Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338302-cumhuriyet%C3%A7ilere-440-milyon-dolar-ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F-yapan-musk%C4%B1n-i%C5%9F-imparatorlu%C4%9Fu-demokratlar%C4%B1n
Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
ABD'deki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kaybetmesi, teknoloji milyarderi Elon Musk'ın şirketlerini de olumsuz etkileyebilir.
Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre Musk, ara seçimlerde yarışan Cumhuriyetçi adayların kampanyalarına toplamda 440 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Teksas'ta yaşayan Musk, Cumhuriyetçi Senatör adayı Ken Paxton'ın bu eyaletteki kampanyasını desteklemek için en az 150 milyon dolar harcadı. Ancak Paxton, Demokrat rakibi James Talarico karşısında yarışı kaybetti.
Demokrat Gina Hinojosa'nın Cumhuriyetçi Teksas Valisi Greg Abbott'u mağlup etmesi de büyük yankı uyandırdı. Bu zaferle eyalette Cumhuriyetçilerin 32 yıllık yönetimi sona ermiş oldu. Kariyerine sivil haklar avukatı olarak başlayan Hinojosa, veri merkezi inşaatlarına karşı tutumuyla Musk'ın yatırımlarını etkileyebilecek isimlerden biri.
Talarico, Austin kentinde yaptığı zafer konuşmasında Musk'ın adını anmadan, "Dünyadaki tüm paranın bile Teksas halkına karşı hiçbir şansı olmadığını az önce kanıtladık" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasına da büyük destek veren Musk, Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nda (DOGE) yaptığı kesintilerle tartışma yaratmıştı. Teknoloji milyarderi daha sonra DOGE'dan ayrılıp Tesla'ya odaklanmaya karar vermiş, çeşitli konulardaki anlaşmazlıkların ardından ikilinin tekrar yakınlaştığı gözlemlenmişti.
Musk, Cumhuriyetçilerin ağır mağlubiyetinin ardından X'te yaptığı açıklamada, "Sanırım seçimlere müdahale eden uzay lazerlerim bu sefer işe yaramadı" ifadelerini kullanmıştı.
Musk'ın elektrikli otomobil şirketi Tesla ve uzay teknolojisi firması SpaceX'in merkezi Teksas'ta yer alıyor. Ayrıca iki şirket, eyalette çip üretim tesisi Terafab'ı kurmayı da planlıyor.
WSJ ve Reuters'ın analizlerinde, Demokratların bu şirketlere yönelik denetimlerin artırılmasını isteyebileceğine dikkat çekiliyor.
Ayrıca Demokratlar, Musk'ın DOGE'da görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen federal bütçe kesintileri ve işten çıkarmaları yakın merceğe alabilir. Buna ek olarak Ukrayna ordusunun SpaceX'in ürettiği askeri uydu sistemi Starshield'a erişiminin kesilmesiyle ilgili de inceleme başlatılabilir.
SpaceX, Trump'ın ikinci dönemine başlamasından bu yana federal devletten tahmini 10 milyar dolar değerinde ihale aldı. Birçok Demokrat, firmanın ulusal güvenlik alanında giderek artan rolünün soruşturulması gerektiğini savunuyor.
Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC
Demokratların ara seçim zaferi, ABD-İsrail ilişkilerini nasıl etkileyecek?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338304-demokratlar%C4%B1n-ara-se%C3%A7im-zaferi-abd-i%CC%87srail-ili%C5%9Fkilerini-nas%C4%B1l-etkileyecek
Trump, Vance'in Cumhuriyetçilerin ara seçim mağlubiyetini İsrail'le ilişkilere ve İran savaşına bağlamasıyla ilgili açıklamalarını doğrudan hedef almaktan kaçındı (AP)
Demokratların ara seçim zaferi, ABD-İsrail ilişkilerini nasıl etkileyecek?
Trump, Vance'in Cumhuriyetçilerin ara seçim mağlubiyetini İsrail'le ilişkilere ve İran savaşına bağlamasıyla ilgili açıklamalarını doğrudan hedef almaktan kaçındı (AP)
ABD'deki ara seçimlerde Demokratların kazandığı başarının ardından Washington ve Tel Aviv ilişkilerinin nasıl şekilleneceği merak ediliyor.
AP'nin aktardığı resmi olmayan sonuçlara göre Demokratlar, 435 sandalyeye sahip Temsilciler Meclisi'nde 240 sandalye kazandı. Cumhuriyetçiler ise çoğunluğu kaybederek 147 sandalyede kaldı. Böylelikle Demokratlar, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk için gereken 218 sandalyeyi geçti.
