat” olduğunu savunan Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde, çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

Çatışma cephelerinin genişletileceği mesajını veren Hamaney, Filistin, Lübnan, Irak ve Yemen’i kapsayan “Direniş Cephesi sahalarının birliği” söylemini yineledi.

ABD’nin askerî gücü ve uluslararası alandaki yumuşak gücünün “geri döndürülemez bir düşüş” yaşadığını öne süren Hamaney, ülkenin çöküş sürecinin hızlandığını savundu.

Hamaney, ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının geçmişteki aşamalarını sıralarken, uzun süreli ve ağır ekonomik yaptırımlara da değindi. Ayrıca Trump’ın emriyle 2020 yılının başında düzenlenen saldırıda öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi hatırlattı.

Washington’un “pervasızca” İran’ı bölmeye, halkı boyun eğdirmeye, yönetimi devirmeye ve ülkenin köklü medeniyetini ortadan kaldırmaya çalıştığını ileri sürdü. ABD’nin yanlış hesaplarının Amerikan halkına ve Washington yönetimiyle iş birliği yapan hükümetlere ağır bedeller ödettiğini savundu.

Hamaney, “Mutlak caydırıcılığa ulaşmanın tek yolu, ‘Daha güçlü bir İran’ stratejisini sürdürmektir” ifadesini kullandı. Birlik ve dayanışma çağrısında bulunan Hamaney, yetkililerden vatandaşların geçim koşullarını ve refahını güvence altına almalarını istedi.

Kalibaf: Savaşa hayır

Bazı İranlı yetkililer, ABD seçim sonuçlarına daha sert tepki göstererek bunları Trump yönetiminin siyasi yenilgisi olarak değerlendirdi.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, seçim sonuçlarını Trump’ın yenilgisi olarak nitelendirdi. Rızai, İran’ın Trump’ı hem savaş alanında hem Hürmüz Boğazı’nda “stratejik yenilgiye”, Washington’da ise “siyasi yenilgiye” uğrattığını öne sürdü. ABD halkının Trump’ın savaşının bedelini ödemek zorunda kaldığını savundu.

Rızai, X hesabından yaptığı paylaşımda, “İran’la karşı karşıya gelen herkes, savaş alanından kendi evinin kapısına kadar bunun bedelini ödeyecek” uyarısında bulundu.

Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise dün Amerikalı seçmenlerin oylarının “savaşa hayır” anlamına geldiğini söyledi.

Kalibaf, X hesabından yaptığı açıklamada, “Amerikalılar ister inançları gereği ister yaşam maliyetleri nedeniyle olsun, ‘Savaşa hayır’ dedi. Biz de bu mesajı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kalibaf, ABD yönetiminin halkının iradesine ihanet ederek uluslararası finansman sağlayan ve şantaj uygulayan çevrelere hizmet etmesi durumunda, İran’ın “hayır” sözünün bir kâbusa dönüşeceğini de öne sürdü.

Kalibaf, salı günü yaptığı açıklamada ise İran’ın savaşa hazır olduğunu ve “parmağının tetikte bulunduğunu” söylemişti. Düşmanın herhangi bir hesap hatasına verilecek karşılığın “öngörülemez” olacağını ve “coğrafi sınırlarla kısıtlanmayacağını” kaydetti.

Tahran’ın güçlü ve mantıklı bir yanıt verdiğini savunan Kalibaf, İran’ın dini liderinin olası bir saldırıya karşı askerî stratejiyi belirlediğini ve savaşın önlenmesi için artık kararın ABD’ye ait olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de İran silahlı kuvvetlerinin önceki iki savaşa kıyasla “çok daha güçlü” olduğunu ve ülkenin hem diplomasi hem de savunma açısından “tam hazırlık” içinde bulunduğunu söyledi.

İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)
İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)

Arakçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Çaba gösteriyoruz ve karşı tarafın diğer yöntemler yerine diplomasiyi tercih edecek kadar sağduyulu olmasını umuyoruz. Ancak diğer seçeneklere de tamamen hazırız” dedi.

Arakçi, “Dini liderin mesajı irademizin ne olduğunu açıkça ortaya koydu. Silahlı kuvvetlerimizin görevi şu anda son derece açık” ifadelerini kullandı.

Dini liderin danışmanı ve yardımcısı Muhammed Muhbir ise Trump’ın partisinin kazanması için gösterdiği çabalara rağmen, kendi halkından bir darbe aldığını söyledi. Muhbir, “Bu sahadaki gerçek kazanan, savaşın maliyetini ABD’nin içine taşıyan İran’dır” diye yazdı.

Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei de Trump’ın hem savaşta hem siyasette yenildiğini savunarak, “Ona daha fazla yenilgi yaşatacağız. Bu, şafağın ilk meyvelerinden başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Yargı Erki’nin yayın organı Mizan Haber Ajansı, X platformunda paylaşılan “Trump İran’da rejim değişikliğini başaramadı ama Teksas’ta başardı” şeklindeki bir espriyi yayımladı. Paylaşım, Demokratların onlarca yıl aradan sonra Teksas’ta ilk kez bir Senato koltuğu kazanmasına gönderme yapıyordu.

Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ise İran’ı ekonomik olarak tecrit etme ve ülke ekonomisini iki hafta içinde çökertme girişimlerinin, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçilerin siyasi iktidarı kaybetmesiyle sonuçlandığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Seyyid Mehdi Tabatabai de Amerikalı seçmenlerin açık bir mesaj verdiğini belirterek, İran savaşı, Gazze’deki gelişmeler ve ABD’nin İsrail yanlısı tutumunun Cumhuriyetçilerin seçim kayıplarında etkili olduğunu savundu.

Tabatabai, seçim sonuçlarını Cumhuriyetçi Parti’nin karşı karşıya kaldığı en büyük seçim yenilgisi olarak nitelendirdi.

Askerî tehditler

Siyasi açıklamaların yanı sıra İranlı askerî yetkililer de saldırıların yeniden başlaması hâlinde karşılığın genişletileceği uyarısını yineledi.

Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, “Direniş Cephesi” liderlerinin dini liderin “düşmanla sınırsız mücadele” mesajını en üst düzeyde aldığını söyledi.

Kaani, “Direniş Cephesi mensuplarının” yazılı olarak tam bağlılıklarını bildirdiğini ve farklı cepheler arasında birlik sergilediğini öne sürdü. Liderlerin mesajı alarak uygulamaya geçirdiğini belirtti.

Başka bir açıklamasında ise ABD’nin “Direniş Cephesi’nin derinliğini” yalnızca silah kapasitesi üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.

Washington’un Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini ileri süren Kaani, ABD’li liderlerin ciddi bir hesap hatasına düşmemek için bugün direniş hareketinin tek bir cephe hâline geldiğini ve farklı sahalarda birlik içinde hareket ettiğini anlaması gerektiğini savundu.

Kaani, Trump’ın İran’a karşı savaş kumarına İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sözlerine güvenerek başladığını öne sürdü. Bunun sonucunda ABD’nin 250 yıllık itibarını sattığını ve Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini iddia etti.

Washington’un dini liderin mesajına rağmen savaşta “kumarbaz tutumunu” sürdürmesi hâlinde, Direniş Cephesi’nin ABD’ye hem sahada hem de derinlikte “temel darbeler” indirebileceği uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Füze Birimi Komutanı'nın kıdemli danışmanı Tuğgeneral Ali Bilali de silahlı kuvvetlerin “daha ağır bir savaşa” hazır olduğunu ve saldırıları püskürtmek için gerekli bütün tüm önlemleri almakla yükümlü bulunduğunu söyledi. Açıklama, Besic öğrenci teşkilatına bağlı Danişcu Haber Ajansı tarafından aktarıldı.

Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi ise rakiplerin yeni bir hesap hatası yapmasının bölgeden çıkarılma süreçlerini hızlandıracağını, “Siyonist rejimin zayıflayıp ortadan kalkmasına” yol açacağını savundu.

Devrim Muhafızları Komutanı'nın danışmanı Hamid Rıza Mukaddem Fer, İran’ın karşılığının saldırıların düzenlendiği noktalarla sınırlı kalmayacağını söyledi. İran’ın savunmaya çekilmediğini belirten Mukaddem Fer, bu kez gerçekleştirilecek saldırıların farklı, daha geniş kapsamlı ve daha öğretici olacağını ileri sürdü. İran’ın savaş doktrinindeki değişimin ülkenin savaşta üstünlük kazandığının göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.

Devrim Muhafızları, salı günü hedef listesini güncellediğini ve rakiplerinin maddi ve gayrimaddi varlıklarını hedef kapsamına aldığını duyurdu. Kurum, her türlü tehdide coğrafi sınırlama olmaksızın karşılık verileceğini bildirdi.

Tahran Belediye Başkanı ve eski cumhurbaşkanı adayı Ali Rıza Zakani ise nükleer doktrinin değiştirilebileceği mesajını verdi.

Göstericilere hitap eden Zakani, “Bugün nükleer dosya ciddi bir meseledir. Nükleer bomba peşinde değildik ancak sizin alışılmadık tehdidiniz, liderliğin kararı ve bu halkın desteğiyle ülkenin nükleer doktrininin değişmesine yol açabilir” dedi.

İran’dan nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüt istenmesini “son derece gülünç” olarak nitelendiren Zakani, alışılmadık tehditlere karşı düşmanların da alışılmadık tehditler ve eylemlerle karşılaşacağını söyledi.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.
Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, iki olayı ilk sayfasında yayımladığı bir görselle ilişkilendirdi. Görselde Trump’ın gözleri bağlı ve başı öne eğilmiş şekilde tasvir edildiği, arka planda ise 47 yıl önce Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nde rehin alınan Amerikalıların fotoğraflarının yer aldığı görüldü.

Gazete, manşetinde “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” ifadesini kullandı. Haberde, Washington’un 47 yıldır İran’ın gölgesinde kaldığı ileri sürülerek, bunun 1979’da “casus yuvasının” (ABD Büyükelçiliği) ele geçirilmesinden Kasım 2026’daki ABD Kongre seçimlerine kadar uzandığı belirtildi.

ABD, pazartesiyi salıya bağlayan gece Keşm Adası’na “savunma amaçlı” olarak nitelendirdiği saldırılar düzenledi. Trump, salı günü saldırıyı kabul ederek bunu “küçük bir saldırıydı, savaş değildi” sözleriyle tanımladı.

Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, aylardır büyük ölçüde durgun seyrediyor. Washington ile Tahran arasında haziran ayında varılan mutabakat muhtırasının çökmesine rağmen, geniş çaplı çatışmalar yeniden başlamadı. Bununla birlikte iki taraf zaman zaman karşılıklı saldırılar düzenlemeyi sürdürdü.



Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
TT

Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney, ABD’nin tutumunun ülkedeki parti ve siyasi grupların değişmesiyle farklılaşacağını ya da Washington’a taviz verilerek ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının sona ereceğini düşünenlerin “büyük bir yanılgı içinde” olduğunu söyledi. Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde ABD ile çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

İranlı üst düzey yetkililer, ABD’deki ara seçim sonuçlarını memnuniyetle karşılarken, sonuçları Amerikan seçmenlerinin İran savaşına karşı çıkması ve Başkan Donald Trump’ın yenilgisi olarak değerlendirdi. Öte yandan Tahran, olası yeni saldırılara karşı en üst düzeyde teyakkuz hâlini sürdürüyor.

Hamaney’e atfedilen açıklama, ABD’deki ara seçimlerin ertesi günü, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümü dolayısıyla yayımlandı. Açıklamada, ABD’deki parti değişikliklerinin veya Washington’a taviz verilmesinin İran’a yönelik Amerikan düşmanlığını sona erdirebileceğine inananların “büyük bir yanılgı içinde” olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçilerin aleyhine sonuçlanan seçimlerde Demokratlar, Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu ele geçirdi. Sonuçlar, yükselen yaşam maliyetlerine, gümrük tarifelerine ve akaryakıt fiyatlarında ciddi artışa yol açan İran savaşına yönelik seçmen tepkisini yansıttı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Trump, iki ayrı medya kuruluşuna verdiği röportajda, ABD-İsrail savaşının Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde etkili olduğunu kabul etti.

Bu açıklama, mart ayında babası Ali Hamaney’in yerine göreve gelen Mücteba Hamaney’e atfedilen son açıklama oldu. Ali Hamaney, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ilk ABD-İsrail saldırılarında öldürülmüştü. Yeni dini lider, seçilmesinden beri kamuoyu önüne çıkmadı.

Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisi, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleşti. Şah rejiminin devrilmesinin ardından, ABD tarafından desteklenen yönetime tepki gösteren radikal öğrenciler büyükelçiliği basmış ve 52 Amerikalıyı 444 gün boyunca rehin tutmuştu.

Bu yılki anma etkinlikleri, ABD ve İsrail’in aylar süren çatışmaların ardından İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatma ihtimalinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi. İran yönetimi, etkinlik kapsamında Tahran ve diğer büyük kentlerin ana caddelerinde çok sayıda destekçisini, öğrenciyi, kamu çalışanını ve askerî personeli topladı. İran’da 13 Aban olarak bilinen etkinlikte çeşitli gösteriler düzenlendi.

Katılımcılar, eski dini lider Ali Hamaney’in intikamının alınacağını belirten kırmızı bayrakların yanı sıra Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu hedef alan pankart ve fotoğraflar taşıdı. Devlet medyasında yayımlanan görüntülere göre ABD ve İsrail bayrakları da yakıldı.

İranlı bir kadın, dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)
İranlı kadınlar dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)

Büyük bir yanılgı içindeler

Hamaney’e atfedilen açıklamada, “ABD’nin davranışlarının değişeceğine, hegemonya sistemindeki parti ve siyasi grup değişikliklerinin farklı bir sonuç doğuracağına ya da Amerika’ya taviz vererek İran halkına yönelik düşmanlığından vazgeçirilebileceğine dair en küçük bir umut besleyenler büyük bir yanılgı içindedir” denildi.

