Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa'nın en değerli altıncı ligi olduhttps://turkish.aawsat.com/spor/4890996-s%C3%BCper-lig-yay%C4%B1n-gelirinde-avrupan%C4%B1n-en-de%C4%9Ferli-alt%C4%B1nc%C4%B1-ligi-oldu
Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa'nın en değerli altıncı ligi oldu
Süper Lig yayın haklarının sezonluk 182 milyon dolar artı KDV'ye yükselmesiyle birlikte (KDV dahil 218 milyon 400 bin dolar) yayın gelirinde Avrupa'nın en değerli altıncı ligi oldu.
Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa'nın en değerli altıncı ligi oldu
AA
Yapılan yeni anlaşmayla Süper Lig, yayın gelirinde Hollanda, Portekiz ve Belçika liglerini geride bıraktı.
Süper Lig, İngiltere Premier Lig, Almanya Bundesliga, İspanya LaLiga, İtalya Serie A ve Fransa Ligue 1'in ardından en değerli lig konumuna yükseldi.
Sezonluk 182 milyon dolar üzerinden yapılan anlaşma, 168 milyon avroya denk geldi.
beIN Media Group'un üç sezon için anlaşmaya vardığı yayın hakları, bu seneki rakamın Türk lirası bazında da yaklaşık 3 katına çıktı.
2023-2024 sezonu için kulüplere dönemin dolar kuru 23 lira 74 kuruş üzerinden 80 milyon dolar ödeneceği açıklanırken, bu rakam 1 milyar 899 milyon liraya tekabül etti. Yeni yapılan anlaşmayla birlikte dolar bazında sezonluk gelir 102 milyon dolar artarken, Türk lirası anlamında ise 5 milyar 642 milyon liralık bir meblağ ortaya çıktı. Bu rakam, 2023-2024 sezonu için kulüplere Türk lirası bazında ödenecek miktarın yaklaşık 3 katını buldu.
7 sezon sonra bedel yükseldi
Yeni yapılan anlaşma sonrasında Süper Lig yayın hakları için ödenen bedel 7 yıl sonra ilk kez yükseldi.
beIN Medya Group, 2017-2018 sezonunda Süper Lig yayın hakları için sezonluk 500 milyon dolara anlaşmaya varırken, söz konusu sezonun ardından rakam kur farkı sebebiyle her yıl aşağı yönlü seyretti ve bu sezon için 80 milyon dolara kadar düştü. Yeni anlaşma ile kulüplerin kasasına girecek 80 milyon dolarlık meblağda, 102 milyon dolar artış yaşandı.
2017-2018 sezonunda kulüpler 500 milyon dolar yayın geliri elde ederken, bu rakam 2018-2019 sezonunda 465 milyon dolara, 2019-2020 sezonunda ise 388 milyon dolara geriledi. 2020-2021 sezonunda yaşanan pandemi sebebiyle yayıncı kuruluş, TFF ile yaptığı görüşmelerin ardından yıllık yayın hakları ödemesinde indirim talep etmiş, bu talep de olumlu karşılanmıştı.
2020-2021 sezonunda 337 milyon dolar olan yayın hakları geliri, bir sonraki sezonda ise 215 milyon dolara geriledi. 2022-2023 ve 2023-2024 sezonlarını kapsayan yayın sözleşmesi Türk lirası üzerinden yapıldı. Yayıncı kuruluş beIN Medya Group, o dönemde yapılan anlaşmayla birlikte kulüplere sezonluk 2 milyar 200 milyon lira ödeme yapılacağını taahhüt etti. Bu rakam geçen sezon 127 milyon dolara, bu sezon ise 80 milyon dolara denk geldi.
Dünya Kupası: Kanada, Bosna Hersek karşısında tarihi bir beraberlik aldıhttps://turkish.aawsat.com/spor/5283429-d%C3%BCnya-kupas%C4%B1-kanada-bosna-hersek-kar%C5%9F%C4%B1s%C4%B1nda-tarihi-bir-beraberlik-ald%C4%B1
Dünya Kupası: Kanada, Bosna Hersek karşısında tarihi bir beraberlik aldı
Bosna Hersek ile Kanada arasında oynanan karşılaşmadan bir kare (AP)
Kanada Milli Takımı, Cuma akşamı oynanan maçta Bosna Hersek ile 1-1 berabere kalarak Dünya Kupası tarihindeki ilk puanını elde etti.