Seçimlerde sandığa gidenler, Senato'daki 100 sandalyeden 35'ini belirlemek için de oy kullandı. Senato'daki toplam dağılımda Demokratların sandalye sayısı 54'e yükselirken, Cumhuriyetçilerin sandalye sayısı 44'e geriledi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İsrail'e askeri yardımı yıl sonunda durduracaklarını duyurması bile Cumhuriyetçilerin mağlubiyetini engelleyemedi.
ABD Başkanı, Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği röportajda Cumhuriyetçilerin aldığı yenilginin kısmen İran savaşıyla bağlantılı gelişmelerden kaynaklandığını kabul etmişti. Diğer yandan İran'la savaşa girmekten pişman olmadığını belirterek "Doğru olanı yaptım, yine olsa yine aynısını yapardım" demişti.
2028'deki başkanlık seçimlerinde muhtemel adaylar arasında gösterilen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise daha net bir çıkış yaparak, Cumhuriyetçilerin seçimlerde yenilgiye uğramasının nedenleri arasında hem İran savaşını hem de İsrail'le ilişkileri gösterdi.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise Vance'in açıklamasına ilişkin "Bunlar, en büyük dostumuz ve müttefikimizde zaten bir süredir hissedilen, konuşulan düşünceler" değerlendirmesini paylaştı.
Demokratların ara seçimlerdeki zaferiyle, seçim kampanyalarında İsrail'e yönelik sert eleştirilerde bulunan ve ABD'nin bu ülkeye askeri yardımlarına karşı duran siyasetçiler de Kongre'ye girdi. ABD Senatosu'nda görev yapacak ilk Müslüman olan Abdul el-Sayed, Minnesota'dan Senato'ya giren Peggy Flanagan, Maine'den Troy Jackson İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığını söylemişti.
Haaretz'in analizinde, 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak yeni Kongre'nin Tel Aviv karşıtı bir tutum sergilemesi halinde uzun vadede İsrail ekonomisinin zarar görebileceğine ve ülkenin ABD'nin askeri himayesini kaybedebileceğine dikkat çekiliyor.
İsrail'de 27 Ekim'de düzenlenen yasama seçimlerinin ardından henüz hükümet kurulamadı. Analizde, yeni kurulacak hükümetin İran ve Gazze politikasında ciddi değişiklikler yapmaması halinde ABD'yle ilişkilerini uzun vadede korumakta güçlük çekebileceği değerlendirmesi paylaşılıyor.
İsrail milyar dolarlık askeri siparişleri bekliyor
Trump iki yıl daha görev yapacak. Ancak WSJ'nin analizine göre, ABD Başkanı'nın ara seçimlerden bir gün önce 2026 sonunda İsrail'e askeri desteği sonlandıracağını açıklaması, Tel Aviv yönetimini hazırlıksız yakaladı.
ABD'nin İsrail'e yönelik mevcut 10 yıllık askeri yardım anlaşması 2028'de sona eriyor. Anlaşma kapsamında Washington, İsrail'e yılda 3,3 milyar dolar askeri finansman sağlıyor. Önümüzdeki iki yıl için taahhüt edilen toplam yardım ise yaklaşık 7 milyar dolar.
Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre'ye gönderdiği ve WSJ'nin incelediği belgeye göre İsrail'in 1 Nisan 2026 itibarıyla verdiği mevcut siparişlerin karşılanması için 2028 sonrasında yaklaşık 10 milyar dolar daha gerekiyor. İsrail'in ABD'den henüz teslim almadığı milyarlarca dolarlık silah ve askeri teçhizat siparişi, Trump'ın yardımları sonlandırma vaadinin uygulanmasını karmaşıklaştırıyor.
Independent Türkçe, Haaretz, AP, Wall Street Journal, CNN, Times of Israel
Fransa'dan seçim yenilgisi ve ABD ile İran arasındaki "ne savaş ne barış" durumuna ilişkin değerlendirmehttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338245-fransadan-se%C3%A7im-yenilgisi-ve-abd-ile-i%CC%87ran-aras%C4%B1ndaki-ne-sava%C5%9F-ne-bar%C4%B1%C5%9F-durumuna
Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)
Fransa'dan seçim yenilgisi ve ABD ile İran arasındaki "ne savaş ne barış" durumuna ilişkin değerlendirme
Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)
Paris, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimlerde uğradığı yenilginin İran'la savaş sürecine olası yansımalarını değerlendirirken ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Trump'ın, Ukrayna ve İran meselelerinde olduğu gibi, Avrupa başkentlerini ve bu arada Paris'i kendi kararlarıyla defalarca şaşırtmış olması nedeniyle Fransız diplomasisi, geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaktan kaçınıyor.
Paris yönetimi de bütün başkentler gibi Trump'ın seçim yarışından zayıflamış olarak çıktığının farkında. Ancak bilinmezliğini koruyan asıl konu, Trump'ın bundan sonraki planları. Nitekim Trump, İran'a yönelik savaşın Cumhuriyetçi Partisi'nin seçim yenilgisinin nedenlerinden biri olduğunu bizzat kabul etti. Fransız başkentinde bazı çevreler, Trump'ın yakın ekibinin, hatta belki de Trump'ın kendisinin bile bu savaşın geleceğine ilişkin nasıl bir yol izleneceğini bilmediği görüşünde.
Ancak Paris, İran dosyasından elini çekmiş değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kısa süre önce gerçekleştirdiği ve Körfez'deki altı ülkeden beşini kapsayan geniş kapsamlı ziyaret de bunun göstergesi. Macron'un bu ziyarette, özellikle sonbahar ve kış döneminde ülkesinin petrol, doğal gaz ve türev ürün ihtiyacını güvence altına alma çabasının yanı sıra, altı ülkenin liderleriyle ele aldığı temel mesele, Paris'in aylardır bölgede hüküm sürdüğünü belirttiği "ne savaş ne de barış" durumundan nasıl çıkılacağı oldu.
Fransız kaynaklar, Fransa'nın bölgede askerî varlık göstermesine de dikkat çekiyor. Ancak bu durum, Fransa'nın İran'a karşı yürütülen savaşın tarafı olduğu anlamına gelmiyor. Paris, bölgedeki askerî angajmanının tamamen savunma amaçlı olduğunu vurguluyor.
Fransa'nın değerlendirmesi, İran'ın nükleer programının denetim altına alınması, Tahran'ın Körfez bölgesindeki istikrarı bozan uygulamalarına son vermesi ve Körfez suları, Hürmüz Boğazı ile Babülmendeb Boğazı'nda serbest deniz ulaşımının sağlanması ilkelerine dayanıyor. Paris'e göre bunlar bütün tarafların üzerinde uzlaşabileceği ortak hedefler. Bu şartlar oluşturulmadan bölgede güvenlik ve istikrarın tesis edilmesi mümkün değil.
Avrupa ile ABD arasındaki görüş ayrılığı ise bu hedeflere ulaşmada kullanılacak yöntemler konusunda ortaya çıkıyor. Paris, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin ortak bir yaklaşım benimsediğini belirtiyor. Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi sağlamak amacıyla Avrupa merkezli bir misyon başlatırken, Avrupa ülkeleri 2024'ten bu yana Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'nda gemilerin korunmasına yönelik faaliyet yürütüyor.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u 22 Ekim 2026'da Riyad'da karşılarken. (SPA)
"Ne savaş ne barış" durumuna karşı uyarı
Fransa'nın bakış açısına göre bölgede yeniden savaş çıkma riski hâlâ mevcut. Paris, bazı çevrelerin ABD'deki son iç siyasi gelişmelere rağmen bu ihtimali, İran rejimini devirmek için değerlendirilmesi gereken bir "fırsat" olarak görebileceğinin de farkında. Bu yaklaşımı savunan isimlerin başında ise Binyamin Netanyahu geliyor.
Paris ve çok sayıda Avrupa ülkesi, savaşın şubat ayında başlamasından sonra İran'a yönelik askerî harekâttan uzak durdu. Fransa, yeniden savaş ihtimaline karşı da aynı mesafeli tutumunu koruyor. Ayrıca Paris, savaşın nihai hedefi olarak gösterilen İran rejiminin devrilmesinin gerçekleşmeyeceği kanaatinde.
Fransız değerlendirmesine göre İran'a yönelik askerî saldırılar, rejimi ayakta tuttu ve daha da güçlendirdi. Söz konusu saldırılar, rejim içerisindeki en radikal unsurların kendi etrafında kenetlenmesini sağlarken, nükleer program sorununu da çözmedi.
Körfez'deki mevcut durumun devam etmesi ise fiilen "gri bölgede", yani "ne savaş ne de barış" koşullarında kalınması anlamına geliyor. Bu durum, normalleşmeye dönüşü zorlaştırırken, bölgenin uzun süre güvenlik ve istikrarsız kalmasına yol açabilir. Bunun sonucunda petrol ve doğal gaz tedariki ciddi zarar görür, bölgesel ve küresel ekonomi olumsuz etkilenir.
