Suudi Arabistan’daki mega projeler, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) işlerini büyütme ve yerel tedarik zincirlerine dahil olma konusunda giderek artan fırsatlar sunuyor. Bu durum; nakliye, depolama, bakım ve mühendislik hizmetleri dahil olmak üzere sanayi ürünleri ve destekleyici hizmetlere yönelik talebi de beraberinde getiriyor. Söz konusu talep, yerel üretim tabanını genişletebileceği gibi işletmelerin, rollerini sadece mevcut pazar ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlamak yerine, kapasitelerini artırmalarına ve ürünlerini geliştirmelerine olanak tanıyor.
Ancak bu fırsatlardan yararlanabilmek; işletmelerin finansman ve likidite zorluklarının üstesinden gelme, büyük şirketler nezdinde akredite olma, miktar, spesifikasyon ve teslimat süresi gerekliliklerini karşılama becerisine bağlı olmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının tedarik zincirlerine girmesinin; kapasitelerine uygun fırsatların hazırlanmasını, sözleşmeleri yürütmelerine yardımcı olacak finansal çözümlerin geliştirilmesini ve daha büyük siparişlerle rekabet etmelerini sağlayacak bir iş geçmişi oluşturmalarına imkân tanınmasını gerektirdiğini ifade ediyor.
Büyük projeler, yerel talep tabanını genişletiyor
Bu bağlamda değerlendirmelerde bulunan İmam Muhammed bin Suud İslam Üniversitesi Finans Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah es-Sellum, KOBİ’lerin dünya genelindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturduğunu, istihdamın yüzde 60 ila yüzde 70’ini sağladığını ve küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 50’sine katkıda bulunduğunu belirtti. Es-Sellum, bu tablonun KOBİ’lerin sanayi faaliyetlerindeki rolünün artırılmasının temel kalkınma hedeflerinden biri olarak önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Es-Sellum, Suudi Arabistan’ın, mevzuat altyapısı ile ulusal sanayi stratejilerini geliştirmek, lojistik hizmetleri iyileştirmek, yatırım risklerini azaltmak ve mega projeler, değer zincirleri, satın almalar ile yerel içerik programları aracılığıyla yerli ürünlere olan talebi teşvik etmek suretiyle bu işletmelerin katkısını genişletmek için çalıştığını ifade etti.
Sanayi ekosisteminin yerli ürünlere yönelik talep garantileri ve finansman çözümlerinin yanı sıra akreditasyon ve operasyonel destek programları sunduğunu ekleyen es-Sellum, Kamu Yatırım Fonu’na (PIF) bağlı sanayi iş hızlandırıcısının geçen yıl 350 başvuru aldığını örnek gösterdi. Bu girişimlerin, yerli sanayinin iç pazardaki varlığını güçlendirmesine ve buradan bölgesel ile uluslararası pazarlara açılmasına imkân tanıdığına dikkat çekti.
KOBİ’lerin mega projelerin tedarik zincirlerine katılımının yalnızca mal üreten fabrikalarla sınırlı kalmadığını belirten es-Sellum, nakliye, depolama, bakım ve mühendislik hizmetleri gibi destekleyici faaliyet ve hizmetlere de uzandığını, böylece yatırım harcamalarından yararlanan kesimin kapsamının genişlediğini kaydetti. Yerli sanayinin bu projelerin ihtiyaçlarını karşılama kapasitesi arttıkça, ülke ekonomisi içinde kalan harcama payının da yükseldiğini ifade etti.
PIF Başkanı Yasir er-Rumeyyan tarafından açıklanan verilere atıfta bulunan es-Sellum, fon ve iştiraklerinin 2024 yılında yerel içeriğe yaptığı harcamanın 207 milyar riyale (55,2 milyar dolar) ulaştığını örnek olarak gösterdi. Bu rakamın yalnızca KOBİ’leri veya fabrikaları kapsamadığını, ancak yerel fabrikaların işlerini büyütmek ve ürünlerini geliştirmek için yararlanabileceği talebin büyüklüğünü yansıttığını açıkladı.
Siparişlerin süreklilik kazanmasının fabrikaların üretim kapasitesi kullanım oranlarını artırmasına ve sabit maliyetleri daha fazla birime yaymasına yardımcı olduğunu belirten es-Sellum, bunun da verimliliği iyileştirerek ekipman, teknoloji ve iş gücü eğitimine yatırım yapılmasına olanak sağladığını dile getirdi. Bu durumun ayrıca fabrikalara, Suudi Arabistan içinde ve dışında yeni müşteriler kazanmada temel alabilecekleri bir tedarik geçmişi ve pratik deneyim kazandırdığını belirtti.

İthalata olan bağımlılığın azaltılmasının, yerli sanayinin daha önce ithal edilen daha geniş bir mal, bileşen ve hizmet yelpazesini üretebilme kapasitesine bağlı olduğunu belirten es-Sellum, sanayilerin gelişiminin ilk aşamalarında bazı ithalat ihtiyaçlarının devam edeceğini kabul etmekle birlikte, bu durumun yerel katma değeri artırdığına dikkat çekti.
Yerli üretimin genişlemesinin teknisyenler, mühendisler, kalite, operasyon ve bakım çalışanları dahil olmak üzere çeşitli alanlarda istihdam yarattığını ekleyen es-Sellum, bu istihdamın sürdürülebilirliğinin ise fabrikaların müşteri portföylerini çeşitlendirmelerine ve tek bir projeye veya kuruma bağımlı kalmamalarına bağlı olduğunu vurguladı.
Likidite ve talebin sürekliliği, fabrikalar için iki büyük zorluk
Öte yandan, A&BC Güvenlik Ekipmanları ve Malzemeleri Üretim Şirketi CEO’su Mühendis Abdulaziz Eba er-Rus, Suudi sanayi sektörünün yatırımlara olan güveni artıran ve büyümeyi teşvik eden hükümet desteği ile teşviklerinden yararlandığını; ancak fabrikaların likidite ve talebin sürekliliği konusunda günlük zorluklarla karşılaşmaya devam ettiğini söyledi.
Büyük bir siparişin yerine getirilmesinin, alacakların tahsil edilmesinden önce fabrikanın ham madde satın almasını, maaşları ve üretim maliyetlerini ödemesini gerektirdiğini açıklayan Eba er-Rus, bu durumun üretimin başlaması ile teslimat bedelinin alınması arasında finansman açığı oluşturduğunu belirtti. Üretim kapasitesini artırmanın ise sürekli operasyonel yükümlülüklerin üstlenilmesinin yanı sıra ekipman yatırımını ve nitelikli teknik personelin istihdam edilmesini gerektirdiğini ekledi.
Gelecekteki talebin öngörülebilirliği, uzun vadeli sözleşmelerin varlığı ve alacak ödemelerinin düzenli yapılmasının; üretim ve yatırım ihtiyaçlarını belirlemeyi zorlaştıran kesintili siparişlerle çalışmak yerine, işletmelerin planlama yapmalarına, büyümelerine ve mevcut destek ile teşviklerden yararlanmalarına yardımcı olan faktörler olduğuna dikkat çekti.
Eba er-Rus, küçük ve orta ölçekli fabrikaların mega projelerin tedarik zincirlerine girme fırsatlarının mevcut olduğunu, ancak bu durumun ürünün niteliğine, talep hacmine ve fabrikanın spesifikasyonlara, miktarlara ve teslimat tarihlerine uyma kapasitesine göre değişiklik gösterdiğini ifade etti.
Etimad platformunun işletmelerin kamu ihale süreçlerini takip etmelerine imkân tanıdığını ekleyen Eba er-Rus, yürürlükteki mevzuat doğrultusunda yerli ürüne öncelik verilmesinin de yerel fabrikaların rekabet gücünü artırmaya katkı sağladığını belirtti. Ancak büyük şirketlerle yaşanan zorluğun, çoğu zaman fiili bir tedarik fırsatına ulaşmadan önce, onaylı tedarikçi olarak kaydolma ve akreditasyon aşamasında başladığını vurguladı.
Fabrikaların iyi bir ürüne ve uygun bir üretim kapasitesine sahip olabileceğini, ancak uzun akreditasyon süreçleriyle veya finansal kapasitelerini aşan miktar ve ödeme koşullarını içeren taleplerle karşılaşabildiğini açıklayan Eba er-Rus; KOBİ’lere imkânlarına uygun ilk siparişlerin verilmesinin, ardından uygulama kalitesi ve teslimat taahhütlerine bağlı olarak iş hacminin artırılmasının önemine değindi. Eba er-Rus, bu yaklaşımın fabrikanın kapasitesini kanıtlamasına ve alıcının fiili performansı değerlendirmesine olanak tanıyacağını sözlerine ekledi.
Yeterlilik ve finansman koşulları, genişleme fırsatlarını belirliyor
Fabrikaların tedarik sözleşmelerine girmesini engelleyen aksaklıklara değinen es-Sellum; finansman, üretim kapasitesi, akreditasyon gereklilikleri ve tedarik sözleşmelerine erişim gibi zorlukların birbiriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Es-Sellum, bir fabrikanın iyi bir ürüne sahip olabileceğini ancak tedarikçi olarak onaylanmak için gerekli deneyimden yoksun kalabileceğini veya bir sözleşme üstlense bile bunu uygulamak için yeterli likiditeye sahip olamayabileceğini ifade etti.
PIF’ın Eylül 2026’da, onaylı faturalar karşılığında erken ödeme de dahil olmak üzere tedarik zincirlerine finansman ürünleri sunmak amacıyla Tawreed şirketini kurduğunu duyurduğuna dikkat çeken es-Sellum; bu çözümlerin fabrikaların nakit akışını iyileştirebileceğini, ancak işletmenin ham madde satın alabilmesi ve üretime başlayabilmesi için fatura kesilmeden önceki finansman ihtiyacını ortadan kaldırmadığını açıkladı.

Kalite, güvenlik ve uyum gerekliliklerinin zorunlu olduğunu vurgulayan es-Sellum, ancak deneyim, finansal yeterlilik ve teminat şartlarının sözleşmenin büyüklüğü ve risk yapısıyla orantılı olması gerektiğini, böylece akreditasyon koşullarının daha küçük fabrikalar için bir engel oluşturmayacağını ifade etti. Ayrıca bu işletmelere, daha büyük sözleşmelere geçmeden önce daha küçük siparişler aracılığıyla yeteneklerini kanıtlamaları için fırsat verilmesi çağrısında bulundu.
Kendi adına değerlendirmelerde bulunan Eba er-Rus ise, küçük ve orta ölçekli fabrikaların mega projelere; metal ürünler, elektrikli bileşenler, ambalaj malzemeleri ve güvenlik ekipmanlarının yanı sıra bakım hizmetleri ve özel imalat dahil olmak üzere çok çeşitli ürün ve hizmet sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti.
Şirketinin endüstriyel güvenlik ekipmanları alanında faaliyet gösterdiğini kaydeden Eba er-Rus; ürünleri arasında, sanayi sektörlerindeki çalışanlar için risk türü ve kullanım gereksinimlerine göre spesifikasyonları belirlenen alev ve ısıya dayanıklı giysiler ile kesilmeye dayanıklı eldivenler gibi kişisel koruyucu donanımların yer aldığını ifade etti.
Yerel fabrikaların müşterilere olan yakınlığının; müşteri ihtiyaçlarını takip etme, miktar ile ölçü değişikliklerini yönetme ve talep edilen revizyonlara hızlı yanıt verme noktasında, bazı durumlarda daha uzun zaman alabilen doğrudan ithalata kıyasla büyük bir avantaj sağladığını ekledi. Bu yakınlığın ürün geliştirmeye ve müşterilerle sürdürülebilir tedarik ilişkileri kurmaya yardımcı olduğunu belirtti.
Müşteri portföyünün çeşitlendirilmesi, büyümenin sürdürülebilirliğini garanti ediyor
Es-Sellum, mega projelere veya hükümet girişimlerine aşırı bağımlılığın işletmeleri tek bir müşteride yoğunlaşma riskine maruz bırakabileceğini vurgulayarak; verimliliğin artırılması, maliyet kontrolü ve müşteri tabanının çeşitlendirilmesinin fabrikaların geleceğini belirli sözleşmelere veya tek bir kuruma bağlamadan iş sürdürülebilirliğini sağlamak adına zorunlu olduğunu ifade etti.
Es-Sellum, küçük ve orta ölçekli fabrikaların bu projelere katılımının sağladığı en önemli kalkınma etkisinin; projeler tamamlandıktan sonra da yerel sanayinin varlığını sürdürmesine ve büyümesine imkân tanıyacak şekilde daha üretken işletmeler inşa etmeye, çalışanların becerilerini geliştirmeye ve rekabet gücü yüksek ulusal ürün tabanı oluşturmaya dayandığını ekledi.