Kanada'nın Toronto kentinde oynanan ve B Grubu'nun açılış karşılaşması olan mücadelede Bosna Hersek, 21. dakikada Jovo Lukić'in golüyle öne geçti. Kanada ise 78. dakikada Kyle Larin'in kaydettiği golle eşitliği sağladı.
Bu sonucun ardından Kanada ve Bosna Hersek, gruptaki ilk puanlarını hanesine yazdırdı. Grupta ayrıca Katar ve İsviçre yer alıyor. İki ekip, ilk hafta maçında Cumartesi akşamı karşı karşıya gelecek.
Kanada, gruptaki ikinci maçında Katar ile mücadele edecek. Aynı hafta İsviçre ile Bosna Hersek de karşı karşıya gelecek.
Kanada Milli Takımı, daha önce Dünya Kupası'ndaki 1986 ve 2022 turnuvalarında çıktığı toplam altı maçın tamamını kaybetmişti. Böylece Bosna Hersek karşısında alınan beraberlikle Dünya Kupası tarihindeki ilk puanına ulaşmış oldu.
UFC FREEDOM 250: Beyaz Saray bahçesinde kafes dövüşühttps://turkish.aawsat.com/spor/5283399-ufc-freedom-250-beyaz-saray-bah%C3%A7esinde-kafes-d%C3%B6v%C3%BC%C5%9F%C3%BC
Hafifsıklette geçici kemerin sahibi Justin Gaethje (sağda), kemerini boşaltan eski şampiyon Ilia Topuria'yla tartışmasız şampiyonluk için karşı karşıya gelecek (UFC)
UFC FREEDOM 250: Beyaz Saray bahçesinde kafes dövüşü
Hafifsıklette geçici kemerin sahibi Justin Gaethje (sağda), kemerini boşaltan eski şampiyon Ilia Topuria'yla tartışmasız şampiyonluk için karşı karşıya gelecek (UFC)
Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta Beyaz Saray'ın bahçesinde düzenlenecek UFC Freedom 250 etkinliğini inceliyoruz.
6 yıl önce UFC maçlarını izleyenlerin aklında kalan en belirgin ses, coşkulu taraftarların tezahüratı değildi. Pandeminin gölgesinde boş salonlarda yapılan organizasyonlarda duyulan tek şey, yumrukların ve tekmelerin sekizgen kafesin içinde yankılanan sert sesiydi. Tribünler boştu, dünya durmuş gibiydi ama UFC durmadı.
Organizasyon yoluna devam etti ve bugün geldiği nokta, o günlerde kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar büyük.
Şimdi aynı organizasyon, Amerika Birleşik Devletleri'nin en sembolik noktalarından biri olan Beyaz Saray'ın bahçesinde tarih yazmaya hazırlanıyor.
14 Haziran'da düzenlenecek UFC Freedom 250 gecesi, yalnızca yeni bir dövüş kartı değil. Aslında bu organizasyon, karma dövüş sanatlarının son yirmi yılda geçirdiği dönüşümün en büyük simgelerinden biri.
Bir zamanlar niş bir organizasyon olarak görülen UFC, bugün milyonlarca kişinin takip ettiği küresel bir markaya dönüştü. Artık yalnızca spor sayfalarında değil, siyaset, ekonomi ve popüler kültür haberlerinde de kendine yer buluyor.
Bu noktaya gelinmesinde kuşkusuz organizasyonun yıldız isimlerinin büyük payı var. Chuck Liddell'in sert stili, Georges St-Pierre'in disiplini, Anderson Silva'nın estetik dövüşü, Jon Jones'un üstün yeteneği, Ronda Rousey'nin kadınlara açtığı yeni sayfa ve Conor McGregor'ın yarattığı küresel etki, UFC'yi sadece bir dövüş organizasyonu olmaktan çıkarıp dünya çapında bir fenomene dönüştürdü.
Belki de bu yüzden Beyaz Saray'ın çimlerine kurulacak sekizgen kafes birçok kişi için şaşırtıcı olsa da, UFC'nin geldiği noktayı düşündüğümüzde çok da sürpriz sayılmaz.
Elbette organizasyonun bu kadar ses getirmesinde ABD Başkanı Donald Trump'la UFC Başkanı Dana White arasındaki uzun yıllara dayanan yakın ilişkinin de etkisi büyük.
Trump yıllardır dövüş sporlarına ilgi duyuyor, geçmişte büyük boks organizasyonlarına ev sahipliği yapıyordu ve son yıllarda birçok UFC gecesinde kafes kenarında görüntülendi. Freedom 250 fikrinin de bizzat Trump'tan çıktığı belirtiliyor.
Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'nde inşa edilen yaklaşık 4 bin 500 kişilik özel arena, bu fikrin ne kadar iddialı olduğunu gösteriyor.
Sporcuların Oval Ofis tarafından yürüyerek kafese çıkacağı konuşulurken, Beyaz Saray'ın hemen güneyindeki Ellipse Parkı'na kurulacak dev ekranlardan ise onbinlerce kişinin karşılaşmaları ücretsiz izlemesi planlanıyor.
Ancak böylesine sıradışı bir organizasyonun tartışmaları da beraberinde getirmesi kaçınılmazdı.
En büyük soru işaretlerinden biri hava koşulları. Washington'da hafta sonu sıcaklığın 35 dereceye yaklaşması, yüksek nem ve yağmur ihtimali spor dünyasında endişe yaratıyor. UFC tarihindeki organizasyonların büyük bölümü kapalı salonlarda düzenleniyor. Bunun nedeni yalnızca seyirci konforu değil; dövüşçülerin performansı da sıcaklık, nem ve dış etkenlerden doğrudan etkileniyor.
Bu konuda en sert eleştirilerden biri de yıllardır UFC yayınlarının vazgeçilmez sesi olan Joe Rogan'dan geldi. Rogan, açık havada şampiyonluk maçlarının yapılmasına karşı olduğunu söylerken, böylesine önemli karşılaşmaların tamamen kontrol altında tutulan klimalı salonlarda gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu. Hatta organizasyonu "gereksiz bir gösteri" ve "güvenlik açısından riskli" olarak nitelendirdi.
Trump ise eleştirileri reddetmek yerine ilginç bir yanıt veriyor. Etkinliğin bir "gösteri" olduğu yönündeki yorumlara, "Hayatın kendisi de bir gösteri. Ama bu iyi bir gösteri ve bir daha asla yaşanmayacak bir deneyim" sözleriyle karşılık veriyor.
Aslında her iki tarafın da haklı olduğu noktalar var. Bir yanda sporcuların sağlığı ve performansı, diğer yanda ise tarihe geçecek benzersiz bir organizasyon fikri bulunuyor. Spor artık sadece sahada oynanan bir mücadele değil; aynı zamanda milyonlarca insanın takip ettiği dev bir eğlence endüstrisi.
Dövüş kartı da beklentileri karşılayacak kadar güçlü görünüyor. Gecenin ana maçında namağlup Gürcü yıldız Ilia Topuria'yla Amerikan dövüşçü Justin Gaethje hafif sıklet kemeri için karşı karşıya gelecek. Alex Pereira, Ciryl Gane, Sean O'Malley ve Michael Chandler gibi yıldız isimlerin de aynı organizasyonda yer alması geceyi yılın en dikkat çeken UFC etkinliklerinden biri haline getiriyor.
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde kurulan arenayı Eyfel Kulesi'ne benzetti (UFC)
Belki de en dikkat çekici ayrıntı şu: 6 yıl önce boş tribünlerin önünde sessizlik içinde yapılan maçlar sayesinde ayakta kalmayı başaran UFC, bugün Beyaz Saray'ın bahçesine kadar ulaşmış durumda. Pandemi döneminde yalnızca sporun devam etmesini sağlayan organizasyon, şimdi Amerikan siyasetinin kalbinde dünyanın gözünü üzerine çevirmeye hazırlanıyor.
Sonuçta 14 Haziran gecesi kazanan sadece kafesin içindeki dövüşçüler olmayabilir. Eğer organizasyon beklendiği gibi gerçekleşirse UFC, spor tarihine yalnızca yeni bir şampiyonluk gecesi değil, aynı zamanda "imkânsız" denilen bir organizasyonu gerçeğe dönüştüren marka olarak da geçebilir.
Ve belki de yıllar sonra insanlar o geceyi anlatırken maçın sonucundan önce şunu hatırlayacak: Bir zamanlar dünyanın en güçlü siyasi merkezlerinden birinin çimlerine gerçekten bir UFC kafesi kurulmuştu.
Kaynaklar: UFC, The Hill, Forbes
2026 Dünya Kupası: Beşiktaş'ın yıldızı Hyeon-Gyu Oh Güney Kore'ye 3 puanı getirdi!https://turkish.aawsat.com/spor/5283203-2026-d%C3%BCnya-kupas%C4%B1-be%C5%9Fikta%C5%9F%C4%B1n-y%C4%B1ld%C4%B1z%C4%B1-hyeon-gyu-oh-g%C3%BCney-koreye-3-puan%C4%B1-getirdi
2026 Dünya Kupası: Beşiktaş'ın yıldızı Hyeon-Gyu Oh Güney Kore'ye 3 puanı getirdi!
Güney Koreli Lee Han-beom, maçın ardından takım arkadaşı Park Jin-seob ile galibiyeti kutluyor. (Reuters)
2026 FIFA Dünya Kupası A Grubu'nda Güney Kore, perşembe günü Guadalajara'daki Akron Stadı'nda oynanan karşılaşmada Çekya'yı 2-1 mağlup ederek turnuvadaki ilk galibiyetini aldı.
Güney Kore'nin geri dönüşünde başrolü üstlenen Hwang In-beom, 67. dakikada beraberlik golünü kaydederken, 80. Dakikada Beşiktaş’ın forveti Oh Hyeon-gyu'nun attığı galibiyet golünün de asistini yaptı. Çekya'nın tek golü ise 59. dakikada ladislav Krejci'den geldi.
Grubun diğer maçında Güney Afrika'yı 2-0 mağlup eden ev sahibi Meksika, averajla liderliğe yükselirken, Güney Kore ikinci sıraya yerleşti.
Güney Kore, böylece Çekya karşısında Dünya Kupası finallerindeki ilk galibiyetini elde etti. İki takım daha önce oynadıkları üç hazırlık maçında birer galibiyet alırken, bir karşılaşma da beraberlikle sonuçlanmıştı.
44 bin seyirci kapasiteli Akron Stadı'nda bazı tribünlerin boş kaldığı gözlenirken, tribünlerde Meksikalı taraftarların yoğunluğu dikkat çekti. Karşılaşma öncesinde gözler, eski Tottenham yıldızı ve Los Angeles FC forması giyen Son Heung-min'in üzerindeydi. Tecrübeli futbolcu ilk yarıda etkili bir performans ortaya koysa da, galibiyet golü sonradan oyuna giren Oh Hyeon-gyu'dan geldi.
Güney Koreli Oh Hyeon-gyu, takımının ikinci golünü kaydediyor. (Reuters)
Güney Kore maçın ilk bölümünde üstün bir oyun sergiledi ve ilk yarım saatte 10'dan fazla gol girişiminde bulundu. Son Heung-min'in 39. dakikadaki şutu direğin hemen yanından auta giderken, kaleci Matej Kovar 49. dakikada Hwang In-beom ve Lee Jae-sung'ın tehlikeli girişimlerini önledi. Kovar, 59. dakikada Son'un bir başka şutunda da başarılı oldu.
Ancak oyunun genel akışının aksine, Çekya 59. dakikada öne geçti. Vladimir Coufal'ın uzun taç atışında Ladislav Krejci yükselerek yaptığı kafa vuruşuyla takımını 1-0 öne taşıdı.
Bu gole Güney Kore'nin cevabı gecikmedi. Hwang In-beom, 67. dakikada Lee Kang-in'in pasını kontrol ettikten sonra kaleci Kovar ve savunma oyuncusu Robin Hranac'ı geçerek topu aşırtma bir vuruşla ağlara gönderdi ve skoru eşitledi.
Teknik direktör, 69. dakikada Son Heung-min'i oyundan alarak yerine Beşiktaş forması giyen Oh Hyeon-gyu'yu sahaya sürdü.
Çekya, 77. dakikada Tomas Soucek'in kafa golü ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayıldı.
Karşılaşmanın kader anı ise 80. dakikada yaşandı. Gelişen organize atakta top sağ kanatta Hwang In-beom ile buluştu. Tecrübeli orta saha oyuncusunun ortasına Oh Hyeon-gyu, topu ağlara göndererek Güney Kore'yi 2-1 öne geçirdi.
Maçın son bölümünde Çekya beraberlik için baskı kursa da Güney Kore kalecisi Kim Seung-gyu kritik kurtarışlarıyla takımının galibiyetini korudu. Tecrübeli file bekçisi, 82. dakikada Adam Hlozek'in yakın mesafeden yaptığı vuruşu çıkarırken, uzatma dakikalarında Michal Sadilek'in şutunda da gole izin vermedi.
Bu sonuçla Güney Kore turnuvaya üç puanla başlarken, Çekya ilk maçından puansız ayrıldı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة