Kanatsız uçuş: Kayakla atlama hakkında her şey

Kayakla atlamada sporcular saatte 100 kilometre hızı aşabiliyor (Reuters)
Kayakla atlamada sporcular saatte 100 kilometre hızı aşabiliyor (Reuters)
TT

Kanatsız uçuş: Kayakla atlama hakkında her şey

Kayakla atlamada sporcular saatte 100 kilometre hızı aşabiliyor (Reuters)
Kayakla atlamada sporcular saatte 100 kilometre hızı aşabiliyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta motor sporları ve dövüş etkinliklerinden değil, adrenalinin doruk noktasına ulaştığı bir başka spor dalı olan kayakla atlamadan bahsedeceğiz. 

Kayakla atlama, kış sporları içinde hem tarihi hem de görsel etkisiyle en çarpıcı dallardan biri. Bir sporcunun onlarca metre yükseklikten kendini boşluğa bırakıp rüzgarla mücadele ederek süzülmesi, bu branşı yalnızca bir yarış değil, aynı zamanda bir cesaret gösterisine dönüştürüyor.

  
Kayakla Atlama Dünya Kupası da bu sporun geldiği noktayı görmek için en doğru adreslerden biri. Ancak bu noktaya gelene kadar kayakla atlama uzun bir yolculuktan geçti.

Kayakla atlamanın kökleri 19. yüzyıl Norveç'ine uzanıyor. İlk dönemlerde bu spor, bugünkü anlamda bir yarıştan çok, kimin daha uzağa atlayabildiğini görmek için yapılan yerel denemelerden ibaretti.

Ahşap kayaklar, basit rampalar ve neredeyse hiçbir güvenlik önlemi olmadan yapılan atlayışlar, sporun ne kadar riskli başladığını açıkça gösteriyor. Zamanla bu denemeler organize yarışlara dönüştü ve kayakla atlama, İskandinav ülkelerinin sınırlarını aşarak Avrupa'nın geri kalanına yayıldı.

Bu gelişimin en önemli dönüm noktalarından biri, 1925'te düzenlenen ilk Kayakla Atlama Dünya Kupası oldu. O dönemde yalnızca erkek sporcuların katıldığı bu organizasyon, kayakla atlamayı uluslararası bir spor haline getirdi.

İlk şampiyonalarda atlayış mesafeleri bugüne kıyasla oldukça kısa olsa da sporcuların cesareti ve rekabet duygusu bugünküyle yarışır düzeydeydi. Dünya Kupası, yıllar içinde hem sporcular hem de organizatörler için bir referans noktası haline geldi.

Erkekler Kayakla Atlama Dünya Kupası tarihine bakıldığında, bazı ülkelerin bu spora damga vurduğu hemen fark ediliyor. Norveç, Finlandiya, Avusturya ve Almanya, uzun yıllar boyunca hem teknik hem de sportif açıdan öne çıktı.

Özellikle Finlandiyalı Matti Nykanen, kayakla atlama dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri oldu. Nykanen'in Dünya Kupaları ve Olimpiyatlar boyunca sergilediği performans, bu sporun küresel popülaritesini ciddi şekilde artırdı. Onun ardından gelen nesiller, kayakla atlamanın sınırlarını biraz daha ileri taşımaya başladı.

Zaman içinde pistler büyüdü, tepe boyutları arttı ve sporcular daha uzun mesafelere ulaşmaya başladı. Bununla birlikte ekipman teknolojisi de ciddi bir değişim geçirdi.

Eski dönemlerde ağır ve kontrolü zor kayaklar kullanılırken, günümüzde daha hafif ve aerodinamik malzemeler öne çıkıyor.

Sporcuların giydiği tulumlar bile rüzgarla etkileşim göz önünde bulundurularak tasarlanıyor. Bu gelişmeler, performansı artırırken aynı zamanda kuralların da sıkılaşmasına neden oldu.

Kayakla atlamada kadınların Dünya Kupası sahnesine çıkması ise çok daha geç bir tarihte gerçekleşti.

Kadınlar, ilk kez 2009'da Kayakla Atlama Dünya Kupası'nda resmi olarak yarışma fırsatı buldu. Bu geç başlangıç, sporda uzun süre tartışma konusu oldu.

Ancak kadın kayakla atlamanın kısa sürede gösterdiği gelişim, bu tartışmaları büyük ölçüde geride bıraktı. Japonya, Almanya, Avusturya ve Norveçli sporcular, kadınlar kategorisinde üst düzey rekabetin oluşmasında başrol oynadı.

Kadın kayakla atlamanın simge isimlerinden biri olan Sara Takanashi, bu alandaki dönüşümün en net örneklerinden biri.

Dünya Kupası yarışlarında kırdığı rekorlar ve performansları, kadın sporcuların teknik ve fiziksel olarak bu branşta ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. Kadınlar yarışlarının şampiyona programına eklenmesi, yalnızca bir sportif gelişme değil, aynı zamanda kayakla atlamanın geleceği açısından da önemli bir adım oldu.

Kayakla Atlama Dünya Kupası, hem erkekler hem de kadınlar için benzer bir yarış yapısıyla ilerliyor. Normal tepe ve büyük tepe yarışları, sporcuların farklı koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğini ortaya koyuyor.

Takım yarışlarıysa bireysel yeteneklerin yanı sıra ülkelerin sistemli çalışmasının da ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Rüzgarın yönü, hızındaki küçük değişimler ve pistin durumu, yarışın kaderini saniyeler içinde değiştirebiliyor.

Bu yüzden kayakla atlama, yalnızca fiziksel güçle açıklanabilecek bir spor değil. Sporcular, atlayış sırasında vücut pozisyonlarını milimetrik hesaplarla ayarlamak zorunda kalıyor.

En ufak bir hata, metrelerce mesafe kaybı anlamına gelebiliyor. Dünya Kupası da tam olarak bu noktada devreye giriyor ve en istikrarlı, en soğukkanlı sporcuları öne çıkarıyor.

Kayakla atlamanın bugünkü haline ulaşmasında organizasyonların ve uluslararası federasyonların da payı büyük.

Güvenlik önlemleri yıllar içinde ciddi şekilde artırıldı. Pist tasarımları, sporcuların iniş sırasında daha kontrollü bir şekilde yere basmasını sağlayacak biçimde geliştirildi.

Aynı zamanda ekipman kontrolleri sıkılaştırıldı ve herkes için eşit koşullar yaratılmaya çalışıldı. Bu sayede spor, geçmişe kıyasla çok daha güvenli bir yapıya kavuştu.

Kayakla atlama dışarıdan bakıldığında kısa bir koşu, bir sıçrayış ve ardından süzülmeden ibaret gibi görünebilir. Oysa işin teknik tarafı, atlayışın her saniyesine yayılan karmaşık bir denge ve kontrol sürecine dayanıyor. Bir sporcunun havadayken ne kadar ileri gideceğini belirleyen şey yalnızca gücü değil; hız, vücut pozisyonu, kayak açısı ve rüzgarla kurduğu ilişki oluyor.

Her şey pistin başında, iniş rampasına girmeden önce başlıyor. Sporcu, mümkün olan en dengeli ve ritmik kaymayla maksimum hıza ulaşmaya çalışıyor. Bu noktada amaç, hızlanırken vücudu gereksiz yere hareket ettirmemek. En ufak bir dengesizlik, rampa sonunda yapılacak sıçramayı doğrudan etkiliyor.

Sporcular, rampaya yaklaşırken dizlerini hafif kırık tutuyor ve gövdeyi öne doğru sabit bir açıyla konumlandırıyor. Bu duruş, sıçrama anında gücün doğrudan kayaklara aktarılmasını sağlıyor.

Sıçrama, yani "take-off" anı, uçuşun kaderini belirleyen en kritik nokta. Sporcu, rampanın ucunda kayakları pistten ayırırken ne çok erken ne de geç davranabiliyor.

Erken sıçrama, hız kaybına yol açarken; geç sıçrama, açıyı bozarak havalanmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle sporcular, rampanın ucundaki milimetrik noktayı defalarca antrenman yaparak ezberliyor. Bacaklardan gelen itiş, gövde ve kalça pozisyonuyla birleştiğinde sporcu havaya düzgün bir şekilde yükseliyor.

Havalanma sonrası başlayan uçuş evresi, kayakla atlamanın görsel açıdan en tatmin edici ama aynı zamanda en teknik bölümü. Günümüzde neredeyse tüm sporcular "V stili" adı verilen tekniği kullanıyor.