Paris, bu durumun sürmesinin hem siyasi hem de ekonomik sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor. Siyasi açıdan Irak'ın güvenliğini tehdit eden gelişmelere ve Bağdat yönetiminin silahları devletin kontrolünde toplama çabalarına yönelik risklere dikkat çekiliyor. Ayrıca İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki işgalinin sürmesi, Hizbullah'a silahlarını teslim etmeyi reddetmesi için gerekçe ve adeta bir "can simidi" sağlıyor.
Paris, savaşın yeniden başlamasının İran'ın Körfez ülkelerini tekrar hedef alması anlamına geleceğine de dikkat çekiyor. Bu ülkelerin yeni saldırılardan zarar göreceği belirtilirken, Tahran'ın bu yöndeki niyetini gizlemediği, aksine saldırıların kapsamını genişletmekle açık tehditte bulunduğu ifade ediliyor.
Ekonomik sonuçlar ise daha net. Bunların başında petrol, doğal gaz ile türev ürünlerin tedarikine yönelik tehditlerin devam etmesi ve bunun küresel ekonomi üzerindeki etkileri geliyor. Ayrıca enerji ihracatçısı Körfez ülkelerinin ekonomileri de ciddi zarar görüyor. Paris'in değerlendirmesine göre mevcut kriz, örneğin, Katar'ın doğal gaz ihracatının yüzde 75'inden mahrum kalmasına yol açarken diğer Körfez ekonomileri de süreçten olumsuz etkileniyor.
Paris, İran'ın ABD'nin taleplerine boyun eğmeyeceği konusunda oldukça emin. Özellikle İran yönetimi, ABD'ye karşı yürütülen savaştan galip çıktığına inanıyor. Her durumda Tahran'ın, rejimini tehdit eden gelişmeleri önlemek için elindeki bütün imkânları kullanmaya hazır olduğu değerlendiriliyor.
Bu yaklaşım, İran'ın bilinen tutumuyla da örtüşüyor: Ülke dış dünyaya açıldığında ekonomik kaynakları ve dolayısıyla direnme kapasitesi artıyor. Rejimin dış dünyaya kapanması durumunda ise askerî ve baskıcı uygulamalarını daha da yoğunlaştırdığı görülüyor.
Macron, geçen ay Doha, Manama ve Abu Dabi'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (Reuters)
Savaş çözüm getirmeyecek
Fransa'nın değerlendirmesinde değişmeyen temel görüş, savaş yoluna başvurmanın herhangi bir çözüm getirmeyeceği yönünde. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Paris çözümü, İran'la tüm ihtilaflı başlıklarda "sert ve kararlı müzakereler" yürütülmesinde görüyor.
Fransa'nın yanı sıra İngiltere ve Almanya da 2003 yılına kadar uzanan, Tahran'ın nükleer programına ilişkin uzun müzakere deneyimine sahip. Üç Avrupa ülkesi, 2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmaya giden süreçte önemli rol oynamıştı.
Macron, Körfez turu sırasında bölge liderleriyle ülkelerinin beklentilerini ve Tahran'la hangi konularda müzakere yürütülebileceğini ayrıntılı biçimde ele aldı. Macron, görüşmelerinde Paris'in bu süreçte kendilerine "eşlik etmeye" hazır olduğunu ifade etti.
Fransa ayrıca, 23 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştirilen sekizli toplantıya da büyük ilgi gösterdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıya bir tarafta Avrupa üçlüsü Fransa, İngiltere ve Almanya ile İtalya'nın dışişleri bakanları, diğer tarafta ise "Mekke İttifakı" temsilcileri ve Mısır katıldı. Toplantının ardından Mekke İttifakı temsilcileri Tahran'ı ziyaret etti.
İstanbul toplantısının temel ve öncelikli amacı, askerî gerilimi düşürerek savaşın yeniden başlamasını önlemek, İran'la güçlü temellere dayanan bir diyalog ve müzakere süreci başlatmak, üzerinde uzlaşılabilecek çözümler aramak ve Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı ile Babülmendeb Boğazı'nda deniz ulaşımının serbestisini yeniden tesis etmekti.
Katılımcılar düzenli aralıklarla bir araya gelme konusunda mutabakata varırken, Tahran ziyareti ise İran'la doğrudan iletişim kanalı açmayı hedefledi.
30 Ekim'de Umman Körfezi'nde saldırıya uğrayan Ranti adlı tankerden yükselen duman. (Reuters)
Bütün bu gelişmeler, Trump yönetiminin İsrail'le birlikte kontrolü altında tutmak istediği İran dosyasına Fransa ve Avrupa'nın yeniden müdahil olma arzusunu yansıtıyor. Paris ve Avrupalı ortakları, Körfez'de çıkarları bulunduğunu ve bu çıkarları savunmak için seslerini duyurmaları gerektiğini düşünüyor.
Ancak barış ve savaş konusundaki kararın Paris'in ya da Avrupalıların elinde olmadığı, nihai karar merciinin Washington olduğu da kabul ediliyor.
Bazı çevreler, seçim yenilgisinin ardından Trump'ın artık eskisinden farklı bir tutum sergileyeceğini öngörüyor. Buna göre Trump, Avrupalılarla uzlaşmaya daha yatkın hâle gelebilir ve gerek Ukrayna gerekse İran konusunda Avrupalıların yürüttüğü çalışmaları dinlemeye daha açık olabilir.
Buna karşılık, tam tersi görüşü savunanlar da var. Bu çevreler, Trump'ın salı gecesinden çarşamba sabahına uzanan saatlerde yaptığı açıklamalarda, yeniden eski savaşçı söylemine dönmesini kanıt olarak gösteriyor.
Peki, kim haklı, kim yanılıyor? Bugün için bu sorunun bir cevabı yok. Cevap, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.
Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338302-cumhuriyet%C3%A7ilere-440-milyon-dolar-ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F-yapan-musk%C4%B1n-i%C5%9F-imparatorlu%C4%9Fu-demokratlar%C4%B1n
Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
ABD'deki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kaybetmesi, teknoloji milyarderi Elon Musk'ın şirketlerini de olumsuz etkileyebilir.
Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre Musk, ara seçimlerde yarışan Cumhuriyetçi adayların kampanyalarına toplamda 440 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Teksas'ta yaşayan Musk, Cumhuriyetçi Senatör adayı Ken Paxton'ın bu eyaletteki kampanyasını desteklemek için en az 150 milyon dolar harcadı. Ancak Paxton, Demokrat rakibi James Talarico karşısında yarışı kaybetti.
Demokrat Gina Hinojosa'nın Cumhuriyetçi Teksas Valisi Greg Abbott'u mağlup etmesi de büyük yankı uyandırdı. Bu zaferle eyalette Cumhuriyetçilerin 32 yıllık yönetimi sona ermiş oldu. Kariyerine sivil haklar avukatı olarak başlayan Hinojosa, veri merkezi inşaatlarına karşı tutumuyla Musk'ın yatırımlarını etkileyebilecek isimlerden biri.
Talarico, Austin kentinde yaptığı zafer konuşmasında Musk'ın adını anmadan, "Dünyadaki tüm paranın bile Teksas halkına karşı hiçbir şansı olmadığını az önce kanıtladık" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasına da büyük destek veren Musk, Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nda (DOGE) yaptığı kesintilerle tartışma yaratmıştı. Teknoloji milyarderi daha sonra DOGE'dan ayrılıp Tesla'ya odaklanmaya karar vermiş, çeşitli konulardaki anlaşmazlıkların ardından ikilinin tekrar yakınlaştığı gözlemlenmişti.
Musk, Cumhuriyetçilerin ağır mağlubiyetinin ardından X'te yaptığı açıklamada, "Sanırım seçimlere müdahale eden uzay lazerlerim bu sefer işe yaramadı" ifadelerini kullanmıştı.
Musk'ın elektrikli otomobil şirketi Tesla ve uzay teknolojisi firması SpaceX'in merkezi Teksas'ta yer alıyor. Ayrıca iki şirket, eyalette çip üretim tesisi Terafab'ı kurmayı da planlıyor.
WSJ ve Reuters'ın analizlerinde, Demokratların bu şirketlere yönelik denetimlerin artırılmasını isteyebileceğine dikkat çekiliyor.
Ayrıca Demokratlar, Musk'ın DOGE'da görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen federal bütçe kesintileri ve işten çıkarmaları yakın merceğe alabilir. Buna ek olarak Ukrayna ordusunun SpaceX'in ürettiği askeri uydu sistemi Starshield'a erişiminin kesilmesiyle ilgili de inceleme başlatılabilir.
SpaceX, Trump'ın ikinci dönemine başlamasından bu yana federal devletten tahmini 10 milyar dolar değerinde ihale aldı. Birçok Demokrat, firmanın ulusal güvenlik alanında giderek artan rolünün soruşturulması gerektiğini savunuyor.
Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة