ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantının ardından geniş çaplı savaşı yeniden başlatma konusunda "yakında" karar vereceğini açıklayarak İran'la çatışmanın yeniden tırmanabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Ülkenin geriye kalanını da yok etmeyi tercih etmediğini ancak bunu yapmak zorunda kalabileceğini söyleyen Trump, olası saldırıları İran'ın nükleer programının yeniden kapasite kazanmasını önleme şartına bağladı.
Trump'ın açıklamaları, Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde yenilgiye uğramasının ardından geldi. Seçim sonuçları, Trump'ın kararını vereceği siyasi ortamı değiştirse de elindeki güç araçlarını ortadan kaldırmadı.
Tahran seçim sonuçlarını kendi zaferi olarak sunmaya çalışırken, Amerikan seçmeninin başkanın partisini cezalandırması ABD'nin askeri yenilgiye uğradığı anlamına gelmiyor. Ancak bu sonuç Trump'ı daha zorlu bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor: İç siyasette kendisini zayıflatan bir çatışmayı, rakibi karşısında geri adım atmış görünmeden nasıl sona erdirecek?
Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, seçim sonuçlarının çatışmayı birbirine zıt iki yönde etkileyebileceğini düşünüyor. Buna göre sonuçlar, yıpranmış iki taraf arasında bir uzlaşma için fırsat yaratabileceği gibi, İran'ın zafer ilan etmesini önlemek isteyen Trump'ı gerilimi tırmandırmaya da yöneltebilir.
Üç seçenek
Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre Trump üç seçeneği değerlendiriyor. Yeni saldırılar düzenlemek, İran yönetimini ekonomik açıdan daha fazla sıkıştırmak veya önemli Amerikan tavizlerini içeren bir anlaşmaya varmak.
Ancak bu seçeneklerin tümü aynı sorunda düğümleniyor: İran'a zarar verme kapasitesine sahip olmak, Beyaz Saray'ın istediği siyasi sonucu elde etmeyi garanti etmiyor.

Hava saldırıları İran'ın askeri kapasitesine daha fazla zarar verebilir ancak yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetini tek başına belirleyemez veya Tahran'ın müfettişlerle işbirliği yapmasını sağlayamaz. Ablukanın sürdürülmesi baskıyı canlı tutsa da İran'ın misilleme riskini ve deniz trafiğindeki aksama ihtimalini uzatıyor. Anlaşma ise her iki tarafın da taleplerini ve söylemlerini yükselttiği bir dönemde, kendi kamuoylarına kabul ettirebilecekleri adımlar atmasını gerektiriyor.
Axios, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) büyük çaplı operasyonların yeniden başlatılması ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürdüğünü ancak henüz yeni bir talimat almadığını bildiriyor. Üçüncü bir uçak gemisi grubunun bölgeye ulaşması da hazırlıkların yoğunlaştığına işaret edebilir. Ancak Singapur'u ziyaret eden Theodore Roosevelt uçak gemisinin bölgeye kasım ayının ortasından önce ulaşması beklenmiyor. Bu durum, saldırı için kesin bir tarih ya da operasyonun başlaması açısından zorunlu bir koşul değil, hazırlık göstergesi niteliği taşıyor.
Ortadoğu Forumu araştırmacısı Michael Rubin, askeri operasyonların sürmesini bekliyor. Şarku’l Avsat'a konuşan Rubin, Trump'ın alacağı herhangi bir karara bağlı kalacağına inanmanın aptallık olduğunu söylüyor. Ancak İran'ın zafer kazanmış görünmesi halinde Trump'ın siyasi mirasının son derece kötü olacağını belirterek, bu nedenle başkanın saldırganlığını daha da artıracağını öne sürüyor.
Rubin, Trump'ın önünde başka bir seçim bulunmadığına dikkati çekerek, Kongre'nin başkanın adımlarını yasa dışı kabul etse bile pratikte ne yapabileceğini sorguluyor.
Rubin'in değerlendirmesi önemli bir motivasyona işaret ediyor: Seçim yenilgisi, Trump'ı içine kapanmaya değil, kaybını telafi edecek bir dış politika başarısı aramaya yöneltebilir. Ancak bu, başkanın davranışlarına ilişkin bir öngörüden ibaret; kararın kesinleştiğini gösteren bir kanıt değil.
Felç etmeyen kısıtlamalar
Seçim sonuçları başkanı otomatik olarak hareket edemez hale getirmiyor. Ayrıca yeni seçilen Kongre, seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte yetkilerini hemen devralmıyor. Yeni Kongre'nin görev süresi 3 Ocak'ta başlayacak. Dolayısıyla seçim yenilgisinin doğrudan siyasi etkisiyle yeni çoğunluğun denetim ve yasama araçlarını kullanmaya başlaması arasında bir zaman farkı bulunuyor.
Bununla birlikte Kongre'nin rolünü yalnızca sözlü itirazlarla sınırlamak doğru değil. Kongre, bütçe ve ödenekler üzerinde yetkiye sahip olmasının yanı sıra denetim, hesap sorma ve askeri güç kullanımına ilişkin yasal düzenlemeler yapma araçlarını da elinde bulunduruyor. Ancak bu yetkilerin fiili kısıtlamalara dönüşmesi siyasi uzlaşma ve yasal süreçler gerektiriyor; ayrıca başkanlık vetosuyla karşılaşabiliyor.
Dolayısıyla seçim sonuçları tek başına yeni bir saldırıyı engellemese de uzun süreli bir çatışmanın finansmanını sağlamak ve buna siyasi destek bulmak Trump yönetimi açısından daha zor hale gelebilir.

Trump üzerindeki en yakın baskı ise siyasi alanda hissediliyor. Başkan Yardımcısı JD Vance, seçim yenilgisini savaşın kamuoyunda ne ölçüde destek görmediğinin göz ardı edilmesine bağlayan bir değerlendirme yaptı. Gerilimin yeniden tırmanması enerji maliyetlerini artırır veya kayıpları büyütürse Cumhuriyetçi Parti içindeki ayrışmayı derinleştirebilir ve yönetimin diğer önceliklerini hayata geçirme kapasitesini zayıflatabilir.
Bu nedenle Trump'ın savunulabilir bir sonuç ortaya koyması gerekiyor. Bu sonuç, doğrulanabilir nükleer kısıtlamalar, deniz ulaşımının yeniden güvence altına alınması veya savaşın daha elverişli şartlarda sona erdirilmesi olabilir. Aksi halde daha fazla yıkımla yetinilmesi, seçimlerden önce gündeme gelen temel soruyu yeniden ortaya çıkarabilir: Askeri kazanımlar nasıl kalıcı bir siyasi uzlaşmaya dönüştürülecek?
Müzakere fırsatı
Ortadoğu Enstitüsü araştırmacısı Alex Vatanka, "Bu tabloyu daha önce de gördük" diyerek Trump'ın çatışmayı sona erdirmekte defalarca başarısız olduğunu ve zaferin nasıl bir sonuç anlamına geleceğini henüz belirleyemediğini söylüyor.
Şarku’l Avsat'a konuşan Vatanka, Trump'ın yarın savaşı sona erdirerek Amerikan zaferini ilan edebileceğini ancak "İran'ın da söyleyecek bir sözü bulunduğunu" belirtiyor. Bunun belirsizliğin temel kaynağı olduğunu kaydeden Vatanka, buna rağmen seçim sonuçlarının diplomasiye kapı aralayabileceği görüşünde.
Vatanka'ya göre Trump siyasi açıdan zayıfladı, Demokratlar savaşın yönetilme biçimi nedeniyle kendisine karşı çıkacak ve İran da ağır kayıplar yaşıyor. Bu nedenle her iki tarafın da siyasi bir anlaşmaya varmak için geçerli gerekçeleri bulunuyor.
Tahran'ın Katar aracılığıyla Washington'a bir nükleer anlaşma önerisi iletmesi, bu ihtimali destekleyen diplomatik hareketliliğe işaret ediyor. Ancak Reuters'a göre İran, müzakerelere başlamadan önce kendi taleplerinin yerine getirilmesinde ısrar ediyor.

Axios'un haberine göre arabulucular, iki gün içinde uygulanması öngörülen bir düzenlemeyi de ele alıyor. Buna göre ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması karşılığında müfettişlerin saldırıya uğrayan tesislere girişine izin verilmesi, ardından Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin başlatılması öngörülüyor. Ancak bu, üzerinde çalışılan bir öneri; henüz varılmış bir anlaşma değil.
Burada Trump'ın seçim yenilgisi ile İran'ın zaferi arasındaki fark ortaya çıkıyor. Seçim sonuçları Tahran'a propaganda malzemesi sağlasa da ablukayı kaldırmıyor veya ülkenin askeri kapasitesini yeniden inşa etmiyor. Trump'ın siyasi zayıflığının abartılması, Rubin'in öngördüğü gibi başkanı gerilimi tırmandırmaya itebilir. Bu zayıflığın müzakere sürecinde değerlendirilmesi ise Vatanka'nın işaret ettiği çıkış yolunu açabilir.
Seçimler, seçeneklerin siyasi maliyetini değiştirdi ancak Trump'ın bunlardan hangisini tercih edeceğini ya da iki tarafın da yaşadığı yıpranmayı savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya dönüştürüp dönüştüremeyeceğini henüz belirlemedi.