Bu teknikte kayaklar önde açılarak V harfi şeklini alıyor. Kayakların bu şekilde açılması, havayla temas yüzeyini artırıyor ve sporcuya daha fazla kaldırma kuvveti sağlıyor.

Ancak V stilinin etkili olabilmesi için kayakların açısı, sporcunun vücut pozisyonuyla uyum içinde olmalı. Aksi halde bu avantaj hızla dezavantaja dönüşebiliyor.

Uçuş sırasında gövde neredeyse kayaklarla paralel hale geliyor. Sporcu, göğsünü kayaklara yaklaştırarak havayı "yakalamaya" çalışıyor. Kollar genellikle vücuda yakın tutuluyor, çünkü açılan kollar hava direncini artırarak dengeyi bozabiliyor.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Viessmann FIS Ski Jumping World Cup (@fisskijumping)'in paylaştığı bir gönderi

Başın pozisyonu da büyük önem taşıyor. Sporcu genellikle bakışlarını ileriye sabitliyor ve boynu mümkün olduğunca sabit tutuyor. Bu duruş, hem aerodinamik yapıyı koruyor hem de havadayken ani hareketlerin önüne geçiyor.

Rüzgar, uçuş kontrolünde en büyük dış etkenlerden biri. Karşıdan gelen hafif bir rüzgar, sporcunun daha uzun süre havada kalmasına yardımcı oluyor. Yandan esen rüzgarlarsa dengeyi ciddi şekilde zorlayabiliyor.

Bu nedenle sporcular, havadayken küçük vücut hareketleriyle dengeyi sürekli ayarlıyor. Dizlerin ve ayak bileklerinin çok küçük hareketleri, kayakların açısını ve yönünü kontrol etmeye yardımcı oluyor. Bu ayarlamalar dışarıdan fark edilmese de uçuşun birkaç metre daha uzamasını sağlayabiliyor.

İnişe yaklaşırken uçuş tekniği yeniden değişiyor. Sporcu, yavaş yavaş V stilini daraltıyor ve kayakları birbirine yaklaştırıyor. Amaç, yere en stabil şekilde temas etmek. İniş sırasında ağırlık genellikle öne veriliyor ve dizler darbe emici bir görev üstleniyor. Denge kaybı yaşanmaması için gövde hafif öne eğik tutuluyor. Hakemler, inişin temizliğine ve sporcunun dengesini koruyup korumadığına özellikle dikkat ediyor.

Kayakla atlamada kullanılan ekipman da uçuş kontrolünün önemli bir parçası. Kayakların uzunluğu, sporcunun boyu ve kilosuna göre belirleniyor. Çok uzun kayaklar daha fazla kaldırma sağlarken, kontrolü zorlaştırabiliyor. Tulumlarsa rüzgarı belirli bir şekilde yönlendirecek biçimde tasarlanıyor ancak kurallar bu konuda son derece katı. Tulumun vücuda tam oturması gerekiyor; fazla bol kıyafetler avantaj sağladığı için kabul edilmiyor.

Tüm bu teknik detaylar, kayakla atlamayı reflekslerden çok bilgi ve tekrar üzerine kurulu bir spor haline getiriyor. Uçuş sırasında yapılan her küçük ayar, yıllar süren antrenmanların ve sayısız denemenin sonucu. Dünya Kupası gibi üst düzey organizasyonlarda fark yaratan da tam olarak bu oluyor: Havadayken sakin kalabilen, vücudunu rüzgarla uyum içinde yönlendirebilen ve inişi temiz yapabilen sporcular, birkaç metrelik farklarla zirveye çıkıyor.

Kayakla atlamada uçuş, boşluğa bırakılan bir an değil, başından sonuna kadar kontrol edilen, hesaplanan ve hissedilen bir süreç. Sporcu pistten ayrıldığı anda işi bitmiyor, asıl mücadele tam da o anda başlıyor.

Kış sporları Eurosport kanallarından takip edilebiliyor.

Kaynaklar: Red Bull, TKF, FIS



Barcelona'nın 22'lik yıldızına Manchester United talip

Barcelona'nın sol beki Alejandro Balde, Manchester United'ın radarında (Reuters)
Barcelona'nın sol beki Alejandro Balde, Manchester United'ın radarında (Reuters)
TT

Barcelona'nın 22'lik yıldızına Manchester United talip

Barcelona'nın sol beki Alejandro Balde, Manchester United'ın radarında (Reuters)
Barcelona'nın sol beki Alejandro Balde, Manchester United'ın radarında (Reuters)

Barcelona'nın 22 yaşındaki sol beki Alejandro Balde, yaz transfer döneminin sona ermesine kısa süre kala Katalan kulübünden ayrılması muhtemel oyuncuların başında geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Katalonya merkezli Mundo Deportivo gazetesinden aktardığı habere göre Balde, pazartesi günü takımının gerçekleştirdiği idmana katılmasına rağmen Elche maçında forma giymemesi, oyuncunun kulüpten ayrılabileceği yönündeki ihtimali güçlendirdi. Çok sayıda kulübün de Balde'yi kadrosuna katmakla ilgilendiği belirtildi.

Haberde, bu kulüpler arasında Manchester United'ın öne çıktığı ve İngiliz ekibinin Barcelona'nın genç oyuncusunun sahip olduğu özelliklere sahip bir sol bek arayışında olduğu ifade edildi.

Ancak ESPN, Manchester United'ın Balde'yi bonservisiyle transfer etmek yerine kiralama seçeneğine daha sıcak baktığını bildirdi. Bu durum ise oyuncuyu satmayı tercih eden Barcelona'nın beklentileriyle örtüşmüyor.

Barcelona'nın Balde'nin ayrılığına karşı çıkmayacağı, ancak Katalan kulübünün sol bek transferi yapmak veya hücum hattını güçlendirmek için kullanabileceği yüksek bir bonservis bedeli elde etmek istediği kaydedildi.

Balde'nin menajeri Jorge Mendes'in ise transfer görüşmelerini hızlandırmak amacıyla her iki kulübün yöneticileriyle temas halinde olduğu belirtildi.

Mundo Deportivo ayrıca Barcelona'nın Joao Cancelo'yu kadrosuna katması ve Xavi Espart'ın Elche karşısında ilk 11'de sahaya çıkmasının, Balde'nin bu sezon düzenli olarak ilk 11'de forma giyme şansını etkileyebilecek iki gelişme olduğuna dikkat çekti.


Martinelli'ye Suudi Arabistan'dan servet değerinde teklif

Brezilyalı Gabriel Martinelli'nin Al Hilal'e transferi yakın (Reuters)
Brezilyalı Gabriel Martinelli'nin Al Hilal'e transferi yakın (Reuters)
TT

Martinelli'ye Suudi Arabistan'dan servet değerinde teklif

Brezilyalı Gabriel Martinelli'nin Al Hilal'e transferi yakın (Reuters)
Brezilyalı Gabriel Martinelli'nin Al Hilal'e transferi yakın (Reuters)

Brezilyalı yıldız Gabriel Martinelli, Arsenal'den Al Hilal'e transfer olma ihtimalini değerlendiriyor. The Times gazetesine göre Suudi kulübü, 25 yaşındaki oyuncuya yıllık 12 milyon sterlini aşan, yaklaşık 16,2 milyon dolar (60,8 milyon riyal) maaş teklif etti.

Al Hilal, Brezilyalı kanat oyuncusunun transferi için yaklaşık 50 milyon sterlin (67,4 milyon dolar / 252,8 milyon riyal) değerinde bir teklif sundu. Arsenal henüz bu teklifi kabul etmezken Martinelli ve ailesinin Suudi Arabistan'a transfer fikrine karşı olmadığı belirtiliyor.

25 yaşındaki oyuncu, bu sezon Arsenal'in ilk iki maçının kadrosuna alınmadı. Martinelli geçen sezon ligde yalnızca bir gol atarak Arsenal'e katıldığından bu yana en düşük gol sayısına ulaştı.

Al Hilal, Portekizli Pedro Neto'nun transferinin gerçekleşmemesi halinde Martinelli'yi kadrosuna katmak için ikna etmeye çalışıyor. Chelsea'nin Neto için yaklaşık 100 milyon sterlin (134,8 milyon dolar / 505,5 milyon riyal) bonservis bedeli talep ettiği belirtiliyor.

Martinelli'nin Arsenal ile sözleşmesinin sona ermesine bir yıl kaldı. Brezilyalı oyuncu halen haftalık yaklaşık 180 bin sterlin (243 bin dolar / yaklaşık 911 bin riyal) kazanıyor. Londra ekibinin sözleşmeyi bir sezon daha uzatma opsiyonu bulunuyor.

Galatasaray da bu ay içinde Martinelli için yaklaşık 38 milyon sterlin (51,2 milyon dolar / 192 milyon riyal) değerinde bir teklif sunarken, Bayern Münih'in ise geçen yaz daha düşük bir teklif yaptığı belirtildi.

Öte yandan The Times, Al Hilal'in Aston Villa'nın forveti Ollie Watkins'i transfer etmek için 40 milyon sterlin (53,9 milyon dolar / 202 milyon riyal) teklif ettiğini bildirdi. Suudi kulübünün transferi önümüzdeki birkaç gün içinde tamamlamayı umduğu kaydedildi.


Tottenham patronu De Zerbi: Takım değiliz

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Tottenham patronu De Zerbi: Takım değiliz

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Tottenham menajeri Roberto De Zerbi, çehresi değişen kadrosunun henüz "bir takım olmadığını" belirterek, yaz transfer döneminden sonra tam formuna henüz kavuşamayan üç oyuncunun adını verdi.

Tottenham transfer döneminde büyük harcamalar yaptı ve Savinho'nun transferiyle 300 milyon sterlin (yaklaşık 19,6 milyar TL) eşiğini geçmesi bekleniyor. Buna rağmen Spurs, ligdeki ilk maçında Brentford'a karşı 3-0'lık ağır bir yenilgi alarak hayal kırıklığı yaşadı.

De Zerbi, "Birçok nedenden dolayı henüz bir takım olmadığımızı düşünüyorum" dedi.

Fiziksel açıdan henüz istediğimiz seviyede değiliz. Ama bu bir bahane değil. Yeni bir proje inşa ederken zamana ihtiyacımız olduğunu bahene etmek istemiyorum ancak bu sorunların üstesinden gelmeliyiz. Oyuncularıma, kulübüme ve kendime inanıyorum. İyi çalıştığımızı düşünüyorum ama Premier Lig'in başlangıcına hazır hale gelmekte geciktik. Bu konuda hızla gelişmemiz gerekiyor. Bugün daha iyi mücadele edebilirdik ve çok fazla ikili mücadele kaybettik. Hedefimiz takım haline gelmek. Takım ruhunu ve özünü bulmak zaman alan bir süreç. 

De Zerbi, Tottenham'ın yaz transfer döneminde kadrosuna kattığı 6 oyuncudan 5'ine ilk kez forma şansı verdi ancak "Marcos Senesi, Jan Paul van Hecke ve Sandro Tonali'nin fiziksel açıdan en iyi durumda olmadıklarını" söyledi. Senesi ve Van Hecke sırasıyla Arjantin ve Hollanda'yla Dünya Kupası'nda yer almıştı.

Takımının fiziksel durumu hakkında De Zerbi şunları ekledi:

Bunu maçtan önce biliyorduk. Bunun yanı sıra organizasyon ve pres gibi birçok alanda gelişmemiz gerekiyor.  Hızlı bir şekilde gelişebiliriz ancak önce bu oyunu daha iyi anlamamız gerekiyor. Fiziksel durumlarını ve takıma yeni katıldıklarını biliyorum. Ancak daha fazlasını ortaya koymalıyız. Daha çok mücadele etmeliyiz. Oyuncular, onlara çok güvendiğimi biliyor ve hızlı bir şekilde gelişmeyi umuyoruz.

Öte yandan Brentford etkileyici bir performans sergiledi ve Keith Andrews, kulüp rekoru kıran 41 milyon sterlinlik (yaklaşık 2,7 milyar TL) orta saha oyuncusu Mamadou Sangare'nin etkisini övdü.

Birçok açıdan oldukça etkileyici. Sezon öncesi hazırlık dönemine bakarak neyle karşılaşacağınızı asla tam olarak bilemezsiniz. Ama iyi bir konumda olduğumuzu hissettik ve oldukça iyi bir performans sergiledik. Umarım [Sangare] bu tür performansları sürdürür. Onunla çalışmak güzel ve kulüp bu transferi gerçekleştirdiği için büyük övgüyü hak ediyor çünkü başka bir takıma gidebilirdi. Zaten kaliteli olan orta sahamıza güç katıyor. Bugünkü performansından gerçekten keyif aldım. Farklı bir lige ve dile nasıl uyum sağlayacağını önceden tam olarak kestirmek mümkün değil ama o mütevazı ve son derece hırslı bir genç. 

Independent Türkçe