Açıklamada, bunun “batıl bir düşünce” olduğu ifade edilerek, “Büyük Şeytan’ın arzusu, İran halkının koşulsuz teslimiyetidir” değerlendirmesinde bulunuldu.

Hamaney, düşmana yönelik en küçük teslimiyet eğiliminin bile, İran’ın çatışmalarda elde ettiğini öne sürdüğü kazanımları ortadan kaldıracağını ve ABD’yi yeni aşırı taleplerde bulunma, savaş ve ihlallere yönelme konusunda cesaretlendireceğini savundu.

Arabulucular, seçimlerin ardından savaşın yeniden başlaması ihtimaline ilişkin endişeler sürerken çatışmaları sona erdirmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından askerî operasyonların yeniden başlatılması ihtimalini dışlamadı. İran ise savaşın yeniden başlaması durumunda daha kapsamlı bir karşılık vermeyi planlıyor.

Reuters'a konuşan iki üst düzey İranlı kaynak, Tahran’ın Trump’ın seçim yenilgisinin ardından askerî bir saldırıyla karşılık vermesinden endişe duyduğunu belirtti. İranlı liderlerin Demokratların seçim başarısını memnuniyetle karşılamasına rağmen, ülkenin en üst düzeyde teyakkuz hâlinde olduğu kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise salı günü yaptığı açıklamada, dini liderin hükümete ABD ile müzakereler konusunda yeni yetkiler verdiğini yineledi, ancak bu yetkilerin kapsamını açıklamadı.

İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde gösteri yapıyor (AFP)
İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde pankart açtılar (AFP)

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’ın taleplerine verdiği cevabın “ikna edici olmadığını” söyledi. Rızai, Washington yedi şartı eksiksiz ve açık biçimde yanıtlayıp yerine getirmedikçe Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını belirtti.

Üst düzey bir İranlı yetkili de salı günü Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington’un savaşı sona erdirecek bir anlaşmadan hâlâ uzak olduğunu söyledi. Yetkili, İran’ın ABD’nin bölgedeki ve bölge dışındaki saldırılarına güçlü karşılık vereceğini ifade etti. Katarlı arabulucuların ise taraflardan yeni öneriye ilişkin cevaplarını 36 saat içinde almayı beklediği bildirildi.

Hamaney, açıklamasının bir bölümünde İran’ın son savaşta gerçekleştirdiği faaliyetleri daha geniş kapsamlı bir çatışmanın başlangıcı olarak nitelendirdi. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sağlanmasını ve ABD üslerinin ortadan kaldırılmasını, son savaşta Amerikan saldırılarına verilen cevabın bir parçası olarak gösterdi.

Bu operasyonların ABD saldırılarına karşılık niteliği taşımasına rağmen bölgesel ölçekte “hegemonizme karşı başlatılmış bir cihat” olduğunu savunan Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde, çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

Çatışma cephelerinin genişletileceği mesajını veren Hamaney, Filistin, Lübnan, Irak ve Yemen’i kapsayan “Direniş Cephesi sahalarının birliği” söylemini yineledi.

ABD’nin askerî gücü ve uluslararası alandaki yumuşak gücünün “geri döndürülemez bir düşüş” yaşadığını öne süren Hamaney, ülkenin çöküş sürecinin hızlandığını savundu.

Hamaney, ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının geçmişteki aşamalarını sıralarken, uzun süreli ve ağır ekonomik yaptırımlara da değindi. Ayrıca Trump’ın emriyle 2020 yılının başında düzenlenen saldırıda öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi hatırlattı.

Washington’un “pervasızca” İran’ı bölmeye, halkı boyun eğdirmeye, yönetimi devirmeye ve ülkenin köklü medeniyetini ortadan kaldırmaya çalıştığını ileri sürdü. ABD’nin yanlış hesaplarının Amerikan halkına ve Washington yönetimiyle iş birliği yapan hükümetlere ağır bedeller ödettiğini savundu.

Hamaney, “Mutlak caydırıcılığa ulaşmanın tek yolu, ‘Daha güçlü bir İran’ stratejisini sürdürmektir” ifadesini kullandı. Birlik ve dayanışma çağrısında bulunan Hamaney, yetkililerden vatandaşların geçim koşullarını ve refahını güvence altına almalarını istedi.

Kalibaf: Savaşa hayır

Bazı İranlı yetkililer, ABD seçim sonuçlarına daha sert tepki göstererek bunları Trump yönetiminin siyasi yenilgisi olarak değerlendirdi.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, seçim sonuçlarını Trump’ın yenilgisi olarak nitelendirdi. Rızai, İran’ın Trump’ı hem savaş alanında hem Hürmüz Boğazı’nda “stratejik yenilgiye”, Washington’da ise “siyasi yenilgiye” uğrattığını öne sürdü. ABD halkının Trump’ın savaşının bedelini ödemek zorunda kaldığını savundu.

Rızai, X hesabından yaptığı paylaşımda, “İran’la karşı karşıya gelen herkes, savaş alanından kendi evinin kapısına kadar bunun bedelini ödeyecek” uyarısında bulundu.

Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise dün Amerikalı seçmenlerin oylarının “savaşa hayır” anlamına geldiğini söyledi.

Kalibaf, X hesabından yaptığı açıklamada, “Amerikalılar ister inançları gereği ister yaşam maliyetleri nedeniyle olsun, ‘Savaşa hayır’ dedi. Biz de bu mesajı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kalibaf, ABD yönetiminin halkının iradesine ihanet ederek uluslararası finansman sağlayan ve şantaj uygulayan çevrelere hizmet etmesi durumunda, İran’ın “hayır” sözünün bir kâbusa dönüşeceğini de öne sürdü.

Kalibaf, salı günü yaptığı açıklamada ise İran’ın savaşa hazır olduğunu ve “parmağının tetikte bulunduğunu” söylemişti. Düşmanın herhangi bir hesap hatasına verilecek karşılığın “öngörülemez” olacağını ve “coğrafi sınırlarla kısıtlanmayacağını” kaydetti.

Tahran’ın güçlü ve mantıklı bir yanıt verdiğini savunan Kalibaf, İran’ın dini liderinin olası bir saldırıya karşı askerî stratejiyi belirlediğini ve savaşın önlenmesi için artık kararın ABD’ye ait olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de İran silahlı kuvvetlerinin önceki iki savaşa kıyasla “çok daha güçlü” olduğunu ve ülkenin hem diplomasi hem de savunma açısından “tam hazırlık” içinde bulunduğunu söyledi.

İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)
İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)

Arakçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Çaba gösteriyoruz ve karşı tarafın diğer yöntemler yerine diplomasiyi tercih edecek kadar sağduyulu olmasını umuyoruz. Ancak diğer seçeneklere de tamamen hazırız” dedi.

Arakçi, “Dini liderin mesajı irademizin ne olduğunu açıkça ortaya koydu. Silahlı kuvvetlerimizin görevi şu anda son derece açık” ifadelerini kullandı.

Dini liderin danışmanı ve yardımcısı Muhammed Muhbir ise Trump’ın partisinin kazanması için gösterdiği çabalara rağmen, kendi halkından bir darbe aldığını söyledi. Muhbir, “Bu sahadaki gerçek kazanan, savaşın maliyetini ABD’nin içine taşıyan İran’dır” diye yazdı.

Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei de Trump’ın hem savaşta hem siyasette yenildiğini savunarak, “Ona daha fazla yenilgi yaşatacağız. Bu, şafağın ilk meyvelerinden başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Yargı Erki’nin yayın organı Mizan Haber Ajansı, X platformunda paylaşılan “Trump İran’da rejim değişikliğini başaramadı ama Teksas’ta başardı” şeklindeki bir espriyi yayımladı. Paylaşım, Demokratların onlarca yıl aradan sonra Teksas’ta ilk kez bir Senato koltuğu kazanmasına gönderme yapıyordu.

Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ise İran’ı ekonomik olarak tecrit etme ve ülke ekonomisini iki hafta içinde çökertme girişimlerinin, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçilerin siyasi iktidarı kaybetmesiyle sonuçlandığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Seyyid Mehdi Tabatabai de Amerikalı seçmenlerin açık bir mesaj verdiğini belirterek, İran savaşı, Gazze’deki gelişmeler ve ABD’nin İsrail yanlısı tutumunun Cumhuriyetçilerin seçim kayıplarında etkili olduğunu savundu.

Tabatabai, seçim sonuçlarını Cumhuriyetçi Parti’nin karşı karşıya kaldığı en büyük seçim yenilgisi olarak nitelendirdi.

Askerî tehditler

Siyasi açıklamaların yanı sıra İranlı askerî yetkililer de saldırıların yeniden başlaması hâlinde karşılığın genişletileceği uyarısını yineledi.

Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, “Direniş Cephesi” liderlerinin dini liderin “düşmanla sınırsız mücadele” mesajını en üst düzeyde aldığını söyledi.

Kaani, “Direniş Cephesi mensuplarının” yazılı olarak tam bağlılıklarını bildirdiğini ve farklı cepheler arasında birlik sergilediğini öne sürdü. Liderlerin mesajı alarak uygulamaya geçirdiğini belirtti.

Başka bir açıklamasında ise ABD’nin “Direniş Cephesi’nin derinliğini” yalnızca silah kapasitesi üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.

Washington’un Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini ileri süren Kaani, ABD’li liderlerin ciddi bir hesap hatasına düşmemek için bugün direniş hareketinin tek bir cephe hâline geldiğini ve farklı sahalarda birlik içinde hareket ettiğini anlaması gerektiğini savundu.

Kaani, Trump’ın İran’a karşı savaş kumarına İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sözlerine güvenerek başladığını öne sürdü. Bunun sonucunda ABD’nin 250 yıllık itibarını sattığını ve Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini iddia etti.

Washington’un dini liderin mesajına rağmen savaşta “kumarbaz tutumunu” sürdürmesi hâlinde, Direniş Cephesi’nin ABD’ye hem sahada hem de derinlikte “temel darbeler” indirebileceği uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Füze Birimi Komutanı'nın kıdemli danışmanı Tuğgeneral Ali Bilali de silahlı kuvvetlerin “daha ağır bir savaşa” hazır olduğunu ve saldırıları püskürtmek için gerekli bütün tüm önlemleri almakla yükümlü bulunduğunu söyledi. Açıklama, Besic öğrenci teşkilatına bağlı Danişcu Haber Ajansı tarafından aktarıldı.

Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi ise rakiplerin yeni bir hesap hatası yapmasının bölgeden çıkarılma süreçlerini hızlandıracağını, “Siyonist rejimin zayıflayıp ortadan kalkmasına” yol açacağını savundu.

Devrim Muhafızları Komutanı'nın danışmanı Hamid Rıza Mukaddem Fer, İran’ın karşılığının saldırıların düzenlendiği noktalarla sınırlı kalmayacağını söyledi. İran’ın savunmaya çekilmediğini belirten Mukaddem Fer, bu kez gerçekleştirilecek saldırıların farklı, daha geniş kapsamlı ve daha öğretici olacağını ileri sürdü. İran’ın savaş doktrinindeki değişimin ülkenin savaşta üstünlük kazandığının göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.

Devrim Muhafızları, salı günü hedef listesini güncellediğini ve rakiplerinin maddi ve gayrimaddi varlıklarını hedef kapsamına aldığını duyurdu. Kurum, her türlü tehdide coğrafi sınırlama olmaksızın karşılık verileceğini bildirdi.

Tahran Belediye Başkanı ve eski cumhurbaşkanı adayı Ali Rıza Zakani ise nükleer doktrinin değiştirilebileceği mesajını verdi.

Göstericilere hitap eden Zakani, “Bugün nükleer dosya ciddi bir meseledir. Nükleer bomba peşinde değildik ancak sizin alışılmadık tehdidiniz, liderliğin kararı ve bu halkın desteğiyle ülkenin nükleer doktrininin değişmesine yol açabilir” dedi.

İran’dan nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüt istenmesini “son derece gülünç” olarak nitelendiren Zakani, alışılmadık tehditlere karşı düşmanların da alışılmadık tehditler ve eylemlerle karşılaşacağını söyledi.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.
Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, iki olayı ilk sayfasında yayımladığı bir görselle ilişkilendirdi. Görselde Trump’ın gözleri bağlı ve başı öne eğilmiş şekilde tasvir edildiği, arka planda ise 47 yıl önce Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nde rehin alınan Amerikalıların fotoğraflarının yer aldığı görüldü.

Gazete, manşetinde “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” ifadesini kullandı. Haberde, Washington’un 47 yıldır İran’ın gölgesinde kaldığı ileri sürülerek, bunun 1979’da “casus yuvasının” (ABD Büyükelçiliği) ele geçirilmesinden Kasım 2026’daki ABD Kongre seçimlerine kadar uzandığı belirtildi.

ABD, pazartesiyi salıya bağlayan gece Keşm Adası’na “savunma amaçlı” olarak nitelendirdiği saldırılar düzenledi. Trump, salı günü saldırıyı kabul ederek bunu “küçük bir saldırıydı, savaş değildi” sözleriyle tanımladı.

Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, aylardır büyük ölçüde durgun seyrediyor. Washington ile Tahran arasında haziran ayında varılan mutabakat muhtırasının çökmesine rağmen, geniş çaplı çatışmalar yeniden başlamadı. Bununla birlikte iki taraf zaman zaman karşılıklı saldırılar düzenlemeyi sürdürdü.


Ukrayna Güvenlik Servisi'nde iki üst düzey yetkili yolsuzluk iddiaları üzerine görevden alındı

Kiev’in banliyölerinde bir askerî personel yurdunun önünde güvenlik güçleri (Reuters)
Kiev’in banliyölerinde bir askerî personel yurdunun önünde güvenlik güçleri (Reuters)
TT

Ukrayna Güvenlik Servisi'nde iki üst düzey yetkili yolsuzluk iddiaları üzerine görevden alındı

Kiev’in banliyölerinde bir askerî personel yurdunun önünde güvenlik güçleri (Reuters)
Kiev’in banliyölerinde bir askerî personel yurdunun önünde güvenlik güçleri (Reuters)

Ukrayna İç Güvenlik Servisi (SBU), dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerine ilişkin bir soruşturmada isimleri geçen iki üst düzey yetkilinin görevden alındığını dün duyurdu.

SBU'dan yapılan açıklamada, kurumun Başkanı Oleksandr Poklad'ın, Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) tarafından yürütülen soruşturmada isimleri geçen iki üst düzey yetkiliyi görevden aldığı belirtildi.

Telegram üzerinden yayımlanan açıklamada, Poklad'ın iki kurum arasındaki gerilime rağmen NABU tarafından “şeffaf, objektif ve tarafsız” bir soruşturma yürütülmesini beklediği ifade edildi. İki kurum arasındaki anlaşmazlık, geçen yıl Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'nin Yolsuzlukla Mücadele Bürosu'nun bağımsızlığını sınırlandırmaya yönelik girişiminin ardından derinleşti.

Öte yandan NABU, SBU yetkililerinden birinin dün düzenlenen aramalar sırasında müfettişleri silahla tehdit ettiğini ve operasyon yürüttükleri adreslere girmelerini engellediğini açıkladı.

Büronun açıklamasına göre SBU, savcılık ve polis teşkilatlarından üst düzey yetkililer, dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerinin faaliyetlerine göz yumulması karşılığında kolluk kuvvetleri mensuplarına rüşvet verdi.

Soruşturma kapsamında söz konusu dolandırıcılık faaliyetlerinin Ukrayna vatandaşlarını ve yabancıları hedef aldığı, uyuşturucu satışı, kaçak sigara üretimi ve sahte yabancı para basımını da içerdiği belirtildi.

NABU ayrıca en az 12 kişiden oluşan bir suç örgütünü “saldırı, adam kaçırma ve suikast” düzenlemekle suçladı.

Soruşturmalar, Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko'nun eylül ayında istifa etmesine de yol açmıştı. Kravçenko'ya bağlı ofislerde arama yapılmış, ancak kendisi herhangi bir usulsüzlük yaptığı iddiasını reddetmişti.

Şarku’l Avsat’ın İsviçre merkezli Küresel Sınır Aşan Organize Suçlarla Mücadele Girişimi'nden aktardığına göre, Ukrayna'daki dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezi sektörü yaklaşık 60 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bu sayı, bankacılık sektöründe çalışanların yaklaşık üçte ikisine karşılık geliyor.

Girişim, söz konusu faaliyetlerden elde edilen aylık gelirin 1 milyar dolara kadar ulaşabildiğini tahmin ediyor.


MAGA dönemi bitti mi?

ABD Başkanı Donald Trump, “MAGA” hareketinin şapkasını takarken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, “MAGA” hareketinin şapkasını takarken (AP)
TT

MAGA dönemi bitti mi?

ABD Başkanı Donald Trump, “MAGA” hareketinin şapkasını takarken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, “MAGA” hareketinin şapkasını takarken (AP)

MAGA hareketinin popülaritesi için geri sayım nihayet başladı mı? ABD sağı, “Amerika'yı Yeniden Büyük Yap” sloganından ve Donald Trump'ın popülist ideolojisinden vazgeçerek daha geleneksel bir muhafazakâr çizgiye geri dönecek mi?

Tek bir kişinin etrafında şekillenen ara seçimlerde alınan ezici yenilginin ardından çok sayıda Cumhuriyetçi, partinin geleceğini ve Trump'ın bu geleceği yeniden şekillendirmede hâlâ bir rolü olup olmadığını sorgulamaya başladı.

Geleneksel sağ kanadın görüşlerine sayfalarında geniş yer veren Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, “öz eleştiri” çağrısında bulunarak 80 yaşındaki Donald Trump'ı yeniden iktidara taşıyan aşırı milliyetçilik ve kimlik siyasetine dayalı söylemin terk edilmesini istedi.

Gazete, “Gümrük tarifeleri ve kitlesel sınır dışı işlemleri, gelirlerde gerçek bir artışın yerini tutamaz. Trump'ın destekçi tabanına yakınlaşmak da salı günü Cumhuriyetçilere sırtını dönen Hispanik kökenli seçmenleri, bağımsızları ve banliyölerdeki kararsız seçmenleri kazanmanın alternatifi değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Hâlâ başkanınız

Beyaz Saray ise yaşananları değerlendirme ve özeleştiri konusunda daha isteksiz bir tutum sergiledi.

Beyaz Saray'ın çarşamba günü X platformunda paylaştığı ilk mesajda, sert bir ifadeyle poz veren Trump'ın fotoğrafına “Trump hâlâ başkanınız” notu eklendi. Mesaj, Trump'ın Ocak 2029'a kadar görevde kalacağına işaret ediyordu.

Ancak ABD siyasetinde çarklar durmuyor. Dün aynı zamanda, Trump'ın halefinin belirleneceği 2028 başkanlık seçimleri kampanyasının fiilen başlangıç noktası oldu.

ABD Anayasası, başkanların üçüncü kez seçilmesini yasaklıyor.

Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki yenilgisinden Trump'ın daha güçlü çıkabileceği makul bir senaryo bulunmuyordu.

Salı akşamı yaşanan ve Demokratların en iyimser beklentilerini bile aşan ağır yenilgi, Trump'ın siyasi nüfuz kaybını hızlandırdı.

Gözler 2028'de

2028 başkanlık seçimleri için muhtemel adaylardan biri olarak görülen Başkan Yardımcısı JD Vance, başkanıyla doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçındı.

Vance, dün X platformunda makale niteliğindeki uzun paylaşımında, “Kaybetmemizin nedeni savaştı” değerlendirmesinde bulundu ve “Başkan da dün gece bunu söyledi” diye belirtti.

Ancak bu ifade gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Trump, yenilgide Ortadoğu'daki savaşın kısmen etkili olduğunu kabul etmiş, bunun yanı sıra Cumhuriyetçilerin zayıf adaylar gösterdiğini de belirtmişti.

Florida Valisi Ron DeSantis, yaşananları Cumhuriyetçi Parti açısından “yok olma” tehlikesi düzeyinde bir gelişme olarak nitelendirdi. DeSantis, Kongre'nin kontrolünü yeniden kazanmak için 2032'ye kadar beklemek zorunda kalabileceklerini söyledi.

Cumhuriyetçi Kongre üyesi Don Bacon ise X üzerinden partisine “Reagan ilkelerine geri dönme” çağrısı yaptı. Bacon, “Seçmenler popülizmi, kaosu, Putin'i ve gümrük tarifelerini reddetti” ifadelerini kullandı.

Trump'a karşı cephe alan aşırı sağcı eski Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene ise Cumhuriyetçi Parti'nin gelecekte herhangi bir başarı şansı elde etmek istemesi hâlinde “Donald Trump'ı partiden ihraç etmesi gerektiğini” söyledi.

Aşırı sağcı Breitbart haber sitesinin önde gelen isimlerinden Matthew Boyle da X'te Cumhuriyetçilerin “temel değerlere geri dönmesi gerektiğini” savundu.

Boyle, “Artık bitmeyen savaşlar olmamalı. En önemli mesele olan ekonomide, özel çıkar gruplarına değil, sıradan insanlara yardımcı olacak politikalar benimsenmeli” dedi. Boyle ayrıca göç yasalarının uygulanmasında sağduyulu hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

İsim vermeden eleştiri

Ancak şimdilik eleştiriler oldukça sınırlı kalıyor. Ilımlı ya da aşırı sağ kanattan çok az sayıda muhafazakâr isim Trump'ı doğrudan hedef aldı.

Cumhuriyetçi Parti, 2016'dan bu yana siyasi geleceğini tamamen Trump'a bağlamış durumda.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Demokrat Parti'nin eski yetkililerinden ve hâlihazırda bir Amerikan üniversitesinde uzman olarak görev yapan Amy Dacey ajansa yaptığı açıklamada, “Asıl büyük soru, Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki bazı liderlerinin Trump'tan uzaklaşıp uzaklaşmayacağıdır” dedi.

Aynı durum, ünlerini ve gelirlerini Trump'ın popülaritesine borçlu olan aşırı sağcı sosyal medya fenomenleri için de geçerli.

Dacey, ağır seçim yenilgisinin bu isimlerin nüfuzunu zayıflatabileceğini, ancak “Amerika'yı Yeniden Büyük Yap” hareketiyle bağlantılı kişileri hiçbir şekilde ortadan kaldırmayacağını belirtti.

MAGA hareketini destekleyen sosyal medya kampanyalarının bazı isimleri ise hesap verme sorumluluğunu başka bir kesime yönlendirmeye çalıştı.

Jack Posobiec, X üzerinden “Aferin size yeni muhafazakârlar” mesajını paylaştı. Bu ifadeyle, Cumhuriyetçi Parti içindeki askerî müdahaleye dayalı dış politikayı ve İran'a karşı sert tutumu savunan yeni muhafazakâr akımı hedef aldı.

Bununla birlikte, siyasi kopuşun açıkça ortaya çıkmasının yalnızca zaman meselesi olabileceği değerlendiriliyor.

Eski Cumhuriyetçi Kongre üyesi Bob Good, aynı platformda yaptığı paylaşımda, “Trump'ın dün de bugün de sorunun kendisi olduğunu kabul etmeye başlamalıyız. Bunu gizlice fısıldamak hiçbir işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.